İdare Hukuku

6. Daire: Heyelan Riski Taşıyan Bölge, Tazminat, Kusur Oranları

Danıştay 6. Daire, 2019/10330 E., 2020/4185 K., 12.05.2020

Kararın tam metnine geçin

Sitede yayın: · Metin ve künye kontrolü: . Karar tarihi yukarıdaki künyede ayrıca gösterilir.

RESMÎ YAYININ ÖZETİ

Resmî yayında kararın konusu

Resmî derginin anahtar kelimeleri: -Heyelan Riski Taşıyan Bölge, -Tazminat, -Kusur Oranları

Aktarılan bölüm: Resmî dergi özeti (kararın PDF sayfaları 198-205).

Afet bölgesi ilan edilen bölgede, heyelan sonucu oturulamaz hale gelen yapının yıkılması nedeniyle oluşan gerçek zararın hizmet kusurları bulunan idarelerce tazmini gerektiği; yapının değer tespitinin zarara uğranıldığı tarih itibarıyla belirlenmesi, hesaplamada, yıpranma payı, arsa değer kaybı ve enkaz bedelinin dikkate alınmasının gerektiği hakkında.

Bu bölüm, kararı yayımlayan resmî kurumun hazırladığı özettir. Kararı veren heyetin gerekçesi ve varsa karşı oy, aşağıdaki tam metinde kendi yerleriyle birlikte okunmalıdır.

Tam metne erişim

Tam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.

Resmî kararın tamamına geçin ↓

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

Bu kayıt resmî kaynak metnini ve künyesini sunar; ayrı bir editoryal içtihat çözümlemesi içermez. Dergideki özet ve anahtar kelimeler resmî yayıncıya aittir. Tam metin, belirtilen sayfa aralığındaki kararın varsa karşı oylarını da kapsar; sayfa üst ve alt bilgileri aktarım dışında tutulmuştur.

T.C. D A N I Ş T A Y Altıncı Daire Esas No : 2019/10330 Karar No : 2020/4185 Anahtar Kelimeler : -Heyelan Riski Taşıyan Bölge, -Tazminat, -Kusur Oranları Özeti: Afet bölgesi ilan edilen bölgede, heyelan sonucu oturulamaz hale gelen yapının yıkılması nedeniyle oluşan gerçek zararın hizmet kusurları bulunan idarelerce tazmini gerektiği; yapının değer tespitinin zarara uğranıldığı tarih itibarıyla belirlenmesi, hesaplamada, yıpranma payı, arsa değer kaybı ve enkaz bedelinin dikkate alınmasının gerektiği hakkında. Temyiz Eden Taraflar : I- (Davacı) … Vekili : Av. … II- (Davalılar): 1-Avcılar Belediyesi Başkanlığı Vekili : Av. … 2- Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Vekili : Av. … 3- İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Vekili : Av. … Karşı Taraf : 1- İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı 2- Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı 3- … Belediye Başkanlığı 4- … İstemin Konusu : İstanbul 8. İdare Mahkemesinin 30/11/2017 tarih ve E:2017/1345, K:2017/2622 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Yargılama Süreci: Dava Konusu İstem: İstanbul İli Avcılar İlçesi, Ambarlı Tesisleri Mevkii, … pafta, … sayılı parsel üzerinde bulunan binanın 13 numaralı bağımsız bölümünün maliki olan davacı tarafından, 28.06.2005 tarih ve

