Sitede yayın: · Metin ve künye kontrolü: . Karar tarihi yukarıdaki künyede ayrıca gösterilir.
RESMÎ YAYININ ÖZETİ
Resmî yayında kararın konusu
Resmî derginin anahtar kelimeleri: -Faiz, -Islah, -İdareye Başvuru Tarihi
Aktarılan bölüm: Resmî dergi özeti (kararın PDF sayfaları 85-101).
Davacıların, ilk dava açarken yüksek oranlı yargılama harçları vb. nedenlerden dolayı tazmini isteminde bulundukları bedel, dava dilekçesinde düşük belirtilmiş ise de, davacıların gerçek iradelerini yansıtan miktarın ıslah (miktar artırımı) dilekçesi ile arttırılan gerçek zararları olduğu, bu zararın da ancak yargılama aşamasında alınan bilirkişi incelemesi sonucunda kesin olarak ortaya çıktığı açık olduğundan, ıslah ile artırılan dava değerinin tamamına davalı idareye başvuru tarihinden (03/09/2013) itibaren yasal faiz yürütülmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun düşeceği, bu itibarla; temyize konu kararın, davacılar lehine hükmedilen maddi tazminatın ıslah (miktar artırımı) dilekçesi ile artırılan kısmına, ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren faiz işletilmesine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmadığı hakkında.
Bu bölüm, kararı yayımlayan resmî kurumun hazırladığı özettir. Kararı veren heyetin gerekçesi ve varsa karşı oy, aşağıdaki tam metinde kendi yerleriyle birlikte okunmalıdır.
Tam metne erişim
Tam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.
Resmî kararın tamamına geçin ↓RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
Bu kayıt resmî kaynak metnini ve künyesini sunar; ayrı bir editoryal içtihat çözümlemesi içermez. Dergideki özet ve anahtar kelimeler resmî yayıncıya aittir. Tam metin, belirtilen sayfa aralığındaki kararın varsa karşı oylarını da kapsar; sayfa üst ve alt bilgileri aktarım dışında tutulmuştur.
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2021/3643 Karar No : 2023/1507 Anahtar Kelimeler : -Faiz, -Islah, -İdareye Başvuru Tarihi Özeti : Davacıların, ilk dava açarken yüksek oranlı yargılama harçları vb. nedenlerden dolayı tazmini isteminde bulundukları bedel, dava dilekçesinde düşük belirtilmiş ise de, davacıların gerçek iradelerini yansıtan miktarın ıslah (miktar artırımı) dilekçesi ile arttırılan gerçek zararları olduğu, bu zararın da ancak yargılama aşamasında alınan bilirkişi incelemesi sonucunda kesin olarak ortaya çıktığı açık olduğundan, ıslah ile artırılan dava değerinin tamamına davalı idareye başvuru tarihinden (03/09/2013) itibaren yasal faiz yürütülmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun düşeceği, bu itibarla; temyize konu kararın, davacılar lehine hükmedilen maddi tazminatın ıslah (miktar artırımı) dilekçesi ile artırılan kısmına, ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren faiz işletilmesine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmadığı hakkında. TEMYİZ EDENLER : I-(DAVACILAR) : Kendilerine asaleten …'a velayeten … ve … VEKİLLERİ : Av. … II-(DAVALI) : Sağlık Bakanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : Samsun Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin 18/10/2021 tarih ve E:2021/1159, K:2021/1030 sayılı ısrar kararının, taraflarca aleyhe olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem: Davacıların müşterek çocukları olan davacı küçük …'ın, 11/05/2001 tarihinde Merzifon Kara Mustafa Paşa Devlet Hastanesinde doğumundan sonra topuk kanı testinin yapılmaması nedeniyle fenilketonüri hastalığının teşhis edilememesi sonucu özürlü
kaldığı, olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık davacı … için iş gücü kaybı nedeniyle 500-TL, yaşam boyu bakıcı ihtiyacı gerektiğinden dolayı, özel bakıcı gideri olarak 500-TL ve özel beslenme gideri olarak 500-TL olmak üzere toplam 1.500-TL (01/12/2017 kayıt tarihli miktar artırım ile 760.906-TL, 15/06/2020 kayıt tarihli miktar artırım ile 1.266.543,45-TL) maddi ve yaşamı boyunca çekecekleri elem ve ızdırap karşılığı olarak çocuk için 100.000-TL, anne için 75.000-TL ve baba için 75.000-TL olmak üzere toplam 250.000-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 12/05/2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Samsun 1. İdare Mahkemesinin 15/02/2018 tarih ve E:2013/1380, K:2018/222 sayılı kararıyla; Davacıların, müşterek çocukları … için (fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak) talep edilen 500-TL özel beslenme giderine ilişkin maddi tazminat talebinden vazgeçildiği, Dava konusu olayda, davacı …'ın doğum sonrası topuk kanının alınmamasının bedensel ve zihinsel özre sebep olup olmadığı, yaşanan olayda davalı idarenin bir kusuru olup olmadığı ile varsa kusur oranının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bu kapsamda dosyaya sunulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı İstanbul 2. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 28/10/2015 tarih ve 6591 karar sayılı raporda; "... dava konusu olayda bebeğin doğumunun gerçekleştiği hastanede veya bağlı bulunduğu sağlık ocağında tarama testi yapılmaması nedeniyle, fenilketonüri tanısının zamanında konulamadığının anlaşıldığı, bu hususta davalı idarenin takip ve özen eksikliği bulunduğu ve kusurlu olduğu, bu kusurlu eylem sonucunda çocuğun kesin tanısının konulmasında ve gerekli tedaviye başlanılmasında yaklaşık 8,5 aylık bir gecikme olduğu" görüş ve kanaatine yer verildiği, anılan rapora göre, davacıların müşterek çocukları olan …'ın 11/05/2001 tarihinde davalı idareye bağlı Merzifon Kara Mustafa Paşa Devlet Hastanesi'nde doğum sonrası topuk kanı alınmaması nedeniyle bedensel ve zihinsel özrüne sebep olunmasında davalı idarenin takip ve özen eksikliğinden dolayı kusuru bulunduğu, davacılara yönelik herhangi bir kusur atfında bulunmadığı, Mahkemelerince davacıların müşterek çocuğunun özür oranının tespit edilmesi için tam teşekkülü bir hastaneden aldırılan raporda …'ın %70 oranında engelli olduğunun tespit edildiği, Mahkemelerince yapılan araştırma sonucunda, … için özel bakım ya da özürlü maaşı olarak herhangi bir ödeme yapılmadığının anlaşıldığı,
Davacıların, işgücü kaybı ve bakım/bakıcı giderine yönelik tazminat taleplerinin hesaplanması Mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan hesap bilirkişi raporunda; 1) İşgücü kaybının 606.597-TL olduğu, 2) Bakıcı giderine ilişkin maddi tazminat tutarının aylık brüt asgari ücret üzerinden; a-) olay tarihinden davanın açıldığı tarihine kadar ki kısmının 82.657-TL olduğu, b-) davanın açıldığı tarihten 31/12/2017 tarihine kadar olan kısmının ise 71.652-TL olduğunun belirtildiği, davacılar tarafından bilirkişi raporuna göre 01/12/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebinin 760.906-TL’ye artırıldığı, ıslah dilekçesinin ise davalı idareye 25/12/2017 tarihinde tebliğ edildiği, Buna göre; davacıların müşterek çocukları olan …'ın işgücü kaybı olarak belirlenen 606.597-TL'nin; 500-TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 28/08/2013 tarihinden, 606.097-TL'lik kısmının ise, ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 25/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesi gerektiği, bakıcı giderine yönelik tazminat istemine ilişkin olarak, olay tarihinden davanın açıldığı tarihine kadarki kısım için 82.657,00-TL, davanın açıldığı tarihten 31/12/2017 tarihine kadar olan kısım için 71.652-TL olmak üzerine toplam 154.309-TL'nin; 500,00-TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 28/08/2013 tarihinden, 153.809-TL'lik kısmının ise, ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 25/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesi gerektiği, bakıcı giderlerine ilişkin tazminatın geriye kalan kısmı için ise 01/01/2018 tarihinden itibaren davacıların müşterek çocuğunun yaşadığı belgelendirilmek kaydıyla her takvim yılının başında peşin olarak davalı idare tarafından davacılara ödenmesi gerektiği, Olayda, davalı idare tarafından yürütülen hizmetin hiç işletilmemesi sonucu davacıların çocuğunun engelli kalması nedeniyle yaşanılan elem, üzüntü dikkate alınarak takdiren, davacıların müşterek çocukları olan … için 75.000-TL, anne için 50.000-TL ve baba için 50.000-TL manevi tazminatın davalı idarece davacılara ödenmesi gerektiği gerekçesiyle; Davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, iş gücü kaybından kaynaklanan 606.597-TL'nin; 500-TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 28/08/2013 tarihinden, kalan 606.097-TL'lik kısmının ise, ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 25/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine; bakıcı giderine ilişkin olarak, olay tarihinden davanın açıldığı tarihine kadar ki kısım olarak 82.657-TL ve davanın açıldığı tarihten
31/12/2017 tarihine kadar olan kısım için 71.652-TL olmak üzerine toplam 154.309-TL'nin, 500,00-TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 28/08/2013 tarihinden, kalan 153.809-TL'lik kısmının ise, ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 25/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine, bakıcı giderlerine ilişkin tazminat kısmının geriye kalan kısmı için, 01/01/2018 tarihinden itibaren davacıların müşterek çocuğunun yaşadığı belgelendirilmek kaydıyla her takvim yılının başında peşin olarak davalı idare tarafından davacılara ödenmesine, özel beslenme giderine ilişkin tazminat talebinden vazgeçildiğinden, bu kısım hakkında karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile davacıların çocuğu … için 75.000-TL, davacı anne için 50.000-TL, davacı baba için 50.000-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte hesaplanarak davalı idare tarafından davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin 75.000-TL manevi tazminat istemi yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti: Samsun Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin 03/09/2020 tarih ve E:2018/752, K:2020/636 sayılı kararıyla; İdare Mahkemesince hesap bilirkişisinden alınan bilirkişi raporunda, hesaplamanın, 18 yaşına kadar işgücü kaybı oluşmayacağının gözetilmediği ve muhtemel ömrün TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenmediğinin görüldüğü, bu hesaplamaya dayalı olarak verilen kararın maddi tazminata dair kısmının kaldırılması gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı, Dairelerinin 25/10/2019 tarihli ara kararıyla, hesap bilirkişisinden söz konusu hususlar gözetilerek ek rapor hazırlaması istenildiği, bu kapsamda hazırlanan 07/01/2020 tarihli ek raporda özetle; işgücü kaybına bağlı olarak oluşan zarar 1.033.414,72-TL; 11/05/2001-15/11/2013 tarihleri arasındaki (dava tarihine kadar) işlemiş dönem bakıcı gideri 105.057,43-TL; 16/11/2013-07/01/2020 tarihleri arasındaki (dava tarihinden rapor tarihine kadar) işlemiş bakıcı giderinin 128.071,30-TL olarak hesaplandığı, Davalı idarenin ağır hizmet kusuru nedeniyle oluşan ve bilirkişi raporuyla tespit edilen zararların davalı idarece karşılanması gerektiğinden, işgücü kaybına bağlı olarak oluşan 1.033.414,72-TL'nin, 500,00-TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 28/08/2013 tarihinden, 1.032.914,72- TL'lik kısmının ise, ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 20/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, bakıcı giderine ilişkin olarak oluşan toplam 233.128,73-TL'nin 500,00-TL'lik
kısmının idareye başvuru tarihi olan 28/08/2013 tarihinden, 232.628,73-TL'lik kısmının ise, ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 20/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, rapor tarihi olan 07/01/2020 tarihinden sonraki döneme ilişkin bakıcı giderinden doğan zararın ise, davacıların çocuğu …'ın yaşadığı belgelendirilmek kaydıyla her takvim yılı başında o yıl için geçerli olan brüt asgari ücret üzerinden peşin olarak ödenmesine karar verilmesi gerektiği, Kararın manevi tazminata ilişkin kısmının kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı gerekçesiyle, Davacıların istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmının kaldırılmasına, işgücü kaybına bağlı olarak oluşan 1.033.414,72-TL'nin, 500,00-TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 28/08/2013 tarihinden, 1.032.914,72-TL'lik kısmının ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 20/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, bakıcı giderine ilişkin olarak oluşan toplam 233.128,73-TL'nin 500,00-TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 28/08/2013 tarihinden, 232.628,73-TL'lik kısmının ise, ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 20/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, rapor tarihi olan 07/01/2020 tarihinden sonraki döneme ilişkin bakıcı giderinden doğan zararın ise davacılardan …'ın yaşadığı belgelendirilmek kaydıyla her takvim yılı başında o yıl için geçerli olan brüt asgari ücret üzerinden peşin olarak davalı idarece davacılara ödenmesine, davacıların kararın manevi tazminata ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusu ile davalı idarenin istinaf başvurusunun ise reddine karar verilmiştir. Daire Kararının Özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 09/02/2021 tarih ve E:2020/5287, K:2021/339 sayılı kararıyla; A) Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacıların manevi tazminat istemleri yönünden: Temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik kısmına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği, B) Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacılardan …'ın iş gücü kaybına bağlı 1.033.414,72-TL maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmı yönünden:
Dava dilekçesinde, davacılardan küçük … için iş gücü kaybı nedeniyle 500-TL maddi tazminat talebinde bulunulduğu, 01/12/2017 kayıt tarihli miktar artırım dilekçesi ile bu maddi tazminat miktarının 14/08/2017 kayıt tarihli hesap bilirkişi raporu esas alınarak 606.597-TL'ye artırıldığı, Samsun Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin 25/10/2019 tarihli ara kararıyla, İdare Mahkemesince hesap bilirkişisinden alınan bilirkişi raporunda, hesaplama yapılırken, 18 yaşına kadar iş gücü kaybı oluşmayacağının gözetilmediği, muhtemel ömrün TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenmediği, işlemiş dönem zararı 30/06/2017 tarihine kadar hesaplanırken iskontolu dönem zararının 01/01/2018 tarihinden başlatıldığı gerekçesiyle hesap bilirkişisinden söz konusu hususlar gözetilerek ek rapor hazırlaması istenildiği, 10/01/2020 kayıt tarihli ek raporda, iş gücü kaybına bağlı olarak oluşan zararın 1.033.414,72-TL olarak hesaplandığı, davacılar tarafından 15/06/2020 kayıt tarihli miktar artırım dilekçesi ile de iş gücü kaybından doğan tazminat miktarının 1.033.414,72-TL olacak şekilde artırıldığı, Bölge İdare Mahkemesince de talep edilen miktarın kabulüne karar verildiği, 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın bir defaya mahsus olarak artırılabileceği, bu nedenle 01/12/2017 kayıt tarihli miktar artırım dilekçesindeki talep konusu tutar esas alınarak karar verilmesi gerekirken, davacılar tarafından ikinci kez verilen miktar artırım dilekçesi esas alınarak 