İdare Hukuku

5. Daire: Yargı Mensubu, Meslekten Çıkarma Cezası, Zaman Aşımı

Danıştay 5. Daire, 2020/1592 E., 2022/2147 K., 13.04.2022

Kararın tam metnine geçin

Sitede yayın: · Metin ve künye kontrolü: . Karar tarihi yukarıdaki künyede ayrıca gösterilir.

RESMÎ YAYININ ÖZETİ

Resmî yayında kararın konusu

Resmî derginin anahtar kelimeleri: -Yargı Mensubu, -Meslekten Çıkarma Cezası, -Zaman Aşımı

Aktarılan bölüm: Resmî dergi özeti (kararın PDF sayfaları 159-171).

2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 72. maddesinde, ceza verme yetkisi bakımından zaman aşımı süresi olarak meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler ile diğer disiplin cezalarını gerektiren eylemler arasında bir ayrım yapılmadığı ve genel kural olarak anılan Kanun'un 62. maddesinde sayılan tüm disiplin cezası türleri için ceza verme yetkisi bakımından beş yıllık zaman aşımı süresinin belirlendiği; bu kuralın iki istisnasının bulunduğu, bunlardan ilkinin disiplin cezasını gerektiren eylemin aynı zamanda bir suç teşkil etmesi nedeniyle ceza soruşturması veya kovuşturmasının açılması durumu, ikincisinin ise disiplin cezası verilmesi için kovuşturma sonucunun beklenilmesine karar verilmesi durumu olduğu hakkında.

Bu bölüm, kararı yayımlayan resmî kurumun hazırladığı özettir. Kararı veren heyetin gerekçesi ve varsa karşı oy, aşağıdaki tam metinde kendi yerleriyle birlikte okunmalıdır.

Tam metne erişim

Tam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.

Resmî kararın tamamına geçin ↓

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

Bu kayıt resmî kaynak metnini ve künyesini sunar; ayrı bir editoryal içtihat çözümlemesi içermez. Dergideki özet ve anahtar kelimeler resmî yayıncıya aittir. Tam metin, belirtilen sayfa aralığındaki kararın varsa karşı oylarını da kapsar; sayfa üst ve alt bilgileri aktarım dışında tutulmuştur.

T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2020/1592 Karar No : 2022/2147 Anahtar Kelimeler : -Yargı Mensubu, -Meslekten Çıkarma Cezası, -Zaman Aşımı Özeti : 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 72. maddesinde, ceza verme yetkisi bakımından zaman aşımı süresi olarak meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler ile diğer disiplin cezalarını gerektiren eylemler arasında bir ayrım yapılmadığı ve genel kural olarak anılan Kanun'un 62. maddesinde sayılan tüm disiplin cezası türleri için ceza verme yetkisi bakımından beş yıllık zaman aşımı süresinin belirlendiği; bu kuralın iki istisnasının bulunduğu, bunlardan ilkinin disiplin cezasını gerektiren eylemin aynı zamanda bir suç teşkil etmesi nedeniyle ceza soruşturması veya kovuşturmasının açılması durumu, ikincisinin ise disiplin cezası verilmesi için kovuşturma sonucunun beklenilmesine karar verilmesi durumu olduğu hakkında. DAVACI : … VEKİLİ : Av. … DAVALI : Hakimler ve Savcılar Kurulu VEKİLİ : Av. … DAVANIN KONUSU : Yargıtay üyesi iken Yargıtay tetkik hakimi olarak atanan ve Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 24/08/2016 tarih ve 2016/426 sayılı kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacı tarafından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin

30/04/2019 tarih ve E:2018/59, K:2019/393 sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin 17/09/2019 tarih ve K:2019/797 sayılı kararının ve bu karara karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin 18/12/2019 tarih ve E:2018/59, K:2019/557 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurul kararının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI: Dava konusu kararlar tesis edilirken, savunma hakkının kısıtlandığı, bu sebeple savunma hakkının ihlal edildiği, görevini yerine getirirken bağımsız ve tarafsız olduğu, hakimlik teminatı dikkate alınmaksızın disiplin cezası verildiği, hakkında disiplin soruşturmasını yapma ve disiplin cezası verme yetkisinin Yargıtaya ait olduğu, Hakimler ve Savcılar Kurulunun bu konuda yetkisinin olmadığı, disiplin cezasına konu eylem üzerinden çok uzun bir zaman geçtiği dolayısıyla ceza verme zaman aşımı süresinin dolduğu, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkelerinin ihlal edildiği, davalı idarenin anayasal ve yasal olarak tanımış olduğu güvenceleri yok saydığı ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir. DAVALININ SAVUNMASI: Dava konusu kararları tesis etme yetkisinin Hakimler ve Savcılar Kuruluna ait olduğu, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunun'da meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezaları yönünden herhangi bir zaman aşımı süresinin bulunmadığı, soruşturma dosyasında davacıyla ilgili iddiaların somut olarak ortaya koyulduğu, disiplin soruşturmasının usulüne uygun olarak yapıldığı ve dava konusu kararlarda hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ LÜTFÜ YEĞİN'İN DÜŞÜNCESİ: Davacının disiplin soruşturmasına konu eyleminin 27/09/2008 tarihinde gerçekleştiği, beş yıllık ceza zaman aşımı süresinin bu tarihten itibaren işlemeye başlayacağı ve disiplin cezasına konu eylem nedeniyle disiplin cezasının verilebileceği en son tarihin 27/09/2013 tarihi olduğu, yukarıda yer verilen Dairemizin 14/02/2022 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen cevaptan da anlaşılacağı üzere, disiplin ceza zaman aşımının uzamasını gerektirecek (disiplin cezasına konu eylemle ilgili olarak) davacı hakkında herhangi bir ceza kovuşturma veya soruşturmasının da olmadığı, dolayısıyla davacı hakkında tesis edilen meslekten çıkarma cezasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin 30/04/2019 tarih ve E:2018/59, K:2019/393 sayılı kararının ceza zaman aşımı süresi dolduktan sonra tesis edildiği anlaşılmıştır. Bu itibarla, eylemin işlendiği tarih itibarıyla 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesi uyarınca disiplin cezası verme yetkisi zaman aşımına uğradığından,

davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi'nin 30/04/2019 tarihli ve E:2018/59, K:2019/393 sayılı kararında ve bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Dairenin 17/09/2019 tarihli ve E:2018/59, K:2019/797 sayılı kararına karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin 18/12/2019 tarihli ve E:2018/59, K:2019/557 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. DANIŞTAY SAVCISI SEHER KOLCU'NUN DÜŞÜNCESİ: Dava, Yargıtay üyesi iken Yargıtay tetkik hakimi olarak atanan ve Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 24/08/2016 tarih ve 2016/426 sayılı kararı ile meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacının, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin 30/04/2019 tarih ve 2019/393 sayılı kararı ile bu karara karşı yapmış olduğu yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Dairenin 17/09/2019 tarih ve 2019/797 sayılı kararının ve yeniden inceleme talebinin reddine dair Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin anılan kararına karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin 18/12/2019 tarih ve 2019/557 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır. Anayasanın 138. maddesinde, "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz." hükmüne yer verilmiş, 139. maddesinde, "Hakimler ve savcılar azlolunamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır." kuralı yer almıştır. "Hakimler ve Savcılar Kurulu" başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında da, "Kurul, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir." hükmü getirilmiş, bu maddenin 10. fıkrasında ise, "Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz." hükmü bulunmaktadır.

2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69. maddesinde; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8’inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir. Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50’nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir. Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği, toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebinin, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklandığı, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamalarının icap ettiği, yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılı olduğu, hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki

saygınlıkları ve itibarları olduğu, bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade ettiği, Hukuk Devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve saygınlığını korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olduğu, bu nedenle, yasa koyucunun, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır. Dosyanın incelenmesinden, davacı hakkında isnat olunan eylemlere ilişkin; "... FETÖ terör örgütünün saikleriyle görev yapmaları, mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte davranmaları" gerekçesiyle ilgilinin 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacı tarafından Hakimler ve Savcılar Kurulu 2. Dairesinin davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 30.04.2019 tarihli ve E:2018/59, K:2019/393 sayılı kararının yeniden incelenmesi istemiyle yaptığı başvurunun, 17.09.2019 tarihli ve E:2018/59, K:2019/797 sayılı kararıyla reddedildiği, bu karara karşı yaptığı itirazın ise Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun 18.12.2019 tarihli ve E:2018/59, K:2019/557 sayılı kararıyla reddedilerek uyuşmazlığa konu meslekten çıkarma cezasının kesinleştiği anlaşılmıştır. İncelenen soruşturma dosyasında mevcut bilgi ve belgeler ile davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu değerlendirilerek meslekten çıkarılmasına ilişkin kararı birlikte incelendiğinde, davacının yargı yetkisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi kapsamında kötüye kullandığı ve "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" eylemler gerçekleştirdiğinin sabit olduğu görülmekle, davacı hakkında 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Nitekim, davacı hakkında Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 21.05.2019 tarih ve E:2018/9, K:2019/80 sayılı kararıyla FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle mahkumiyet kararı verildiği de tespit edilmiştir. Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dava dosyasına sunulan soruşturma raporu ile eki bilgi ve belgelere göre; 2007-2008 yıllarında Konya ve çevre illerindeki kamu ihalelerine … A.Ş. şirketi adına katılan ve ihaleleri kazanan … isimli kişiden, dönemin Konya İl Emniyet Müdürü …'nin Konyaspor için otobüs, İl Emniyet Müdürlüğü için de araç istediği iddia edilmiş, bu isteğin … tarafından reddedilmesi üzerine … şirketinin sahibi … ve çalışanları hakkında soruşturma başlatılarak Adana CMK 250. madde ile yetkili Ağır Ceza Mahkemelerince iletişimin dinlenmesi ve teknik takip kararları verilmiştir. Adana Cumhuriyet Savcısı … tarafından eldeki mevcut delillerin suç örgütünü göstermediği ve dosyanın özel yetkili savcılıkta görülmesini gerektirecek cebir/şiddet unsurunun bulunmadığı gerekçesiyle dosya görevsizlik kararıyla Konya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Konya İl Emniyet Müdürlüğü tarafından …'nın eski sekreteri … aynı gün müşteki sıfatıyla ifadesine başvurulmuş, …'nin "…'nın kendisine zorla senet imzalattığını" ifade etmesi üzerine suç örgütünün cebir/şiddet unsurunun tamamlandığı gerekçesiyle Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevsizlik kararı verilerek soruşturma dosyası Adana özel yetkili Cumhuriyet Savcılığına gönderilmiştir. Suç örgütü kapsamında dinlenilen kişiler hakkında yeterince kanıta ulaşılamaması üzerine ve dinlemenin dinlenilen kişiler tarafından öğrenildiği gerekçesiyle Adana CMK 250. madde ile yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dinleme ve fiziki takibin sona erdirilmesi istenilmiştir. Bunun üzerine Konya İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü …'nın 27/06/2008 tarihli imzasıyla Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığına müzekkere yazılarak, …. liderliğindeki suç örgütünün içinde Adana Cumhuriyet Savcısı …'nin de yer aldığı iddia edilmiş ve dinleme kararı alınması talep edilmiştir. Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkan vekili … tarafından 03/07/2008 tarihinde suç örgütü ile birlikte hareket ettiği iddia olunan Cumhuriyet Savcısı … ile Adana ve diğer adliyelerdeki hâkim ve Cumhuriyet savcıları yönünden mahallinde Adalet Müfettişince inceleme yapılması, delil elde edildiğinde ilgililer hakkında soruşturmaya geçilmesi

