İdare Hukuku

İdari Dava Daireleri Kurulu: Miktar Artırım Talebi, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 16. Maddesi, 6459 Sayılı Kanun

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 2020/2044 E., 2021/39 K., 14.01.2021

Kararın tam metnine geçin

Sitede yayın: · Metin ve künye kontrolü: . Karar tarihi yukarıdaki künyede ayrıca gösterilir.

RESMÎ YAYININ ÖZETİ

Resmî yayında kararın konusu

Resmî derginin anahtar kelimeleri: -Miktar Artırım Talebi, -2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 16. Maddesi, -6459 Sayılı Kanun

Aktarılan bölüm: Resmî dergi özeti (kararın PDF sayfaları 96-107).

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 16. maddesinin 4. fıkrasına 6459 sayılı Kanunla eklenen cümlede yer alan "nihai karar verilinceye kadar" ibaresinin bozma kararından sonra verilecek hüküm aşamasını kapsamadığı, bununla birlikte, 6459 sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 30/04/2013 tarihinde derdest olan davada, 2577 sayılı Kanunun Geçici 7. maddesi hükmüne dayanılarak miktar artırım talebinin kabulü gerektiği hakkında.

Bu bölüm, kararı yayımlayan resmî kurumun hazırladığı özettir. Kararı veren heyetin gerekçesi ve varsa karşı oy, aşağıdaki tam metinde kendi yerleriyle birlikte okunmalıdır.

Tam metne erişim

Tam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.

Resmî kararın tamamına geçin ↓

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

Bu kayıt resmî kaynak metnini ve künyesini sunar; ayrı bir editoryal içtihat çözümlemesi içermez. Dergideki özet ve anahtar kelimeler resmî yayıncıya aittir. Tam metin, belirtilen sayfa aralığındaki kararın varsa karşı oylarını da kapsar; sayfa üst ve alt bilgileri aktarım dışında tutulmuştur.

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2020/2044 Karar No : 2021/39 Anahtar Kelimeler : -Miktar Artırım Talebi, -2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 16. Maddesi, -6459 Sayılı Kanun Özeti : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 16. maddesinin 4. fıkrasına 6459 sayılı Kanunla eklenen cümlede yer alan "nihai karar verilinceye kadar" ibaresinin bozma kararından sonra verilecek hüküm aşamasını kapsamadığı, bununla birlikte, 6459 sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 30/04/2013 tarihinde derdest olan davada, 2577 sayılı Kanunun Geçici 7. maddesi hükmüne dayanılarak miktar artırım talebinin kabulü gerektiği hakkında. TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- Çevre ve Şehircilik Bakanlığı VEKİLİ : Av. … 2- Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. … 3- Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : Van 2. İdare Mahkemesinin 10/01/2020 tarih ve E:2019/3848, K:2020/17 sayılı kararının ısrara ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava Konusu İstem : Van İli, Merkez İlçesi, Halilağa Mahallesi, … ada, … sayılı parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan … Sitesindeki davacıya ait dairenin, 23/10/2011 ve 09/11/2011 tarihlerinde meydana gelen depremlerde ağır hasar görmesi ve sonrasında yıkılmasında davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 30.000,00 TL (miktar artırımı sonrası 38.187,08 TL) maddi ve 25.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 63.187,08 TL tazminatın,

