İdare Hukuku

7. Daire: Ödeme Emri, Anonim Şirket, Hissedar

Danıştay 7. Daire, 2015/5589 E., 2019/5416 K., 09.10.2019

Kararın tam metnine geçin

Sitede yayın: · Metin ve künye kontrolü: . Karar tarihi yukarıdaki künyede ayrıca gösterilir.

RESMÎ YAYININ ÖZETİ

Resmî yayında kararın konusu

Resmî derginin anahtar kelimeleri: -Ödeme Emri, -Anonim Şirket, -Hissedar

Aktarılan bölüm: Resmî dergi özeti (kararın PDF sayfaları 439-443).

Anonim şirket borçlarından dolayı hissedarı adına ödeme emri düzenlenemeyeceği hakkında.

Bu bölüm, kararı yayımlayan resmî kurumun hazırladığı özettir. Kararı veren heyetin gerekçesi ve varsa karşı oy, aşağıdaki tam metinde kendi yerleriyle birlikte okunmalıdır.

Tam metne erişim

Tam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.

Resmî kararın tamamına geçin ↓

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

Bu kayıt resmî kaynak metnini ve künyesini sunar; ayrı bir editoryal içtihat çözümlemesi içermez. Dergideki özet ve anahtar kelimeler resmî yayıncıya aittir. Tam metin, belirtilen sayfa aralığındaki kararın varsa karşı oylarını da kapsar; sayfa üst ve alt bilgileri aktarım dışında tutulmuştur.

T.C. D A N I Ş T A Y Yedinci Daire Esas No : 2015/5589 Karar No : 2019/5416 Anahtar Kelimeler : -Ödeme Emri, -Anonim Şirket, -Hissedar Özeti : Anonim şirket borçlarından dolayı hissedarı adına ödeme emri düzenlenemeyeceği hakkında. Temyiz Eden (Davacı) : … Vekili : Av. … Karşı Taraf (Davalı) : Ticaret Bakanlığı adına Ambarlı Gümrük Müdürlüğü Vekili : Av. … İstemin Konusu : İstanbul 9. Vergi Mahkemesinin 27/03/2015 tarih ve E:2014/1727, K:2015/671 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Yargılama Süreci: Dava Konusu İstem : … Holding Anonim Şirketi adına tescilli 04/01/2000 tarih ve 123 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşyaya ilişkin gümrük ve katma değer vergisi üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezasının, şirket hissedarı sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun mükerrer 35. maddesi açıklanarak, davacının, asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olduğu, amme alacakları için asıl borçlu şirkete ödeme emri tebliğ edildiği, ödeme emrine karşı dava açılmadığı, bunun üzerine haciz varakası düzenlendiği, anılan şirkete Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Fon Kurulu'nca el konulduğu, davalı İdare tarafından şirket borçlarının TMSF’ye bildirildiği, TMSF'den alınan yazıda … Holding Anonim Şirketi adına tahsilat gerçekleştirildiği takdirde sıra cetvelinde gümrük idaresi lehine pay düşmesi halinde bilgi verileceğinin belirtildiği, şirket adına kayıtlı bulunan araçlar üzerine haciz konulduğu, haciz konulan bir aracın 2009 yılında satışının yapıldığı, yapılan satışın zamanaşımı süresini kestiği ve elde edilen gelirin amme borçlarını karşılamaya yetmediği, bunun üzerine şirketten tahsil olanağı bulunmayan amme alacağının tahsili için yeniden işlemeye başlayan zamanaşımı süresi içerisinde şirket temsilcisi olan davacı adına "kanuni temsilci" sıfatıyla dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği belirtilerek, amme alacağının doğduğu tarihte davacının şirketin kanuni temsilcisi olduğu, dosya içeriğinde mevcut bilgi ve belgelere göre amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığı, kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emirinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz Edenin İddiaları: Borcun doğumundan dolayı şahsi bir sorumluluğunun olmadığı, asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen bir aciz vesikasının bulunmadığı, alacağın zamanaşımına uğradığı ileri sürülmektedir. Karşı Tarafın Savunması: Tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu, davacının, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun mükerrer 35. maddesi uyarınca şirket borçlarından sorumlu olduğu ileri sürülmüştür. Danıştay Tetkik Hâkimi Emine Kahraman'ın Düşüncesi: Davalı İdarece, gerek savunma gerek temyiz dilekçesinde asıl borçlu şirketin anonim şirket olduğu, dava konusu ödeme emrinin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun mükerrer 35. maddesi

