Sitede yayın: · Metin ve künye kontrolü: . Karar tarihi yukarıdaki künyede ayrıca gösterilir.
RESMÎ YAYININ ÖZETİ
Resmî yayında kararın konusu
Resmî derginin anahtar kelimeleri: -Eylemli Bozmaya Uyma Kararı
Aktarılan bölüm: Resmî dergi özeti (kararın PDF sayfaları 722-731).
Bozma kararı üzerine verilen temyiz istemine konu kararın farklı bir hukuki sebep ve gerekçeye dayalı olması nedeniyle ısrar kararı niteliğinde olduğundan söz edilemeyeceği, kararın eylemli bozmaya uyma kararı olduğu hakkında.
Bu bölüm, kararı yayımlayan resmî kurumun hazırladığı özettir. Kararı veren heyetin gerekçesi ve varsa karşı oy, aşağıdaki tam metinde kendi yerleriyle birlikte okunmalıdır.
Tam metne erişim
Tam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.
Resmî kararın tamamına geçin ↓RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
Bu kayıt resmî kaynak metnini ve künyesini sunar; ayrı bir editoryal içtihat çözümlemesi içermez. Dergideki özet ve anahtar kelimeler resmî yayıncıya aittir. Tam metin, belirtilen sayfa aralığındaki kararın varsa karşı oylarını da kapsar; sayfa üst ve alt bilgileri aktarım dışında tutulmuştur.
T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/548 Karar No : 2022/1013 Anahtar Kelimeler : -Eylemli Bozmaya Uyma Kararı Özeti : Bozma kararı üzerine verilen temyiz istemine konu kararın farklı bir hukuki sebep ve gerekçeye dayalı olması nedeniyle ısrar kararı niteliğinde olduğundan söz edilemeyeceği, kararın eylemli bozmaya uyma kararı olduğu hakkında. TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) Karayolları Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. … 2- (DAVALI) Ataşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 6. Vergi Dava Dairesinin 02/03/2022 tarih ve E:2022/358, K:2022/689 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem :Davacı adına, Tasfiye Halinde Emlak Bankası Anonim Şirketine ait İstanbul ili Kadıköy ilçesi Küçükbakkalköy Mahallesi … ada …, … parseller ve … ada … parselinde yer alan taşınmazlara kamulaştırmasız el atılması üzerine açılan tazminat davasının İstanbul Anadolu 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19/06/2012 tarih ve E:2011/86, K:2012/315 sayılı kararıyla sonuçlandırılması üzerine söz konusu taşınmazlara ilişkin 2006 ilâ 2013 yıllarına ait arsa vergisi ve taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payının tahsili amacıyla düzenlenen 13/07/2016 tarih ve 1306102 sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır. İstanbul 11. Vergi Mahkemesinin 25/04/2017 tarih ve E:2016/1931, K:2017/1021 sayılı kararı: 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 10. maddesinin birinci fıkrasında, "Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. ..." kuralına yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 13. maddesinin ikinci fıkrasının 7187 sayılı Kanun'un 7. maddesiyle değiştirilmeden önceki halinde ise "İmar programına alınan alanlarda kamulaştırma yapılıncaya kadar emlak vergisi ödenmesi durdurulur. Kamulaştırmanın yapılması halinde durdurma tarihi ile kamulaştırma tarihi arasında tahakkuk edecek olan emlak vergisi, kamulaştırmayı yapan idare tarafından ödenir. Birinci fıkrada yazılı yerlerin kamulaştırma yapılmadan önce plan değişikliği ile kamulaştırmayı gerektirmeyen bir maksada ayrılması halinde ise durdurma tarihinden itibaren geçen sürenin emlak vergisini mal sahibi öder." kuralı yer almaktadır. 