yönünde soruşturma izni talebinde bulunulmuş ve 03/07/2008 tarihinde Adalet Bakanlığından “Olur” alınmıştır. Adalet Başmüfettişi … tarafından 04/07/2008 tarihinde, 03/07/2008 tarihli soruşturma olurundan bahisle, Adana Cumhuriyet Başsavcısı …, Adana Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı …, Adana Başsavcı Vekilleri … ve …, Adana Hâkimi …, Adana Cumhuriyet Savcısı … ve bunların yanında … olarak isimlendirilen soruşturmada adı geçen …, …, …, …, …, …, …, … da dahil edilerek Sincan Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesinden ilgililer hakkında 3 ay süreyle dinleme ve 4 hafta süreyle teknik takip kararları talep edilmiş, Sincan 2. Sulh Ceza Mahkemesi Hâkimi … tarafından dinleme ve teknik takip kararları verilmiştir. Adalet Başmüfettişi … tarafından Sincan Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesinden 08/07/2008 tarihinde …., …, …, …., …, …, …, …'nin 3 ay süreyle iletişimlerinin dinlenmesi, son olarak …, …, …'nın başka telefon numaralarının 3 ay süreyle dinlenmesi talep edilmiş, … olarak adlandırılan bu soruşturma bir savcılık soruşturmasından çıkarak müfettişlik soruşturmasına dönüştürülmüştür. Hakim ve savcılar hakkındaki soruşturma, Adalet Başmüfettişi … tarafından devralınmış ve müfettiş … de sonradan bu soruşturmada görevlendirilmiş Başmüfettiş ve müfettiş tarafından Konya ve Adana adliyesinde ifadeler alınmış, elde edilen dinleme kayıtları çerçevesinde bir kısım hakim ve savcılar hakkında inceleme-soruşturma raporu düzenlenmiş ve hâkim ve savcılar hakkında cezalandırma ve kovuşturma talep edilmiştir. Görevsizlik kararıyla yeniden Adana’ya gelen soruşturma dosyasında … yerine 19/09/2008 tarihinde Cumhuriyet Savcısı … görevlendirilmiş, …, 3 gün sonra gözaltı kararı verip sonrasında bir kısım şüphelileri serbest bırakırken bir kısmını tutuklamaya sevk etmiş ve bir kısım şüpheliler 27/09/2008 tarihinde davacı … tarafından tutuklanmış ve bir kısmı ise serbest bırakılmıştır. … iddianame düzenleyerek Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesine göndermiş ve Başkan …, üyeler …, … tarafından iddianame 17.02.2009 tarihinde kabul edilmiş ve yargılama 2010 yılına kadar sürmüştür. 2010 yılından sonra yargılama, Hakim …'nin başkanlığında, üyeler …. ve … tarafından yürütülmüş ve 27/06/2013 tarihinde hüküm verilmiş, anılan yargılama sonucunda …'nin son celse tahliyesine, … ve …'nin tutukluluk hallerinin devamına hükmedilmiştir. Ancak, daha sonraki süreçte …'nın Anayasa Mahkemesinin hak ihlali kararına atıfla Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/266 değişik iş sayılı kararı ile tahliye edilmesine karar verilmiştir.

Soruşturmaya konu olay tarihinde Adana eski hâkimi … (davacı)’in ise FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı oldukları gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulunun 24/08/2016 tarih ve 2016/426 sayılı kararı ile meslekle kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiştir. Diğer yandan, … adı verilen soruşturmanın başlamasını sağlayan kişiler FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yöneticisi veya üyesi olmaktan veya iftira suçundan dolayı cezalandırılmış; anılan kişiler tarafından söz konusu soruşturma kapsamında verilen mahkumiyet kararları ise temyiz incelemesi neticesinde bozularak sanıkların beraatine karar verilmiştir. Netice itibarıyla; davacının, Adana ilinde hakim olarak görev yaptığı dönemde "… soruşturmasında, tutuklamaları gerçekleştirirken kürsüye kolluk görevlilerinin getirdiği notları kabul ederek tutuklama kararlarını buna göre verdiği, vermiş olduğu tutuklama kararları ile paralel yapının daha önceden almış olduğu kararların uygulanmasını sağladığı" gerekçesiyle Hakimler ve Savcılar Kurulu 2. Dairesinin 30/04/2019 tarih ve E:2018/59, K:2019/393 sayılı kararı ile 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Davacı tarafından bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi aynı Dairenin 17/09/2019 tarihli ve E:2018/59, K:2019/797 sayılı kararıyla reddedilmiş, anılan karara karşı yapılan itirazın ise Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun 18/12/2019 tarihli ve E:2018/59, K:2019/557 sayılı kararıyla reddedilerek uyuşmazlığa konu meslekten çıkarma cezasının kesinleştiği anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinde, "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68’inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50’nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.

Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50’nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68’inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir. Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50’nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kanun'un "Ceza soruşturması veya kovuşturması ile disiplin soruşturmasının bir arada yürütülmesi ve zamanaşımı" başlıklı 72. maddesinde, "Hâkim ve savcılar hakkında ceza soruşturması veya kovuşturmasına başlanmış olması, aynı olaydan dolayı disiplin soruşturmasını gerektirmeyeceği gibi, ilgilinin mahkûm olması veya olmaması ayrıca disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmez. Meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere, bu Kanuna göre disiplin soruşturmasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise disiplin soruşturması açılamaz. Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez. Disiplin cezasını gerektiren eylem, aynı zamanda bir suç teşkil eder ve bu suç için kanunda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olur ve ceza soruşturması veya kovuşturması da açılır ise, ikinci fıkrada belirtilen süre yerine bu süreler uygulanır. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilenler hakkında ise, mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren iki yıl geçmekle ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." düzenlemelerine yer verilmiştir. Anılan mevzuat hükümlerine göre, meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere soruşturmaya başlanması bakımından zaman aşımı süresinin 3 yıl olarak belirlendiği; ceza verme yetkisi bakımından zaman aşımı süresi için ise meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler ile diğer disiplin cezalarını gerektiren eylemler arasında bir ayrım yapılmadığı ve genel kural olarak

2802 sayılı Kanun'un 62. maddesinde sayılan tüm disiplin cezası türleri için ceza verme yetkisi bakımından 5 yıllık zaman aşımı süresinin belirlendiği; bu kuralın iki istisnasının bulunduğu, bunlardan ilkinin disiplin cezasını gerektiren eylemin aynı zamanda bir suç teşkil etmesi nedeniyle ceza soruşturması veya kovuşturmasının açılması durumu, ikincisinin ise, disiplin cezası verilmesi için kovuşturma sonucunun beklenilmesine karar verilmesi durumu olduğu görülmektedir. Bu durumda, disiplin cezasını gerektiren eylemin aynı zamanda bir suç teşkil etmesi nedeniyle ceza soruşturması veya kovuşturması açılmış olması ve kanunda söz konusu suç için daha uzun bir zaman aşımı süresinin öngörülmüş olması durumunda, disiplin cezası verme yetkisi bakımından zaman aşımı süresinin 5 yıl olarak değil de, Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen dava zaman aşımı süresi olarak uygulanması gerektiği; disiplin cezasını gerektiren eylemin aynı zamanda bir suç teşkil etmesi nedeniyle kovuşturma açılmış olması ve Hâkimler ve Savcılar Kurulunca kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilmesi halinde ise disiplin cezası verme yetkisi bakımından zaman aşımı süresinin mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren iki yıl olarak uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü mensuplarının görev aldıkları soruşturma ve kovuşturmalarda örgütün amaçları doğrultusunda ve örgüt yararını gözeterek işlemler tesis ettikleri, kumpas davalarıyla örgüt mensubu olmayanları tasfiye ederek devlette monopol olmaya çalıştıkları, mensuplarının hizmet aidiyetini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından üstün gördükleri ve kendi mensuplarına alan açmak amacıyla örgüt mensubu olmayan kişiler hakkında soruşturma açılmasına imkan sağladıkları birçok somut olayda görülmektedir. Olayda, davacının Adana ilinde hakim olarak görev yaptığı dönemde nöbetçi hakim olarak görevli olduğu 27/09/2008 tarihinde "… soruşturmasında, tutuklamaları gerçekleştirirken kürsüye kolluk görevlilerinin getirdiği notları kabul ederek tutuklama kararlarını buna göre verdiği, vermiş olduğu tutuklama kararları ile paralel yapının daha önceden almış olduğu kararların uygulanmasını sağladığı" gerekçesiyle hakkında Hakimler ve Savcılar Kurulu 2. Dairesinin 30/04/2019 tarih ve E:2018/59, K:2019/393 sayılı kararı ile 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

