İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

İşçilik Alacaklarında Belirsiz Dava Sınırı

İşçinin dava açarken alacak miktarını belirleyebilme imkanı, kısmi dava ve belirsiz alacak davası ayrımı. İnceleme, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin E. 2025/9347, K. 2026/864 sayılı kararı ışığında delil ve usul ölçütlerini açıklar.

Sorumlu yazarAv. Ali Armağan KILIÇ
Yayın tarihi
Son güncelleme
Okuma süresi1.856 kelime · 9 dk

Kapsam

İnceleme, belirsiz alacak koşulu, kısmi dava farkı, işverendeki kayıtlar, talep artırımı, faiz ve zamanaşımı sonuçlarını kapsar.

Kısa Cevap

Alacak miktarının dava tarihinde objektif olarak belirlenememesi veya belirlenmesinin davacıdan beklenememesi gerekir; yalnız bilirkişi hesabına ihtiyaç duyulması her işçilik alacağını belirsiz hâle getirmez.

Objektif Belirsizlik

Davacı, alacağın hangi unsurunu hangi nedenle hesaplayamadığını dava tarihinde mevcut bilgiye göre açıklamalıdır.

İşçinin Bildiği Vakıalar

Çalışma süresi veya ücretin tartışmalı olması ile hesabın salt matematik işlemi gerektirmesi aynı belirsizlik değildir.

İşverendeki Kayıtlar

Kritik bordro ve puantajın yalnız işverende bulunması, talebin belirlenebilirliği üzerinde somut dosyaya göre etkili olabilir.

Kısmi Davadan Fark

Bölünebilir ve miktarı belirli alacağın bir kısmını istemek ile tüm alacağı sonuçlarıyla belirsiz dava olarak açmak ayrılmalıdır.

Talep Artırımı

Artırım işlemi, yeni bir dava kalemi eklemeden mevcut belirsiz talebi hesap sonucu kadar belirginleştirmelidir.

Faiz ve Zamanaşımı

Dava türü seçimi, hangi miktar için hangi tarihte temerrüt ve zamanaşımı sonucu doğduğunu etkileyebilir.

Delil Planı ve İspat Yükü

Arabuluculuk son tutanağı ile başlayan ispat planı, çok sayıda belge sunmak yerine her çekişmeli vakıayı doğru delille eşleştirmeyi gerektirir. İddianın dayanağı ile karşı tarafın muhtemel savunması iki ayrı sütunda kurulmalı; ispat yükünün kime ait olduğu ve delilin hangi kurumdan ne kadar süre içinde alınabileceği gösterilmelidir. Aşağıdaki kayıtlar bu nedenle birbirinin tekrarı değil, farklı vakıaları doğrulayan bir delil zinciridir.

Arabuluculuk Son Tutanağı

Arabuluculuk son tutanağı, yalnız dosyaya eklenecek bir kayıt değildir. Bu delilin hangi kurucu, engelleyici veya sona erdirici vakıayı gösterdiği; kim tarafından, hangi tarihte ve hangi işlem bağlamında oluşturulduğu dilekçede açıklanmalıdır. Belgenin tamamı görülmeden seçilmiş bir sayfa, ekran görüntüsü veya tarafça hazırlanmış özet üzerinden kesin sonuca gidilmemelidir.

Davacının elindeki bordro ve ücret kayıtları ile çapraz doğrulama yapılması, tarih, taraf, miktar ve işlem bağlantısındaki uyuşmazlıkları görünür kılar. Belge karşı tarafın veya üçüncü kişinin elindeyse ibraz talebi, kurum müzekkeresi, delil tespiti ya da bilirkişi incelemesi için hangi usul aracının kullanılacağı baştan belirlenmelidir. Elektronik kayıtlarda özgün dosya, zaman damgası, erişim geçmişi ve değişiklik izi korunmalı; hukuka aykırı elde edilen verinin ispat değeri ayrıca tartışılmalıdır.

