KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA
Kararın konusu ve hukuki mesele
Yakın akrabaya satışta düşük tapu bedelinin ve satış ihtiyacının bulunmamasının mal kaçırma amacını tek başına kanıtlayıp kanıtlamadığı.
İlk derece mahkemesi, toruna devredilen taşınmazın tapu bedeliyle gerçek değeri arasındaki farkı ve ödeme araştırmasını değerlendirerek muvazaa talebini kabul etmiştir. Bölge adliye mahkemesi ise davacı tanığının devir ve ödeme hakkında yeterli bilgi vermediğini, bedel farkının tek başına belirleyici olmadığını ve ispat yükünün davalıya ters çevrilemeyeceğini açıklamıştır. Mirasçılardan mal kaçırma amacı kanıtlanmadığından ret hükmü kurmuş; ivazsızlık da kanıtlanamadığı için tenkis istemini reddetmiştir. Yargıtay bu sonucu onamıştır.
Kararın sonucu
İlk derece kabulü yerine kurulan tapu iptali ve tenkis taleplerinin reddine ilişkin istinaf kararının onanması.
RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
Resmî metinde açık kalan özel kişi adı gizlenmiştir; özgün kaynak korunmuştur. İlk derece mahkemesinin bedel farkıyla kabul gerekçesi nihai sonuç değildir. Yargıtayın onadığı karar, istinafta yeniden kurulan ret hükmüdür.
1. Hukuk Dairesi 2025/6183 E. , 2026/4599 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1168 E., 2025/1512 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/727 E., 2021/637 K.
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil, olmazsa bedel, aksi takdirde tenkis istemine ilişkindir.
Davacı vekili; müvekkilinin babası olan muris ...'in maliki olduğu Muğla, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 03... parsel sayılı taşınmazı davalı torununa satış suretiyle devrettiğini, bu işlemin davalının annesi ... ile birlikte murisin evinde kalırken danışıklı olarak yapıldığını, murisin emekli aylığının davalının annesi ... tarafından alındığı ve müvekkilince de bakım hususunda yardım edildiği halde davalı ve annesinin bu yola tevessül ettiğini, murisin taşınmaz satmasını gerektirir ekonomik bir ihtiyacının olmadığını, zira gelir getiren başkaca taşınmazları ve emekli maaşı bulunduğunu, murisin felçli ve koah hastası olması nedeniyle bakım aylığı bağlatabileceği halde ihtiyaç duymadığını, davalının çalışmadığını, satış nedeniyle murisin hesabında bir artış olmadığını, temlikin muvazaalı olduğunu ileri sürerek taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının müvekkilinin miras hissesi oranında iptali ile müvekkili adına tesciline ya da fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 50.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tazminine, bu istem yerinde görülmediği takdirde tasarrufun tenkisine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; murisin ölümünden önceki 4 yılı felçli ve yatağa bağlı olarak sürdürdüğünü, bu süreçte murise müvekkili ile dava dışı annesi ... 'ın baktığını, ancak dava konusu taşınmazın müvekkili tarafından para karşılığı satın alındığını, müvekkiline muris dedesi ... 'dan (babasının babası) yüklü bir miras kaldığını, dolayısıyla dava konusu taşınmazı alabilecek maddi gücünün mevcut olduğunu, davacının iddiasında da belirttiği üzere murisin tapuda yapılan satış ve tescil tarihi itibariyle bu satıştan elde edilecek gelire ihtiyacı olmadığını, zira taşınmazın bedelinin tapu devir tarihinden yaklaşık 4-5 sene önce murise ödendiğini, tescil işleminin sonradan yapıldığını, murisin oğlu ...'in düğününü yapmak ve onun için inşa ettirdiği evi tamamlamak için paraya ihtiyacı olduğunu, bu nedenle taşınmazı satılığa çıkardığını, ancak alıcı çıkmadığını, taşınmazın müvekkili tarafından satın alındığını, taşınmazın bedelinin murise işlemden 4-5 yıl önce o tarihte reşit olmayan müvekkili [kişi adı gizlendi]'ın annesi tarafından ödendiğini, murisin taşınmazı bizzat müvekkiline devretmek istediği için davalının 18 yaşını doldurmasını beklediğini ancak murisin rahatsızlığının da artması sebebiyle 09.05.2018 tarihinde temlikin yapıldığını, devrin gerçek bir satış olduğunu, muvazaanın söz konusu olmadığını, davacının muristen kendisine intikal eden mal varlığı ile saklı payını fazlasıyla alabilecek durumda olduğunu, tenkis talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; murisin ölümünden kısa bir süre önce 09.05.2018 tarihinde dava konusu yeri davalı torununa tapuda satış yolu ile devrettiği, taşınmazın tapudaki satış değerinin gerçek değerinden oldukça düşük olduğu, bu aşırı farkın muvazaayı ispatladığı, dinlenen davacı tanığının bu iddiaları doğruladığı, davalı tanıklarınca davalı tarafından murise eski tarihlerde ödeme yapıldığı ve bu ödemelerin tapu devrine mahsup edildiği söylenmiş ise de devir tarihinde gösterilen bedelle herhangi bir şekilde uyum olmadığı, murisin eşine ait ... yaylasındaki yerin de değerinin pek az olduğunun davalı tanıklarınca beyan edildiği, murisin dava konusu yeri ihtiyaç nedeniyle sattığının da ispatlanamadığı, satış sonrası tahsil ettiği bedel oranında zenginleştiğinin de dosya kapsamında ki delil ve araştırmalardan anlaşılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafın bildirdiği ve keşifte dinlenen tanık ... , taşınmazı muris adına kayıtlı olarak bildiğini, devrin ne sebeple ne şekilde yapıldığını, karşılığında para alınıp alınmadığını bilmediğini, kayınpederi olan murisin başkaca taşınmazlarının olduğunu, paraya ihtiyacı olmadığını beyan ettiği, muris ...'in diğer mirasçıları olması sıfatıyla kendilerinin de miras hakkı bulunan davalı tanıkları ..., ..., ... ise murisin, davalının annesi ...'den aldığı para karşılığı taşınmazı devrettiğini beyan ettikleri, somut uyuşmazlıkta davacı tanığının murisin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla temliki yaptığına dair hükme yeterli açıklamada bulunmadığı, bedeller arasındaki aşırı oransızlığın ise tek başına muvazaanın kanıtı olmadığı, ispat yükü üzerinde olan davacının öncelikle temlikin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapıldığını kanıtlaması gerektiği, bir diğer ifadeyle Mahkemece ispat yükü ters çevrilerek davalıya devrin muvazaalı olmadığını kanıtlamak külfeti yüklenemeyeceği, toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının, temlikin mal kaçırma kastıyla yapıldığına dair iddiasını kanıtlayamadığı, Mahkemece muris muvazaası nedenine dayalı taleplerin reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğu, bu nedenle kararın kaldırılması gerekmekte ise de bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden yeniden hüküm kurulduğu, bu kapsamda davacının terditli tenkis talebinin değerlendirildiği, somut uyuşmazlıkta davacının muris muvazaası davasının reddedildiği, muris tarafından yapılan temlikin ivazsız olduğunun kanıtlanamadığı gözetildiğinde davacının tenkis isteminin de yerinde görülmediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına esas hakkında yeniden hüküm kurmak suretiyle tapu iptali tescil ve tenkis istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Kaynağın kontrol tarihi
Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.
Kaynak bütünlük bilgisi
SHA-256: 55e75f793a937b8de5144930337c22995da0ab30180de2b9d4c1fd9e4d5fff50
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← Yargıtay kararlarına dönün