Sitede yayın: · Metin ve künye kontrolü: . Karar tarihi yukarıdaki künyede ayrıca gösterilir.
RESMÎ YAYININ ÖZETİ
Resmî yayında kararın konusu
Resmî derginin anahtar kelimeleri: -Tazminat İstemi, -Manevi Zarar, -İdarenin Hukuki Sorumluluğu
Aktarılan bölüm: Resmî dergi özeti (kararın PDF sayfaları 108-119).
Havaalanının yakınında taşınmazları bulunan davacıların, taşınmazlarının kamulaştırılmaması neticesinde uçak kalkış ve inişlerinde yaşanan gürültü ve hava kirliliği sonucu yaşamlarının olumsuz etkilendiğinden bahisle uğranıldığı öne sürülen manevi zararın tazmini istemiyle açılan davada, idarenin davacıların sağlıklı bir çevrede yaşama haklarını koruma ve hayatlarını beden ve ruh sağlığı içerisinde sürdürmelerini sağlama ödevi bulunduğu dikkate alındığında, davacıların yaşam alanında idarenin kusurundan kaynaklı insan sağlığını etkileyecek boyutta gürültü ve gaz salınımı olup olmadığı tespit edildikten sonra karar verilmesi gerektiği hakkında.
Bu bölüm, kararı yayımlayan resmî kurumun hazırladığı özettir. Kararı veren heyetin gerekçesi ve varsa karşı oy, aşağıdaki tam metinde kendi yerleriyle birlikte okunmalıdır.
Tam metne erişim
Tam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.
Resmî kararın tamamına geçin ↓RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
Bu kayıt resmî kaynak metnini ve künyesini sunar; ayrı bir editoryal içtihat çözümlemesi içermez. Dergideki özet ve anahtar kelimeler resmî yayıncıya aittir. Tam metin, belirtilen sayfa aralığındaki kararın varsa karşı oylarını da kapsar; sayfa üst ve alt bilgileri aktarım dışında tutulmuştur.
T.C. D A N I Ş T A Y İdari Dava Daireleri Kurulu Esas No : 2019/646 Karar No : 2019/5238 Anahtar Kelimeler : -Tazminat İstemi, -Manevi Zarar, -İdarenin Hukuki Sorumluluğu Özeti : Havaalanının yakınında taşınmazları bulunan davacıların, taşınmazlarının kamulaştırılmaması neticesinde uçak kalkış ve inişlerinde yaşanan gürültü ve hava kirliliği sonucu yaşamlarının olumsuz etkilendiğinden bahisle uğranıldığı öne sürülen manevi zararın tazmini istemiyle açılan davada, idarenin davacıların sağlıklı bir çevrede yaşama haklarını koruma ve hayatlarını beden ve ruh sağlığı içerisinde sürdürmelerini sağlama ödevi bulunduğu dikkate alındığında, davacıların yaşam alanında idarenin kusurundan kaynaklı insan sağlığını etkileyecek boyutta gürültü ve gaz salınımı olup olmadığı tespit edildikten sonra karar verilmesi gerektiği hakkında. Temyiz Eden (Davacılar) : 1- …, 2- …, 3- …,4- …,5- … Vekili : Av. … Karşı Taraf (Davalılar) : 1- Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Vekili : Hukuk Müşaviri … : 2- Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü Vekili : Av. … : 3- Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Vekilleri : Av. …, Av. …, Av. …
İstemin Konusu : Antalya 2. İdare Mahkemesinin 08/11/2018 tarih ve E:2017/821, K:2018/1046 sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Yargılama Süreci : Dava Konusu İstem : Antalya ili, Muratpaşa ilçesi, … mahallesi, … caddesi, No: … adresinde ikamet eden davacılar tarafından, ikamet ettikleri konutlarının, 1/5000 ölçekli nazım imar planında havaalanı olarak planlı bulunması ve güvenlik bölgesinde kalmasına rağmen kamulaştırma yapılmaması nedeniyle, uçak kalkış ve inişlerinde yaşanan gürültü ve hava kirliliği sonucu yaşamlarının olumsuz etkilendiği öne sürülerek toplam 50.000,00-TL manevi tazminata havaalanında ikinci pistin faaliyete alındığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte hükmedilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Antalya 2. İdare Mahkemesinin 30/12/2009 tarih ve E:2008/93, K:2009/1487 sayılı kararıyla; Mahkemelerinin 26/06/2009 tarih ve E:2008/93 sayılı ara kararı ile davacılardan yaşamlarını sürdürdükleri taşınmaza ilişkin mülkiyet durumunu gösterir belge ile birlikte taşınmaz üzerindeki konuta ait yapı ruhsatının