İdare Hukuku

5. Daire: Kamu Görevinden Çıkarma, FETÖ/PDY ile İrtibat ve İltisak, Manevi Tazminat

Danıştay 5. Daire, 2020/858 E., 2023/16370 K., 16.11.2023

Kararın tam metnine geçin

Sitede yayın: · Metin ve künye kontrolü: . Karar tarihi yukarıdaki künyede ayrıca gösterilir.

RESMÎ YAYININ ÖZETİ

Resmî yayında kararın konusu

Resmî derginin anahtar kelimeleri: -Kamu Görevinden Çıkarma, -FETÖ/PDY ile İrtibat ve İltisak, -Manevi Tazminat

Aktarılan bölüm: Resmî dergi özeti (kararın PDF sayfaları 155-161).

Davacının davalı idarece geri alınan kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlem nedeniyle duyduğu elem ve ızdıraptan kaynaklı olarak manevi yönden zarara uğradığı dikkate alındığında, söz konusu elem ve ıstırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği hakkında.

Bu bölüm, kararı yayımlayan resmî kurumun hazırladığı özettir. Kararı veren heyetin gerekçesi ve varsa karşı oy, aşağıdaki tam metinde kendi yerleriyle birlikte okunmalıdır.

Tam metne erişim

Tam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.

Resmî kararın tamamına geçin ↓

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

Bu kayıt resmî kaynak metnini ve künyesini sunar; ayrı bir editoryal içtihat çözümlemesi içermez. Dergideki özet ve anahtar kelimeler resmî yayıncıya aittir. Tam metin, belirtilen sayfa aralığındaki kararın varsa karşı oylarını da kapsar; sayfa üst ve alt bilgileri aktarım dışında tutulmuştur.

T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2020/858 Karar No : 2023/16370 Anahtar Kelimeler : -Kamu Görevinden Çıkarma, -FETÖ/PDY ile İrtibat ve İltisak, -Manevi Tazminat Özeti : Davacının davalı idarece geri alınan kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlem nedeniyle duyduğu elem ve ızdıraptan kaynaklı olarak manevi yönden zarara uğradığı dikkate alındığında, söz konusu elem ve ıstırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği hakkında. TEMYİZ EDENLER (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : Kamu Denetçiliği Kurumu VEKİLİ : Hukuk Müşaviri … İSTEMİN KONUSU : Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 10/10/2019 tarih ve E:2019/1412, K:2019/2154 sayılı kararının faize ilişkin kısmı yönünden davacı ve davalı idare, manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden davacı tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Davacının Kamu Denetçiliği Kurumunda uzman yardımcısı olarak görev yapmakta iken 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Kamu Denetçiliği Kurumunun 22/08/2016 tarih ve E.221 sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve uğradığı manevi zarara karşılık olarak 100.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine hükmedilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : Ankara 8. İdare Mahkemesi'nin 21/12/2018 tarih ve E:2016/4625, K:2018/2683 sayılı kararında; davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin 14/11/2016 tarih ve E.13188 sayılı işlem ile geri alındığı, davacının dava konusu işlem nedeniyle mahrum kaldığı özlük ve parasal haklarının 23/11/2016 tarihinde ödendiği, dolayısıyla dava konusu işlemin iptali ve işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal hakların tazmini istemi yönünden davanın konusunun kalmadığı, dava konusu işlem davalı idarece geri alınmış ise de her geri alınan işlem sebebiyle tazminata hükmedilemeyeceği anlaşıldığından davacının manevi tazminat isteminin reddi gerektiği, öte yandan dava konusu işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal hakların faizinin davacıya ödenmediği anlaşıldığından, parasal hakların ödenmesi gereken tarihlerden itibaren ödendiği 23/11/2016 tarihine kadar hesaplanacak faiz tutarının tazmini gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptali ile davacının bu işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal hakların tazmini talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, parasal hakların ödenmesi gereken tarihlerden itibaren ödendiği 23/11/2016 tarihine kadar hesaplanacak faiz tutarının tazmini talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 10/10/2019 tarih ve E:2019/1412, K:2019/2154 sayılı kararında; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işlemin davalı idarece iptal edilmesinin dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğunun davalı idarece kabulü anlamına geldiği, dava konusu işlem ile davacının idare ile ilişiğinin kesildiği ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olduğu izlenimine sebep olunduğu, bu kapsamda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, parasal hakların ödenmesi gereken tarihlerden itibaren ödendiği 23/11/2016 tarihine kadar yasal faizi ile hesaplanarak bulunacak tutardan 23/11/2016 tarihinde yapılan kısmi ödemenin mahsubu sonucu kalan tutarın 23/11/2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tazmini gerektiği, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı tarafından, OHAL döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerde kamu görevine iade edilenlere mali ve sosyal haklarının ödeneceğinin, ancak bu kişilerin kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı

herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacaklarının kurala bağlandığı, ayrıca söz konusu düzenlemelerde mali ve sosyal hakların yasal faizi ile ödeneceğine dair herhangi bir kural bulunmadığı, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. Davalı tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ HARUN EKŞİ'NİN DÜŞÜNCESİ : İdari Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : DAVACININ DAVA KONUSU İŞLEM NEDENİYLE YOKSUN KALDIĞI PARASAL HAKLARIN ÖDENMESİ GEREKEN TARİHLERDEN İTİBAREN ÖDENDİĞİ 23/11/2016 TARİHİNE KADAR HESAPLANACAK FAİZ TUTARININ TAZMİNİ TALEBİNİN KABULÜNE HÜKMEDİLMESİ YÖNÜNDEN DAVACININ VE DAVALININ TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMESİ: Hukuki Değerlendirme: Bölge idare mahkemesi idari dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacının dava konusu işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal hakların ödenmesi gereken tarihlerden itibaren ödendiği 23/11/2016 tarihine kadar hesaplanacak faiz tutarının tazmini talebinin kabulüne dair İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin hüküm fıkrası ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, davacının ve davalının dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN REDDİNE HÜKMEDİLMESİ YÖNÜNDEN DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMESİ : Maddi Olay : Davacı, davalı idare bünyesinde uzman yardımcısı olarak görev yapmakta iken, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve uğradığı manevi zarara karşılık olarak 100.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine hükmedilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Öte yandan, dava devam ederken, davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Kamu Denetçiliği Kurumunun 22/08/2016 tarih ve E.221 sayılı işlemi, davalı idarenin 14/11/2016 tarih ve E.13188 sayılı işlemi ile geri alınmış ve dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı özlük ve parasal hakları 23/11/2016 tarihinde ödenmiştir. İdare Mahkemesince; dava konusu işlemin davalı idarece geri alındığı, her geri alınan işlem sebebiyle tazminata hükmedilemeyeceği belirtilerek davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. İlgili Mevzuat : Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu kurala bağlanmıştır. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. (Anayasa Mahkemesi, E:2011/42, K:2013/60, K.T. :09/05/2013). Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralına yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İptal ve tam yargı davaları" başlıklı 12. maddesinde, "İlgililer haklarını ihlâl eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay'a ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi

ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması hâlinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu hâlde de ilgililerin 11. madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." kuralına yer verilmiştir. Hukuki Değerlendirme: İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanan hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. İdare hukukunun bilinen ilkeleri arasında yer alan ve idarenin tazmin sorumluluğunun türlerinden birisi olan kusurlu sorumluluk, hizmet kusuru kavramı ile açıklanmaktadır. Buradaki kusur kavramı ise özel hukuktaki kast, ihmal, dikkatsizlik gibi öznel unsurlar ile tanımlanmamakta, idare tarafından yürütülen bir hizmetin kurulmasında, düzenlenmesinde ya da işletilmesindeki bozukluk ve aksaklık şeklinde nesnel bir tanımlama yapılarak, (kişiselleştirilebilen bir kusurun varlığı aranmaksızın) hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi gibi hallerden doğan zararların tazmininde idarenin kusurlu sorumluluğu ilke ve esasları uygulanmaktadır. İdarenin hizmet kusuru oluşturacak hukuka aykırı işlemlerinden ilgililer için doğan zararların işlemi tesis eden idare tarafından karşılanması, Anayasa'nın 125. maddesinde yer alan kuralın ve hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Nitekim idarenin hukuka aykırı işlem ve eylemlerinin hizmet kusuru oluşturacağı ve bu işlem ve eylemlerden doğan zararların, idare tarafından kusurlu sorumluluk esaslarına göre tazmin edileceği, Danıştay'ın öteden beri istikrarlı biçimde uygulanagelen içtihadıdır. Bu bağlamda, bir olayda idarenin kusurlu sorumluluğundan bahsedilebilmesi için, öncelikle ortada hizmet kusuru teşkil eden bir durumun varlığı gerekmektedir. İdari işlemlerden doğan zararların tazmin edilmesi amacıyla açılan tam yargı davalarında, idari işlemin hukuka aykırı olması ve bundan dolayı idari yargı yerince iptal edilmesi, idarenin hizmet kusurunun varlığını ortaya koymaktadır. Ancak hizmet kusurunun bulunması yeterli olmayıp, genel sorumluluk koşullarının da somut olayda gerçekleşmiş olması aranmaktadır. Bu koşullar ise, idari bir işlem ya da idareden sadır olan ihmalî veya icraî bir eylemin varlığı, tazmin isteminde bulunanın maddi veya manevi bir zararının bulunması ve söz konusu