kapsamında düzenlendiği yönünde açıklamalara yer verildiği anlaşılmakla birlikte, ödeme emrinin "hissedar" sıfatıyla düzenlendiği anlaşıldığından, 6183 sayılı Kanunun 35. maddesinde, limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takip edilecekleri düzenlenmiş olup; anılan Kanunda, limited şirket ortakları için anılan maddede öngörülen sorumluluğa benzer bir düzenlemeye anonim şirket ortakları için yer verilmemiştir. Bu hukuki durum karşısında, anonim şirketlerinin vergi borçlarından dolayı, şirket hissedarı sıfatıyla davacının sorumlu tutulması hukuken mümkün olmadığından, temyize konu mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İnceleme ve Gerekçe: Maddi Olay: … Holding Anonim Şirketi adına tescilli 04/01/2000 tarih ve 123 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşyaya ilişkin gümrük ve katma değer vergisi üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezaları 2002 yılında tebliğ edilmiş, süresi içerisinde ödenmemesi üzerine şirket adına 15/10/2002 tarihinde düzenlenen ödeme emri tebliğ edilmiş, şirket, ödeme emirini takiben mal beyanında bulunmuş, 2004 yılında da şirketin gayrimenkul ve taşıtları hakkında haciz varakası düzenlenmiştir. Şirketin bağlı olduğu ticari yapılanma içerisinde bulunan … Anonim Şirketi'ne, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fon Kurulu'nca el konulmuş olup, … Holding Anonim Şirketi anılan bankanın müşterek borçlusu olduğundan kendine ait malların takibi de fona devredilmiştir. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fon'undan alınan yazıda …Holding Anonim Şirketi adına tahsilat gerçekleştirildiği takdirde sıra cetvelinde gümrük idaresi lehine pay düşmesi halinde bilgi verileceği bildirilmiştir. Şirket adına kayıtlı bulunan araçlardan birinin 2009 yılında satışının yapılmasına karşın elde edilen gelirin, amme alacaklarını karşılamadığı anlaşıldığından, davacı adına, 30/06/2014 tarihinde "… Holding Anonim Şirketi Hissedarı" sıfatıyla davaya konu ödeme emri düzenlenmiştir. İlgili Mevzuat: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun "Limited şirketlerin amme borçları" başlıklı 35. maddesinde, limited şirket