gönderilmesinin istenildiği, davacılar tarafından sunulan bilgi ve belgelerden, ikamet edilmekte olan yapılara ait yapı ruhsatı veya hak sahipliği belgesinin bulunmadığının anlaşıldığı, İlgililerin kazanılmış hakları ile korunmaya değer menfaatlerinden bahsedilebilmek için bu haklarının yasal (meşru) bir zeminden kaynaklanmış olması gerektiği, meşruiyet zemini bulunmaksızın elde edilmiş herhangi bir hakkın hukuken korunabilmesinin mümkün olmadığı, Davacıların halihazırda ikamet ettikleri alan, 17/09/1998 onay tarihli 1/1000 ölçekli imar planında "havaalanı" olarak gösterilmiş ise de davacıların kullanımında olan yapı ruhsatsız olduğundan, anılan yapının kamulaştırılması zorunluluğundan bahsedilemeyeceği, Bu durumda, davalı idarelere kusur izafe edilemeyeceğinden, 1/1000 ölçekli imar planında "havaalanı" olarak planlanan alanda, ruhsatsız olarak yapılan yapıda oturan davacıların, uçak kalkış ve inişlerindeki gürültü ve hava kirliliğinden dolayı uğradıkları manevi zararların tazmini isteminin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Daire Kararının Özeti : Danıştay Altıncı Dairesinin karar düzeltme aşamasında verilen 13/11/2014 tarih ve E:2013/5016, K:2014/7193 sayılı kararıyla; Antalya ili, … mahallesi, …, No:… de ikamet eden ve aynı zamanda konutlarının yakınındaki arazilerde ailece tarım yaparak geçimlerini sağlayan
davacıların; yaşamlarının hemen her saatini bu bölgede geçirdikleri, imar planında havaalanı içinde kalan taşınmazların kamulaştırıldığı, ancak güvenlik bölgesinde kalan kendilerine ait konut ve arazilerin, ağaçların, seraların ödenek yokluğu gerekçesiyle kamulaştırma kapsamı dışında tutulduğu, pistin hizmete açılmasından sonra piste çok yakın mesafede kalan konutlarda yaşayanlar ve arazide çalışanlar olarak gerek uçak gürültüsü gerekse uçakların çıkardığı yoğun gazdan dolayı yaşamlarının çekilmez hal aldığı iddiası ile bakılan davayı açtıklarının anlaşıldığı, 17/09/1998 onay tarihli 1/1000 ölçekli imar planında "havayolu ve tesis alanları" fonksiyonu içerisinde kalan ve davacıların mülkiyetindeki … sayılı parsel üzerinde bulunan yapıların, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 3. maddesi hükmü gereğince, planda belirtilen yapılaşma şartlarına uygun amaca tahsisi ve bu suretle bölgenin yerleşimden arındırılması gerekirken bölgedeki yapılaşmaya rağmen havaalanını faaliyete geçiren davalı idarelerin, Anayasa'da yer alan "insanın sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı ve devletin de bu hakkı koruma, herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içerisinde sürdürmesini sağlama" ödevlerini yerine getirirken kusurlu davrandığının kabulü gerektiği, Davacılar tarafından dava dosyasına sunulan 03/12/2010 tarihli kamulaştırmaya ilişkin uzlaşma komisyonu satın alma (anlaşma) tutanağından, davacılardan …'in cinsi fidanlık ve sondaj, cam sera kasnak betonu, kepekli dükkan, naylon+demir sera olan … sayılı parselin maliki olduğunun anlaşıldığı, ayrıca anılan davacının Mahkemenin 26/06/2009 tarihli ara kararına verdiği cevapta ikamet ettiği konutun imar affından faydalandığını söylediği ve ekte 26/11/1988 tarihli af başvuru formunu, 200 TL ödediğine ilişkin makbuzu, Yeminli Teknik Özel Büro Değerlendirme Formunu ibraz ettiği, anılan belgelerden gecekondunun Hazineye ait … sayılı parsel üzerinde bulunduğunun belirtildiğinin görüldüğü, Her ne kadar, … sayılı parsel Hazineye ait ise de, davacılardan …'in yapmış olduğu af başvurusunun, af başvuru tarihi itibarıyla ilgili idarece değerlendirilerek bir sonuca varılıp varılmadığının araştırılarak davacıların anılan parselle ilgili mülkiyet bağının açıklığa kavuşturulması gerektiği, Bu durumda, insan sağlığını rahatsız edecek boyutta gürültü olup olmadığının mahallinde tespiti ile, insan sağlığını etkileyecek boyutta gürültünün olması halinde, kamulaştırma tarihi öncesine ilişkin olarak