Sitede yayın: · Metin ve künye kontrolü: . Karar tarihi yukarıdaki künyede ayrıca gösterilir.
RESMÎ YAYININ ÖZETİ
Resmî yayında kararın konusu
Resmî derginin anahtar kelimeleri: -Kabahatler Kanunu, -Çevre Kanunu, -Kusur Şartı
Aktarılan bölüm: Resmî dergi özeti (kararın PDF sayfaları 214-220).
Çevreyi kirletenler ve çevreye zarar verenlerin, meydana gelen zarardan dolayı kusur şartı aranmaksızın sorumlu oldukları hakkında.
Bu bölüm, kararı yayımlayan resmî kurumun hazırladığı özettir. Kararı veren heyetin gerekçesi ve varsa karşı oy, aşağıdaki tam metinde kendi yerleriyle birlikte okunmalıdır.
Tam metne erişim
Tam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.
Resmî kararın tamamına geçin ↓RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
Bu kayıt resmî kaynak metnini ve künyesini sunar; ayrı bir editoryal içtihat çözümlemesi içermez. Dergideki özet ve anahtar kelimeler resmî yayıncıya aittir. Tam metin, belirtilen sayfa aralığındaki kararın varsa karşı oylarını da kapsar; sayfa üst ve alt bilgileri aktarım dışında tutulmuştur.
T.C. D A N I Ş T A Y Altıncı Daire Esas No : 2019/19161 Karar No : 2019/15436 Anahtar Kelimeler : -Kabahatler Kanunu, -Çevre Kanunu, -Kusur Şartı Özeti : Çevreyi kirletenler ve çevreye zarar verenlerin, meydana gelen zarardan dolayı kusur şartı aranmaksızın sorumlu oldukları hakkında. Karar Düzeltme İsteminde Bulunan (Davalı) : Sahil Güvenlik Komutanlığı Vekili : Av. … Karşı Taraf (Davacı) : … Gemi Kaptanı … Vekili : Av. … İstemin Konusu : Çanakkale İdare Mahkemesinin 24/06/2016 tarih ve E:2015/614, K:2016/491 sayılı kararının onanmasına dair Danıştay Altıncı Dairesinin 09/05/2019 tarih ve E:2019/9519, K:2019/3967 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir. Yargılama Süreci : Dava Konusu İstem: Çanakkale İli, Gelibolu İlçesi, Çanakkale Boğazı kuzey girişi mevkiinde, davacının kaptanı olduğu "…" isimli tankerin, çarpışma sonucu hasar alan tankından nafta yükünün sızmasından dolayı çevre kirliliğine sebebiyet verdiğinden bahisle, 2872 sayılı Çevre
Kanunu'nun 20. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin 1. alt bendi uyarınca 190.381,00-TL para cezası verilmesine ilişkin 02/07/2015 günlü, 1123 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığının idari yaptırım kararının iptali ve ödenen bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Çanakkale İdare Mahkemesince; davacının kaptanı olduğu geminin kusurundan kaynaklanmayan kaza sonucu olsa dahi, denize nafta sızıntısı olduğunun ve bu şekilde petrol türü kirliliğin oluştuğunun tutanakla sabit olması karşısında davacıya 2872 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin 1. fıkrası uyarınca para cezası verilmesi gerektiği görülmekle birlikte, meydana gelen kirliliğe yönelik tedbirlerin alındığı ve kirlenmenin gemi personeli tarafından engellendiği hususunun tespit edilmesi ile davacı tarafından Sektör Gelibolu ile temas kurularak çevre kirliliğinin önüne geçmek için bariyer, ped vs. ekipmanın gemiye getirilmesinin istenilmesi karşısında, söz konusu para cezasının 1/3 oranında uygulanması gerekirken, 1/3 oranı uygulanmaksızın verilen dava konusu para cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Daire Kararının Özeti: Davalının temyiz başvurusu üzerine, Danıştay Altıncı Dairesince, temyize konu karar hukuk ve usule uygun bulunmuş ve kararın onanmasına karar verilmiştir. Karar Düzeltme Talep Edenin İddiaları: Davalı tarafından, temyiz aşamasında ileri sürdüğü iddiaların değerlendirilmediği, gerek olay yeri tespit tutanağı, gerekse dava dosyasında yer alan video görüntülerinden, bahse konu gemiden denize nafta sızıntısı meydana gelmesi suretiyle deniz kirliliği oluştuğunun anlaşıldığı, kaldı ki dava dilekçesinde bu durumun ikrar edildiği, nafta maddesinin uçucu ve patlayıcı bir madde olması nedeniyle her ne kadar denizden numune alınamamış ise de, havanın aydınlanması ile birlikte sahil güvenlik