Sitede yayın: · Metin ve künye kontrolü: . Karar tarihi yukarıdaki künyede ayrıca gösterilir.
RESMÎ YAYININ ÖZETİ
Resmî yayında kararın konusu
Resmî derginin anahtar kelimeleri: -Mal Bildirimi, -İhtar, -Ceza
Aktarılan bölüm: Resmî dergi özeti (kararın PDF sayfaları 168-174).
3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nda belirtilen sürelerde mal bildiriminde bulunmayan davacıya bildirimlerin verileceği mercice ihtarda bulunulması ve ihtarın tebliğinden itibaren otuz gün içinde mazeretsiz olarak bildirimde bulunmaması halinde ceza verilebileceğinden, belirtilen usule aykırı olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı hakkında.
Bu bölüm, kararı yayımlayan resmî kurumun hazırladığı özettir. Kararı veren heyetin gerekçesi ve varsa karşı oy, aşağıdaki tam metinde kendi yerleriyle birlikte okunmalıdır.
Tam metne erişim
Tam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.
Resmî kararın tamamına geçin ↓RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
Bu kayıt resmî kaynak metnini ve künyesini sunar; ayrı bir editoryal içtihat çözümlemesi içermez. Dergideki özet ve anahtar kelimeler resmî yayıncıya aittir. Tam metin, belirtilen sayfa aralığındaki kararın varsa karşı oylarını da kapsar; sayfa üst ve alt bilgileri aktarım dışında tutulmuştur.
T.C. D A N I Ş T A Y Beşinci Daire Esas No : 2017/14078 Karar No : 2019/5376 Anahtar Kelimeler : -Mal Bildirimi, -İhtar, -Ceza Özeti : 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nda belirtilen sürelerde mal bildiriminde bulunmayan davacıya bildirimlerin verileceği mercice ihtarda bulunulması ve ihtarın tebliğinden itibaren otuz gün içinde mazeretsiz olarak bildirimde bulunmaması halinde ceza verilebileceğinden, belirtilen usule aykırı olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı hakkında. Temyiz Eden (Davacı) : … Vekili : Av. … Karşı Taraf (Davalı) : İstanbul Valiliği İstemin Konusu : Mardin İdare Mahkemesinin 11/06/2014 tarih ve E:2014/1743, K:2014/1343 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Yargılama Süreci: Dava Konusu İstem: Emniyet amiri olarak görev yapan davacının, “belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak veya gerçeğe aykırı bildirimde bulunmak ya da mal varlığında meydana gelen değişikliği bir ay içinde bildirmemek” suçunu işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 7/A-4. maddesi uyarınca 12 ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de, anılan Tüzüğün 15. maddesi uyarınca bir alt ceza uygulanarak “4 ay kısa süreli durdurma” cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İstanbul Valiliği İl Disiplin Kurulu'nun 16/01/2009 tarih ve 238 sayılı kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Mardin İdare Mahkemesinin 11/06/2014 tarih ve E:2014/1743, K:2014/1343 sayılı kararında; davacı ve eşinin 07/06/2005 tarihinde edindikleri taşınmaz yönünden; dava konusu cezanın verildiği 16/01/2009 tarihi itibarıyla iki
yıllık ceza verme zamanaşımı süresinin geçtiği görülmekte ise de; eşinin 08/05/2007 tarihinde edindiği müfrez arsa yönünden hem soruşturma hem de ceza verme zamanaşımı sürelerinin aşılmadığı, bu durumda, davacının son olarak mal beyanında bulunduğu 01/01/2005 tarihinden sonra eşinin 08/05/2007 tarihinde edindiği müfrez arsa yönünden bir aylık süre içinde mal bildiriminde bulunmadığı sabit olduğundan, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 7/A-4. ve 15. maddeleri hükmü uyarınca “4 ay kısa süreli durdurma cezası” cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz Edenin İddiaları: Davacı tarafından; hakkında verilen şikayet dilekçesinin 12/02/2008 tarihli olduğu, idarenin disiplin suçuna konu fiilden bu tarih itibarıyla haberdar olduğu ve soruşturmaya 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesinde belirtilen süre içinde başlanmadığı ileri sürülmektedir. Karşı Tarafın Savunması : Davalı tarafından, savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hâkimi Merve Ertürk Kara'nın Düşüncesi : Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İnceleme ve Gerekçe: Maddi Olay : Davacı, Şırnak İl Emniyet Müdürlüğü emrinde emniyet amiri olarak görev yapmaktadır. Davacı hakkında, İstanbul ili, Gaziosmanpaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü