Sitede yayın: · Metin ve künye kontrolü: . Karar tarihi yukarıdaki künyede ayrıca gösterilir.
RESMÎ METİNDEN AKTARIM
Kaynak metninden konu bilgisi
Resmî metindeki dava konusu açıklaması bilgisi: Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ile bedel istemlerine ilişkindir.
Aktarılan bölüm: Resmî tam metnin 3. paragrafı.
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ile bedel istemlerine ilişkindir.
Yukarıdaki aktarım için ayrıca editoryal gerekçe özeti hazırlanmamıştır; taraf iddiası, alt mahkeme gerekçesi ve kararı veren mahkemenin değerlendirmesi tam metindeki yerleriyle birlikte okunmalıdır.
Tam metne erişim
Tam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.
Resmî kararın tamamına geçin ↓RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
Bu kayıt resmî kaynak metnini ve künyesini sunar; ayrı bir editoryal içtihat çözümlemesi içermez. Kaynak metnin anonimleştirmeleri korunmuştur.
1. Hukuk Dairesi 2025/6433 E. , 2026/4404 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2011 E., 2025/1590 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/320 E., 2024/155 K.
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ile bedel istemlerine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakan anneleri ...’nin davalı oğlu ... ...’yi vekil tayin ettiğini, anılan vekaletname uyarınca ... ...’nin, murisin kayden maliki olduğu 1 75... parsel sayılı taşınmazı kendi oğlu olan davalı ...’e temlik ettiğini, temlik tarihinden sonra taşınmazda kat mülkiyeti tesis edildiğini, 1, 2 ve 3 numaralı bağımsız bölümün dava dışı kişilere temlik edildiğini, işlemin mal kaçırma amacıyla yapıldığını, bedelin çok düşük olduğunu, murisin paraya ihtiyacı olmadığını, döviz cinsinden emekli maaşı aldığını, murisin torunun temlik tarihinde öğrenci olduğunu ve taşınmazı alacak ekonomik durumu bulunmadığını ileri sürerek 4 ve 5 numaralı bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, üçüncü kişilere temlik edilen bağımsız bölümler yönünden dava tarihindeki güncel değer üzerinden miras payları oranında bedelin tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar; davanın kötü niyetli olarak açıldığını, murisin eşi ...’in İstanbul’da sahibi olduğu arsanın ölümü ile eşi ve çocuklarına kaldığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılarak 5 adet bağımsız bölüm elde edecek şekilde müteahhit ile anlaştıklarını, bu 5 adet bağımsız bölümün paylaşıldığını, bu dairelerin her birinin günümüzde 1,5-2 milyon değerinde olduğunu, murisin 1997 yılında düzenlediği vasiyetnamede de 5 adet bağımsız bölümün kızlara paylaştırıldığını, birinin satılıp kızlar tarafından parasının paylaşıldığını, kalan 4 daireyi de 4 kızın eşit paylaştıklarını, buradan ... ...’nin hiçbir şey almadığını, anılan vasiyetnamede Trabzon’daki dava konusu yerin de oğluna kalmasını vasiyet ettiğini, İstanbul’daki dairelerin kızlara, kendisine de dava konusu yerin bırakıldığı güveni ile taşınmazdaki inşaatın ... ...’nin kazancı ile yapıldığını, ... öğrenci de olsa çalıştığını, mal kaçırma kastı olmadığını, diğer kardeş ...’ın dava açılmasına onay vermediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların dayanağını teşkil eden 01.04.19 74... /2 sayılı İçtihadı Birleştirme kararının mirasbırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabildiği, somut olayda, davalı tarafça İstanbul ...'de bulunan 5 adet taşınmazın murisin kız çocuklarına paylaştırıldığını savunduğu, bu hususu tarafların kız kardeşi olan davalı tanığı ...'in doğruladığı, ...'de bulunan dairelere karşılık murisin dava konusu arsayı davalı oğlu ...'a verdiği, davalı tarafından taşınmaz üzerindeki binanın davalının kendi imkanları ile zaman içerisinde yapıldığı hususunda davalı tanıklarının görgüye dayalı beyanda bulundukları, murisin gerçek irade ve amacının diğer mirasçılardan mal kaçırma olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu temlikin davacıdan mal kaçırmak amacıyla yapıldığının kanıtlanamadığı, murise ait temlik dışı taşınmazların da olduğu, murisin mal kaçırma kastı olsa idi bu taşınmazları da devre konu edebileceği, İlk Derece Mahkemesince davacı tarafın muvazaa iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz edenlerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Resmî metnin alındığı tarih
- Metin ve künye kontrolü
Bu kayıtta künye, kaynak metni ve metinden yapılan aktarım sunulmaktadır. Editoryal içtihat analizi veya makaleyle karşılaştırma yapılmış olduğu anlamına gelmez.
Kaynak bütünlük bilgisi
Kaynak metni SHA-256: 37c382c3794daeae42d069e74e83048f4656fa2c8eea7da136e3240f2b729051
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← İçtihat arşivine dönün