takdir edilecek manevi tazminatın ödenmesi gerektiği sonucuna varılarak Antalya 2. İdare Mahkemesinin 30/12/2009 tarih ve E:2008/93, K:2009/1487 sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Israr Kararının Özeti: Antalya 2. İdare Mahkemesinin 08/11/2018 tarih ve E:2017/821, K:2018/1046 sayılı kararıyla; Mahkemelerince yapılan 04/01/2018 tarihli ara kararı ve bu ara kararına verilen cevaplar üzerine, davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. Temyiz Edenlerin İddiaları : Davacılar tarafından, havaalanı koruma bandı içinde kalan konutlarında oturdukları ve bitişik arazilerde tarım yaptıkları için, davalı idarelerin işletmesinden sorumlu oldukları uçakların yarattığı gürültü ve hava kirliliğinden dolayı yaşamlarının çekilmez hal aldığı, Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından mahallinde yaptırılan tespitler neticesinde limitlerin çok üzerinde gürültüye maruz kalan sağlıksız bir ortamda yaşadıklarının saptandığı, davalı idarelerin kamulaştırma yükümlülüğünü geciktirmesi nedeniyle bu zararların oluştuğu, kamulaştırmaların görülmekte olan dava açıldıktan üç yıl sonra anca yapıldığı ve bu sayede Döşemealtı ilçesi, … köyüne taşındıkları, kendilerini sağlıksız ortamda yaşamak zorunda bırakan idarelerin, uğradıkları zararları bir nebze olsun karşılaması gerektiği, Dairenin bozma kararına kısmen uyularak bazı araştırmalar yapan Mahkemenin verdiği kararın temyiz incelemesinin Dairesince yapılması gerektiği, ayrıca Dairenin bozma kararında keşif yapılması gerektiği belirtildiği halde bu yapılmayarak verilen kararın eksik inceleme nedeniyle bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Karşı Tarafın Savunmaları : Davalı idareler tarafından, İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hâkimi Bünyamin Canbolat'ın Düşüncesi : Temyiz istemlerinin kabulü ile Antalya 2. İdare Mahkemesi ısrar kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacıların temyize konu Mahkeme kararının ısrar niteliğinde olmadığı yönündeki itirazları yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü: İnceleme ve Gerekçe: Maddi Olay : 17/09/1998 onay tarihli 1/1000 ölçekli imar planında "havayolu ve tesis alanları" kullanımına ayrılan Antalya ili, Muratpaşa ilçesi, …
mahallesindeki, mülkiyeti davacılardan …'e ait … sayılı parsel ile mülkiyeti hazineye ait … ve … parsel sayılı taşınmazlar üzerinde konutları bulunan ve bu alanda seracılık yaparak geçimini sağlayan davacılar tarafından, kendi kullanımlarında bulunan bu taşınmazların, havaalanında açılması planlanan 2. pist ve güvenlik bandı için yapılan ve 1998 yılında tamamlanan kamulaştırmalar kapsamında kamulaştırılması gerektiği halde kamulaştırılmadığı, 2. pistin açılmasından sonra uçakların gece gündüz sürekli iniş ve kalkışlarda çıkardığı gürültü ve atmosfere bıraktıkları gazların yaşamlarını çekilmez kıldığı, bu durum nedeniyle ruh ve fiziksel sağlıklarını kaybettikleri, televizyon dahi izleyemedikleri, çocukların ders çalışamadıkları, sağlıklı çevrede yaşama haklarına müdahale edildiği iddialarıyla gürültü kirliliğinin önlenmesi ve sağlıksız ortamda yaşamaya zorlanmaları sebebiyle uğranıldığı ileri sürülen kişi başı 10.000,00-TL manevi zararın tazmin edilmesi talebiyle, 28/09/2007 tarihinde davalı idarelerden Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü ile Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüne başvuru yapılmıştır. Davacıların bu talebi, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün 09/11/2007 tarih ve 34741 sayılı işlemiyle reddedilmiştir. Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü ise davacılara herhangi bir yanıt vermemiştir. Bunun üzerine, 14/01/2008 tarihinde temyizen incelenen dava açılmıştır. Dosyada mevcut 03/12/2010 tarihli Uzlaşma Komisyonu Satınalma (Anlaşma) Tutanağından, mülkiyeti …'e ait … sayılı parsel ile üzerinde konut ve seraların bulunduğu anlaşılan mülkiyeti Hazineye ait … ve … parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki tesisatın, dava açıldıktan sonra Antalya Havalimanı Gelişim Sahaları Kamulaştırma Projesi kapsamında anlaşma yoluyla kamulaştırıldığı ve davacıların Döşemealtı ilçesi, … köyüne taşındıkları anlaşılmaktadır. Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğünün savunma dilekçesinde, Davacıların fiziksel ve ruhsal sağlıklarının etkilenmesine neden olduğunu iddia ettikleri 2. pistin 2005 yılının Haziran ayında faaliyete alındığı bilgisine yer verilmiştir. İlgili Mevzuat : Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın; "Cumhuriyetin nitelikleri" başlıklı 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.",
"Devletin temel amaç ve görevleri" başlıklı 5. maddesinde, "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.", "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesinin 1. fıkrasında, "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.", "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.", "Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması" başlıklı 56. maddesinde, "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler...", "Yargı yolu" başlıklı 125. maddesinde, "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." hükümlerine yer verilmiştir. Anayasa'nın 90. maddesi uyarınca uygun bulunan ve iç hukukun bir parçası halini alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin; "Yaşam hakkı" başlıklı 2. maddesinde, "Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur..." hükmüne yer verilmiş, Sözleşme'nin 1 nolu Ek Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde de, "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir." hükmü yer almıştır. 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu'nun 3. maddesinde, "Havaalanı" teriminin; "Karada ve su üzerinde hava araçlarının kalkması ve inmesi için özel olarak hazırlanmış, hava araçlarının bakım ve diğer ihtiyaçlarının karşılanmasına, yolcu ve yük alınmasına ve verilmesine
elverişli tesisleri bulunan yerleri" ifade ettiği belirtilmiş, "Kuruluş ve işletme" başlıklı 34. maddesinde, "Havaalanları, Devlet veya kamu tüzelkişileri tarafından kurulur ve işletilir. Sivil amaçla havaalanı, pist, hangar, hizmet ve işletme tesisleri, bunlarla ilgili sistem ve kolaylıkların yeniden inşası ve geliştirilmesinde ihtiyaç ve standartlar, Genelkurmay Başkanlığı ile yapılacak koordinasyon sonucu, Ulaştırma Bakanlığı tarafından saptanır. Bu hizmetlerle ilgili kamulaştırma, etüd, proje, aplikasyon, onarım ve inşaat işleri Bayındırlık Bakanlığınca yapılır. Faaliyetlerin yürütülmesinden Bayındırlık Bakanlığı ile Ulaştırma Bakanlığı koordinasyon ve işbirliği yapar." hükümleri yer almıştır. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 3. maddesinde, "Herhangi bir saha, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılmaz." hükmüne yer verilmiştir. Hukuki Değerlendirme: İdarenin hukuki sorumluluğu, kamusal faaliyetler sonucunda, idare ile bireyler arasında bireyler zararına bozulan ekonomik dengenin yeniden kurulmasını, idari etkinliklerden dolayı bireylerin uğradığı maddi zararlar yanında manevi zararların da idarece tazmin edilmesini sağlayan bir hukuksal kurumdur. Bu kurum, kamusal faaliyetler nedeniyle bireylerin malvarlığında ortaya çıkan eksilmelerin ya da çoğalma olanağından yoksunluğun giderilebilmesini, yine bu surette oluşan manevi zararların karşılanabilmesi için aranılan koşulları, uygulanması gereken kural ve ilkeleri içine almaktadır. İdare, Anayasanın 125. maddesinde de belirtildiği üzere, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Manevi zarar, kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, duyulan acı ve ıstırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmekte olup; fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir.