09/11/2011 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Van 2. İdare Mahkemesinin 29/06/2018 tarih ve E:2018/521, K:2018/1681 sayılı kararıyla; Mahkemelerinin, davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki 31/03/2015 tarih ve E:2013/220, K:2015/411 sayılı kararının, Danıştay Ondördüncü Dairesince verilen 14/06/2017 tarih ve E:2017/163, K:2017/4053 sayılı karar ile bozulması üzerine, bozma kararına uyularak, dava dosyasının yeniden incelendiği; Meydana gelen zararda davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğunun açık olduğu, Mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesinde davalı idarelerin meydana gelen zararda toplam kusur oranlarının %45 (Van Büyükşehir Belediyesi %35, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı %5, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı %5) olarak belirlendiği, Deprem 2011 yılında gerçekleştiğinden, 2011 yılı Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ esas alınarak dava konusu daire bedelinin aşınma payı da düşüldükten sonra 84.860,18 TL, davalı idarelerin toplam kusur oranına denk gelen kısmın ise 38.187,08 TL olarak belirlendiği, bu nedenle davalı idarelerin kusur oranına denk gelen tutarın maddi tazminat olarak, yine olayın niteliği göz önünde bulundurulduğunda davacının konutunun yıkılmasından duyduğu üzüntü nedeniyle 5.000,00 TL'nin de manevi tazminat olarak davalı idareler tarafından davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, Miktar artırımı sonrası 38.187,08 TL olarak belirlenen maddi tazminat isteminin tamamı ile manevi tazminat isteminin 5.000,00 TL'lik kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, kabul edilen tazminatın yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce kusurları oranında ödenmesine karar verilmiştir. Daire Kararının Özeti: Danıştay Ondördüncü Dairesinin 12/03/2019 tarih ve E:2018/5006, K:2019/1827 sayılı kararıyla; Temyize konu İdare Mahkemesi kararının; maddi tazminat talebinin dava dilekçesi ile talep edilen 30.000,00 TL'lik kısmının kabulü, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü, kısmen reddi ve kabul edilen tazminatın yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce kusurları oranında ödenmesine ilişkin kısmında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisinin bulunmadığı,

Kararın 20/04/2018 tarihinde kayda giren miktar artırım talebine ilişkin kısmına gelince; Dava dilekçesi ile belirlenen 30.000,00 TL maddi tazminat tutarının, Dairelerince bozma kararı verilmesinden sonra, 20/04/2018 tarihinde kayda giren miktar artırım dilekçesi ile 38.187,08 TL'ye çıkarıldığının görüldüğü, Bakılan dava, her ne kadar 6459 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 30/04/2013 tarihinden önce açılmış ise de, 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesi gereğince en geç nihai karar verilinceye kadar miktar artırımı (ıslah) talebinde bulunulması gerekirken, davacı tarafından Van 2. İdare Mahkemesinin 31/03/2015 tarih ve E:2013/220, K:2015/411 sayılı kararının verildiği 31/03/2015 tarihine kadar bu yönde bir talepte bulunulmadığı, anılan Mahkeme kararının Dairelerinin 14/06/2017 tarih ve E:2017/163 K:2017/4053 sayılı kararı ile bozulması sonrasında, İdare Mahkemesi kaydına 20/04/2018 tarihinde giren miktar artırım (ıslah) dilekçesi ile artırılan tazminat miktarı yönünden, 2577 sayılı Kanunun geçici 7. maddesi hükmünden yararlanılamayacağından, tazminat miktarının artırılmasına olanak bulunmadığı, Bu nedenle, 20/04/2018 tarihinde kayda giren miktar artırım dilekçesi ile artırılan maddi tazminat miktarı yönünden inceleme yapılmasında hukuka uyarlık, miktar artırım dilekçesi ile artırılan maddi tazminatın kabulüne ilişkin İdare Mahkemesi kararının temyiz edilen Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı (6.367,73 TL) ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığına ilişkin kısımlarında (909,68 TL) hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılarak, Van 2. İdare Mahkemesinin 29/06/2018 tarih ve E:2018/521, K:2018/1681 sayılı kararının; maddi tazminat talebinin dava dilekçesi ile talep edilen 30.000,00 TL'lik kısmının kabulü, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü, kısmen reddi ve kabul edilen tazminatın yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce kusurları oranında ödenmesine ilişkin kısmının onanmasına, 20/04/2018 tarihinde kayda giren maddi tazminata yönelik miktar artırım talebine ilişkin temyiz edilen kısmının ise bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi Israr Kararının Özeti: Van 2. İdare Mahkemesinin 10/01/2020 tarih ve E:2019/3848, K:2020/17 sayılı kararıyla; Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe

giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile ''Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.'' düzenlemesinin, aynı Kanun'un 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanun'a geçici 7. madde olarak ''Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16’ncı maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.'' hükmünün eklendiği, 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (Tasarının 3. maddesi) gerekçesinde, ''AİHM, devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat davalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarını ortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde ülkemiz aleyhinde ihlal kararları vermektedir. Düzenlemeyle, idarî yargıda açılan tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılama hakkının ihlali olarak kabul edilmesi sebebiyle, nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle talep edilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanınmaktadır.'' ifadelerinin yer aldığı, Anılan Kanun için tanzim edilen 04/04/2013 tarih ve E:1/748, K:19 sayılı Adalet Komisyonu Raporunda ise, "İdari yargının tabi olduğu hukuk rejimi, zararların tazminini ve telafisini mümkün kılacak rasyonellikten uzaktır. Adli yargının aksine tespit ve kısmi dava seçeneklerinden yoksun idari yargılama düzeni, kişilerin kavramakta zorlanacağı usul öngörmektedir. İdari yargılama usulünün hak aramayı zorlaştıran bir özellik taşıdığı kuşkusuzdur. Ülkemiz, idari yargılama usulündeki bu ve benzeri kurgulama hataları nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ihlal kararlarına muhatap olmaktadır. (Bkz. Okçu/Türkiye Kararı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2. Daire, 39515/03) Hâlihazırda yürürlükte bulunan usul kurallarını mülkiyet hakkının ihlali olarak değerlendiren Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı, Tasarı ile benimsenen yapının inşasını zorunlu kılmıştır. Tasarıyla benimsenen model çerçevesinde, zarar hesabının yapıldığı tarih itibarıyla dava dışı alacak yönünden sürenin dolması, hakkın talebi artırmak suretiyle ileri sürülmesine engel olmayacak ve talebi artırmak için başvuru ve benzeri diğer usul şartları aranmayacaktır. Benimsenen usul, adli yargıda benimsenen usulün ilerisindedir. Norm, bu yönüyle etkili başvuru ve adil yargılama hakkı temelinde amaca uygun bir aşamaya işaret etmektedir. Artırmayı mümkün kılan yeni kural yalnızca bir usul normu

değil, aynı zamanda maddi hukuk normudur. Olağan dava döneminde mahkeme tarafından gözetilmesi gereken süre aşımı (altmış günlük, bir yıl, on yıl süre vb.), talep artırımında etki doğurmamaktadır. Söz gelimi, olay tarihinden itibaren on yıl geçse dahi talep artırılabilecektir. Diğer taraftan Tasarının çerçeve 1. ve 3’üncü maddelerinde yer alan “nihai karar verilinceye kadar” kaydının olası bozmalardan sonraki hüküm aşamasını da kapsadığı şüphesizdir. Ayrıca artırmanın bir defaya mahsus olduğu kuralı - örneğin bozma sonrası ve bozma gereği yapılan/yaptırılan bilirkişi incelemesindeki tazminat miktarındaki pozitif değişmeler bakımından- için amaçsal yorum yapılması zaruretinin doğabileceği de gözden kaçırılmamalıdır." ifadelerine yer verildiği, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda, 6459 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin artırılmasına olanak tanındığı, madde gerekçesinde ve madde gerekçesine esas Adalet Komisyonu Raporunda da ifade edildiği üzere, yasal değişiklikle ilgililerin uğramış olduğu zararın, dava dilekçesinde gösterilen zarar miktarından fazla olmasına karşın, davacıların, dava dilekçesinde gösterdikleri zarar miktarını artırmalarına yönelik taleplerinin mahkemelerce istemle bağlı kalma kuralı uygulanmak suretiyle kabul edilmeyerek dava dilekçesinde gösterilen zarar tutarı kadar tazminata hükmetmelerinden doğan hak kayıplarının giderilmesi amaçlanmış olup, bu durumun olası bozmalardan sonraki hüküm aşamasını da kapsadığının açıkça ifade edildiği, Uyuşmazlıkta, davacı tarafından, maliki olduğu daire niteliğindeki taşınmazın, 23/10/2011 ve 09/11/2011 tarihlerinde meydana gelen depremlerde ağır hasar görmesi ve sonrasında yıkılması olayında davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu iddia edilerek uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 30.000,00 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi tazminatın, 09/11/2011 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı, Mahkemelerinin 31/03/2015 tarih ve E:2013/220, K:2015/411 sayılı kararıyla, toplam 37.213,02 TL'nin davalı idareler tarafından ödenmesi gerekmekte ise de taleple bağlılık ilkesi gereğince 30.000,00-TL maddi tazminat isteminin kabulüne, 25.000,00 TL'lik manevi tazminat isteminin ise 10.000,00 TL'lik kısmının kabulüne karar verildiği, anılan kararın Danıştay Ondördüncü Dairesinin 14/06/2017 tarih ve E:2017/163, K:2017/4053 sayılı kararıyla, 2011 yılı Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ esas alınarak