ortaklarının, şirketten tamamen ve kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları; aynı Kanunun mükerrer 35. maddesinde de, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği belirtilmiştir. Olay tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda, bir sermaye şirketi olan anonim şirketlerinin kimler tarafından idare ve temsil edilecekleri düzenlenmiş, anılan Kanunun 312. maddesinin birinci fıkrasında, anonim şirketlerin, esas mukavelesiyle tayin veya umumi heyetçe seçilmiş, en az üç kişiden oluşan bir idare meclisinin bulunacağı öngörüldükten sonra; 317. maddesinde, anonim şirketin idare meclisi tarafından idare ve temsil olunacağı belirtilmiş; aynı Kanunun 319. maddesinin birinci fıkrasında ise, esas mukavelede idare ve temsil işlerinin idare meclisi azaları arasında taksim edilebileceğinin ve bunun yönteminin tespit olunabileceği ve idare meclisinin en az bir azasına şirketi temsil selahiyeti verilebileceği; ikinci fıkrasında ise, esas mukavele ile temsil salâhiyetinin idare işlerinin hepsinin veya bazılarının idare meclisi azası olan murahhaslara veya pay sahibi olmaları zaruri bulunmayan müdürlere bırakılabilmesi konusunda, umumi heyete veya idare meclisine salâhiyet verilebileceği hükme bağlanmıştır. Hukuki Değerlendirme: Tüzel kişilerle, küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan kuruluşların vergi ve vergiye bağlı borçlarının bunların mal varlıklarından alınamaması sebebiyle kanuni temsilcilerin mal varlıklarına müracaat edilebilmesi için; öncelikle, tüzel kişiliğin üzerine düşen ödevleri yerine getirmekle sorumlu olan kanuni temsilcilerin, bu sorumluluklarını yerine getirmemeleri nedeniyle tahsili gereken bir kamu alacağının olması; söz konusu kamu alacağı nedeniyle, asıl borçlu olan temsil edilenin takip edilmesi, varsa, menkul ve gayrimenkul mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi ve buna rağmen kamu alacağının kısmen veya tamamen tahsil edilememesi durumunda, kanuni temsilcilerin takip edilmesi gerekmekte ise de; idarece yapılan araştırma sonucu, asıl borçlunun kamu alacağını karşılayacak herhangi bir mal varlığının bulunmadığının anlaşılması halinde, kanuni temsilcilerin mal varlıklarına müracaat edilebileceğinde kuşku yoktur.

Öte yandan, alacağın anonim şirketin mal varlığından tamamen veya kısman tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kısmı için vergi borcunun doğduğu dönemdeki kanuni temsilcilerin belirlenerek, bunlar adına ödeme emri düzenlenmesi, kanuni temsilcilerin vergisel sorumluluğuna dair müessesenin gereğidir. Dosyanın incelenmesinden; dava konusu ödeme emrinin, limited şirket ortaklarını, şirketten tahsiline olanak bulunmayan kamu alacaklarının ödenmesinden doğrudan doğruya ve hisseleri oranında sorumlu tutan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca düzenlendiği anlaşılmış ise de, olayda asıl borçlu şirket, limited değil; anonim şirket olduğundan davacının takibinin bu madde uyarınca yapılmasına kanunen olanak bulunmadığı, öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre anonim şirketlerde temsil yetkisinin yönetim kurulunda olduğu, kamu alacağının anonim şirket şeklinde örgütlenmiş tüzel kişiliğin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde, esas sözleşmede aksi öngörülmemişse temsil ve ilzama yetkisi bulunan, bir başka ifadeyle kanunu temsilci konumundaki yönetim kurulu üyelerinden takip ve tahsili cihetine gidilmesi gerekmekte olup, anonim şirket ortaklarının sorumluluğunu doğuracak şekilde "hissedar" sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığından, davayı reddeden mahkeme kararının bozulması gerekmiştir. Karar Sonucu: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kabulüne, 2. İstanbul 9. Vergi Mahkemesinin 27/03/2015 tarih ve E:2014/1727, K:2015/671 sayılı kararının bozulmasına, 3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kararın kaynağı

Resmî PDF içindeki yeri
T.C. Danıştay Kararlar Dergisi · Sayı 3 (2020) · PDF sayfa 439–443
Resmî metnin alındığı tarih
Metin ve künye kontrolü

Bu kayıtta künye, kaynak metni ve metinden yapılan aktarım sunulmaktadır. Editoryal içtihat analizi veya makaleyle karşılaştırma yapılmış olduğu anlamına gelmez.

Kaynak bütünlük bilgisi

Seçilen karar metni SHA-256: a71d8d18b0e9a36a7bb6e1dc8a75de044245d259b00d8c8caf6e37872f69582a

Özgün dergi PDF dosyası SHA-256: a20a7d2a7ec4635687dd1d096086ad4ef64834024e631f2c12d45581e3e78862

← İçtihat arşivine dönün