Karadeniz Polis Merkezi Amiri olarak görev yaptığı dönemde; kanser hastası bir polis memuru için bölge esnafı ve vatandaşlardan toplanan paraları teslim etmediği, polis merkezine yeşil kart ve silah ruhsatı için veya yakalaması olan şahıslar geldiğinde gelenleri kendi odasına alarak özel görüşme yoluyla haksız kazanç sağladığı, odasında buz dolabı ve klima bulunduğu iddialarını içeren bir şikayet dilekçesi verilmiştir. Söz konusu iddiaların araştırılması için yapılan soruşturma sonucu düzenlenen 03/11/2008 tarihli soruşturma raporunda özetle; davacının 14/01/2000 ve 01/01/2005 tarihleri dışında herhangi bir mal beyanı bulunmadığı, 2005 yılı beyannamesine göre; Edirne ili, Havsa ilçesinde
324 m² arsa, 1996 model doğan marka araç ve toplam 98.368,00 TL beyan ettiği, Bayrampaşa Tapu Sicil Müdürlüğü kayıtlarında davacı ve eşi adına edinme tarihi 07/06/2005 olan 136 m² mesken ve yine eşi adına edinme tarihi 08/05/2007 olan müfrez arsa olduğunun tespit edildiği belirtilerek davacının, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 7/A-4. maddesinde yer alan “belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak veya gerçeğe aykırı bildirimde bulunmak ya da mal varlığında meydana gelen değişikliği bir ay içinde bildirmemek” hükmü uyarınca 12 ay uzun süreli durdurma cezasıyla cezalandırılması teklif edilmiştir. Söz konusu rapordaki teklif esas alınarak ve Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 15. maddesi uyarınca bir alt ceza da uygulanarak İstanbul Valiliği İl Disiplin Kurulu'nun 16/01/2009 tarih ve 238 sayılı kararı ile davacı “4 ay kısa süreli durdurma” cezasıyla cezalandırılmıştır. Bunun üzerine, söz konusu cezanın iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Mardin İdare Mahkemesi'nin 29/04/2010 tarih ve E.2009/589, K.2010/436 sayılı kararı ile; davacının son olarak mal beyanında bulunduğu 01/01/2005 tarihinden sonra edindiği mal varlıklarını bir aylık süresi içinde bildirmediği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Anılan karar, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay 12. Dairesi'nin 26/12/2013 tarih ve E:2010/7030, K:2013/12835 sayılı kararı ile; davacı hakkındaki şikayet dilekçesinin 12/02/2008 tarihinde idarenin kayıtlarına girmiş olduğunun Gaziosmanpaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün 12/02/2008 tarih ve 2008/6 sayılı yazılarından anlaşıldığı, diğer yandan idare tarafından 657 sayılı Kanunun 127. maddesi uyarınca disiplin soruşturması için 05/06/2008 tarihinde onay alındığı, diğer bir ifade ile disiplin soruşturmasına konu olabilecek fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten 114 gün sonra disiplin soruşturmasına başlandığı, bu yönüyle 657 sayılı Kanunun 127. maddesinde öngörülen 30 günlük soruşturma zamanaşımına riayet edilmediği dikkate alındığında, davanın esasına geçilerek, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Bunun üzerine, Mardin İdare Mahkemesi'nin 11/06/2014 tarih ve E:2014/1743, K:2014/1343 sayılı kararıyla; davacı ve eşinin 07/06/2005 tarihinde edindikleri taşınmaz yönünden, dava konusu cezanın verildiği 16/01/2009 tarihi itibarıyla iki yıllık ceza verme zamanaşımı süresinin geçtiği görülmekte ise de; eşinin 08/05/2007 tarihinde edindiği müfrez arsa yönünden hem soruşturma hem de ceza verme zamanaşımı sürelerinin
aşılmadığı gerekçesiyle olayda soruşturma zamanaşımının bulunmadığı yolundaki ilk kararda ısrar edilmiş ve davanın reddine karar verilmiştir. Söz konusu ısrar kararının davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 06/04/2017 tarih ve E.2014/4990, K.2017/1583 sayılı kararıyla, uyuşmazlığın esası yönünden temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlgili Mevzuat: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun “Mal bildirimi” başlıklı 14. maddesinde, “Devlet memurları, kendileriyle, eşlerine ve velayetleri altındaki çocuklarına ait taşınır ve taşınmaz malları, alacak ve borçları hakkında, özel kanunda yazılı hükümler uyarınca, mal bildirimi verirler.” düzenlemesi yer almış; 125. maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin (j) alt bendinde ise, “belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak”, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır. Emniyet teşkilatı personeli, disiplin suç ve cezaları yönünden dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine tâbi olup, anılan Tüzük'ün 7/A-4. maddesinde de, "belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak veya gerçeğe aykırı bildirimde bulunmak ya da mal varlığında meydana gelen değişikliği bir ay içinde bildirmemek" fiilinin 12 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektirdiği belirtilmiştir. 