dava konusu daire bedelinin hesaplanması gerektiği gerekçesiyle bozulması üzerine, Mahkemelerince yapılan hesaplama neticesinde davalı idarelerin toplam kusur oranı hesabına düşen toplam bedelin 38.187,08 TL olduğu belirtilerek 06/04/2018 tarihli ara kararıyla davacı vekilinden 2577 sayılı Kanun'un 16/4. maddesi hükmü çerçevesinde herhangi bir talepte bulunup bulunmayacağının sorulduğu, davacı vekilinin 20/04/2018 tarihli miktar artırım dilekçesi ile maddi tazminat isteminin 38.187,08 TL'ye artırıldığının belirtilmesi üzerine, Mahkemelerinin 29/06/2018 tarih ve E:2018/521, K:2018/1681 sayılı kararıyla toplam 38.187,08 TL maddi tazminat isteminin kabulüne, toplam 25.000,00 TL manevi tazminat isteminin; 5.000,00 TL'lik kısmının kabulüne, 20.000,00 TL'lik kısmının ise reddine karar verildiği, söz konusu kararın Danıştay Ondördüncü Dairesinin 12/03/2019 tarih ve E:2018/5006, K:2019/1827 sayılı kararıyla miktar artırım dilekçesi ile artırılan tazminat miktarı yönünden bozulduğu, diğer kısımlar yönünden onandığının anlaşıldığı, Bu durumda; 6459 sayılı Kanun ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda yapılan değişikliklerin amacı ve madde gerekçeleri ile Adalet Komisyonu Raporunda belirtilen hususlar birlikte değerlendirildiğinde, 14/06/2017 tarihli bozma kararı sonrasında davacının uğradığı zararın hesaplanan miktardan (37.213,02 TL) daha fazla olduğunun (38.187,08 TL) dava devam ederken anlaşıldığı görüldüğünden ve 2577 sayılı Kanun'un 16/4. maddesinde yer alan “nihai karar verilinceye kadar” ifadesinin bozmadan sonraki hüküm aşamasını da kapsayacağı kanaatine varıldığından, davacının, 2577 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi hükmünden ve dolayısıyla 2577 sayılı Kanun'un 16/4. maddesinden yararlanmak suretiyle dava dilekçesinde belirtilen miktarı bir defaya mahsus olarak artırılabileceği sonucuna ulaşıldığı gerekçesi eklenmek suretiyle 20/04/2018 tarihinde kayda giren dilekçede maddi tazminata yönelik miktar artırım talebine konu 8.187,08 TL maddi tazminatın kabulü yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idarelerden Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından, davacının, 2577 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinden yararlanamayacağı açık olduğundan ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı İdarelerden Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından, 31/03/2015 tarihli nihai karar verilinceye kadar miktar artırım dilekçesi verme olanağı bulunan ancak böyle bir talepte bulunmayan davacının, bozmaya uyma aşamasında miktar artırım hakkının bulunmadığı, davacının 2577 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinden de yararlanamayacağı, ayrıca harçtan muaf idarelerine karar ve ilam harcı