zararın idarenin işlem veya eyleminin bir sonucu olması, yani zarar ile idari davranış arasında kurulabilen bir illiyet bağının mevcudiyetidir. Manevi zarar; kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, ölüm veya uğranılan diğer cismani zarar nedeniyle duyulan acı ve ızdırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmektedir. İlgililerin uğradıkları manevi zararların telafisi amacıyla hükmedilen manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ıstırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği, takdir edilecek manevi tazminat miktarının duyulan elem ve ıstırabı giderecek bir oranda olması ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli bir tutarı aşmaması gerekmektedir. Somut olayda; davacının davalı idarece geri alınan kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlem nedeniyle duyduğu elem ve ıstıraptan kaynaklı olarak manevi yönden zarara uğradığı dikkate alındığında, söz konusu elem ve ıstırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, manevi tazminat istemi yönünden davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, davalının temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 10/10/2019 tarih ve E:2019/1412, K:2019/2154 sayılı kararının, manevi tazminat istemi yönünden davanın reddine dair İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA oyçokluğuyla, 3. Anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacının dava konusu işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal haklarının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren ödendiği 23/11/2016 tarihine kadar hesaplanacak faiz tutarının tazmini talebinin kabulüne dair İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA oybirliğiyle,

4. Bozulan hüküm fıkrası yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 16/11/2023 tarihinde, kesin olarak karar verildi. KARŞI OY Manevi tazminat, idarenin bir işlemi veya eylemi nedeniyle kişilerin manevi değerlerinde oluşan eksilmenin giderilmesi aracıdır. İdare hukuku ilkelerine göre manevi tazminata hükmedilebilmesi için, idarenin hukuka aykırı bir işlemi veya eyleminin idarenin kusuru sonucu meydana gelmesi gerekmektedir. Olayda dava konusu işlemin davalı idarece iptal edildiği, idarenin gerekli inceleme ve araştırmayı yaparak hatalı işlemini geri aldığı, gereken özeni gösterdiği, ağır hizmet kusurundan söz edilemeyeceği, her iptal edilen işlem nedeniyle manevi tazminata hükmedilemeyeceği dikkate alındığında, temyize konu kararın manevi tazminata ilişkin kısmının da onanması gerektiği görüşüyle, kararın manevi tazminata ilişkin kısmının bozulması yönündeki çoğunluk kararına katılmıyorum.

Kararın kaynağı

Resmî PDF içindeki yeri
T.C. Danıştay Kararlar Dergisi · Sayı 18 (2025) · PDF sayfa 155–161
Resmî metnin alındığı tarih
Metin ve künye kontrolü

Bu kayıtta künye, kaynak metni ve metinden yapılan aktarım sunulmaktadır. Editoryal içtihat analizi veya makaleyle karşılaştırma yapılmış olduğu anlamına gelmez.

Kaynak bütünlük bilgisi

Seçilen karar metni SHA-256: 7738b17f67a0bf3c58b867f2a4b74669c88b8ddcfa0e0effe206662e26036737

Özgün dergi PDF dosyası SHA-256: bf29ebd974cfc2e414934ea713e3296df70854016456855df6807fbc703eee16

← İçtihat arşivine dönün