17/11/1986 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Tasarrufu Kısıtlanan Bina, Arsa ve Arazi Hakkında Yönetmelik'in 2. maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, "İmar planlarında, resmi yapılara, tesislere ve okul, cami, yol, meydan, otopark, yeşil saha, çocuk bahçesi, pazar yeri, hal, mezbaha ve benzeri umumi hizmetlere ayrılmış olması sebebiyle üzerinde inşaat yapılmasına izin verilmeyen arsalar ile esaslı değişiklik ve ilaveler yapılmasına izin verilmeyen binaların tasarrufu kısıtlanmış sayılır. Bu hallerde kısıtlı olarak vergileme, imar planının kesinleştiği tarihi izleyen yıl başından itibaren yapılır. Kısıtlama, ilgili arsa veya binanın
bulunduğu alan imar programına alınıncaya (imar programının kesinleştiği tarihe) kadar devam eder." kuralına yer verilmiştir. Aynı Yönetmelik'in 3. maddesinin birinci fıkrasında ise "İmar planlarında bulunup da imar programına dahil olmaması nedeniyle üzerinde muvakkat inşaat yapılmasına izin verilen ve tapuya bu konuda şerh konulan arsaların da tasarrufu, muvakkat inşaata şumulü olmamak kaydı ile kısıtlanmış kabul edilir." hükmü yer almaktadır. Yukarıda yer verilen mevzuatla, imar planına alınan yerlerin tasarrufu kısıtlı yerlerden sayılacağı, imar programına alınan yerlere ait emlak vergisi ödemesinin kamulaştırma yapılıncaya kadar durdurulacağı, durdurma tarihi ile kamulaştırma tarihi arasında tahakkuk edecek emlak vergilerinin kamulaştırmayı yapan idare tarafından ödeneceği, ancak imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren en geç üç ay içinde bu planı tatbik etmek üzere beş yıllık imar programlarının hazırlanmasının gerektiği kurala bağlanmıştır. Anılan yasal düzenlemelerle, taşınmaz sahiplerinin hakları imar planlarıyla sürüncemede bırakıldığından, bu hakların zarara uğramaması ve özel mülk statüsünden çıkarılması planlanan taşınmazlara ait mali yükümlülüklerin devam etmemesi amaçlanmaktadır. Davacı tarafından İstanbul ili Kadıköy İlçesi Küçükbakkalköy Mahallesi … ada …, … parseller ve … ada 2455 … yer alan taşınmazlara kamulaştırmasız el atılması nedeniyle davacıya karşı açılan dava İstanbul Anadolu 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2011/86, K:2012/315 sayılı kararıyla sonuçlandırılmıştır. 21/11/2013 tarihinde kesinleşen bu karar ile Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından taşınmazın yol ve emniyet sahası olarak kullanılmak üzere kamulaştırıldığı karara bağlanmıştır. Ayrıca anılan kararda kamulaştırma bedelinin Tasfiye Halinde Emlak Bankası Anonim Şirketine ödenmesine karar verilmiştir. Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırmasız el atılan taşınmazlara yönelik 14/03/1986 tarih ve 1986/17 sayılı karar ile kamu yararı kararı alınmıştır. Öte yandan, taşınmazlar 09/11/1990-25/03/1991 tarihli Adatepe projesinin imar planında karayolu sınırları içinde kalmaktadır. Davalı idarece sözü edilen taşınmazlara ait 2006 ilâ 2013 yıllarına ilişkin arsa vergisi ve taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payının tahsili amacıyla 13/07/2016 tarih ve 1306102 sayılı ödeme emri düzenlenmiş ve işbu davaya konu edilmiştir. Olayda kamulaştırılan taşınmazın karayolu olarak kullanıldığı sabit olup davalı idare tarafından bu hususun aksine bir iddia ileri sürülmemiştir.
