Sitede yayın: · Metin ve künye kontrolü: . Karar tarihi yukarıdaki künyede ayrıca gösterilir.
RESMÎ METİNDEN AKTARIM
Kaynak metninden konu bilgisi
Resmî metindeki dava konusu açıklaması bilgisi: Dava, marka hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, giderilmesi ve ref'i istemlerine ilişkindir.
Aktarılan bölüm: Resmî tam metnin 3. paragrafından tam cümleler.
dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin ağrı yönetimi, doku rejenerasyonu, kemik yenileme ve yara iyileşmesi üzerine kurulduklarını, müvekkili ... Medikal Malz. ... İth. İhr. A.Ş.'nin %40 hissesinin ... Medikal Koz. Ürün. Kırt. ve Tem. Malz. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye, %40 hissesinin ... Sağlık Hizm.
Yukarıdaki aktarım için ayrıca editoryal gerekçe özeti hazırlanmamıştır; taraf iddiası, alt mahkeme gerekçesi ve kararı veren mahkemenin değerlendirmesi tam metindeki yerleriyle birlikte okunmalıdır.
Tam metne erişim
Tam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.
Resmî kararın tamamına geçin ↓RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
Bu kayıt resmî kaynak metnini ve künyesini sunar; ayrı bir editoryal içtihat çözümlemesi içermez. Kaynak metnin anonimleştirmeleri korunmuştur.
11. Hukuk Dairesi 2025/6821 E. , 2026/3301 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1533 Esas, 2025/1944 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/148 E., 2023/231 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin ağrı yönetimi, doku rejenerasyonu, kemik yenileme ve yara iyileşmesi üzerine kurulduklarını, müvekkili ... Medikal Malz. ... İth. İhr. A.Ş.'nin %40 hissesinin ... Medikal Koz. Ürün. Kırt. ve Tem. Malz. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye, %40 hissesinin ... Sağlık Hizm. Medikal İnş. Gıda Tur. Oto. Taş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye ve %20 hissesinin ... Sağlık Tic. Ltd. Şti.’ye ait olduğunu, müvekkillerinin dava konusu markayı uzun yıllardır kullanıp fuarlarda tanıttıklarını, bu nedenle dava konusu marka üzerinde gerçek hak sahibinin müvekkilleri olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/9 hükmü uyarınca davalı yana ait kötüniyetli marka tescilinin hükümsüzlüğü ve kullanımlarının durdurulması gerektiğini, müvekkillerinde çalışan kimya teknikeri ve kullanılan ürünlerin Türk Standartları Enstitüsü (TSE) dosyalarını hazırlayan yetkili personel olan ... ve ... işten ayrıldığını ve devamında davalıya geçtiklerini, akabinde müvekkillerinin uzun yıllardır kullandığı ve satışını yaptığı “...” markasının davalı tarafından tescil edildiğini, davalının yurtdışından mal alırken konşimentoda alıcı kısmına müvekkili şirketlerden “... ... ...” adının yazıldığını ve ürünlerin teslimi sırasında müvekkili şirketin kaşe ve imzasının taklit edildiğinin anlaşıldığını, bu hususta müvekkillerinin yetkili gümrük müdürlüğüne şikayette bulunduğunu, gümrük müdürlüğünün vermiş olduğu cevabından da görüleceği üzere müvekkili ... Medikal Koz. Ürün. Kırt. ve Tem. Malz. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti. kaşeli dilekçenin yer aldığını, bu hususta ayrıca UYAP üzerinden 15.04.2022 tarihinde suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı yanın açıkça kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin eskiye dayalı kullanımlarını bildiği halde müvekkiline ait dava konusu markayı müvekkilinin kulanımını engellemek için tescil ettirdiğini, müvekkili üzerinden usulsüz olarak yurtdışından ürün almaya çalıştığını, davalının TSE’den “...” markası için aldığı ... ... (CE) belgesinin ve dosyasının TSE’den istenmesini talep ettiklerini, hazırlanan dosyanın ve belgenin, müvekkilinin “...” için 2018 yılında aldığı CE belgesi ile birebir aynı hazırlandığının görüleceğini, davalının ilgili sektördeki kullanımının, sosyal medya hesabında müvekkili aleyhine marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, söz konusu kullanımların müvekkilinin mezkur markaları üzerindeki haklarına ileride telafisi imkansız biçimde zarar vereceğini ileri sürerek 2019/95976 sayılı tescilin SMK'nın 6/1, 6/9, 6/3 hükümleri uyarınca hukuka aykırı ve haksız olduğunun tespitine, hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalının marka hakkına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, men’ine, ref’i’ne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin "..." ibareli 3, 10... /1-4. sınıf ürün ve hizmetleri içeren 2019/95976 sayılı markasının, 06.10.2019 tarihli başvuru sonucu tescil edildiğini, ancak davacı şirketlerden ... Med. Koz. Ür. Kır. ve Tem. Mal. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin ihlal iddiasına dayanak aldığı 10. sınıf ürünleri içeren 2019/106081, 2019/1061 40... /106149 sayılı marka tescil başvurularını 30.10.2019 tarihinde yaptığını, "..." ibareli markanın kullanımı konusunda öncelik hakkının müvekkiline ait olduğunu, "..." ibaresinin kireçlenmenin fazla ilerlemediği ve kıkırdağın kısmen korunduğu hastalarda (insan), eklem sıvısının kalitesini iyileştirmek için, eklem içine kıkırdak besleyici hiyalüronik asit maddesini enjekte etmeyi ifade eden viskosüplemantayon kelimesinin ilk dört harfinin alınmasıyla oluşturulmuş jenerik bir kısaltma olduğunu özellikle de ortopedi ve travmatoloji, fizik tedavi ve rehabilitasyon alanında kullanılan 5 ile 10. sınıf ürünlerle ilgili sektörde öteden beri herkes tarafından kullanıldığını, markasal ayırt ediciliği bulunmayan anonim bir sözcük niteliği taşıdığını, müvekkilinin markasıyla davacı markasının karıştırmaya neden olacak bir benzerliğinin bulunmadığını, müvekkilinin markasal kullanımlarının marka tesciline dayandığını, haksız rekabet ve müvekkili markasının hükümsüzlüğüne yönelik davacı iddialarının yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hükümsüzlüğe mesnet gösterdiği 2019/106081, 2019/1061 49... /106140 sayılı markalarının tümünün 30.10.2019 tarihinde başvurusunun yapıldığı, dolayısıyla bu markaların, 2019/95976 sayılı dava konusu davalı markasının başvuru tarihinden (06.10.2019) sonra tescil başvurusu yapılmış markalar olduğundan, SMK’nın 6/1 hükmü kapsamında iltibas değerlendirmesine esas alınamayacağı, davacının hükümsüzlüğe mesnet gösterdiği 2018/113838 sayılı markasının ise, dava konusu davalı markasından önce başvurusu yapılmış olmakla birlikte, huzurdaki dava tarihi itibariyle hükümden düşmesi nedeniyle SMK’nın 6/1 hükmü kapsamında iltibas değerlendirmesine esas alınmasının mümkün olmadığı, davacı şirketlerin gerçek hak sahipliği iddiasını ispata yönelik olarak sunduğu deliller incelendiğinde, davacı tarafça sunulan deliller uyarınca, davacının "..." ibareli tescilsiz marka kullanımının, davalı marka başvuru tarihi itibariyle oldukça sınırlı düzeyde kaldığı, iş bu kullanımın davacının SMK'nın 6/3 kapsamında “gerçek hak sahibi” olduğunu ispata yeterli ve elverişli görülmediği, zira söz konusu madde kapsamında gerçek hak sahipliğinden ve buna bağlı hükümsüzlük nedeninden bahsedilebilmesi için, tescilsiz kullanımın yoğun ve yaygın mahiyette olması gerektiği, davacının "..." markası üzerinde SMK’nın 6/3 hükmü kapsamında üstün (gerçek) hak sahipliği iddiasının dosya kapsamında ispatlanamadığı, "..." markalı ürün için CE Sertifikası başvuru aşamasında hem ... hem de ... aktif rol aldığı, davalı şirketin markasını ve ürünlerini iyi bilen kişileri önce kendi şirketine transfer ettiği, akabinde ise 06.10.2019 tarihinde davacı tarafından yaratıldığını bildiği ve/veya bilebilecek durumda olduğu markası için kendi adına marka tescil başvurusunda bulunduğu, yurt dışından ithalat yaparken davacı şirketin adını kullandığı, bir süre sonra ise davacı şirketlere ihtarname göndererek bu şirketlerin davalı marka tescilinden önce başlayan markasal kullanımlarını ve ticari faaliyetlerini engellemeye çalıştığı, mevcut eylemlerin yerleşik içtihatlar uyarınca kötüniyet teşkil ettiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davalının 2019/95976 sayılı markasının SMK'nın 6/9 hükmü gereğince hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davacının tecavüz ve haksız rekabete ilişkin açtığı davanın reddine karar verilmiş hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının hükümsüzlüğe mesnet gösterdiği 2019/106081 sayılı, 2019/106149 sayılı ve 2019/106140 sayılı markalarının tümünün 30.10.2019 tarihinde başvurusunun yapıldığı, davacının hükümsüzlüğe mesnet gösterdiği 2018/113838 sayılı markasının ise, dava konusu davalı markasından önce başvurusu yapılmış olmakla birlikte, huzurdaki dava tarihi itibariyle hükümden düştüğü, bu nedenle SMK’nın 6/1 hükmünün somut olaya uygulanma ihtimalinin bulunmadığı, davacı tarafça sunulan delillerden davacının "..." ibareli tescilsiz marka kullanımının, davalı marka başvuru tarihi itibariyle oldukça sınırlı düzeyde olması nedeniyle SMK'nın 6/3 hükmü kapsamında davacının “gerçek hak sahibi” olduğunun ispatlanamadığı, ancak "..." markalı ürün için CE Sertifikası başvuru aşamasında hem ... hem de ... aktif rol aldığı, davalı şirkette çalışan bu kişilerin öncesinde davacı şirkette çalıştığı, davacı tarafından yaratıldığını bildiği ve/veya bilebilecek durumda olduğu halde söz konusu marka için kendi adına marka tescil başvurusunda bulunan davalının kötüniyetle hareket ettiği anlaşıldığından mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, giderilmesi ve ref'i istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının ve temyiz edenin sfatına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 08.06.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Resmî metnin alındığı tarih
- Metin ve künye kontrolü
Bu kayıtta künye, kaynak metni ve metinden yapılan aktarım sunulmaktadır. Editoryal içtihat analizi veya makaleyle karşılaştırma yapılmış olduğu anlamına gelmez.
Kaynak bütünlük bilgisi
Kaynak metni SHA-256: 4a058e90a05b846432b066e3e3bb5e212b8cd2d32b2c9d3a6e2b927b664e9c65
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← İçtihat arşivine dönün