Davacının Elindeki Bordro ve Ücret Kayıtları

Davacının elindeki bordro ve ücret kayıtları bakımından ilk soru, kaydın mevcut olup olmadığı değil hangi tartışmalı olguyu ispatlayabildiğidir. Düzenleyen kişi veya kurum, düzenleme amacı, kayıt dönemi ve karşı tarafa aidiyet açıkça belirlenmelidir. Belgenin içeriği iddiayı yalnız dolaylı biçimde destekliyorsa aradaki çıkarım zinciri gösterilmeli; yorum, belgenin kendi ifadesi gibi sunulmamalıdır.

Bu kayıt, işverenden getirilecek puantaj ve hesap verileri ile birlikte okunduğunda anlatım ile dış kaynak arasındaki uyum denetlenebilir. Çelişki varsa belgenin aslı, dayanak kayıtları ve düzenleyenin açıklaması istenmeli; eksiklik bilirkişinin hukukî nitelendirme yapması beklenerek kapatılmamalıdır. Kişisel veri, ticari sır veya soruşturma gizliliği içeren bölümlerde dosyaya sunma yöntemi ile inceleme hakkı arasında ölçülü bir çözüm kurulmalıdır.

İşverenden Getirilecek Puantaj ve Hesap Verileri

İşverenden getirilecek puantaj ve hesap verileri, zaman içinde değişebilen veya kaybolabilen bir delil niteliği taşıyabilir. Bu nedenle kaynağın korunması, talep tarihinin belgelenmesi ve mümkünse değiştirilemez örneğin alınması esasa ilişkin tartışmadan önce ele alınmalıdır. Sonradan oluşturulan açıklama ile olay anındaki kayıt birbirinden ayrılmalı; boşluklar varsayımla tamamlanmamalıdır.

Arabuluculuk son tutanağı aynı olayın başka bir aşamasını gösteriyorsa iki kayıt arasındaki tarih ve işlem bağı kurulmalıdır. Delil, iddia sahibinin elinde değilse hangi makamdan hangi hukuki dayanakla isteneceği somutlaştırılmalı; ret hâlinde başvurulacak yol ve saklama süresi dosya notuna eklenmelidir. Güvenilirlik itirazı bekleniyorsa metadata, imza, mühür, log veya karşılaştırma örneği daha tahkikat başlamadan belirlenmelidir.

Dosyaya Konulacak Temel Kayıtlar

  • Arabuluculuk son tutanağı
  • Davacının elindeki bordro ve ücret kayıtları
  • İşverenden getirilecek puantaj ve hesap verileri

Usul ve Başvuru Sırası

İlk usul adımı “her alacak kalemi için belirsizliğin nedeni ayrı açıklanır” olarak belirlenmiştir. Maddi hakkın varlığı ile bu hakkın hangi yol üzerinden korunacağı aynı soru değildir. Aşağıdaki sıra, somut olayın tarihine ve taraf sıfatlarına göre uyarlanmalı; zorunlu başvuru ile dava veya kanun yolu sürelerinin birbirini durdurup durdurmadığı ayrıca gösterilmelidir.

Usul Adımı: Her Alacak Kalemi İçin Belirsizliğin Nedeni Ayrı Açıklanır

Bu aşamada her alacak kalemi için belirsizliğin nedeni ayrı açıklanır. Amaç, uyuşmazlığın doğru taraflar arasında, doğru merci önünde ve incelenebilir bir talep sonucuyla yürütülmesini sağlamaktır. Görev, kesin yetki, dava şartı arabuluculuk, zorunlu idari başvuru, harç ve tebligat sorunları maddi haklılıktan ayrı denetlenmelidir. Bir usul şartının sonradan tamamlanıp tamamlanamayacağı varsayımla değil, özel hüküm ve güncel içtihatla belirlenmelidir.

“Her alacak kalemi için belirsizliğin nedeni ayrı açıklanır” adımı takvime işlendiğinde başvuru tarihi, teslim veya tebliğ belgesi, karşı tarafın cevabı ve varsa kesinleşme bilgisi aynı kayıt altında tutulmalıdır. Başvurunun yalnız yapılmış olması yeterli değildir; ileri sürülen vakıa ve taleplerin sonraki dava veya kanun yolunu daraltıp daraltmadığı da kontrol edilmelidir.