2005/109 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ilan edilen Afete Maruz Bölge'de yer alan taşınmazda oluşan zararın, davalı idarelerin hizmet kusurundan kaynaklandığından bahisle uğranıldığı öne sürülen 110.000,00-TL maddi ve 20.000,00-TL manevi zararın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 26/06/2013 tarih ve E:2012/7529, K:2013/4487 sayılı kararıyla bozulmasından sonra, bozma kararına uyularak davanın kısmen kabulü ile 24.227,39-TL maddi ve 10.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 34.227,39-TL tazminatın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte müşterek ve müteselsil olarak davalılardan alınarak davacıya verilmesi, fazlaya ilişkin talebin reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin 25/02/2016 tarih ve E:2015/5024, K:2016/829 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak davacının maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile toplam 98.226,79-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Avcılar Belediye Başkanlığı, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan eşit oranda alınarak davacıya verilmesine, davanın 21.773,21-TL'lik maddi tazminata ilişkin ve manevi tazminat isteminin 10.000,00-TL'lik kısmının reddine karar verilmiştir. Temyiz Edenlerin İddiaları : 1- Davalı idarelerden Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından; kendilerine husumet yöneltilemeyeceği, kusur oranlaması yapılması gerektiği, davacının hak sahipliği başvurusunun olmadığı, yıkım ya da tahliye olmadığından maddi ya da manevi zararın bulunmadığı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. 2- Davalı idarelerden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; davada süre aşımı bulunduğu, kusur oranlaması yapılması gerektiği, herhangi bir sorumluluklarının mevcut olmadığı, dava konusu işlem ve eylemler ile idareleri arasında illiyet bağı bulunmadığı, manevi tazminat talebinin kabul edilemeyeceği belirtilerek, temyize konu karardaki aleyhe hususların bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. 3- Davalı idarelerden Avcılar Belediye Başkanlığı tarafından; heyelan nedeniyle herhangi bir kusur ve sorumluluklarının bulunmadığı, ruhsata aykırı yapılaşma olduğu, yapı maliki ve müteahhidin de kusurlarının belirlenmesi gerektiği, manevi tazminat talebinin hukuki dayanağının

bulunmadığı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. 4- Davacı tarafından; sorumluluğun müşterek ve müteselsil olarak belirlenmesi gerektiği, reddedilen miktar bakımından aleyhlerine yüksek tutarlı yargılama giderlerine hükmedildiği, bunun adil yargılama ilkesini zedelediği temyize konu kararın bu sebeplerle bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Tarafların Savunmaları : 1- Davacı tarafından, davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. 2- Davalı idarelerden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. 3- Davalı idarelerden Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ile Avcılar Belediye Başkanlığı tarafından savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi Mehmet Özdamar'ın Düşüncesi : 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50/4 maddesi uyarınca; bozmaya uyularak verilen Mahkeme kararının temyiz incelemesinin bozma kararına uygunluk ile sınırlı olarak yapılması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İnceleme ve Gerekçe: Maddi Olay : Dava konusu taşınmazın bulunduğu Avcılar İlçesi için Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü ve bazı kamu kurumlarınca farklı tarihlerde yapılan araştırma ve tespitlerde, ilçe geneline yönelik; ''Marmara denizi kıyıları killi ve marnlı serilerle örtülü bulunduğundan heyelana müsaittir, bu kısımlar gerekli önlemler alınmadıkça iskan için sakıncalıdır'' görüşüne yer verildiği, 1971 yılında yapılan bu tespitte, evlerin fazla katlı olmaması, hafif malzemeden yapılması, derin kazılar yapılmaması, yüzey suyu drenajı yapılması, kıyıdan itibaren kademeli olması ve istinat duvarı yapılması gerektiğinin ifade edildiği, yine Bakanlıkça 1977 yılında Boğaziçi Üniversitesine hazırlattırılan raporda; yamaçları heyelanlı ve heyelana müsait olmaları nedeniyle ancak düşük eğimli ve potansiyel heyelan alanlarında zemine fazla yük vermemek ve kazıdan kaçınmak şartı ile tek katlı ve bahçeli evler yapılmasının mümkün olabileceğinin belirtildiği, İller Bankasınca hazırlanan 1981 tarihli rapora göre Avcıların turistik tesis

