Miras Hukuku

İkinci alıcının bedel ödemesine rağmen komşuluk ve bilgi emareleriyle iyiniyetli sayılmayarak tapunun iptali

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2025/1502 E., 2026/4671 K., 9 Haziran 2026

Kararın tam metnine geçin

KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA

Kararın konusu ve hukuki mesele

Sonraki alıcının gerçek satış yapmasının tek başınaTMK 1023 koruması sağlamaması

Muris oğluna muvazaalı devir yapmış, oğul ölümden kısa süre sonra daireyi başka kişiye satmıştır. İlk derece ikinci satıştaki ödeme ve sözleşmeyle alıcıyı koruyup ilk devralandan bedel vermiştir. BAM alıcının annesinin aynı binada uzun süre oturması, komşuların bilgisi ve basit araştırmayla öğrenme imkanını birlikte değerlendirerek iyiniyet bulunmadığını kabul edip tapu iptali vermiştir. 1. Hukuk Dairesi bu sonucu onamıştır. Gerçek bedel ödemesi tek başına yolsuzluğu bilen/bilmesi gereken alıcıyı korumaz; ancak salt komşuluk da her olayda otomatik kötüniyet değildir. Somut bilgi ve işlem emareleri birlikte esas alınmıştır.

Kararın sonucu

Bedel çözümü yerine ikinci alıcıya karşı pay oranında tapu iptali kuran BAM kararının oybirliğiyle onanması

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

1. Hukuk Dairesi 2025/1502 E. , 2026/4671 K.

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1115 E., 2024/2512 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 32. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/282 E., 2021/851 K.

Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa bedel isteğine ilişkindir.

Davacı; murisi ...'ın 5744 (11304) ada 147 parsel sayılı taşınmazdaki 4 nolu bağımsız bölümünü mirastan mal kaçırmak amacıyla oğlu davalı ...'a satış suretiyle temlik ettiğini, ...'ın da murisin ölümünden 14 gün sonra aynı apartmanda oturan ve muvazaalı satış işlemini çok iyi bilen dava dışı ... ... ..'nın kızı davalı ...'a devrettiğini, davalı ...'ın ediniminin iyiniyetli olmadığını ileri sürerek miras payı oranında tapu iptali ve tescile, mümkün olmazsa taşınmaz bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı ...; kız kardeşi olan davacının ve eşinin borçlarının muris tarafından ödendiğini, davacının eşinin 20 yıl boyunca murisin emekli maaşını çektiğini ve murise eksik ödeme yaptığını, 2010 yılından sonra muris babasıyla oturmaya başladığını, evin bütün giderlerini ve annesinin sağlık masraflarını karşıladığını, bu nedenlerle, herhangi bir talebi ve telkini olmadan babasının taşınmazı kendisine verdiğini, taşınmazın satışından davacının bilgisinin olduğunu, taşınmazı diğer davalı ...'a bedeli karşılığında devrettiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.

Davalı ...; taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını, iyiniyetli 3. kişi konumunda olduğunu belirtip davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; satış işlemi sırasında murisin yaşlı olduğu, dava konusu taşınmazı satmasını gerektirecek bir ihtiyacının bulunmadığı, ekonomik durumunun iyi olduğu, herhangi bir kişi ya da kuruma borcunun olmadığı, çok masraf gerektiren sağlık sorunlarının bulunmadığı, murisin devir işleminden sonra herhangi bir yatırım yapmadığı, malvarlığının aktifinin artmadığı, davalı ...'ın taşınmazı satın alabilecek maddi gücünün olmadığı, murisin taşınmazını kızı davacıdan mal kaçırmak kastı ile oğlu davalıya devrettiği, diğer davalı ...'ın bu durumu bilmediği, davalılar arasında Taşınmaz Satış Sözleşmesi imzalandığı, davalı ...'ın sözleşmeyi imzaladıkları gün Davalı ...'a kapora verdiği, davalı ...'ın banka hesabına ödeme yapıldığı, keşif tarihi itibarıyla taşınmazda kiracının bulunduğu, kira parasının davalı ...'ın eşi dava dışı ...'e ödendiği, davalılar arasında yapılan taşınmaz satışının ivazlı ve gerçek olduğu gerekçesiyle tapu iptali ve tescil isteğinin reddine, davacının bedel isteğinin davalı ... yönünden kabulüne, davalı ... yönünden ise reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; muris tarafından dava konusu taşınmazın davalı ...'a temlikinin muvazaalı olduğu anlaşıldığından davalı ...'ın istinaf itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı ...'ın istinaf başvurusu esastan reddedilmiş; ikinci el konumunda bulunan davalı ...'ın annesinin dava konusu taşınmazda uzun yıllardır ikamet ettiği, durumun komşuları tarafından kendisine anlatıldığı, davalı ..., taşınmazı ikamet etmek için eşi ile birlikte aldıklarını savunmuş ise de taşınmazın kiraya verilmek suretiyle kullanıldığı, kaldı ki basit bir araştırma ile temlikin muvazaalı yapıldığını öğrenmelerinin mümkün olduğu, tüm bu hususlar birlikte gözetildiğinde davalı ...'ın temlikin muvazaalı olduğunu bilen veya bilmesi gereken kişi konumunda bulunduğu, ediniminin iyiniyetli olmadığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı, tapu iptali ve tescil isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davacının tapu iptali ve tescil isteğinin kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; duruşma günü olarak saptanan 09.06.2026 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, bilahare dosya incelenerek gereği düşünüldü. - K A R A R -

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 10.869,41 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Temyiz edilen davacı vekili duruşmaya katılmadığından lehine duruşma vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Kararın kaynağı

Kaynağın kontrol tarihi

Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.

Kaynak bütünlük bilgisi

SHA-256: 63c8516cdc0f3a619885f8ba66774608c7810ff7376d28e265794f239fe95c21

← Yargıtay kararlarına dönün