Usul Adımı: Dava Türü ile Arabuluculukta Belirtilen Uyuşmazlık Konusu Uyumlu Tutulur

İkinci adımda “dava türü ile arabuluculukta belirtilen uyuşmazlık konusu uyumlu tutulur” işlemi yürütülür. Bu aşamada yalnız kabul edilebilirlik değil, incelemenin hangi vakıa ve talepler üzerinde yürütüleceği de belirlenir. Taraf teşkili, delillerin hangi sırayla toplanacağı, uzman incelemesinin kapsamı ve esaslı itirazların kararda karşılanması birlikte planlanmalıdır. Bilirkişiden hukukî sonuç değil, özel veya teknik bilgi gerektiren maddi tespit istenmelidir.

“Dava türü ile arabuluculukta belirtilen uyuşmazlık konusu uyumlu tutulur” işleminin sonucu, sonraki başvuru veya infaz aşamasına elverişli bir belgeyle kayıt altına alınmalıdır. Kısmi kabul, feragat, sulh, ara karar veya ret varsa bunun hangi talebi ne ölçüde etkilediği açıkça işaretlenmeli; kanun yolu incelemesinde ileri sürülecek hata ilk derece aşamasındaki itirazla ilişkilendirilmelidir. Kişi, dönem, işlem ve tutar belirsizliği hükmün uygulanmasını güçleştireceğinden talep sonucu son kez bu aşamada denetlenmelidir.

Uygulama Sırası

  1. Her alacak kalemi için belirsizliğin nedeni ayrı açıklanır.
  2. Dava türü ile arabuluculukta belirtilen uyuşmazlık konusu uyumlu tutulur.

Süreler ve Hak Kaybı Riski

Süre Uyarısı

Dava ve talep artırım tarihleri zamanaşımı etkisiyle birlikte kaydedilir. Bu süre hesaplanırken olay, öğrenme, usulüne uygun bildirim, başvuru, ret, son tutanak ve karar tarihleri tek kronolojide fakat ayrı hukuki nitelikleriyle gösterilmelidir. Başlangıç kanıtlanamıyorsa yalnız son gün hesabı güvenli sonuç vermez; tebligat parçası, UETS kaydı, başvuru alındısı veya noter belgesi dosyaya alınmalıdır.

“Dava ve talep artırım tarihleri zamanaşımı etkisiyle birlikte kaydedilir” uyarısının zamanaşımı mı, hak düşürücü süre mi, usul süresi mi yoksa sözleşmesel bildirim süresi mi olduğu açıkça yazılmalıdır. Adli tatil, resmî tatil, elektronik tebligat, zorunlu arabuluculuk ve idari başvurunun etkisi her süre türünde aynı değildir.

Süre Uyarısı

Mahkemenin verdiği artırım ve harç tamamlama süresi kaçırılmaz. Bu ikinci zaman kuralı, ilk süreyle aynı başlangıca veya aynı sonuca sahip kabul edilmemelidir. Öğrenme ile tebliğ, muacceliyet ile zarar tarihi, karar ile kesinleşme farklı hukuki olaylardır. Her tarih için dayanak belge ve uygulanacak hüküm yazılmadan yapılan tek satırlık takvim, hak kaybını önlemeye yetmez.

“Mahkemenin verdiği artırım ve harç tamamlama süresi kaçırılmaz” uyarısı bakımından sürenin durması, kesilmesi veya yeniden başlaması ileri sürülüyorsa bunu doğuran başvurunun yetkili makama ve süresi içinde yapıldığı belgelenmelidir. Karşı tarafın süre itirazı bekleniyorsa alternatif başlangıç ihtimallerinin her biri ayrı hesaplanmalı; en erken biten güvenli tarih esas alınmalıdır. Acil koruma veya delil muhafazası mümkünse esas incelemenin tamamlanması beklenmeden ölçülü bir başvuru değerlendirilmelidir.

İleri Sürülebilecek Talepler

Objektif belirsizlik bulunan alacakta asgarî miktar üzerinden tam alacak talebi ekseninde kurulacak talep stratejisinde asıl, terditli veya yardımcı sonuçlar; karşı tarafın savunması ve delil durumu gözetilerek ayrılmalıdır. Aşağıdaki korumaların aynı dosyada birlikte istenip istenemeyeceği görev, harç, hukuki yarar ve mükerrerlik yönünden denetlenmelidir.