İmar planlarına alınarak el atılmak suretiyle fiilen kamulaştırılan taşınmaz üzerinde sahibinin tasarruf hakkı kısıtlandığından, taşınmaz için emlak vergisi ödemesinin durması gerekmektedir. Bu durumda emlak vergisinin kamulaştırma yapan idare olan davacı tarafından ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan, 31/08/2016 tarihli ara kararına karşı verilen cevapta, dava konusu ödeme emri içeriği vergi ve katkı payının ait olduğu taşınmazın 22/03/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5747 sayılı Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (18) numaralı bendi uyarınca Ataşehir ilçesi sınırlarının içine alındığı belirtilmiştir. Dolayısıyla davalı tarafından 2008 yılında belediyenin sınırlarına giren taşınmazın ancak bu tarihten itibaren emlak vergilerinin ödenmesinin talep edilebileceği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, dava konusu ödeme emrinin, 2006, 2007 ve 2008 yıllarına ait vergi ve katkı payına ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmadığı; ödeme emrinin 2009, 2010, 2011, 2012 ve 2013 yıllarına ait vergi ve katkı payına ilişkin kısmında ise hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle dava konusu ödeme emrinin 2009, 2010, 2011, 2012 ve 2013 yıllarına ait vergi ve katkı payına ilişkin kısmı yönünden davayı reddetmiş, ödeme emrinin 2006, 2007 ve 2008 yıllarına ait vergi ve katkı payına ilişkin kısmını iptal etmiştir. Tarafların istinaf istemini inceleyen İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 6. Vergi Dava Dairesinin 26/03/2018 tarih ve E:2017/5361, K:2018/903 sayılı kararı: Vergi Dava Dairesi, istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların isteme konu vergi mahkemesi kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte olmadığı gerekçesiyle tarafların istemlerini reddetmiştir. Tarafların temyiz istemini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 01/11/2021 tarih ve E:2018/3802, K:2021/5028 sayılı kararı: Davalının temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, temyize konu kararın ödeme emrinin 2006, 2007 ve 2008 yıllarına ait vergi ve katkı payına ilişkin kısmının iptali yolundaki hüküm fıkrasının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmamıştır. 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nun 14 ilâ 16. maddelerinde emlak vergisinden muaflık ve istisnaya ilişkin hükümler düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un "Muaflık ve istisna hükümlerinin bu kanunda yer alması esası" başlıklı 22. maddesinde, "Bina ve Arazi Vergileri ile ilgili muaflık ve istisna
hükümleri bu kanuna eklenmek veya bu kanunda değişiklik yapılmak suretiyle düzenlenir." kuralına yer verilmiştir. 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanun'un 12. maddesinin (2) numaralı fıkrasında "Genel Müdürlük; mevzuat kapsamındaki görevleri dolayısıyla yapacağı işlemler yönünden, katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi hariç, her türlü vergi, resim, harç ve paydan, tapu ve kadastro işlemlerinden kaynaklanan her türlü döner sermaye ücretinden muaftır. Ancak, yargı harçlarının Genel Müdürlüğün haklılığı nispetinde karşı taraftan tahsiline ilgili merciince karar verilir." hükmü düzenlenmiştir. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca kamulaştırma nedeniyle duran emlak vergilerini ödeme yükümlülüğünün kamulaştırmayı gerçekleştiren idareye ait olduğu noktasında herhangi bir duraksama bulunmamaktadır. Muaflık ve istisna hükümlerinin Emlak Vergisi Kanunu'na eklenmek veya bu Kanun'da değişiklik yapılmak suretiyle düzenleneceğine ilişkin 22. maddesi 1610 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle düzenlenmiş ve bu düzenleme 01/03/1972 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Diğer taraftan, davacının ilgili mevzuat kapsamında yapacağı işlemler nedeniyle her türlü harç ve vergiden muafiyet sağlayan 6001 sayılı Kanun'un 12. maddesinin (2) numaralı fıkrası ise 13/07/2010 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanun koyucu, 6001 sayılı Kanun'da yer alan düzenlemeyle davacı Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından üstlenilen, yüksek kamu yararı niteliğinde olan yol yapma hizmeti yerine getirilirken davacının vergisel yükten arındırılmasını amaçlamış ve iradesini de vergiden muaf olması yönünde ortaya koymuştur. Olayda, 1319 sayılı Kanun'un 22. maddesinde yer alan kuralın yürürlüğe girmesinden sonra 13/07/2010 tarihinde yürürlüğe giren davacıya vergi kolaylığı tanınmasına dair 6001 sayılı Kanun'un 12. maddesinin (2) numaralı fıkrasının özel ve sonraki kanun hükmü olması nedeniyle olayda uygulanması gereken kural olduğu sonucuna varılmıştır. Bu durumda davacının iddialarının dava konusu ödeme emrine yönelik 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca "borcum yoktur" kapsamında değerlendirilmesi gerekirken aksi yöndeki gerekçeyle verilen kararın davanın reddi yolundaki hüküm fıkrasına yöneltilen davacının istinaf başvurusunun reddi yolundaki kararın değinilen hüküm fıkrasında hukuki isabet görülmemiştir.
