Sitede yayın: · Metin ve künye kontrolü: . Karar tarihi yukarıdaki künyede ayrıca gösterilir.
RESMÎ YAYININ ÖZETİ
Resmî yayında kararın konusu
Resmî derginin anahtar kelimeleri: -İçme Suyu Havzası, -İmar Plânı, -Tazminat, -Manevi
Aktarılan bölüm: Resmî dergi özeti (kararın PDF sayfaları 226-236).
Manevi tazminat, maddi tazminat gibi bir tazmin aracı olmayıp ilgilinin davalı yönetimin hukuka aykırı olan eylem ve/veya işlemi nedeniyle duyduğu elem ve üzüntüyü sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak biçimde kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlayan bir tatmin aracı olduğu, davalı idarelerin hukuka aykırılığı yargı kararları ile saptanmış işlemleri üzerine davacının akaryakıt istasyonu tesis izni istemlerinin yargı kararlarının uygulanmaması dolayısıyla sürüncemede bırakıldığı da göz önüne alınmak suretiyle Bölge İdare Mahkemesince, davacı şirket yönünden manevi tazminat isteminin koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre yeniden karar verilmesi gerektiği hakkında.
Bu bölüm, kararı yayımlayan resmî kurumun hazırladığı özettir. Kararı veren heyetin gerekçesi ve varsa karşı oy, aşağıdaki tam metinde kendi yerleriyle birlikte okunmalıdır.
Tam metne erişim
Tam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.
Resmî kararın tamamına geçin ↓RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
Bu kayıt resmî kaynak metnini ve künyesini sunar; ayrı bir editoryal içtihat çözümlemesi içermez. Dergideki özet ve anahtar kelimeler resmî yayıncıya aittir. Tam metin, belirtilen sayfa aralığındaki kararın varsa karşı oylarını da kapsar; sayfa üst ve alt bilgileri aktarım dışında tutulmuştur.
T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2019/17047 Karar No : 2020/10564 Anahtar Kelimeler: -İçme Suyu Havzası, -İmar Plânı, -Tazminat, -Manevi Özeti : Manevi tazminat, maddi tazminat gibi bir tazmin aracı olmayıp ilgilinin davalı yönetimin hukuka aykırı olan eylem ve/veya işlemi nedeniyle duyduğu elem ve üzüntüyü sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak biçimde kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlayan bir tatmin aracı olduğu, davalı idarelerin hukuka aykırılığı yargı kararları ile saptanmış işlemleri üzerine davacının akaryakıt istasyonu tesis izni istemlerinin yargı kararlarının uygulanmaması dolayısıyla sürüncemede bırakıldığı da göz önüne alınmak suretiyle Bölge İdare Mahkemesince, davacı şirket yönünden manevi tazminat isteminin koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre yeniden karar verilmesi gerektiği hakkında. TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Petrol Ürünleri Otomotiv İnş. San. Tic. Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : 1- İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. … 2- Tuzla Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU: İstanbul 11. İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen 20/03/2018 tarih ve E:2017/318, K:2018/452 kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesinin 29/04/2019 tarih ve E:2018/2253, K:2019/797 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : İstanbul İli, Tuzla İlçesi, Akfırat Beldesi, Tepeören Mevkii, … ada, … parsel sayılı taşınmazın akaryakıt istasyonu yapılmak üzere satın alındığı ancak davalı idarelerin yapmış olduğu imar uygulamaları nedeniyle benzin istasyonu açılamadığından bahisle uğramış olunduğu iddia edilen zararlara karşılık 50.000,00-TL maddi ve 150.000,00- TL manevi olmak üzere toplam 200.000,00-TL tazminatın yasal faiziyle birlikte davalı idarelerden tahsilinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : İstanbul 11. İdare Mahkemesince verilen 20/03/2018 tarih ve E:2017/318, K:2018/452 kararda; ilgili idarelerce akaryakıt istasyonu açılması için izin verilirken imarla ilgili düzenlemelerin dikkate alınması gerektiği, taşınmazın 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında akaryakıt istasyonu olarak gösterilmesinin şart olduğu, davacı şirkete ait taşınmazın imar planlarında konut alanında kaldığı, bu sebeple, idareye atfedilecek herhangi bir haksız veya hukuka aykırı bir işlemden, başka bir deyişle idarenin kusurundan kaynaklanan bir zarardan, zarar görenin bir hakkından ve meşru bir menfaatinden söz edilemeyeceği, davacının maddi tazminat isteminin muhtemel zarar niteliğinde olduğu, somut ve kanıtlanabilir bir zararın ortaya konulamadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, dava konusu tazminat istemi hukuka aykırı bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi Kararının Özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Taşınmazın akaryakıt istasyonu işletilmesi amacıyla satın alındığı, davalı idarelerin işlemleri sonucunda akaryakıt istasyonu faaliyetine başlanamadığı, ortada somut ve kesin zararın oluştuğu, bilirkişi incelemesi sonucunda bu zararın miktarının tespit edilebileceği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFLARIN SAVUNMASININ ÖZETİ : İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; Temyize konu kararın usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. Tuzla Belediye Başkanlığı tarafından; Temyize konu kararın usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ AHMET CEM BAYRAK'IN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın maddi tazminata ilişkin kısmı yönünden; davacı şirkete ait taşınmaz üzerinde akaryakıt istasyonu kurabilmek amacıyla davacı tarafından yapılan tesis izni taleplerinin reddi üzerine, davalı idarelerin yapmış olduğu imar uygulamaları nedeniyle benzin istasyonu açılamadığından bahisle uğramış olunduğu iddia edilen zararlara karşılık 50.000,00-TL'nin maddi tazminat olarak ödenmesine hükmedilmesi istenilmekte ise de, tazmini istenen maddi zararın gerçek ve doğrudan zarar kapsamında doğmuş olması gerekmekte olup gerçekleşme olasılığı bulunan varsayıma dayalı zararların tazmin edilme olanağı bulunmadığından, akaryakıt istasyonunun ne zaman faaliyete geçirebileceği, ticari faaliyette bulunup ne kadar maddi gelir elde edebileceği, hususlarının ihtimale dayalı varsayımsal olduğu sonucuna varıldığından davacının maddi tazminat isteminin kabulüne hukuken olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu sebeple, temyize konu kararın bu kısmı yönünden, temyiz isteminin reddi ile anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının yukarıda yer verilen açıklamaların eklenmesi suretiyle onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. Temyize konu kararın manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden ise; davalı idarenin hukuka aykırılığı yargı kararları ile saptanmış işlemleri sonucunda davacı şirketin ilk başvurusundan itibaren geçen yaklaşık 14 yıldır mağduriyetine sebep olunduğu açık olup manevi tazminat isteminin koşullarının oluştuğu görüldüğünden temyize konu kararın bu kısmı yönünden temyiz isteminin kabulü ile anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacı şirkete ait taşınmazın da içinde yer aldığı bölgede mülga Orhanlı Belediye Meclisinin 15.06.2004 tarihli, 36 sayılı kararı ile kabul edilen Ömerli İçme Suyu Havzası Tepeören 2-3 etap 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında ve aynı belediye meclisinin 15.06.2004 tarihli, 37 sayılı kararı ile kabul edilen Ömerli İçme Suyu Havzası Tepeören 2-3 etap 1/1000