alanı olarak, kamp alanı ve iki katlı yapı alanı olarak gösterildiği, davaya konu alanın, 1981 yılında İller Bankası tarafından hazırlanan ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığının onayladığı nazım imar planı ve 1982 tarihli Avcılar Belediye Başkanlığının hazırladığı uygulama imar planı ile yerleşime açıldığı ve zaman içerisinde çok katlı yerleşime izin verildiği, anılan planların hazırlandığı tarihlerde yürürlükte bulunan mülga 6785 sayılı İmar Kanununun 1605 sayılı Kanunla değişik 26. maddesiyle nüfus ve il veya ilçe merkezi olması ölçütlerine göre yol istikamet planları ile imar planlarını belediyelerin yaptırmaları mecburiyeti getirildiği ve 29. maddesiyle imar ve yol istikamet planlarının İmar ve İskan Bakanlığının tasdikiyle kesinleşeceği ve yürürlüğe gireceğinin hüküm altına alındığı, Bakanlığın onay yetkisi planların hukuki varlık şartlarından olduğundan, bu planlara ilişkin çok katlı yerleşime izin veren ilçe belediyesinin yanında Bakanlığın ve Mülga 3030 sayılı Kanundan kaynaklanan denetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen, imar yükümlülüklerini ilçe belediyesi ile birlikte kullanan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının hizmet kusurlarının bulunduğu, Mülga 180 sayılı Bayındırlık ve İskan Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 9. maddesinin g bendinde de, afetle ilgili daimi iskan yerleşmelerinde imar planlarını ve alt yapı tesisleri planlarını ve bunlara ait etüd, harita, proje ve keşifleri yapmak veya yaptırmak, re'sen onaylamak veya onaylanmasını sağlamak, inşaat işlerini yapmak veya yaptırmak konularında Bakanlık Yapı İşleri Genel Müdürlüğünün yetkili olduğunun hükme bağlandığı, 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile de Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından yürütülen görevlerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına geçtiği, Avcılar İlçesi, Ambarlı Tesisler Mevkii, … pafta, … parsel sayılı taşınmazın 28.06.2005 gün ve 2005/109 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile "Afete Maruz Bölge" ilan edilen alanda kalması nedeniyle uğranıldığı öne sürülen 110.000,00-TL maddi, 20.000,00-TL manevi zararın, dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İlgili Mevzuat: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmiş, son fıkrasında ise, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu hükmüne yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14. maddesinin 3. fıkrasının (f) bendinde dava dilekçelerinin husumet yönünden inceleneceği, 15/1-c maddesinde ise; davanın hasım gösterilmeden veya

yanlış hasım gösterilerek açılması durumunda dava dilekçesinin belirlenecek gerçek hasma tebliğ edileceği, aynı Kanunun 14. maddesinin 6. fıkrasında; yukarıda belirtilen usule aykırılığın ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde davanın her aşamasında 15. madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş, yine aynı Kanunun 49/1-c maddesinde ise; usul hükümlerine uyulmamış olunması, kararın bozulmasını gerektiren sebepler arasında sayılmıştır. Hukuki Değerlendirme: İdarenin hukuki sorumluluğunun kabulü için, kusursuz sorumluluğa ilişkin istisna halleri dışında, idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin, kötü işlemesi, geç işlemesi ya da hiç işlememesi sebeplerinden birisiyle kusurlandırılmış olması gerekmektedir. Hizmet kusuru, iradi bir işlem ya da eylemden kaynaklanabileceği gibi, idarenin dikkatsizliğinden, tedbirsizliğinden ve ihmalinden de kaynaklanabilir. Yine zarar ile idari eylem veya işlem arasında uygun illiyet bağının da bulunması gerektiği açıktır. Uyuşmazlık konusu bölgede genel hayatı etkileyecek nitelikteki heyelanın varlığına ilişkin bilimsel raporlarda ifade edilen ve idarelerin bilgisinde olan jeolojik veriler dikkate alınmadan alan planlamaya konu edilip arsa üretilerek üzerinde yapılaşmaların gerçekleştirilmesine imkan sağlandığı şartlar altında taşınmaz edinen kişilerin, bölgenin sonradan afet bölgesi ilan edilerek yapı ve ikamete yasaklanan bölgede heyelan sonucu oturulamaz hale gelen yapının can ve mal emniyetini korumak açısından tahliye edilerek yıkılması ile oluşan gerçek zararının, Avcılar Belediyesinin yanı sıra afet mevzuatı ile imar mevzuatı açısından görev üstlenen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (Bayındırlık ve İskan Bakanlığı) ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının hizmet kusurları nedeniyle tazmini gerekmektedir. Dava konusu edilen işlem ya da eylemin, bu işlemi ya da eylemi tesis eden idarenin ve bunlara bağlı olarak husumet yöneltilen tarafın açık ve kesin bir şekilde dava dilekçesinde belirtileceği, yargı yerince yapılan inceleme sonucunda ise davanın konusu esas alınmak suretiyle, davalı tarafın hatalı gösterilmiş olması halinde husumetin düzeltilmesine re'sen karar verileceği ve varsa dava konusu işlem yada eylemin tesisinde ilgisi olmayan tarafın husumet mevkiinden çıkartılarak davanın doğru hasım belirlenerek görülmesine karar verileceği tabii olup, davaya konu uyuşmazlığın incelenmesi ve sonuçlandırılmasının ancak husumetin doğru olarak tespit edilmesine bağlı olması nedeniyle husumete yönelik eksiklik ya da yanlışlık içeren bir kararın bu yönden usul hükümlerine aykırılık taşıyacağı açıktır.