1.033.414,72-TL iş gücü kaybından kaynaklı maddi tazminat isteminin kabulü yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediği, C) Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacılardan …'ın bakıcı ücretinden doğan 233.128,73-TL maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmı yönünden: Dava dilekçesinde, davacılardan küçük … için yaşam boyu bakıcı ihtiyacı gerektiğinden dolayı bakıcı gideri olarak 500-TL maddi tazminat talebinde bulunulduğu, 01/12/2017 kayıt tarihli miktar artırım dilekçesi ile bu maddi tazminat miktarının 14/08/2017 kayıt tarihli hesap bilirkişi raporu esas alınarak 153.809-TL'ye artırıldığı, Samsun Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin 25/10/2019 tarihli ara kararıyla, İdare Mahkemesince hesap bilirkişisinden alınan bilirkişi raporunda, hesaplamanın 31/12/2017 tarihine kadar yapıldığının görülmesi üzerine, hesap bilirkişisinden bakıcı giderinin dava tarihine kadar ayrı, rapor tarihine kadar ayrı hesaplandığı ek rapor hazırlamasının istenildiği, 10/01/2020 kayıt tarihli ek raporda, 11/5/2001-15/11/2013 tarihleri arasındaki (dava tarihine
kadar) işlemiş dönem bakıcı giderinin 105.057,43-TL, 16/11/2013- 07/01/2020 tarihleri arasındaki (dava tarihinden rapor tarihine kadar) işlemiş bakıcı giderinin 128.071,30-TL olarak hesaplandığı, davacılar tarafından 15/06/2020 kayıt tarihli miktar artırım dilekçesi ile bakıcı ücretinden doğan tazminat miktarının ek raporda belirtildiği gibi ve toplam 233.128,73-TL olacak şekilde artırıldığı, Bölge İdare Mahkemesince de talep edilen miktarın kabulüne karar verildiği, Ayrıca, dosya kapsamındaki hesap bilirkişisi raporlarında, bakıcı ücretinden kaynaklanan zararın küçüğün doğduğu 11/05/2001 tarihinden itibaren hesaplandığı, davacı küçüğün doğumunu müteakip topuk kanının alınmadığı, bu suretle bedensel ve zihinsel engel oluştuğundan bahisle uğranılan zararın ödenmesi istemiyle, 28/08/2013 tarihli dilekçeyle yapılan başvurunun 03/09/2013 tarihinde davalı idarenin kayıtlarına girdiği, bu başvurunun 11/09/2013 tarihli işlemle reddi üzerine de, 15/11/2013 tarihinde bakılan davanın açıldığı, dava dosyası kapsamında davacılar tarafından bakıcı ücreti ödendiğine dair bir bilgi belge de bulunmadığı dikkate alındığında, bakıcı ücretinden doğan tazminatın, ancak belgelendirilmek kaydıyla olay tarihi olan 11/05/2001 tarihinden itibaren hesaplanabileceği, belgelendirilmemesi durumunda ise herhalde davalı idareye yapılan başvurunun kayda girdiği tarihten itibaren hesaplanması gerektiği, 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın bir defaya mahsus olarak artırılabileceği, bu nedenle 01/12/2017 kayıt tarihli miktar artırım dilekçesindeki talep konusu tutar esas alınarak ve davacı küçük için bakıcı ücreti ödenip ödenmediği, ödenmiş ise hangi tarihten itibaren ödendiği hususları araştırılarak, tazminat talepli başvurunun davalı idarenin kayıtlarına girdiği 03/09/2013 tarihinden önceki dönem için bu hususlarda belge sunulması durumunda hesaplama yapılması, belge sunulamaması durumunda ise 03/09/2013 tarihinden sonrası için hesaplama yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, bu şekilde araştırma yapılmaksızın ve davacılar tarafından ikinci kez verilen miktar artırım dilekçesi esas alınarak 233.128,73-TL bakıcı ücretinden doğan maddi tazminat isteminin kabulü yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediği, D) Bölge İdare Mahkemesi kararının, kabul edilen tazminat tutarına işletilecek faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmı yönünden: 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön
şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, 2577 sayılı Kanun'un tam yargı davalarında dava dilekçesindeki miktarın artırımına olanak tanıyan hükmü uyarınca, davanın kabul edilmesi halinde artırılan tazminat miktarı yönünden ise faizin, idarenin temerrüde düştüğü tarih olan miktar artırımına ilişkin dilekçenin idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren uygulanması gerektiği, Bakılan davada, davacılar tarafından, ilk hesap bilirkişi raporu uyarınca, 25/12/2017 tarihinde davalı idare kayıtlarına giren miktar artırım dilekçesi ile maddi tazminat miktarının 760.906-TL’ye çıkarıldığı, Samsun Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesince aldırılan ek rapor uyarınca da 20/06/2020 tarihinde davalı idare kayıtlarına giren miktar artırım dilekçesi ile 1.266.543,45-TL'ye çıkarıldığı, temyize konu kararda hükmedilen ve dava dilekçesinde talep edilen tazminat tutarını aşan kısmın (artırılan tazminat tutarının), ikinci miktar artırım dilekçesinin davalı idarenin kayıtlarına girdiği 20/06/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine karar verildiği, 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın bir defaya mahsus olarak artırılabileceği, bu nedenle uyuşmazlıkta 01/12/2017 kayıt tarihli ilk miktar artırım dilekçesindeki talep konusu tutar esas alınarak ve artırılan tazminat miktarı bakımından, idarenin temerrüde düştüğü