Manevi tazminat ise, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı, manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu hale getirmektedir. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarında takdir edilecek miktarın aynı zamanda duyulan elem ve üzüntüyü giderecek bir oranda olması gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesince, davacıların, ikamet ettikleri ve seracılık yaptıkları taşınmazlar üzerinde hak sahibi olmadıklarından hareketle bir sonuca varılmış ise de; taşınmazların bulunduğu alanın davacılar açısından yaşam alanı olduğu göz önünde bulundurularak konunun mülkiyet hakkı bağlamında değil, yaşam hakkı, maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkı ile sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı kapsamında ele alınması ve bu hakların korunması ve geliştirilmesi konusunda pozitif yükümlülüğü olan idarelerin, bu yükümlülüklerin gereğini ne derece yerine getirdiklerinin irdelenmesi gerekmektedir. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ndeki düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden, tüm yurttaşların yaşama haklarının, Devlet güvencesi ve onun pozitif yükümlülüğü kapsamı içinde koruma altında olduğu, Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşama hakkının yalnızca yaşamını sürdürmek anlamında değil sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olmayı da ifade ettiği, bu nedenle kişilerin sağlıklı olma ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının, kamusal korumaya tabi olduğu açıktır. 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu uyarınca havaalanlarını kurmak ve işletmek konusunda yetkili olan idarelerin, bu faaliyetleri yürütürken, insan temel hak ve hürriyetleri ile meri mevzuatın gereklerine riayet etmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, davalı idarelerin, davacıların yaşam alanı olan ve yürürlükteki imar planında "havayolu ve tesis alanları" kullanımına ayrılan taşınmazları, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 3. maddesi hükmü gereğince, planda belirtilen yapılaşma şartlarına uygun amaca tahsis ettikten sonra ilk olarak yerleşimden arındırması ve akabinde imar planındaki amaca uygun faaliyetleri gerçekleştirmesi gerekirdi. Ancak davalı idareler tarafından, havaalanı ve özellikle 2. pistin, bölgedeki yapılaşmaya rağmen faaliyete geçirildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davalı idarelerin, davacıların sağlıklı bir çevrede yaşama haklarını koruma ve hayatlarını beden ve ruh sağlığı içerisinde
sürdürmelerini sağlama ödevlerini yerine getirirken kusurlu davrandığının ve bu nedenle oluşan manevi zararları tazminle yükümlü olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu durumda, İdare Mahkemesince, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu uyarınca satın alma yoluyla kamulaştırmanın yapıldığı tarih öncesine ilişkin olarak, davacıların yaşam alanında, havaalanını kullanan uçaklardan kaynaklı, insan sağlığını rahatsız edecek boyutta gürültü ve gaz salınımı olup olmadığının, bir başka deyişle idarelerin kusurundan kaynaklı olarak davacılarda herhangi bir manevi zararın oluşup oluşmadığının, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle araştırılarak ortaya konulması ve insan sağlığını etkileyecek boyutta gürültü ve gaz salınımı olduğunun tespiti halinde, davacılar lehine takdiren manevi tazminata hükmedilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Karar Sonucu: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz istemlerinin kabulüne; 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Antalya 2. İdare Mahkemesinin temyize konu 08/11/2018 tarih ve E:2017/821, K:2018/1046 sayılı ısrar kararının bozulmasına, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Antalya 2. İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/11/2019 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Dava ve temyiz dilekçelerinin birlikte incelenmesinden; davacıların, manevi tazminat istemlerini, ikamet ettikleri ve seracılık yaptıkları taşınmazların imar planında havayolu ve tesis alanları kullanımında kalmasına, aradan uzunca bir süre geçmesine ve bu süreçte havaalanının olumsuz etkilerine maruz kalmalarına rağmen davalı idareler tarafından kamulaştırılmamasına dayandırdıkları görülmektedir. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 10. maddesinde, "Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri
görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisinde kabul edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur. İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder." hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemeye paralel olarak, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Ek 1. maddesinde, "Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır." hükmü yer almıştır. Yukarıda yer verilen düzenlemelere göre; uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazların, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde hazırlanacak imar programları çerçevesinde ilgili idarelerce kamulaştırılması gerekmektedir. Bu süre içerisinde kamulaştırmanın yapılmaması halinde, hak sahiplerinin, taşınmazın kamulaştırılmasını isteme hakları bulunmaktadır. Dosyanın incelenmesinden; 17/09/1998 onay tarihli 1/1000 ölçekli imar planında "havayolu ve tesis alanları" kullanımına ayrılan, üzerinde davacıların konutu ve seraları bulunan taşınmazların, mevzuatta imar programlarının uygulanması için öngörülen beş yıllık süre içerisinde kamulaştırılmadığı, dava açıldıktan yaklaşık iki yıl sonra satın alma yoluyla kamulaştırıldığı ve bu süreçte davacılar tarafından kamulaştırma talebiyle, davalı idarelere herhangi bir başvuru yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, öncelikle, imar planında belirtilen amaç doğrultusunda kamulaştırma prosedürünün başlatılması için davalı idarelere başvuru yapması ve taleplerinin karşılanmaması halinde uğradıkları zararların tazminini istemeleri gereken davacıların, ikamet ettikleri ve seracılık
yaptıkları taşınmazların kamulaştırılması istemiyle davalı idarelere herhangi bir başvuru yapmaksızın, doğrudan, bu taşınmazların kamulaştırılmamasından dolayı yaşam haklarının etkilenmesi nedeniyle uğradıkları manevi zararların tazmini istemiyle açtıkları bu davanın kabulüne hukuken olanak bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi yolunda verilen Antalya 2. İdare Mahkemesinin temyize konu 08/11/2018 tarih ve E:2017/821, K:2018/1046 sayılı ısrar kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile onanmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. KARŞI OY XX- Temyize konu kararın, davacılardan …, …, … ve … yönünden davanın reddine ilişkin kısmında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır. Temyize konu kararın davacılardan …'e yönelik kısmına gelince; Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. Genel hukuk ilkelerine göre idarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için öncelikle idari işlem ve eylem neticesinde gerçekleşmiş veyahut gerçekleşmesi kuvvetle muhtemel bir zararın mevcut bulunması ve idari işlem veya eylem neticesinde oluşan zararın hukuken korunmaya değer bir hakkın ihlali neticesinde doğmuş bulunması gerekmektedir. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Antalya ili, Muratpaşa ilçesi, … mahallesi, … parsel sayılı taşınmazın davacılardan …'in mülkiyetinde olduğu, dolayısıyla anılan davacının manevi tazminat talebinin meşru bir zeminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, İdare Mahkemesince, 17/09/1998 onay tarihli 1/1000 ölçekli imar planında "havayolu ve tesis alanları" kullanımında kalmasına rağmen kamulaştırılmadığı anlaşılan … parsel sayılı taşınmazın maliki … yönünden, idarenin kusurlu bir şekilde yürüttüğü faaliyetler neticesinde manevi bir zarar oluşup oluşmadığının tespit edilmesi ve böyle bir zararın tespiti halinde anılan davacı lehine takdiren, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde fakat idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak oranda manevi tazminata hükmedilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi ısrar kararında, davacılardan … yönünden hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, davanın reddi yolunda verilen Antalya 2. İdare Mahkemesinin temyize konu 08/11/2018 tarih ve E:2017/821, K:2018/1046 sayılı ısrar kararının davacılardan … yönünden bozulmasına, diğer davacılar yönünden ise onanmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Resmî PDF içindeki yeri
- T.C. Danıştay Kararlar Dergisi · Sayı 3 (2020) · PDF sayfa 108–119
- Resmî metnin alındığı tarih
- Metin ve künye kontrolü
Bu kayıtta künye, kaynak metni ve metinden yapılan aktarım sunulmaktadır. Editoryal içtihat analizi veya makaleyle karşılaştırma yapılmış olduğu anlamına gelmez.
Kaynak bütünlük bilgisi
Seçilen karar metni SHA-256: 22b815a6531ec696c86a796fb75ae9e5f6422d2f6812ee832fcd7a648f083cac
Özgün dergi PDF dosyası SHA-256: a20a7d2a7ec4635687dd1d096086ad4ef64834024e631f2c12d45581e3e78862
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← İçtihat arşivine dönün