Miras Hukuku

Gerçek bakım, diğer çocuklara dengeli paylaşım ve makul temlik oranıyla muvazaanın reddi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2026/1400 E., 2026/5912 K., 7 Eylül 2026

Kararın tam metnine geçin

KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA

Kararın konusu ve hukuki mesele

Ölünceye kadar bakma devrinde mal kaçırma amacıyla gerçek bakım karşılığının somut delillerle ayrılması

Diğer mirasçılar babalarının bir daireyi kızına ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle devrinin gizli bağış olduğunu ileri sürmüştür. Alt mahkemeler kızın fiili bakımını, murisin diğer çocuklarıyla ilişkisini, önceki dengeli paylaşımı ve devredilen taşınmazın terekeye göre makul oranını gözeterek mal kaçırma iradesini kanıtlanmamış bulmuştur. Sözleşme tarihinde mutlaka bakıma muhtaç olma zorunluluğu da aranmamıştır. Ret 1. Hukuk Dairesince onanmıştır. Sonuç yalnız ekonomik durumu iyi veya çocuklarıyla ilişkisi iyi her murisin devrinin geçerli olduğu şeklinde genellenemez; bakım amacı ve somut paylaşım birlikte değerlendirilmiştir.

Kararın sonucu

Muvazaa kanıtlanamadığı için tapu iptal/tescil ret kararının oybirliğiyle onanması

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

1. Hukuk Dairesi 2026/1400 E. , 2026/5912 K.

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1428 E., 2025/3304 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/29 E., 2024/209 K.

Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacılar vekili; müvekkillerinin davalı ile kardeş olduklarını, tarafların anneleri ... ...'nin 2016 yılında öldüğünü, babaları ...'nin ise 25.09.2022 tarihinde öldüğünü, ...'nin eşi öldükten sonra zamanının büyük bir kısımını ... köyünde geçirdiğini, kış aylarında ise Edirne Merkez'de bulunan evinde yaşadığını, ...'nin ekonomik durumunun çok iyi olduğunu, ... köyünde bir çok tarlası ve evi, Edirne Merkez'de iki evi ve emekli maaşı olduğunu, ekonomik olarak bir sıkıntısının bulunmadığını, muris ...'nin ölümünden sonra varisler kendi aralarında kalan mirası paylaştıklarını ancak Edirne ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi 6 51... parsel 1. kat 6 numaralı dairenin 07.05.2019 tarihinde ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalı ...'e hukuksuz bir şekilde devredildiğini, bu devrin gerçek bir ölünceye kadar bakma sözleşmesi değil aslında bir bağış işlemi olduğunu, gerçek işlemi gizlemek amacıyla ölünceye kadar bakma anlaşması şeklinde düzenlendiğini, bu dairede uzun yıllar boyunca kiracı oturduğunu, buradan alınan kiranın davalı ...'e verildiğini, daha sonra ise dava konusu dairede davalının kızı ...'un ailesi ile birlikte yaşadığını ve kira bedeli ödemeksizin oturduğunu, ...'in dul oluşu ve kızı dışında bir oğlunun da olması gibi durumlardan dolayı murisin aslında bağışlamak için verdiği dava konusu dairenin ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile devredildiğini, temlikin bozulmaması için kendilerince tedbir alındığını, bu işlemin muris ve davalı tarafından diğer davacı varislerden mal kaçırmak maksadı ile yapıldığını, murisin bakıma ihtiyacı gerektirir bir durumunun söz konusu olmadığını, genel sağlığının yerinde olduğunu, ölümünden önceki iki yılda birkaç kez hastaneye yattığında yanında sadece davacıların kaldığını, davalının ise torununa baktığından ötürü murisin yanınında hastanede kalamadığını belirterek dava konusu 6 51... parsel, 1. kat, 6 nolu dairenin tapu kaydının iptali ile mirasçılık belgesinde gösterilen payları oranında davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; ölünceye kadar bakma sözleşmesinin yapıldığı tarihte murisin seksen iki yaşında olduğunu, eşinin kendisinden önce 2016 yılında öldüğünü, yaşı gereği kendi beslenme ve üst baş temizliği gibi gereksinimlerini karşılaması zor olan bir kişi olduğunu, bu nedenle murisin eşinin ölümünden sonra gereksinimlerini davalı müvekkili tarafından karşılandığını, davacıların hiç birinin Edirne Merkez'de ikamet etmediğini, murisi yaşı gereği bakım gereksinimi dışında kalp ve böbrek rahatsızlıkları olması sebebiyle Edirne ...... Hastanesi, Edirne ... ve Edirne ... Hastanesinde tedavi gördüğünü, yatarak tedavilerin tümünde refakatçı olarak davalı müvekkilinin kaldığını ve muris ile ilgilendiğini, ölünceye kadar bakma akdinin yapıldığı tarihte seksen iki yaşında ve dul oluşu, yaşının gereği olan sağlık sorunları dışında böbrek yetmezliği ve kalp yetmezliği sorunları olduğunu ve akit ile devrettiği taşınmaz dışında elinde kalan mal varlığının miktarı ve temlik edilen malın tüm mamelekine oranı kıyaslandığından temlik edilen malın makul sayılacak sınırda olduğunu, mal kaçırma amacıyla hareket ettiğinden söz edilebilmesinin de mümkün olmadığını belirterek haksız ve yasal dayanaktan yoksun olması sebebiyle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; murisin taşınmazlarını dört kızı arasında paylaştırarak dengeli bir şekilde taksim yaptığı, murisin eşinin de vefat ettiği dikkate alındığında tüm işlerini bir kadın desteği almadan yapabilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, dinlenen davalı tanıklarınca murisin ihtiyaçlarının davalı tarafından karşılandığının beyan edildiği, ölünceye kadar bakma akdinde sözleşmenin yapıldığı tarihte bakıma muhtaç olmasının şart olmadığı, murisin özellikle eşi olmayan kızı ...'nin kendisine bakacağına inanarak bu sözleşmeyi yaptığı, gerek davacı gerek davalı tanıklarının beyanları dikkate alındığında murisin tüm çocuklarıyla görüştüğü, hiç biriyle arasında bir sorun olmadığı, bu haliyle murisin diğer çocuklarınında mal kaçırma amacını taşıyacak bir sosyolojik durumun bulunmadığı, davalıya devredilen taşınmazın değerinin terekesine oranla makul seviyede kaldığı, murisin mal kaçırma gibi bir amacı olsa daha fazlasını devretme imkanı bulunduğu, mal kaçırma kastının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesince tüm delillerin toplandığı, değerlendirilip tartışıldığı, kabul ve reddediliş sebeplerinin gerekçeleriyle açıklandığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir hususa da rastlanmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 15.898,28 TL fazla alınan peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.09.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Kararın kaynağı

Kaynağın kontrol tarihi

Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.

Kaynak bütünlük bilgisi

SHA-256: 54d12fe2997df7af7366ab4129e8566aa16cfb7615624fa230b6cf4251cfcb21

← Yargıtay kararlarına dönün