helikopteri tarafından termal kamera ile de meydana gelen kirliliğin tespit edildiği, kabul anlamına gelmemek üzere, Mahkemece karar verilen para cezasının iadesinin, Kabahatler Kanununun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkında 442 seri nolu Tahsilat Genel Tebliğinin 7. maddesi uyarınca davalı idare tarafından değil, ödemenin yapıldığı vergi dairesince yapılması gerektiği ileri sürülerek Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın düzeltilmesi istenilmektedir. Karşı Tarafın Savunması: Davacı tarafından, deniz kirliliğinin meydana gelmesinde, davacının kast veya ihmalinin bulunmadığı, aksine gemi kaptanı tarafından gerekli tüm önlemlerin alındığı ve kirliliğe neden
olan durumun engellenmesi için gerekli müdahaleleri anında yaptığı, kabul anlamına gelmemek üzere, idari yaptırım kararında cezanın ödeneceği yer ve ödeme şekli belirtilmediğinden usulüne uygun düzenlenmediği, ayrıca Çevre Kanunu'na Göre Verilecek İdari Para Cezalarında İhlalin Tespiti ve Ceza Verilmesi ile Tahsili Hakkında Yönetmelik'in 11. maddesi uyarınca gemilerde ihlalin tespiti için numune alınması gerektiği, Çanakkale Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce çevre kirliliğinin oluşup oluşmadığının tespiti amacıyla yetkilendirilmiş kuruluş tarafından gemi çevresinden numune alınması sağlandığı ve analiz neticesinde herhangi bir kirliliğin oluşmadığının tespit edildiği, dolayısıyla düzeltilmesi istenen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi Nagihan Pınar Kumcu'nun Düşüncesi: Karar düzeltme isteminin kabul edilerek, Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Altıncı Dairesinin 09/05/2019 tarih ve E:2019/9519, K:2019/3967 sayılı kararı kaldırılarak uyuşmazlık yeniden incelendi: İnceleme ve Gerekçe: Maddi Olay : Çanakkale İli, Gelibolu İlçesi, Çanakkale Boğazı Kuzey girişi mevkiinde İstanbul Limanına seyretmekte olan Malta bayraklı "…" isimli yolcu gemisi ile Rusya'nın Taupse Limanından Malta istikametine seyretmekte olan davacının kaptanı olduğu "…" isimli kimyasal yakıt tankeri ile 27/06/2015 tarihinde saat 01.25 sularında çarpıştığı, davacının kaptanı olduğu tankerin 30099 metrik ton nafta yüklü olduğu, tankerin iskele vasattan yara aldığı, çarpışma bölgesinde yük sızıntısının olduğu, gemi personelinin güverte ve sarnıçlar üzerinde soğutma işlemine başladığı, nafta yükünün çok uçucu ve parlayıcı bir özellik taşıdığı, nafta maddesinin patlama özelliğinden dolayı deniz kirliliği oluşan bölgeden numune
alınamadığı, deniz üzerinde ağır bir koku olduğu, havanın aydınlanması ile birlikte sahil güvenlik helikopteri tarafından termal kamera ile deniz kirliliğinin oluştuğu ve kirliliğin su yüzeyinde halen devam ettiğinin 27/06/2015 tarihli olay yeri tespit tutanağı ile tespit edilmiş ve bu hususla ilgili görüntü kaydı alınmıştır. Söz konusu tespitler üzerine, 02/07/2015 günlü, 1123 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığının idari yaptırım kararıyla "…" isimli tankerin, çarpma sonucu hasar alan tankından nafta yükünün sızmak suretiyle çevre kirliliğine sebebiyet verdiğinden bahisle, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin 1. alt bendi uyarınca, tankerin kaptanı olan davacıya 190.381,00-TL para cezası verilmiş, bu cezanın 142.785,75- TL'si ödenmiştir. Davacı tarafından, anılan idari yaptırım kararının iptali ile ödenen bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. İlgili Mevzuat: 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesinde; kanunun, karşılığında idarî yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlığın kabahat olarak nitelendirileceği, aynı Kanun'un 9. maddesinde de; kabahatlerin, kanunda açıkça hüküm bulunmayan hallerde, hem kasten hem de taksirle işlenebileceği düzenlemesine yer verilmiştir. 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 8. maddesinde; "Her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır. Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle; kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdürler.", 20. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde; "Bu Kanunda öngörülen yasaklara ve sınırlamalara aykırı olarak ülkenin egemenlik alanlarındaki denizlerde ve yargılama yetkisine tâbi olan deniz yetki alanlarında ve bunlarla bağlantılı sularda, tabiî veya sunî göller ve baraj gölleri ile akarsularda; 1) Petrol ve petrol türevleri (ham petrol, akaryakıt, sintine, slaç, slop, rafine ürün, yağlı atık vb.) tahliyesi veya deşarjı yapan tankerlerden, bin (dahil) gros tona kadar olanlar için gros ton başına 40 Türk Lirası, bin ilâ beşbin (dahil) gros ton arasında olanlara, bu miktar ve ilave her gros ton başına 10 Türk Lirası, beşbin gros tondan fazla olanlara ise, yukarıdaki miktarlar ve ilave her gros ton başına 100 Kuruş... idarî para cezası verilir... Kirliliğin oluşmasını müteakip gemi veya deniz
aracının kendi imkânları ile neden olduğu kirliliği giderdiğinin tespit edilmesi durumunda, idarî para cezası 1/3 oranında uygulanır..." hükmü yer almış, "Kirletenin Sorumluluğu" başlıklı 28. maddesinde; "Çevreyi kirletenler ve çevreye zarar verenler sebep oldukları kirlenme ve bozulmadan doğan zararlardan dolayı kusur şartı aranmaksızın sorumludurlar. Kirletenin, meydana gelen zararlardan ötürü genel hükümlere göre de tazminat sorumluluğu saklıdır." hükmüne yer verilmiştir. 31/12/2004 günlü, 25687 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'nin "Denizlerle İlgili Kirletme Yasakları" başlıklı 23. maddesinin, 1. fıkrasının, (b) bendinde; Türkiye’nin hükümranlık bölgesine giren denizlerde; gemilerden çöp, petrol ve petrol türevleri ile bunlarla bulaşık sintine suları, kirli balast suları, slaç, slop, yağ ve benzeri katı ve sıvı atıkların, her türlü kargo artıklarının ve bu denizler üzerindeki hava sahasında seyreden uçakların atıklarının boşaltılmasının yasak olduğu kurala bağlanmıştır. 03/04/2007 günlü, 26482 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevre Kanununa Göre Verilecek İdari Para Cezalarında İhlalinin Tespiti ve Ceza Verilmesi ile Tahsili Hakkında Yönetmelik'in "İhlalin tespiti" başlıklı 10. maddesinin 5. fıkrasında; "Çevre mevzuatı ihlalinin belirlenmesi için fotoğraf, kamera ve diğer teknik cihazlardan yararlanılması veya numune alınması işlemi; ilgililerin olay mahallinden ayrılması, olayın kendine özgü mahiyeti gibi fiili imkânsızlıklar nedeniyle yapılamadığı durumlarda Çevre Denetim Tutanağının veya Tespit Tutanağının düzenlenmesi ihlalin tespiti için yeterlidir." kuralı getirilmiş, "Gemilerde ihlalin tespitinde istisna" başlıklı 12. maddesinin 2. fıkrasında; "Bu Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasında yer alan hüküm gemiler için de uygulanır." şeklinde kurala bağlanmıştır. Hukuki Değerlendirme: Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri birlikte incelenip değerlendirildiğinde; her türlü atık ve artığı usulüne aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermenin yasak olduğu, yine denizlerde, gemilerden petrol ve türevleri ile yağ ve benzeri atıkların boşaltılmasının yasak olduğu, petrol türevleri tahliyesi yapan gemilere para cezası verileceği, kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililerin, kirlenmeyi önlemekle, kirlenme meydana gelmişse kirlenmeyi durdurmakla ve etkilerini gidermekle yükümlü oldukları, çevreyi kirletenlerin ve çevreye zarar verenlerin sebep oldukları kirlenme ve bozulmadan doğan zararlardan dolayı kusur şartı aranmaksızın sorumlu oldukları görülmektedir. Dolayısıyla; çevre kirliliği nedeniyle para cezası verilebilmesi için, kirletenin,