Objektif Belirsizlik Bulunan Alacakta Asgarî Miktar Üzerinden Tam Alacak Talebi

Objektif belirsizlik bulunan alacakta asgarî miktar üzerinden tam alacak talebi talebi, sonuç bölümünde açık, hüküm kurulabilir ve uygulanabilir biçimde gösterilmelidir. Talebin dayandığı vakıa, uygulanacak hüküm, ispat aracı, başlangıç tarihi ve varsa miktar veya hesap yöntemi birbirinden ayrılmalıdır. Mahkemenin hukuki nitelendirme yetkisi, tarafın vakıayı ve istediği hukuki korumayı belirsiz bırakmasına imkân vermez.

Belirli ve bölünebilir alacakta uygun kısmi veya tam dava ile ilişki ayrıca kurulmalıdır. Talepler birlikte hükme bağlanabiliyorsa yığılma; biri kabul edilmezse diğeri incelenecekse terdit; aynı hakkın seçimlik sonuçları söz konusuysa seçim sırası açıkça belirtilmelidir.

Belirli ve Bölünebilir Alacakta Uygun Kısmi veya Tam Dava

Belirli ve bölünebilir alacakta uygun kısmi veya tam dava isteminin asıl talebin reddine mi, başka bir hukukî nitelendirmeye mi yoksa giderilemeyen sonuca mı bağlandığı açıklanmalıdır. Konusu başlangıçta tam belirlenemiyorsa belirsizliğin nedeni ve incelemede kullanılacak veriler gösterilmeli; harç veya ferî sonuçlar ancak bu istem bakımından uygulanabiliyorsa ayrıca kurulmalıdır.

Bu sonuç, objektif belirsizlik bulunan alacakta asgarî miktar üzerinden tam alacak talebi talebiyle aynı zarar veya edimi iki kez karşılamamalıdır. Geçici koruma isteniyorsa güncel tehlike, yaklaşık ispat, teminat ve ölçülülük ayrıca gerekçelendirilmelidir. Kabul hâlinde hükmün hangi kişi veya kayıt üzerinde, hangi dönem ve kapsamla uygulanacağı talep sonucundan anlaşılabilmelidir.

Talep Kontrolü

  • Objektif belirsizlik bulunan alacakta asgarî miktar üzerinden tam alacak talebi
  • Belirli ve bölünebilir alacakta uygun kısmi veya tam dava

Sık Sorulan Uygulama Soruları

Bilirkişi Gereken Her Alacak Belirsiz Midir?

Hayır. Hesap yapılması ile miktarın dava tarihinde objektif olarak belirlenememesi farklıdır.

Kayıtlar İşverendeyse Belirsiz Dava Açılır Mı?

Kayıtların hangi unsuru belirlediği ve işçinin başka yolla hesap yapıp yapamayacağı incelenir.

Kısmi Dava ile Farkı Nedir?

Kısmi davada belirli ve bölünebilir alacağın yalnız bir bölümü istenir; belirsiz davada tüm alacak baştan dava konusudur.

Artırım Yeni Talep Sayılır Mı?

Usulüne uygun artırım, başlangıçta dava edilen belirsiz alacağın miktarını belirginleştirir.

Doğrulanmış Kanun Dayanağı

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m.107/1

“alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde” — Alıntının yeri: Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.107/1, ilk cümlenin orta bölümü.

Kanun alıntısı 2026-08-31 tarihinde TBMM, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kabul metni, m.107/1 üzerinden doğrulanmıştır. Güncel kanun metni somut olayın tarihi ve geçiş hükümleriyle birlikte ayrıca kontrol edilmelidir. Her alacak kalemi için ücret, süre, çalışma düzeni ve işveren kayıtlarına erişim durumu dava tarihinde ayrı değerlendirilmelidir. Yaklaşık hesap yapılabilmesi her zaman tam ve kesin belirlenebilirlik anlamına gelmez; dava türünün faiz, talep artırımı ve gider sonuçları güncel HMK m.107 üzerinden kurulmalıdır.