Bu durumda, davanın hizmet kusurları bulunan Avcılar Belediye Başkanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı husumetiyle görülmesi gerektiği dikkate alındığında, olay tarihi itibarıyla dava konusu zararın doğmasında kusuru bulunmadığı anlaşılan Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının davanın tarafı olmasına yasal olanak bulunmadığından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca 'Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının'' hasım mevkiinden çıkarılarak davanın Avcılar Belediye Başkanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı" husumetiyle görülüp karara bağlanması gerekirken, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı hasım mevkine alınarak verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uyarlık bulunmamaktadır. Hizmet Kusuru bulunan idarelerin tazminata esas olmak üzere kusur oranlarının belirlenmesi gerekliliği yönünden; Zarara birden fazla idarenin eylem ve işlemleriyle sebebiyet vermiş olmaları durumunda kusur oranlaması yapılmak suretiyle, zararın tazmininin kusurlu olunan oran nispetinde olmak üzere, sorumlu idarelerden ayrı ayrı tahsil edilmesi, sorumluluk ve tazminat hukukunun en temel prensiplerindendir. Bu durumda; uzman bilirkişilerden oluşturulacak heyetle, davacının, arsa sahibinin ve yapı müteahhidi ile yapıya ilişkin projeler nedeniyle fenni mesuliyet üstlenen kişilerin taşıdığı hukuki sorumlulukları, yapının bulunduğu alanın heyelan riski taşıyan bir bölge olması nedeniyle, yapıdaki olası imalat hatalarının zemine ek yük getirerek, heyelanın meydana gelmesinde etkisinin olup olmadığı hususları da dikkate alınarak, (yapıya ilişkin ruhsata aykırılık iddiaları araştırılarak) kusurlarının olup olmadığı hususlarının da irdelenmesi suretiyle, davalı idarelerin tazminat istemine konu zararın oluşmasındaki kusurlarının belirlenerek (Konuya ilişkin benzer dosyaların da birlikte değerlendirilmesinden; aynı maddi olaya ilişkin başka davacılar tarafından açılan tazminat davalarında, farklı mahkemeler tarafından farklı bilirkişi heyetlerine yaptırılan incelemeler neticesinde, olaya ilişkin sorumluluklar yönünden aynı veriler değerlendirildiği halde, değişik kusur oranlamaları üzerinden birbiri ile çelişik kararlar verildiği anlaşıldığından, hüküm birlikteliğini sağlamak için, emsal diğer dosyalardaki kusur oranlarına dair bilirkişi incelemeleri de dikkate alınmak ve gerekirse tüm davalar için aynı bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle) tazminat miktarının kusur oranları nispetinde davalı idarelere ayrı ayrı yükletilmesi gerekirken, davacının, arsa sahibinin ve yapı müteahhidi ile yapıya ilişkin projeler nedeniyle fenni mesuliyet üstlenen kişilerin kusur durumları

hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın, hesaplanan maddi zararlar ile takdir edilen manevi zararların tazmini yükümlülüğünün davalı idarelere yüklenerek hüküm kurulmasında hukuki isabet görülmemiştir. Bilirkişi raporundaki tazminata ilişkin miktarın belirlenmesi usulü ve tespit dönemi yönünden; Davaya konu alanda, meydana gelen heyelan sebebiyle insanların can ve mal güvenliğinin tehlikeye düşmesi nedeniyle bu bölgeler için Afete Maruz Bölge kararı alınması bu alanlarda kalan konutların güvenli bir bölgeye nakledilmesi gerektiğinin belirtilmesi taşınmazın (dava tarihi itibarıyla) davalı idarelerce tahliye edilmemesine ve yıkılmamasına karşın, ruhsatlı yapının Afete Maruz Bölge ilan edilen alanda kalması ve yapının kullanılabilmesi için zorunlu olan fen ve sağlık kurallarına uygunluğunu yitirmesi nedeniyle davacı açısından gerçek bir zararın doğmadığından söz edilmesine olanak bulunmadığına yönelik Dairemizin emsal dosyalardaki bozma gerekçesi de dikkate alındığında, davacının bağımsız bölümlerinin bulunduğu blokta ikamet etmeyi engelleyici durumun, Afete Maruz Bölge kararının 12.08.2005 tarihli ve 4587 sayılı Valilik yazısı ekinde Avcılar Kaymakamlığı'na ve Belediye Başkanlığı'na bildirilmesine ve davaya konu binanın da içinde bulunduğu alandaki yapıların tahliyesine ilişkin yapılan yazışmaların içeriği de dikkate alınarak, hangi tarihte ortaya çıktığının Mahkeme tarafından belirlenerek dairenin değer tespitinin zarara uğranıldığı tarih itibarıyla tespit edilmesi gerektiği gibi binanın maliyet bedeli tespit edilirken her yıl güncellenen, Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ hükümlerine göre hesaplama yapılması ve bu hesaplama yapılırken zarara uğrayan dairenin yapı maliyet bedeli belirlendikten ve bu bedelden yıpranma payı düşüldükten sonra, ortaya çıkacak miktara hesap edilen arsa değer kaybının da eklenmesi ve enkaz bedelinin düşülmesi (enkazın davacı uhdesinde kalması durumunda) suretiyle ulaşılması gerekirken, ikamet etmeyi engelleyici tarihin tespitin yapıldığı 2012 yılı kabul edilip, bu tarih üzerinden yapılan hesaplama ile ortaya çıkan bedel üzerinden tazminata hükmedilmesine dair Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir. Karar Sonucu : Açıklanan nedenlerle; 1. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin temyize konu İstanbul 8. İdare Mahkemesinin 30/11/2017 tarih ve E:2017/1345 K:2017/2622 sayılı kararının bozulmasına, 2. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,

3. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 12/05/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kararın kaynağı

Resmî PDF içindeki yeri
T.C. Danıştay Kararlar Dergisi · Sayı 4 (2020) · PDF sayfa 198–205
Resmî metnin alındığı tarih
Metin ve künye kontrolü

Bu kayıtta künye, kaynak metni ve metinden yapılan aktarım sunulmaktadır. Editoryal içtihat analizi veya makaleyle karşılaştırma yapılmış olduğu anlamına gelmez.

Kaynak bütünlük bilgisi

Seçilen karar metni SHA-256: 4255808d21fbd70f3bfd9b27cc970cd22ec41c3e0240de9c1816eb059c0573f8

Özgün dergi PDF dosyası SHA-256: e77beebe8266eb2dc749d1784440f412abb15c558274c6abf1f16f57483ca271

← İçtihat arşivine dönün