tarih olan 25/12/2017 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği gerekçesiyle, Tarafların manevi tazminata yönelik temyiz istemlerinin reddine, maddi tazminata yönelik temyiz istemlerinin kısmen kabulüne, temyize konu Samsun Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin 03/09/2020 tarih ve E:2018/752, K:2020/636 sayılı kararının, davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulü kısmen reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmının onanmasına, davacıların maddi tazminat talebinin kabulü yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine, davacıların istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararın maddi tazminata ilişkin kısmının kaldırılmasına ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi Israr Kararının Özeti: Samsun Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin 18/10/2021 tarih ve E:2021/1159, K:2021/1030 sayılı kararıyla;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''Tebligat ve cevap verme'' başlıklı 16. maddesindeki düzenlemenin yerleşik idari yargı kararlarında "iddianın ve savunmanın genişletilmesi/değiştirilmesi yasağı"nın dayanağı olarak kabul edildiği, anılan hüküm nedeniyle, dava dilekçesinin mahkeme kayıtlarına girmesinin ardından (dava açma süresi içerisinde verilen dilekçeler hariç olmak üzere), dava sırasında sonradan verilen başka dilekçeler ile aynı davada, dava dilekçesinde yer almayan bir talepte bulunulamayacağı, bu nedenle, mahkeme tarafından, sonradan bulunulan talepler hakkında inceleme yapılarak hüküm kurulmasına olanak bulunmadığı, Bunun tek istisnasının ise; tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanunun 4. maddesi ile eklenen ''Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.'' hükmü olduğu, 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesinin gerekçesinde, "AİHM, devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat davalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarını ortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde ülkemiz aleyhinde ihlal kararları vermektedir. Düzenlemeyle, idarî yargıda açılan tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabul edilmesi sebebiyle, nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle talep edilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanınmaktadır." ifadesine yer verildiği, Anılan düzenlemeyle, tam yargı davalarında, dava tarihinde dava değerinin belirsiz olması halinde, dava değeri ortaya çıktığında artırma hakkı saklı tutularak belirtilen miktarın, dava değerini gösterir bir delilin dosyaya girmesi sonrasında, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar bir defaya mahsus artırılmasına olanak tanındığı, Her ne kadar kural bu olmakla birlikte, hak kayıplarının önüne geçmek amacıyla 2013 yılında getirilen bu düzenlemeyi daha sonra getirilen ve yargılama sisteminde köklü değişiklikler yaratan istinaf yargılamasının şartlarıyla birlikte yorumlamak gerektiği, istinaf kanun yoluna başvurulduğunda, bölge idare mahkemelerinin, ilk derece mahkemesi
kararlarını hem maddi hem de hukuki açıdan denetleyeceği gözetildiğinde, dava dilekçesinde belirttiği miktarı, ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında ortaya çıkan dava değerine göre mecburen artıran davacının, istinaf yoluna başvurduğunda, bölge idare mahkemesince yapılacak yargılamanın sonuçlarından hiçbir şekilde faydalanamaması sonucunu doğuracak şekilde aşırı şekilci ve dar yorumlanmasının, adil yargılanma hakkına ve hak arama hürriyetine aykırı olacağı, bu nedenle davacının istinaf aşamasında verdiği miktar artırım dilekçesindeki tutarın esas alınarak hüküm kurulması gerektiği, Öte yandan, davalı idarenin hizmet kusuru sonucu engelli hale gelen ve başkasının bakımına muhtaç olan kişilerin, söz konusu bakım masraflarının da davalı idarece tazmini gerektiği, başkasının bakımına muhtaç hale gelen ve bakımının birisi tarafından üstlenildiği tartışmasız olan kişinin bakım masraflarının karşılanabilmesi için mutlaka bu giderlerinin belgelendirilmesinin beklenilemeyeceği, her halde bakıcı giderine ilişkin maddi tazminat tutarının, aylık brüt asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiği sonucuna varıldığı gerekçeleri eklenmek suretiyle, Davacıların istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmının kaldırılmasına, işgücü kaybına bağlı olarak oluşan 1.033.414,72-TL'nin, 500,00-TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 28/08/2013 tarihinden, 1.032.914,72-TL'lik kısmının ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 20/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, bakıcı giderine ilişkin olarak oluşan toplam 233.128,73-TL'nin 500,00-TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 28/08/2013 tarihinden, 232.628,73-TL'lik kısmının ise, ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 20/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, rapor tarihi olan 07/01/2020 tarihinden sonraki döneme ilişkin bakıcı giderinden doğan zararın ise davacılardan …'ın yaşadığı belgelendirilmek kaydıyla her takvim yılı başında o yıl için geçerli olan brüt asgari ücret üzerinden peşin olarak davalı idarece davacılara ödenmesi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, davacı …'ın 18 yaşına kadar iş gücü kaybından kaynaklı zararının oluşmayacağı yönündeki kabulün hatalı olduğu, adı geçenin bu dönemde çalışmasa bile, günlük yaşamında sakatlığı nedeniyle emsallerine göre daha fazla zorlanacağının açık olduğu, bu nedenle, 0-18 yaş arası dönem için güç- efor kaybı tazminatı ödenmesi gerektiği, hükmedilen maddi tazminata da olay tarihinden (11/05/2001) itibaren faize hükmedilmesi gerektiği, bu