yükletilemeyeceğinden ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı İdarelerden Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, davanın süresinde açılmadığı, meydana gelen zararla idareleri arasında illiyet bağının bulunmadığı, meydana gelen depremin mücbir sebep sayılması gerektiği, manevi tazminata başvuru tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, miktar artırımına konu kısma idari başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesinin de hukuka aykırı olduğu, hukuka ve hakkaniyete aykırı Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ BÜNYAMİN CANBOLAT'IN DÜŞÜNCESİ : Davalı idarelerden Çevre ve Şehircilik Bakanlığının temyiz isteminin incelenmeksizin reddi, diğer davalı idarelerin temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi kararının ısrara ilişkin kısmının uyuşmazlığın esası hakkında verilen ilk nihai kararın kanun yolu aşamasında bozularak ortadan kaldırılması hususu ile esas hakkında yeniden verilen nihai kararda, bozularak ortadan kaldırılan ilk karardan daha fazla zarar tespiti yapıldığı hususu birlikte değerlendirildiğinde, İdare Mahkemesince, uyuşmazlığın esası hakkında yeni nihai karar verilmeden önceki aşamada, 20/04/2018 tarihinde (bozmaya uyma aşamasında) sunulan miktar artırım dilekçesindeki talep esas alınarak ve 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasındaki usul işletilmek suretiyle hüküm kurulmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle onanması ve İdare Mahkemesi kararının ısrara konu olmayan kısmı ile davanın esası hakkındaki diğer temyiz taleplerinin Dairesince incelenmesini teminen dosyanın Dairesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Bakılan dava, Van İli, Merkez İlçesi, Halilağa Mahallesi, … ada, … sayılı parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan … Sitesinde davacının maliki olduğu daire niteliğindeki taşınmazın, 23/10/2011 ve 09/11/2011 tarihlerinde meydana gelen depremlerde ağır hasar görmesi ve sonrasında

yıkılması olayında davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu iddia edilerek uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 30.000,00 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi tazminatın, 09/11/2011 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Van 2. İdare Mahkemesinin 31/03/2015 tarih ve E:2013/220, K:2015/411 sayılı kararıyla, toplam 37.213,02 TL'nin davalı idareler tarafından ödenmesi gerekmekte ise de taleple bağlılık ilkesi gereğince 30.000,00-TL maddi tazminat isteminin kabulüne, 25.000,00 TL'lik manevi tazminat isteminin ise 10.000,00 TL'lik kısmının kabulüne karar verilmiş, ancak bu karar Danıştay Ondördüncü Dairesinin 14/06/2017 tarih ve E:2017/163, K:2017/4053 sayılı kararıyla, 2011 yılı Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ esas alınarak dava konusu daire bedelinin hesaplanması gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. İdare Mahkemesince bozma kararına uyulmak suretiyle yapılan hesaplama neticesinde, davalı idarelerin toplam kusur oranı hesabına düşen toplam bedelin 38.187,08 TL olduğu tespit edilince, bu durum belirtilerek 06/04/2018 tarihli ara kararıyla davacı vekilinden 2577 sayılı Kanun'un 16/4. maddesi hükmü çerçevesinde herhangi bir talepte bulunulup bulunulmayacağı sorulmuştur. Davacı vekilinin 20/04/2018 tarihli miktar artırım dilekçesi ile maddi tazminat istemi 8.187,08 TL artırılmak suretiyle 38.187,08 TL'ye çıkartılmıştır. 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasında belirtilen gerekli bildirimler yapıldıktan sonra Van 2. İdare Mahkemesinin 29/06/2018 tarih ve E:2018/521, K:2018/1681 sayılı kararıyla, davacının miktar artırım talebi uygun görüldüğünden toplam 38.187,08 TL maddi tazminat isteminin kabulüne, toplam 25.000,00 TL manevi tazminat isteminin; 5.000,00 TL'lik kısmının kabulüne, 20.000,00 TL'lik kısmının ise reddine karar verilmiştir. Söz konusu karar, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 12/03/2019 tarih ve E:2018/5006, K:2019/1827 sayılı kararıyla; miktar artırım dilekçesi ile artırılan tazminat miktarı yönünden bozulmuş, diğer kısımlar yönünden onanmış, ancak Mahkemece bozulan kısma uyulmayarak, 20/04/2018 tarihinde kayda giren dilekçede maddi tazminata yönelik miktar artırım talebine konu 8.187,08 TL maddi tazminatın kabulü yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. Bu çerçevede uyuşmazlık, 6459 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile 2577 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin yürürlüğe girdiği tarihte derdest olan bu davada, anılan geçici 7. madde hükmünden yararlanılıp