Daire bu gerekçeyle Vergi Dava Dairesinin kararının, davalının istinaf başvurusunun reddi yolundaki hüküm fıkrasını onamış, davacının istinaf başvurusunun reddi yolundaki hüküm fıkrasını bozmuştur. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 6. Vergi Dava Dairesinin 02/03/2022 tarih ve E:2022/358, K:2022/689 sayılı kararı: 1319 sayılı Kanun'un 22. maddesinde yer alan kuralın yürürlüğe girmesinden sonra 13/07/2010 tarihinde yürürlüğe giren, davacıya vergi kolaylığı tanınmasına dair 6001 sayılı Kanun'un 12. maddesinin (2) numaralı fıkrasının özel ve sonraki kanun hükmü olması nedeniyle olayda uygulanması gereken kural olduğu sonucuna varılmıştır. Bu durumda davacının iddialarının, dava konusu ödeme emrinin 2011 ilâ 2013 yıllarına ilişkin vergi ve katkı payına dair kısmına münhasır 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca "borcum yoktur" kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. 6001 sayılı Kanun'un 12. maddesinin (2) numaralı fıkrasının 13/07/2010 tarihinde yürürlüğe girdiğinden davacı adına düzenlenen ödeme emrinin 2009 ve 2010 yıllarına ilişkin vergi ve katkı payına ilişkin kısımlarına uygulama imkanı bulunmadığından dava konusu ödeme emrinin değinilen kısmında hukuka aykırılık görülmemiştir. Bölge İdare Mahkemesi, bozulan kısım yönünden ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeye ek olarak bu gerekçeyle ödeme emrinin 2009 ve 2010 yıllarına ait vergi ve katkı payına ilişkin kısmı yönünden kısmen ısrar ettiğini belirtmiş, bozma kararına kısmen uyduğunu belirterek ödeme emrini 2011, 2012 ve 2013 yıllarına ait vergi ve katkı payı yönünden iptal etmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Taraflarca, kararın aleyhe olan hüküm fıkralarının hukuka aykırı olduğu belirtilerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. TARAFLARIN SAVUNMASI: Taraflarca cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ÇAĞLAR DİNÇ'İN DÜŞÜNCESİ: Davacının temyiz isteminin kararın ısrara ilişkin hüküm fıkrası yönünden reddi ile diğer yönlerden temyiz incelemesi yapılmak ve kararın ısrar niteliği taşımayan hüküm fıkrasına yönelik davalının temyiz istemi sonuçlandırılmak üzere dosyanın Danıştay Dokuzuncu Dairesine gönderilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar
verilmeksizin Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : İLGİLİ MEVZUAT: 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, Vergi Dava Daireleri Kurulunun, vergi mahkemelerinden verilen ısrar kararları ile vergi dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği hükme bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin (3) ilâ (5) numaralı fıkralarında, "3. Bölge idare mahkemesi, Danıştayca verilen bozma kararına uyabileceği gibi kararında ısrar da edebilir. 4. Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır. 5. Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Kararı temyiz incelemesi sonucunda bozulan yargı mercii bozma kararına uymak zorunda değildir. İlgili yargı mercii bozmaya uymama yolundaki tutumunun hukuksal nedenlerini açıklamak ve bunu gerekçelendirmek kaydıyla ilk kararında ısrar edilebilir. İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda ısrar kararının bir tanımı bulunmamaktadır. Kanun'da bölge idare mahkemesinin, Danıştayca verilen bozma kararına ısrar edebileceği belirtilmiştir. Bu nedenle ısrar kararından ne anlaşılması gerektiği hususunun ortaya konulması gerekmektedir. Israr, kelime anlamı olarak direnme, ayak direme, üsteleme, üstünde durma anlamlarına gelmektedir. Doktrinde de ısrar kararı, temyiz mercii tarafından kararı bozulan yargı yerinin bozma kararının değil, kendi kararının doğru olduğu hususunda direnmesi olarak tanımlanmıştır. Bu anlamda ısrar kararı, bölge idare mahkemesi dava daireleri tarafından istinaf incelemesi sonucunda verilen kararların temyiz yolu ile Danıştayın ilgili dairesince bozulması üzerine anılan yargı mercileri tarafından bozma kararındaki esaslara uyulmayarak eski görüşlerinde, başka bir ifadeyle ilk verdikleri kararlarında direnmeleridir.