Doktrindeki Yaklaşımlar

Ayşe Karakimseli: İşçi Alacakları Bakımından Belirsiz Alacak Davası Uygulaması

Makale, işçilik alacaklarının tamamına tek nitelendirme yapılmasına karşı çıkmakta; kıdem, ihbar, izin ve çalışma alacaklarının başlangıçta belirlenebilirliğini ayrı ayrı sınamaktadır.

“işçi alacaklarının her birinin ayrı ayrı değerlendirmeye tabi tutulması, doğru bir yaklaşım olacaktır.” — Alıntının yeri: Öz, son cümle.

Künye: Ayşe Karakimseli, “İşçi Alacakları Bakımından Belirsiz Alacak Davası Uygulaması”, Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2016, C. 11, S. 1, s. 199-227. Kalıcı yayın bağlantısı. Doğrulama tarihi: 2026-08-31. Öğretideki görüş bağlayıcı kural olmayıp kanun, içtihat ve somut olayla birlikte değerlendirilmelidir.

Doğrulanmış İçtihat

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/9347, K. 2026/864, 05.02.2026

“Talep edilen fark ücret, kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacakları bakımından davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.” — Alıntının yeri: Gerekçe, “Talep edilen fark ücret, kıdem ve ihbar...” ibaresinin yer aldığı paragraf.

Kararın sonucu: bozma. Alıntı ve künye, 31.08.2026 tarihinde resmî karar tam metninden doğrulanmıştır. Kararın sonucu ile gerekçedeki bu cümle birlikte okunmalı; somut olayın maddi vakıaları farklı bir dosyaya kendiliğinden taşınmamalıdır.

Somut olayla benzerlik: Fark ücret, kıdem, ihbar ve izin alacaklarının miktarının dava tarihinde belirlenebilir olup olmadığı ve belirsiz alacak davasına konu edilmesi incelenmiştir.

Kararın uygulanma sınırı: İşveren kayıtlarına erişim, ücretin tartışmalı olması veya hesabın tahkikata bağlı bulunması hâlinde hukukî yarar değerlendirmesi değişebilir.

Kaynakça ve Karar Doğrulaması

İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku11 mevzuat, içtihat ve doktrin bağlantısıYayın ilkelerimiz
İşçilik Alacaklarında Belirsiz Dava Sınırı konulu makale görseli
Makale görseli
AYNI ALANDA
İş ve Sosyal Güvenlik Hukukuİşe Giriş Bildirgesinin Geç Verilmesi ve SGK Cezası

İşe Giriş Bildirgesinin Geç Verilmesi ve SGK Cezası; Sigortalı işe giriş bildirgesi kural olarak çalışmaya başlamadan önce verilmelidir; işyeri ve sigortalı türüne ilişkin istisnalar, fiilî başlangıç, kendiliğinden bildirim, Kurum tespiti ve ceza hesabı ayrı değerlendirilir. Delil, başvuru sırası, süre ve karşı görüşlerle birlikte incelenmektedir.

İncele →
İş ve Sosyal Güvenlik HukukuSGK İşyeri Kayıtlarının İbraz Edilmemesi ve İdari Para Cezası

SGK İşyeri Kayıtlarının İbraz Edilmemesi ve İdari Para Cezası; SGK denetiminde yasal defter, ücret bordrosu ve dayanak belgelerin süresinde ibraz edilmemesi ceza doğurabilir; istemin yetkisi, tebliği, kapsamı, saklama yükümlülüğü, mücbir sebep ve ceza hesabı ayrı denetlenmelidir. Delil, başvuru sırası, süre ve karşı görüşlerle birlikte incelenmektedir.

İncele →
İş ve Sosyal Güvenlik HukukuKişisel Koruyucu Donanımı Kullanmayan İşçinin Feshi

Kişisel Koruyucu Donanımı Kullanmayan İşçinin Feshi; İşçi, kendisine uygun biçimde teslim edilen ve kullanımı konusunda eğitim verilen kişisel koruyucu donanımı kullanmakla yükümlüdür; fesih için riskin ağırlığı, açık talimat, denetim, önceki uyarılar ve ölçülülük somutlaştırılmalıdır. Delil, başvuru sırası, süre ve karşı görüşlerle birlikte incelenmektedir.

İncele →