ölçekli Uygulama İmar Planında, parselasyon işlemine tabi tutulmuş dolayısıyla imar parseli hüviyetini kazanmış … ada, … parsel sayılı taşınmaz akaryakıt satış istasyonu alanında kalmaktadır. Anılan imar planları 5216 sayılı Kanun uyarıca İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin 13.04.2005 tarihli, 745 sayılı ve 13.05.2005 tarihli, 957 sayılı kararları ile onaylanmış ve 27.06.2005 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından uygun görülerek 07.10.2005 tarihinde askıya çıkarılmıştır. Bu imar planları İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisince onaylanırken Formula-1 yolu 24 metreden 35 metreye çıkarılmış dolayısıyla bahse konu taşınmaz kısmen akaryakıt satış istasyonu alanı (2174,62 m²) kısmen yol alanında (377,44 m²) kalmıştır. Anılan taşınmaz da davacı tarafından imar planlarının onaylanma süreci devam ederken 29.06.2005 tarihlinde 3775 yevmiye numarası ile satın alınmıştır. Söz konusu imar planı notlarında, akaryakıt satış alanlarında en az net parselin 2500 m² olması gerekir, hükmüne yer verilmiştir. Davacı şirket tarafından, 14.02.2006 tarihinde taşınmaz üzerinde akaryakıt istasyonu kurulabilmesi için İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığından tesis izni talep edildiği, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Zabıta Daire Başkanlığı Ruhsat ve Denetim Müdürlüğünün 14.09.2006 tarihli, 6280 sayılı işlemi ile tesis izni talebinin değerlendirilebilmesi için öncelikle taşınmazın yola olan terklerinin yapılarak, son durumunu gösteren noter tasdikli 1/1000 ölçekli krokili imar durumu belgesi, istikamet rölövesi, tapu, çap ve röperli kroki belgelerinin ibraz edilmesi gerektiğinin davacı şirkete bildirilmiştir. Öte yandan, mülga Akfırat Belediye Meclisinin 09.06.2006 tarihli, 17 sayılı kararı ile 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin 13.05.2005 tarihli, 957 sayılı kararı sonucunda akaryakıt satış istasyonu için gerekli olan minimum net parsel olma özelliği kaybedilerek taşınmazların 2500 m²'nin altında kaldığı, bu nedenle, sadece Formula-1 yolu üzerinde imar parseli vasfını kazanmış akaryakıt satış istasyonlarında, belirtilen teknik nedenle bu durumun kazanılmış hak olarak kabul edilip "2500 m² minimum net parsel büyüklüğü şartı 35 metrelik Formula-1 yolundan cephe alan parsellerde aranmayacaktır." şeklinde plan notu ilavesinin kabul edildiği, bu belediye meclisi kararının onaylanmasının İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığından talep edildiği, bu belediye meclisi kararının İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Zabıta Daire Başkanlığı Ruhsat ve Denetim Müdürlüğünün 08.01.2007 tarihli, 129 sayılı yazısı ile Formula yolu üzerindeki akaryakıt satış alanlarında 2500 m² şartının aranmaması konusundaki plan notunun ilave edilmesinde; İSKİ, Ulaşım Daire
Başkanlığı vb. ilgili diğer birimlerden olumlu görüş alınması kaydıyla gayrisıhhi müessese mevzuatı açısından sakınca görülmediği, ancak bu plan notunun ilave edilmesi bakımından verilen bir onayın da olmadığı görülmektedir. Ömerli İçme Suyu Havzası Tepeören 2-3 etap 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve Ömerli İçme Suyu Havzası Tepeören 2-3 etap 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 08/05/2007 tarih ve E:2006/627, K:2008/995 sayılı kararı ile tümünün iptaline karar verildiği, bu süreçte davacı tarafından bedelsiz yola terk işlemi yapıldığı ve 2174,62 m² büyüklüğe sahip taşınmaz için davacı şirket adına 21.06.2007 tarih ve 5299 sayılı tapu senedi düzenlendiği, ancak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Zabıta Daire Başkanlığı Ruhsat ve Denetim Müdürlüğünün 01.08.2007 tarihli işlemi ile imar planı notlarında akaryakıt satış alanlarında minimum net parsel büyüklüğünün 2500 m² olması gerektiğinden bahisle davacı şirket tarafından 10.07.2007 tarihinde yapılan tesis izni başvurusunun reddedildiği, davacı şirket tarafından yeniden yapılan başvurunun da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca 11.12.2007 tarihinde yine reddedildiği, bu işlemlere karşı davacı tarafından iptal davası açılmadığı görülmektedir. Söz konusu bölgedeki imar planlarının mahkeme kararı ile iptaline karar verilmesinin ardından hazırlanan ve İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin 13.06.2008 tarihli, 1590 sayılı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli Ömerli Havzası Akfırat Kuzeyi Nazım İmar Planında ve Tuzla Belediye Meclisinin 17.10.2010 tarih ve 2825 sayılı kararıyla kabul edilen 1/1000 ölçekli Ömerli Havzası Akfırat Kuzeyi Uygulama İmar Planında bahse konu taşınmazın konut alanında kaldığı, taşınmazın konut alanında kalması nedeniyle davacı şirketin 24.04.2013 tarihli başvurusunun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Zabıta Daire Başkanlığı Ruhsat ve Denetim Müdürlüğünün 23.05.2013 tarihli, 96708 sayılı işlemi ile reddedildiği, bunun üzerine davacı şirket tarafından 11.06.2013 tarihinde kayda giren dilekçe ile İstanbul 10. İdare Mahkemesinde tesis izin belgesi talebinin reddi işlemi ile dayanağı imar planlarının iptali istemiyle açılan davada İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 18/02/2014 tarih ve E:2013/1645, K:2014/207 sayılı kararı ile dava dilekçesinin reddine karar verilmesi üzerine dava dilekçesinin yenilenmesi sonrasında, davacı şirkete ait taşınmazların konut alanında kaldığı 1/5000 ölçekli Ömerli Havzası Akfırat Kuzeyi Nazım İmar Planının ve 1/1000 ölçekli Ömerli Havzası Akfırat Kuzeyi Uygulama İmar Planının, davacı şirkete ait taşınmazın parsel genişliği, parsel derinliği, taşınmazın büyüklüğü, kavşak mesafesi ve asgari uzaklık mesafesi koşullarını sağladığı,
taşınmazın imar planlarında akaryakıt istasyonu alanı olarak ayrılmasında engel olmadığı, anılan taşınmazın imar planlarında akaryakıt istasyonu alanı olarak ayrılmasında engel olmadığı, davalı idare tarafından akaryakıt istasyonu işlevi ile ilgili herhangi bir sorunun ortaya konmadığı, mezkur taşınmazın konut fonksiyonuna ayrılmasının şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına uygun olmadığı belirtilerek dava konusu 1/5000 ölçekli Ömerli Havzası Akfırat Kuzeyi Nazım İmar Planının ve 1/1000 ölçekli Ömerli Havzası Akfırat Kuzeyi Uygulama İmar Planında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 29/09/2016 tarih ve E:2014/886, K:2016/1325 sayılı karar ile iptaline karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari dava Dairesinin 04/12/2017 tarih ve E:2017/67, K:2017/1206 sayılı kararıyla reddedildiği, Bölge İdare Mahkemesi kararının temyiz edilmesi üzerine bu kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 14/12/2018 tarih ve E:2018/698, K:2018/10326 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, davacı şirket tarafından 24.04.2013 tarihinde yapılan tesis izin belgesi talebinin reddine ilişkin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Zabıta Daire Başkanlığı Ruhsat ve Denetim Müdürlüğünün 23.05.2013 tarihli, 96708 sayılı işleminin de İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 13/10/2016 tarih ve E:2014/885, K:2016/1515 sayılı karar ile iptaline karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari dava Dairesinin 22/03/2017 tarih ve E:2017/23, K:2017/89 sayılı kararı ile kabul edilerek anılan mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak karar verildiği, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine dosyanın Danıştay Onuncu Dairesinin E:2017/1311 sayısında inceleme aşamasında olduğu görülmektedir. Öte yandan, davacı şirket tarafından, söz konusu taşınmaz üzerinde akaryakıt istasyonu kurulabilmesi için tesis izni verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddedilmesi nedeniyle … A.Ş. ile imzalanan sözleşmenin hayata geçirilememesinden dolayı doğduğu ileri sürülen kazanç kaybı miktarı olan 200.000,00 TL'nin maddi tazminat olarak tahsili ile söz konusu taşınmazın 377,44 m²'lik kısmının bedelsiz olarak yola terk edilmesi işleminin iptali istemiyle İstanbul 6. İdare Mahkemesinin E:2012/27 sayılı dosyasında açılan davada, İstanbul 6. İdare Mahkemesinin 15/02/2013 tarih ve E:2012/27, K:2013/268 sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, anılan kararın temyizi üzerine Danıştay Onuncu Dairesinin 18/12/2018 tarih ve E:2017/525, K:2018/4031 sayılı karar ile bozulmasına