Bu bağlamda ısrar kararından bahsedilebilmesi için öncelikli şart kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesi ve hükmün, temyiz kanun yolu denetimine tabi tutulmuş olmasıdır. Bozma kararı üzerine verilse dahi ilk kararından farklı hukuk kuralları dikkate alınarak ulaşılan hukuka uygunluk değerlendirmesi içeren ve henüz temyiz kanun yolu denetiminden geçmeyen bir kararın, (derece mahkemelerince ısrar olarak nitelendirilse de) ısrar niteliğinde olduğundan söz edilmesi mümkün değildir. Diğer bir şart ise bozulan karar ile bozma üzerine verilen kararda gerekçe ve hüküm fıkrası yönünden bir örtüşmenin olması gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle bozma kararı sonrasında verilen kararın hüküm fıkrası, bozulan kararla aynı olmakla birlikte gerekçesi farklı ise ısrar kararından söz edilemeyecektir. Öte yandan, mahkeme veya bölge idare mahkemesinin, eski gerekçesini güçlendirecek yeni hukuksal nedenlere yer vererek de ilk kararında ısrar etmesinin önünde hukuken bir engel bulunmamaktadır. Temyizen incelenerek bozulması istenen karara karşı yapılan temyiz başvurularının Kurulca incelenebilmesi için, söz konusu kararın ısrar kararı niteliğinde olup olmadığının ortaya konulması gerekmektedir. Kararı temyizen incelemekle görevli Danıştay dava dairesi, davacının temyiz isteminin incelenmesini, 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanun'un 12. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan düzenlemeyi dikkate alarak sonuçlandırmış, istinaf merciince verilen kararın, davacının istinaf başvurusunun reddine ilişkin hüküm fıkrasını bozmuştur. Bunun üzerine istinaf mercii, temyiz merciinin kararında belirtilen hususu dikkate alarak dava konusu ödeme emrinin hukuka uygunluğunun denetiminde 6001 sayılı Kanun'un 12. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan kuralı değerlendirmiş, kısmen bozmaya uyduğunu belirterek ödeme emrini 2011, 2012 ve 2013 yıllarına ait vergi ve katkı payı yönünden iptal etmiş, ödeme emrinin 2009 ve 2010 yıllarına ait vergi ve katkı payına ilişkin kısmı yönünden ise ısrar kararı vermiştir. İstinaf merciince verilen ilk kararın ödeme emrinin 2009 ve 2010 yıllarına ait vergi ve katkı payına ilişkin kısmına dair hüküm fıkrası ile son kararın ısrar kararı olarak nitelendirilen hüküm fıkrası, sonucu itibarıyla aynı yönde ise de farklı hukuki sebebe ve gerekçeye dayalıdır. Bozma kararında dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun denetiminde esas alınabilecek nitelikte olduğu işaret edilen hukuk kuralı, istinaf merciince bozma kararından sonra dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun denetiminde esas alınmak suretiyle karar verilmiştir. İstinaf merciinin anılan hukuki değerlendirmesi ve bu değerlendirme sonucunda
ulaşılan kararın sonucu henüz temyiz kanun yolu denetimine tabi kılınmamıştır. Dolayısıyla verilen kararın anılan 2009 ve 2010 yıllarına ait vergi ve katkı payına ilişkin hüküm fıkrası istinaf merciince ısrar kararı olarak nitelendirilmiş ise de kararın eylemli bozmaya uyma kararı niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan, istinaf mercii bozma kararına kısmen uyduğunu belirterek ödeme emrini 2011, 2012 ve 2013 yıllarına ait vergi ve katkı payı yönünden de iptal etmiştir. Bu durumda kararın anılan hüküm fıkrasının