yararlanılamayacağı ve tam yargı davalarında ilk defa bozmaya uyma aşamasında verilen miktar artırım dilekçelerinin Mahkemesince kabul edilip edilemeyeceği hususlarından kaynaklanmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasında; "Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler. Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir" hükmüne; geçici 7. maddesinin 1. fıkrasında ise; "Bu maddeyi ihdas eden Kanunun 16'ncı maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır." hükmüne yer verilmiştir. Öte yandan, idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davalı idarelerden Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ile Van Büyükşehir Belediye Başkanlığının İdare Mahkemesi kararının ısrara ilişkin kısmı hakkındaki temyiz istemlerinin incelenmesinden; Uyuşmazlıkta ısrara ilişkin husus, 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "nihai karar verilinceye" kadar kaydının, bozma kararından sonra verilecek hüküm aşamasını da kapsayacağı gerekçesiyle, bozmaya uyma aşamasında maddi tazminat istemi yönünden sunulan miktar artırım dilekçesindeki talep doğrultusunda, artırılan miktarın kabul edilmesi gerektiğine ilişkindir. Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile ''Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir

defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.'' düzenlemesi eklenmiş ve tam yargı davalarında, miktar artırımına olanak tanınmıştır. Yine 6459 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanun'a geçici 7. madde olarak ''Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16’ncı maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.'' hükmü eklenmek suretiyle, 30/04/2013 tarihinde derdest olan tam yargı davalarında, hak kayıplarının önüne geçilebilmesi amacıyla, kanun yolu aşaması da dâhil olmak üzere, miktar artırım hakkından yararlanabilme imkanı tanınmıştır. Bu durumda, 6459 sayılı Kanun'la 2577 sayılı Kanun'a eklenen hükümler çerçevesinde uyuşmazlık incelendiğinde; 15/02/2013 tarihinde açılan ve 6459 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 30/04/2013 tarihinde derdest olduğu anlaşılan bu davada, 2577 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi hükmü uyarınca, kanun yolu aşaması da dâhil olmak üzere, bir defaya mahsus olmak üzere miktar artırım talebinde bulunulabileceği anlaşıldığından, İdare Mahkemesince, maddi tazminat istemi yönünden, 20/04/2018 tarihinde (bozmaya uyma aşamasında) sunulan miktar artırım dilekçesindeki talep esas alınarak hüküm kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Öte yandan, anılan davalı idarelerin, İdare Mahkemesi kararının ısrara konu olmayan kısmı ile davanın esası hakkındaki diğer temyiz taleplerinin Dairesince incelenmesi gerekmektedir. Davalı idarelerden Çevre ve Şehircilik Bakanlığının temyiz istemine gelince; Van 2. İdare Mahkemesinin 29/06/2018 tarih ve E:2018/521, K:2018/1681 sayılı kararına karşı temyiz isteminde bulunmadığı anlaşılan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yönünden bu karar kesinleşmiş olduğundan, anılan davalı idarenin Van 2. İdare Mahkemesinin 10/01/2020 tarih ve E:2019/3848, K:2020/17 sayılı kararının ısrara ilişkin kısmı hakkındaki temyiz isteminin incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarelerden Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ile Van Büyükşehir Belediye Başkanlığının, İdare Mahkemesi kararının ısrara ilişkin kısmı hakkındaki temyiz istemlerinin reddine oybirliği ile,

2. Van 2. İdare Mahkemesinin temyize konu 10/01/2020 tarih ve E:2019/3848, K:2020/17 sayılı kararının ısrara ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğu ile, 3. Anılan davalı idarelerin İdare Mahkemesi kararının ısrara konu olmayan kısmı ile davanın esası hakkındaki diğer temyiz talepleri hakkında karar verilmesi için dosyanın kapatılan Danıştay Ondördüncü Dairesi yerine 07/03/2019 tarih ve 2019/25 sayılı Başkanlık Kurulu kararıyla yeniden belirlenen iş bölümü kararı uyarınca Danıştay Altıncı Dairesine gönderilmesine oybirliği ile. 4. Davalı idarelerden Çevre ve Şehircilik Bakanlığının temyiz isteminin İNCELENMEKSİZİN REDDİNE oybirliği ile, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/01/2021 tarihinde karar verildi. GEREKÇEDE KARŞI OY 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile ''Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.'' düzenlemesi ile aynı Kanun'un 5. maddesi ile 2577 sayılı Kanun'a geçici 7. madde olarak ''Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16’ncı maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.'' hükmü eklenmiştir. Anılan geçici 7. madde, 6459 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 30/04/2013 tarihinde derdest olan fakat açıldıkları tarih itibarıyla miktar artırım olanağı bulunmayan tam yargı davalarında da, bu davalar kanun yolu aşamasında olsa dahi, bir defaya mahsus olmak üzere, süre ve diğer usul kurallarına bağlı olmaksızın, miktar artırımı olanağı tanımaktadır. Ancak bu düzenlemenin, 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasında geçen "nihai karar verilinceye kadar" kaydına istisna getiren bir düzenleme olarak yorumlanmasına imkan bulunmamaktadır. Başka bir deyişle, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte derdest olup, ilk derece mahkemesi aşamasında bulunan bir davada, miktar artırım talebinin, ilk derece mahkemesince nihai karar verilinceye kadar sunulması