… yargılamalarını yapan Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/06/2013 tarihli ve E2009/17, K:2013/154 sayılı kararının, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 16/03/2017 tarihli ve 2017/964 sayılı kararıyla, “yan deliller ile desteklenmeyen, kişisel kanaate dayalı, somut olgularla örtüşür nitelikte olmayan beyanların tek başına suçun sübutuna yeterli delil olarak kabul edilmesinin olanaklı olmadığı” gerekçesiyle bozulduğu, bozma sonrası Konya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/169 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada da 2017/387 sayılı karar ile tüm sanıkların beraat ettikleri görülmüştür. Kararımızın "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" bölümünde ayrıntısıyla belirtildiği üzere, … olarak adlandırılan yargılamalarda görev yapan hakimler tarafından verilen kararlardaki hukuka aykırılıkların HSK müfettişlerince yapılan soruşturmalarda ayrıntılı olarak ortaya koyulduğu, aynı soruşturma raporunda, davacının nöbetçi hakim olarak görevli olduğu 27/09/2008 tarihinde … soruşturması kapsamında tutuklamaları gerçekleştirirken kürsüye kolluk görevlilerinin getirdiği notları kabul ederek tutuklama kararlarını buna göre verdiği, vermiş olduğu tutuklama kararları ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün daha önceden almış olduğu kararların uygulanmasını sağladığı yönünde tespitlere yer verildiği görülmüştür. Netice itibarıyla, … olarak isimlendirilen soruşturmanın başlangıcına neden olan iddia ve olaylar zincirine bir bütün olarak bakıldığında, davacının bu eylemini yargısal takdir kapsamında değil, FETÖ terör örgütünün amaç ve menfaatleri doğrultusunda FETÖ terör örgütünün zihniyetine yarayacak bir bilinçten hareketle yerine getirdiği ve bu yönüyle eyleminin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır. Kaldı ki, davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 24/08/2016 tarihli ve 2016/426 sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davada, Dairemizin 14/02/2022 tarihli ve E:2018/5075, K:2022/455 sayılı kararı ile, "... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Öte yandan, dava konusu uyuşmazlık 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesinde düzenlenen zaman aşımına ilişkin hükümler çerçevesinde

incelendiğinde; davacının disiplin soruşturmasına konu eyleminin 27/09/2008 tarihinde gerçekleştiği, Dairemizin 14/02/2022 tarihli ara kararıyla davalı idareye, davacının dava konusu disiplin cezası ile cezalandırılmasına neden olan eylemi ile ilgili herhangi bir ceza soruşturması veya kovuşturması açılıp açılmadığının sorulması üzerine verilen 01/04/2022 tarihli cevapta, davacının anılan eylemi ile ilgili olarak herhangi bir kovuşturma izninin bulunmadığının belirtildiği, dolayısıyla dava konusu disiplin cezasına konu eylemle ilgili olarak, disiplin cezası verme yetkisi bakımından zaman aşımı süresinin uzamasını gerektirecek herhangi bir ceza soruşturması veya kovuşturmasının bulunmadığı dikkate alındığında, 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesinde düzenlenen "Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez." hükmü uyarınca, dava konusu disiplin cezasının verildiği 30/04/2019 tarihi itibarıyla ceza verme yetkisi bakımından beş yıllık zaman aşımı süresinin geçirildiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda, her ne kadar davacının dava konusu meslekten çıkarma cezasına konu eyleminin sabit olduğu anlaşılmakta ise de, eylemin işlendiği tarih itibarıyla 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesi uyarınca disiplin cezası verme yetkisi zaman aşımına uğradığından, davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi'nin 30/04/2019 tarihli ve E:2018/59, K:2019/393 sayılı kararında ve bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Dairenin 17/09/2019 tarihli ve E:2018/59, K:2019/797 sayılı kararında ve bu karara karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin 18/12/2019 tarihli ve E:2018/59, K:2019/557 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi'nin 30/04/2019 tarihli ve E:2018/59, K:2019/393 sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Dairenin 17/09/2019 tarihli ve E:2018/59, K:2019/797 sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin 18/12/2019 tarihli ve E:2018/59, K:2019/557 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının davacıya ilişkin kısmının İPTALİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam 354,30 TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,

3. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 4.500,00 TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 13/04/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Kararın kaynağı

Resmî PDF içindeki yeri
T.C. Danıştay Kararlar Dergisi · Sayı 13 (2023) · PDF sayfa 159–171
Resmî metnin alındığı tarih
Metin ve künye kontrolü

Bu kayıtta künye, kaynak metni ve metinden yapılan aktarım sunulmaktadır. Editoryal içtihat analizi veya makaleyle karşılaştırma yapılmış olduğu anlamına gelmez.

Kaynak bütünlük bilgisi

Seçilen karar metni SHA-256: 4a744d9222b3bfa46a7f9c6f969feec20a75470f50afabc33be17b775a7b8e0c

Özgün dergi PDF dosyası SHA-256: f04134273ed44ed59e6af5560a5985c4589dc1756a1f91dccae85668d33b7b7d

← İçtihat arşivine dönün