da ısrar niteliğinde olmadığı açıktır. Sonuç olarak, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun görevi, ısrar kararlarına karşı yapılan temyiz başvurularının incelenmesini kapsadığından, ısrar niteliği taşımayan karara yöneltilen tarafların temyiz incelemesinin Kurulumuzca değil, Danıştay Dokuzuncu Dairesi tarafından yapılması gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 6. Vergi Dava Dairesinin 02/03/2022 tarih ve E:2022/358, K:2022/689 sayılı kararına yöneltilen tarafların temyiz istemleri sonuçlandırılmak üzere dosyanın, Danıştay Dokuzuncu Dairesine GÖNDERİLMESİNE, 14/09/2022 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. KARŞI OY 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, Vergi Dava Daireleri Kurulunun, vergi mahkemelerinden verilen ısrar kararları ile vergi dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği hükme bağlanmıştır. Kararı temyizen incelemekle görevli Danıştay dava dairesi, davacının temyiz isteminin incelenmesini, 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanun'un 12. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan düzenlemeyi dikkate alarak sonuçlandırmış, istinaf merciince verilen kararın, davacının istinaf başvurusunun reddine ilişkin hüküm fıkrasını bozmuştur. Bunun üzerine istinaf mercii, ödeme emrinin 2009 ve 2010 yıllarına ait vergi ve katkı payına ilişkin kısmı yönünden ısrar kararı vermiştir. Kurul tarafından, ödeme emrinin 2009 ve 2010 yıllarına ait vergi ve katkı payına ilişkin kısmına dair hüküm fıkrasının ilk karardan farklı yeni bir
hüküm olduğu ve ısrar niteliğinde bulunmadığı sonucuna varılarak dosyanın Daireye gönderilmesine karar verilmiştir. Ancak Dairenin ödeme emrinin, 2009 ilâ 2013 yıllarına ait vergi ve katkı payına ilişkin kısmının 6001 sayılı Kanun'un 12. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan düzenleme karşısında hukuka uygun olmadığı sonucuna varılarak "borcum yoktur" kapsamında değerlendirmesi karşısında istinaf merciince yapılan 2009 ve 2010 yıllarına ait vergi ve katkı payına ilişkin kısmına dair hüküm fıkrasına yönelik değerlendirme sonucunda ulaşılan hükmün, eylemli bozmaya uyma kararı niteliğinde olmayıp verilen ilk kararda direnilmesine ilişkin olduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, 2575 sayılı Kanun'un 38. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca davacının temyiz incelemesinin Vergi Dava Daireleri Kurulunca sonuçlandırılması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, kararın, davacının temyiz isteminin incelenmesi için dosyanın Danıştay Dokuzuncu Dairesine gönderilmesine ilişkin hüküm fıkrasına katılmıyorum.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Resmî PDF içindeki yeri
- T.C. Danıştay Kararlar Dergisi · Sayı 12 (2023) · PDF sayfa 722–731
- Resmî metnin alındığı tarih
- Metin ve künye kontrolü
Bu kayıtta künye, kaynak metni ve metinden yapılan aktarım sunulmaktadır. Editoryal içtihat analizi veya makaleyle karşılaştırma yapılmış olduğu anlamına gelmez.
Kaynak bütünlük bilgisi
Seçilen karar metni SHA-256: 6083f8fd4b31c987119ac6af436c657763d28f616b8b8ecc4f35d6a9718b48cd
Özgün dergi PDF dosyası SHA-256: 6d9a101048becdbb6a24ce905b780818fe9084265151f06d30567221d5bfe636
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← İçtihat arşivine dönün