karar verildiği, bu kararın düzeltilmesi isteminin de Danıştay Onuncu Dairesinin 21/10/2019 tarih ve E:2019/9048, K:2019/6914 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan bozma kararına uyulmak suretiyle, İstanbul 6. İdare Mahkemesinin 12/06/2020 tarih ve E:2020/293, K:2020/833 sayılı karar ile tazminat istemi yönünden davanın reddine, bedelsiz olarak yola terk işleminin iptaline karar verildiği, anılan kararın iptale ilişkin kısmının temyiz edilmeksizin kesinleştiği, redde ilişkin kısmın davacı tarafından temyizi üzerine dosyanın Danıştay Onuncu Dairesinin E:2020/4487 sayısında inceleme aşamasında olduğu görülmektedir. Davacı şirkete ait taşınmazı konut alanı olarak belirleyen 1/5000 ölçekli Ömerli Havzası Akfırat Kuzeyi Nazım İmar Planının ve 1/1000 ölçekli Ömerli Havzası Akfırat Kuzeyi Uygulama İmar Planının iptaline yönelik İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 29/09/2016 tarih ve E:2014/886, K:2016/1325 sayılı kararının davacıya 13.12.2016 tarihinde tebliği üzerine, davacı tarafından, taşınmazı üzerinde akaryakıt istasyonu açmasının davalı idarelerin işlemleri sonucunda engellendiği bu sebeple, davalı idarelerin kusurlu olduğu iddiasıyla 13.02.2017 tarihinde 50.000,00-TL maddi ve 150.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 200.000,00-TL tazminatın yasal faiziyle birlikte davalı idarelerden tahsili istemiyle görülmekte olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 3194 sayılı İmar Kanunu'nun "Genel esas" başlıklı 3. maddesinde; "Herhangi bir saha, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamaz." hükmü yer almıştır. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Şehirlerarası özel otobüs terminali işletmesi ve akaryakıt istasyonları" başlıklı 80. maddesinde; "Belediye sınırları ve mücavir alanları içinde, kara yolu ile yolcu taşıma hakkına sahip gerçek ve tüzel kişilerin şehirlerarası otobüs terminali kurmalarına ve işletmeleri ile her türlü akaryakıt ile sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) istasyonlarına nazım imar ve uygulama imar plânına uygun olmak kaydıyla belediye tarafından izin verilebilir. Akaryakıt istasyonlarına izin verilmesi için nazım imar plânında akaryakıt istasyonu olarak gösterilmesi şarttır. Bu istasyonlara çalışma ruhsatı büyükşehirlerde büyükşehir belediyesi tarafından verilir." hükmüne yer verilmiştir. 10/08/2005 tarih ve 25902 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde; "(...) d) İkinci sınıf gayrisıhhî müessese: Meskenlerden mutlaka uzaklaştırılması gerekmemekle beraber izin
verilmeden önce civarında ikamet edenlerin sıhhat ve istirahatleri üzerine gerek tesisatları ve gerekse vaziyetleri itibarıyla bir zarar vermeyeceğine kanaat oluşması için inceleme yapılması gereken işyerlerini, (...)" düzenlemesine ve "İkinci ve üçüncü sınıf gayrisıhhî müesseseler" başlıklı 23. maddesinde; "İkinci ve üçüncü sınıf gayrisıhhî müessese açmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler; işin özelliğine göre bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen kriterlere uygun olarak işyerini düzenledikten sonra bu Yönetmeliğin eki Örnek 2’de yer alan başvuru formunu doldurarak yetkili idareye ibraz eder. Yetkili idareler, ikinci ve üçüncü sınıf gayrisıhhî müesseseler için yapılacak beyan ve incelemelerde; insan sağlığına zarar verilmemesi, çevre kirliliğine yol açılmaması, yangın, patlama, genel güvenlik, iş güvenliği, işçi sağlığı, trafik ve karayolları, imar, kat mülkiyeti ve doğanın korunması ile ilgili düzenlemeleri esas alır.