kirletme kastının, bu konuda ağır veya hafif kusurunun ya da ihmalinin olup olmadığı hususunun tartışmasına ve araştırmasına girilmeksizin, mevzuatta yer verilen yasaklara (boşaltma yasağı, tahliye yasağı) uyulmaması sonucu çevre kirliliğine sebebiyet verilmesinin, başka bir deyişle fiilin varlığının ve sonuçlarının esas alınması gerekmekte olup, fiili imkansızlık halinde ise ihlalin tespiti için çevre denetim veya tespit tutanağı düzenlenmesinin yeterli olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, söz konusu verilecek para cezasının 1/3 oranında uygulanabilmesi için kirliliğin oluşması sonrasında, geminin veya deniz aracının meydana gelen kirliliği kendi imkanları ile giderdiğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, her ne kadar İdare Mahkemesince; meydana gelen kirliliğe yönelik tedbirlerin alındığı ve kirlenmenin gemi personeli tarafından engellendiği hususunun tespit edilmesi ile davacı tarafından Sektör Gelibolu ile temas kurularak çevre kirliliğinin önüne geçmek için bariyer, ped ve sair ekipmanın gemiye getirilmesinin istenilmesi karşısında, söz konusu para cezasının 1/3 oranında uygulanması gerekirken, 1/3 oranı uygulanmaksızın verilen dava konusu para cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiş ise de, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; Sektör Gelibolu ile temas kurularak çevre kirliliğinin önüne geçmek için bariyer, ped ve sair ekipmanın gemiye getirilmesinin istenildiği hususunun, 4922 sayılı Kanun ile 5326 sayılı Kanuna muhalefet edildiğinden bahisle, verilen idari para cezasına Sulh Ceza Mahkemesine yapılan itiraza ilişkin dilekçedeki davacının beyanı olduğu, bahsi geçen taleplerin karşılanıp karşılanmadığının ve sonrasında davacı ya da gemi personeli tarafından kirliliğin giderilmesi için nasıl bir yöntem izlendiğinin belli olmadığı, kaldı ki meydana gelen çevre kirliliğinin davacı ya da gemi personeli tarafından giderildiğine dair herhangi bir tespitin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, davacı tarafından, meydana gelen kazada kusurlarının bulunmadığı ve ihlalin varlığını araştırmaya yönelik denizden numune alınmadığı ileri sürülmüş ise de, sorumluluk için kusur şartının aranmadığı ve nafta maddesinin uçucu ve patlayıcı bir madde olması nedeniyle numune alınamamasının, fiili imkansızlık kapsamında değerlendirilebileceği dikkate alındığında, ihlalin varlığına yönelik tespitin yeterli olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davacının kaptanı olduğu "…" isimli tankerin, çarpışma sonucu hasar alan tankından nafta yükünün sızmasından dolayı çevre kirliliğinin oluşması nedeniyle 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin 1. alt bendi uyarınca para cezası
verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir. Diğer taraftan, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan, ödenen bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine ilişkin Mahkeme kararının bu kısmında da hukuki isabet bulunmamıştır. Karar Sonucu: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Çanakkale İdare Mahkemesinin 24/06/2016 tarih ve E:2015/614, K:2016/491 sayılı kararının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesi uyarınca bozulmasına, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 26/12/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülen hususlar, Danıştay Altıncı Dairesince verilen 09/05/2019 günlü, E:2019/9519, K:2019/3967 sayılı kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, karar düzeltme isteminin reddi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Resmî PDF içindeki yeri
- T.C. Danıştay Kararlar Dergisi · Sayı 3 (2020) · PDF sayfa 214–220
- Resmî metnin alındığı tarih
- Metin ve künye kontrolü
Bu kayıtta künye, kaynak metni ve metinden yapılan aktarım sunulmaktadır. Editoryal içtihat analizi veya makaleyle karşılaştırma yapılmış olduğu anlamına gelmez.
Kaynak bütünlük bilgisi
Seçilen karar metni SHA-256: 7728b681c727aa4025b7a0c0fa0d4ccaf9bb919e051c66430bc090ed33427eda
Özgün dergi PDF dosyası SHA-256: a20a7d2a7ec4635687dd1d096086ad4ef64834024e631f2c12d45581e3e78862
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← İçtihat arşivine dönün