sebeple temyize konu kararın, hükmedilen maddi tazminata idareye başvuru ve ıslah dilekçesinin idareye tebliğ edildiği tarihler esas alınarak faize hükmedilmesine ilişkin kısmının hukuka aykırı olduğu, eksik nispi karar harcının davacılara tamamlatılmasının mahkemeye erişim hakkına ve hak arama özgürlüğüne aykırı olduğu, temyizen incelenen karara ilişkin incelemenin Danıştay Onuncu Dairesinin 2021/4070 esas sayılı dosyası ile bağlantılı olarak görüşülmesi gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın bir defaya mahsus olarak artırılabileceği, bu nedenle davacılarca yapılan ikinci ıslah (miktar artırımı) dikkate alınarak verilen hükmün hukuka aykırı olduğu, davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiği, davacıların zararı ile idarelerinin eylemi arasında illiyet bağının bulunmadığı, davacıların müşterek çocuklarının tedavisi için gerekli özeni göstermedikleri, çocuklarının ilk aylarda yapılması gerekli aşılarını yaptırmadıkları, bu yönüyle ailenin müterafik kusurunun bulunduğu, ailenin kusuru oranında idareleri aleyhine hükmedilen tazminattan indirim yapılması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılar tarafından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş olup, davalı idarece savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ KADİR GEYVE'NİN DÜŞÜNCESİ : Davacıların temyiz isteminin kısmen kabulü ile temyize konu kararın hükmedilen maddi tazminata işletilen faizin başlangıç tarihi yönünden bozulması, tarafların sair temyiz istemlerinin ise reddi ile kararın diğer kısımlarının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacıların müşterek çocukları olan …, 11/05/2001 tarihinde davalı idareye bağlı Merzifon Kara Mustafa Paşa Devlet Hastanesinde dünyaya gelmiş, davacılar tarafından 04/01/2002 tarihinde çocuklarının gelişim geriliği şikayetiyle Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine başvurulmuş, burada yapılan muayenesinin ardından alınan kan ve idrar
tahlili örnekleri inceleme için Hacettepe Üniversitesine gönderilmiş, konulan fenilketonüri tanısının doğrulanması ve tedavisi için küçük …, Hacettepe Üniversitesine sevk edilmiş, 18/01/2002 tarihinde anılan Üniversite Hastanesine başvuruda bulunulması üzerine burada yapılan tahlillerde kandaki fenilalanin düzeyinin 18.07 mg/dl (normal: <3 mg/dl) olması üzerine fenilketonüri teşhisi doğrulanmış, akabinde küçük … 8,5 aylık iken tedavisine başlanılmış, 23/10/2009 tarihli poliklinik muayenesinde test yapmaksızın hafif-orta arası zeka özürlü olabileceği intibaı alınması üzerine davacılar tarafından, doğum sonrası topuk kanı alınmaması suretiyle fenilketonüri hastalığının yaşamın ilk aylarında teşhis edilememesi sebebiyle bedensel ve zihinsel engel oluştuğundan bahisle uğranılan zararın ödenmesi istemiyle 03/09/2013 kayıt tarihli dilekçeyle davalı idareye başvuruda bulunulmuş, anılan başvurunun 11/09/2013 tarihli işlemle reddi üzerine de bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile; "Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de, 2577 sayılı Kanun'a Geçici 7. madde ile "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır." cümlesi eklenmiştir. 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesinin gerekçesinde; "AİHM, devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat davalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarını ortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde ülkemiz aleyhinde ihlal kararları vermektedir. Düzenlemeyle, idarî yargıda açılan tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabul edilmesi sebebiyle, nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle talep edilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanınmaktadır." ifadesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava daireleri ile Bölge İdare Mahkemelerinin temyize tabi kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, davacılar lehine hükmedilen maddi tazminatın ıslah (miktar artırımı) dilekçesi ile artırılan kısmına işletilecek faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmı dışındaki kısımları usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Temyizen incelenen kararın, davacılar lehine hükmedilen maddi tazminatın ıslah (miktar artırımı) dilekçesi ile artırılan kısmına işletilecek faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmına gelince; Faiz, idarenin tazmin borcu bağlamında kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesinde; idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde ise adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması ilkesi benimsenmiştir. Nitekim bu durum, Danıştayın yerleşik içtihatlarıyla da kabul edilmiştir. Dava şartı olan ön karar için idareye yapılan başvuruda ihlal edilen hakkın yerine getirilmesinin istenilmesi esas olup, idare ile işin esasında