(...)" düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin Ek-2 Gayrisıhhî Müesseseler Listesinde ise akaryakıt istasyonları ikinci sınıf gayrisıhhî müessese olarak gösterilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davanın 50.000 TL maddi tazminat istemine ilişkin kısmı yönünden; Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Daireleri İdari Dava Daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, bu kısmında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır. Davanın 150.000 TL manevi tazminat istemine ilişkin kısmı yönünden; Uyuşmazlığa konu olayda, davacı şirkete ait taşınmazın akaryakıt istasyonu olarak faaliyet göstermesi için davacı tarafından tesis izni verilmesi istemiyle 14.02.2006 tarihinde yapılan ilk başvuru İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Zabıta Daire Başkanlığı Ruhsat ve Denetim Müdürlüğünün 14.09.2006 tarihli, 6280 sayılı işlemi ile tesis izni talebinin değerlendirilebilmesi için öncelikle taşınmazın yola olan terklerinin yapılması, akabinde talebin değerlendirilebileceği gerekçesiyle reddedilmiştir. Sonrasında davacı şirket tarafından da akaryakıt istasyonu kurabilmek amacı ile kendi rızasıyla bedelsiz terk işlemi gerçekleştirilmiştir. Yola terk işlemi yapılmasından sonra 2174,62 m² büyüklüğe sahip taşınmaz için davacı şirket adına 21.06.2007 tarih ve 5299 sayılı tapu senedi düzenlenmiştir. Maliki olduğu taşınmazın bir kısmı yolda kalan davacı
şirketin bu işleme rıza göstermesinin temelinde, davacı şirketin tesis izni başvurusunun değerlendirilebilmesinin bir koşula bağlanması bulunmaktadır. Davacı şirket, yola terk işlemine rıza gösterirken, beklediği bir hukuki durumun gerçekleşeceği inancıyla hareket etmiştir. Akabinde davacı şirket tarafından 10.07.2007 tarihinde yapılan başvurunun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Zabıta Daire Başkanlığı Ruhsat ve Denetim Müdürlüğünün 01.08.2007 tarihli işlemiyle reddedilmesinde, imar planı notlarında akaryakıt satış alanlarında minimum net parsel büyüklüğünün 2500 m² olması gerektiği hükmüne yer verildiğinden anılan taşınmazın bu koşulları taşımaması gerekçe olarak belirtilmiştir. Taşınmazın bir kısmının yola terk edilmesine rağmen davacı şirkete tesis izni verilmemesi nedeniyle, terk işleminin, davacı şirketin rızasına dayalı olarak talebi doğrultusunda, tek yanlı tesis edilmiş bir işlem olduğundan söz etmek mümkün değildir. Belli bir koşul doğrultusunda rıza gösterilen, rıza gösterilmesine rağmen beklenen koşulu gerçekleşmeyen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle İstanbul 6. İdare Mahkemesinin 12/06/2020 tarih ve E:2020/293, K:2020/833 sayılı karar ile bedelsiz yola terk işleminin iptaline karar verilmiş, anılan karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Davacı şirket tarafından 24.04.2013 tarihinde yapılan başvurunun reddine ilişkin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Zabıta Daire Başkanlığı Ruhsat ve Denetim Müdürlüğünün 23.05.2013 tarihli, 96708 sayılı işleminde ise, davacıya ait taşınmazın imar planında konut alanında kalması gerekçesine dayanılmıştır. Davacı şirkete ait taşınmazı konut alanı olarak belirlendiği 1/5000 ölçekli Ömerli Havzası Akfırat Kuzeyi Nazım İmar Planının ve 1/1000 ölçekli Ömerli Havzası Akfırat Kuzeyi Uygulama İmar Planının İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 29/09/2016 tarih ve E:2014/886, K:2016/1325 sayılı karar ile iptaline karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari dava Dairesinin 04/12/2017 tarih ve E:2017/67, K:2017/1206 sayılı kararıyla reddedildiği, Bölge İdare Mahkemesi kararının temyiz edilmesi üzerine bu kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 14/12/2018 tarih ve E:2018/698, K:2018/10326 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davacı şirketin taşınmazının akaryakıt istasyonu olarak faaliyet göstermesi için yaptığı başvuruların reddedilmesinde davalı idareler tarafından sunulan gerekçelerin yargı kararları ile geçersiz kılındığı açıktır. Öte yandan, davacıya ait taşınmazın yargı kararları ile plansız kaldığından bahisle, davacı şirket tarafından, anılan taşınmazın akaryakıt istasyonu alanı olarak belirlendiği nazım imar planı teklifinin hazırlandığı ve