gerekmektedir. Dolayısıyla, geçici 7. maddede geçen "kanun yolu aşaması dâhil" ibaresinden 30/04/2013 tarihinde derdest olmakla birlikte kanun yolu aşamasında bulunan tam yargı davalarının anlaşılması gerekmektedir. Bu nedenle, davacı tarafından 20/04/2018 tarihinde (bozmaya uyma aşamasında) sunulan miktar artırım dilekçesinin geçici 7. madde kapsamında değerlendirilemeyeceği açıktır. Ancak konunun, 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrası kapsamında, ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasında, tam yargı davalarında, dava dilekçesinde belirtilen miktarın, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle, bir defaya mahsus olmak üzere artırılabileceği düzenlendiği halde, davacı tarafından, İdare Mahkemesinin 31/03/2015 tarih ve E:2013/220, K:2015/411 sayılı nihai kararı verilinceye kadar miktar artırım talebinde bulunulmadığı görülmekte ise de, İdare Mahkemesinin anılan nihai kararının temyiz incelemesi aşamasında Danıştay Ondördüncü Dairesinin 14/06/2017 tarih ve E:2017/163, K:2017/4053 sayılı kararıyla bozularak ortadan kaldırıldığı, bu aşamada bozma kararına uyan İdare Mahkemesince uyuşmazlığın esası hakkında 29/06/2018 tarih ve E:2018/521, K:2018/1681 sayılı yeni bir nihai kararın verildiği ve nitekim bu kararda meydana gelen deprem nedeniyle davalı idarelerin toplam kusur oranlarına tekabül eden maddi zararın, bozularak ortadan kaldırılan ilk karardan 974,06 TL fazla olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Bu durumda, uyuşmazlığın esası hakkında verilen ilk nihai kararın kanun yolu aşamasında bozularak ortadan kaldırılması hususu ile esas hakkında yeniden verilen nihai kararda, bozularak ortadan kaldırılan ilk karardan daha fazla zarar tespiti yapıldığı hususu birlikte değerlendirildiğinde, İdare Mahkemesince, uyuşmazlığın esası hakkında yeni bir nihai karar verilmeden önceki aşamada (bozmaya uyma aşamasında), 20/04/2018 tarihinde sunulan miktar artırım dilekçesindeki talep esas alınarak ve 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasındaki usul işletilmek suretiyle hüküm kurulmasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, temyize konu İdare Mahkemesi kararının ısrara ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, Kurulumuz kararına gerekçe yönünden katılmıyoruz.

Kararın kaynağı

Resmî PDF içindeki yeri
T.C. Danıştay Kararlar Dergisi · Sayı 6 (2021) · PDF sayfa 96–107
Resmî metnin alındığı tarih
Metin ve künye kontrolü

Bu kayıtta künye, kaynak metni ve metinden yapılan aktarım sunulmaktadır. Editoryal içtihat analizi veya makaleyle karşılaştırma yapılmış olduğu anlamına gelmez.

Kaynak bütünlük bilgisi

Seçilen karar metni SHA-256: 0efc7b89e085b9fff71c75098dd9d2baefee3ec0a80cad8032faa778c373c6b6

Özgün dergi PDF dosyası SHA-256: a504c9b6e9408d20c05502a6e5d95b706329bd511b755f7444639a91cf3ac89c

← İçtihat arşivine dönün