ihtilafa düşüldükten, başka bir ifadeyle, tazminatın ödenmesi istemiyle idareye yapılan başvuru üzerine, bu istemin idare tarafından açıkça veya zımnen reddi üzerine, idarenin, tazminat istemi karşısında temerrüde (direnme) düşürüldükten sonra davacının tazminat miktarını dava açarak talep edebileceği, açılacak davada talep edilecek tazminat miktarının serbestçe tayinine hukuki bir engel bulunmamakla birlikte, talep edilecek tazminat miktarının yüksek tutulması durumunda davacının talep ettiği tutar ölçüsünde ödemek zorunda kalacağı ve bu tür davalarda nispi olarak belirlenen yargılama harçlarının da yüksek olacağı, bunun da mahkemeye erişim hakkını kısıtlayacağı açıktır. Yapılan bu açıklamalar karşısında, uğranılan zararın gerçek miktarının Mahkeme tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda net bir şekilde ortaya çıkması durumunda, ortaya çıkan bu gerçek zararın tamamının tazmini amacıyla verilen miktar artırımına (ıslah) ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp, mevcut davada talep edilen tazminat miktarının ıslah suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu sonucuna varılmaktadır. Uyuşmazlıkta; davacılar tarafından, davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların ödenmesi amacıyla, 03/09/2013 tarihinde davalı idare kayıtlarına giren (28/08/2013 düzenleme tarihli) dilekçeyle başvuruda bulunularak, bu tarih itibarıyla davalı idare temerrüde düşürülmüş, anılan başvurunun reddi üzerine de -fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak- 1.500-TL maddi ve 250.000-TL manevi tazminatın 12/05/2001 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. Buna göre, yargılama süresinde yaptırılan bilirkişi incelemeleri sonucu tespit edilen ve devamında davacılar tarafından ıslah edilerek artırılan tazminat miktarının, davacıların, olay tarihi veya idareye başvurma tarihi veya dava tarihi itibarıyla elde etmek istedikleri gerçek zararları olduğunda tereddüt bulunmamaktadır. Bu durum yukarıda aktarılan hususlarla birlikte değerlendirildiğinde, esasen davacıların, ilk dava açarken yüksek oranlı yargılama harçları vb. nedenlerden dolayı tazmini isteminde bulundukları bedel, dava dilekçesinde düşük belirtilmiş ise de, davacıların gerçek iradelerini yansıtan miktarın ıslah (miktar artırımı) dilekçesi ile arttırılan gerçek zararları olduğu, bu zararın da ancak yargılama aşamasında alınan bilirkişi incelemesi sonucunda kesin ortaya çıktığı açık olduğundan, ıslah ile artırılan dava değerinin tamamına
davalı idareye başvuru tarihinden (03/09/2013) itibaren yasal faiz yürütülmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun düşeceği sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla; temyize konu kararın, davacılar lehine hükmedilen maddi tazminatın ıslah (miktar artırımı) dilekçesi ile artırılan kısmına, ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren faiz işletilmesine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz istemlerinin kısmen reddine, davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Davacıların temyiz istemlerinin kısmen kabulü ile, temyize konu Samsun Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin 18/10/2021 tarih ve E:2021/1159, K:2021/1030 sayılı ısrar kararının, davacılar lehine hükmedilen maddi tazminatın ıslah (miktar artırımı) dilekçesi ile artırılan kısmına, ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren faiz işletilmesine ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3. Anılan kararın, diğer kısımlarının ise ONANMASINA, 4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Samsun Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 22/06/2023 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile; "Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de, 2577 sayılı Kanun'a Geçici 7. madde ile "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır." cümlesi eklenmiştir. Yukarıdaki yasal düzenlemeden anlaşılacağı üzere, idarenin işlem veya eylemleri sonucu uğranılan zararların tazmini istemiyle açılan tam yargı