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına sunulduğu, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin 11.06.2018 tarihli, 887 sayılı kararı ile anılan taşınmazın konut alanına alınmasına ilişkin 1/5000 ölçekli nazım imar planının onaylandığı, bu imar planının iptali istemiyle İstanbul 2. İdare Mahkemesinin E:2018/1337 sayılı dosyasında açılan davada, belli bir zaman dilimin geçtiğinde idarelerin bölgedeki yeni gelişmeler ve nedenler de gözönüne alınarak şehircilik ilkeleri ve planlama esasları bağlamında plan yapma yetkisi her daim mümkünse de, gerek işlemin tesis edildiği an ve gerekse mahkeme kararıyla taşınmazın bulunduğu alan plansız kalmış ise de, yargısal süreç ve belediye meclisi kararındaki vurguların daha önceki yargısal süreçten bağımsız ve ayrıksı düşünülemeyeceği, dava konusu işlemin anılan taşınmaz ve çevresi açısından şehircilik ilkeleri ve planlama esasları üzerinden tesis edildiğinden söz edilemeyeceği, mevcut verilere göre, mahkeme kararını gözardı ederek ve planlama esaslarına dair ilkeler esas alınmaksızın tesis edilen dava konusu İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin 11.06.2018 tarihli, 887 sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 2/12/2018 tarih ve E:2018/1337, K:2018/2287 sayılı karar ile iptaline karar verilmiş, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari dava Dairesinin 15/10/2019 tarih ve E:2019/844, K:2019/1831 sayılı kararıyla reddedildiği, Bölge İdare Mahkemesi kararının temyiz edilmesi üzerine bu kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 03/11/2020 tarih ve E:2020/540, K:2020/10296 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Manevi tazminat, maddi tazminat gibi bir tazmin aracı olmayıp ilgilinin davalı yönetimin hukuka aykırı olan eylem ve/veya işlemi nedeniyle duyduğu elem ve üzüntüyü sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak biçimde kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlayan bir tatmin aracıdır. Bu durumda, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile anılan yargı kararlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davalı idarelerin hukuka aykırılığı yargı kararları ile saptanmış işlemleri üzerine davacının akaryakıt istasyonu tesis izni istemlerinin yargı kararlarının uygulanmaması dolayısıyla sürüncemede bırakıldığı da göz önüne alınmak suretiyle Bölge İdare Mahkemesince, davacı şirket yönünden manevi tazminat isteminin koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre yeniden karar verilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, davanın reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının TEMYİZ İSTEMİNİN KISMEN REDDİNE, 2. Davanın maddi tazminat isteminin yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesinin 29/04/2019 tarih ve E:2018/2253, K:2019/797 sayılı kararının ONANMASINA, 3. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının TEMYİZ İSTEMİNİN KISMEN KABULÜNE, 4. Davanın manevi tazminat isteminin yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesinin 29/04/2019 tarih ve E:2018/2253, K:2019/797 sayılı kararının BOZULMASINA, 5. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 05/11/2020 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Resmî PDF içindeki yeri
- T.C. Danıştay Kararlar Dergisi · Sayı 5 (2020) · PDF sayfa 226–236
- Resmî metnin alındığı tarih
- Metin ve künye kontrolü
Bu kayıtta künye, kaynak metni ve metinden yapılan aktarım sunulmaktadır. Editoryal içtihat analizi veya makaleyle karşılaştırma yapılmış olduğu anlamına gelmez.
Kaynak bütünlük bilgisi
Seçilen karar metni SHA-256: 83e6853cd0a3ccf1e54924cfd225fda37686dab00f018ec3ca7a4a3b16e280ee
Özgün dergi PDF dosyası SHA-256: eb2d0cbbdb8658bea0481cbd0bd88fe3ba9ef4b2e614959e2f0545b03ecbac55
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← İçtihat arşivine dönün