davalarında, dava dilekçesinde belirtilen tazminat miktarının yalnızca bir defaya mahsus olmak üzere artırılmasına olanak tanınmıştır. Bakılan uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesi tarafından davacıların uğradıkları maddi zararın tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve dava dilekçesinde belirtilen miktar bilirkişi raporu ile yapılan hesaplama esas alınarak davacılar tarafından ıslah edilerek artırılmıştır. Devam eden süreçte ise, İstinaf Mahkemesi tarafından, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu bazı yönlerden hukuka aykırı bulunarak ek bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş, hazırlanan ek bilirkişi raporu ile davacıların maddi zararının önceki rapordaki tespitten daha fazla olduğu hesaplanmış, ek raporun tebliği üzerine de davacılar tarafından dosyaya sunulan dilekçe ile ikinci kez ıslah (miktar artırımı) talebinde bulunulmuştur. Miktar artırımına ilişkin yukarıda yer verilen Kanun hükmü uyarınca, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın bir defaya mahsus olarak artırılabileceği açık olduğundan, davacıların maddi tazminat istemleri yönünden ilk ıslah (miktar artırımı) dilekçesindeki talep konusu tutar esas alınarak bir karar verilmesi gerekirken, davacıların istinaf aşamasında alınan ek bilirkişi raporu sonrası verdikleri ikinci ıslah (miktar artırımı) dilekçesindeki tazminat miktarı esas alınarak verilen temyize konu ısrar kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacıların ikinci ıslah (miktar artırımı) dilekçesi ile artırılan tazminat miktarını esas alarak verilen temyize konu kararın bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. KARŞI OY XX- Temyize konu kararın, bakıcı ücretinden doğan 233.128,73-TL maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmı yönünden; Dosyanın incelenmesinden; davacılar tarafından, davacı …'ın doğumunu müteakip topuk kanının alınmadığı, bu suretle bedensel ve zihinsel engel oluştuğundan bahisle uğranılan zararların ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun, davalı idarece reddedilmesi üzerine, 15/11/2013 tarihinde bakılan davanın açıldığı ve dosyaya davacılarca bakıcı ücreti ödendiğine dair herhangi bir bilgi-belgenin sunulmadığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamındaki hesap bilirkişisi raporları incelendiğinde ise, bakıcı ücretinden kaynaklanan zararın, davacılardan …'ın doğum tarihi olan 11/05/2001 tarihinden itibaren hesaplandığı görülmektedir. Uyuşmazlıkta, bakıcı ücretinden doğan tazminatın ancak belgelendirilmek kaydıyla olay tarihi olan 11/05/2001 tarihinden itibaren
hesaplanabileceği, belgelendirilmemesi durumunda ise her halde dava açılış tarihinden itibaren hesaplama yapılması gerekmektedir. Buna göre; öncelikle, davacı … için bakıcı ücreti ödenip ödenmediği ile ödenmiş ise hangi tarihten itibaren ödendiği hususlarının araştırılması, davanın açıldığı 15/11/2013 tarihinden önceki dönem için ancak belge sunulması durumunda hesaplama yapılması, belge sunulamaması durumunda ise, 15/11/2013 tarihinden sonrası için hesaplama yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, bu şekilde bir araştırma yapılmaksızın 233.128,73-TL bakıcı ücretinden doğan maddi tazminat isteminin kabulü yolunda verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerekmektedir. B) Temyize konu kararın, davacılar lehine hükmolunan maddi tazminata işletilecek faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmı yönünden; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesinde; idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği hükmüne yer verilmiştir. Anılan madde uyarınca, dava açmadan önce idareye ön başvuru yapmak zorunda olan davacıların, başvuru konusu olay nedeniyle uğradıkları zararın tazmini hususundaki gerçek ve somut iradeleri, ancak başvurunun idarece açıkça veya zımnen reddi üzerine dava açarak ortaya konulduğundan, tam yargı davalarında davacılar lehine hükmolunan maddi tazminata ancak dava açılış tarihi itibarıyla faiz işletilmesi mümkündür. Somut olayda, davacılar tarafından, davacı …'ın doğumunu müteakip topuk kanının alınmadığı, bu suretle bedensel ve zihinsel engel oluştuğundan bahisle uğranılan zararların ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun, davalı idarece reddedilmesi üzerine, 15/11/2013 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşıldığından, dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi ile talep edilen ve davacılar lehine hükmolunan maddi tazminata dava açılış tarihinden (15/11/2013) itibaren faiz işletilmesi gerekirken, idareye başvuru tarihinden (03/09/2013) itibaren faiz işletilmesi yolunda verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararın, bu kısmının bozulması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen yönlerden bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Resmî PDF içindeki yeri
- T.C. Danıştay Kararlar Dergisi · Sayı 14 (2023) · PDF sayfa 85–101
- Resmî metnin alındığı tarih
- Metin ve künye kontrolü
Bu kayıtta künye, kaynak metni ve metinden yapılan aktarım sunulmaktadır. Editoryal içtihat analizi veya makaleyle karşılaştırma yapılmış olduğu anlamına gelmez.
Kaynak bütünlük bilgisi
Seçilen karar metni SHA-256: d1843c584c244b37ce057e05acc2c0eaa61110e3faac6c57a7525c319980dda6
Özgün dergi PDF dosyası SHA-256: c9cd66bc8d991aa21345774eae68009a84d999fd3dcb24bbb4f53bcede4931ea
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← İçtihat arşivine dönün