657 sayılı Kanun'un 14. maddesinde bahsi geçen ve Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü açısından da uygulanması gereken özel kanun ise, 19/04/1990 tarih ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’dur. Bu Kanun'un 5. maddesinde; Kanun kapsamına giren görevlilerin, eşlerine ve velayeti altındaki çocuklarına ait bulunan taşınmaz malları ile her biri ayrı olmak üzere para, hisse senetleri ve tahviller ile altın, mücevher ve diğer taşınır malları, hakları, alacakları ve gelirleriyle bunların kaynakları, borçları ve sebeplerinin mal bildiriminin konusunu teşkil edeceği hükme bağlanmış, 6. maddesinde, "Mal Bildirimlerinin; a) Bu Kanun kapsamındaki göreve atanmada, göreve giriş için gerekli belgelerle, b) Bakanlar Kurulu üyeliğine atanmalarda, atamayı izleyen bir ay içinde, c) Seçimle gelinen görevlerde seçimin kesinleşmesi tarihini izleyen iki ay içinde,
d) Mal varlığında önemli bir değişiklik olduğunda bir ay içinde, e) Yönetim ve denetim kurulu üyelikleri ile komisyon üyeliklerine seçim ve atamalarda göreve başlama tarihini izleyen bir ay içinde, f) Görevin sona ermesi halinde, ayrılma tarihini izleyen bir ay içinde, g) Gazete sahibi gerçek kişiler ile, gazete sahibi şirketlerin yönetim ve denetim kurulu üyeleri faaliyete geçme tarihini, sorumlu müdürleri, başyazarları ve fıkra yazarları bu işe veya görevlerine başlama tarihini izleyen bir ay içinde verilmesi zorunludur." ve 10. maddesinde, "6’ncı maddede belirtilen sürelerde mal bildiriminde bulunmayana bildirimlerin verileceği mercilerce ihtarda bulunulur. İhtarın kendisine tebliğinden itibaren otuz gün içinde mazeretsiz olarak bildirimde bulunmayana üç aya kadar hapis cezası verilir. Soruşturma ile ilgili olarak verilen süre zarfında mal bildiriminde bulunmayana üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir. Yukarıda anılan hükme istinaden Bakanlar Kurulunun 10/08/1990 tarih ve 90/748 sayılı kararı ile hazırlanan ve 15/11/1990 tarih ve 20696 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Mal Bildiriminde Bulunulması Hakkında Yönetmelik'in 17. maddesinde, "Bu Yönetmelikte belirtilen süreler içinde mal bildiriminde bulunmayanlara, bildirimin verileceği mercilerce yazılı olarak ihtarda bulunulur. Bu ihtar, ilgilisine Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ olunur. İhtarın kendisine tebliğinden itibaren bir ay içinde bildirimde bulunmayanlar hakkında gerekli işlem yapılmak üzere yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur. Müfettiş ve muhakkikler de, soruşturma ile ilgili olarak verdikleri süre zarfında mal bildiriminde bulunmayan hakkında yetkili Cumhuriyet Başsavcısına suç duyurusunda bulunurlar." hükmü getirilmiştir. Hukuki Değerlendirme: Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, mal bildiriminde bulunulmadığının idarece tespiti halinde bu hususun davacıya ihtar edilmesi gerekliliğinin bir idari usul olarak düzenlenmiş bulunduğu görülmektedir. Bu usul, aynı zamanda davacının suç işleme kastıyla hareket edip etmediğinin açığa kavuşturulması bakımından da önem arz etmektedir. Dolayısıyla, mal bildiriminde bulunmadığı belirlenen davacıya ilk olarak ihtarda bulunulması, ihtara rağmen otuz gün içinde mazeretsiz olarak bildirimde bulunmadığı takdirde şartları varsa disiplin cezası tesis edilmesi yoluna gidilmelidir. Dava konusu olayda; idarece, davacının 2005 yılından sonra kendisi ve eşi adına satın aldığı taşınmazlara yönelik mal bildiriminde bulunması
için ihtarda bulunulmadığı anlaşıldığından, davacının mal bildiriminde bulunmamak suçunu işlediğinden söz edilmesine olanak bulunmamaktadır. Öte yandan, disiplin suçuna konu bir eylemin varlığından söz edilmeyeceğinden, disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı yönünden değerlendirme yapılmasına yer olmadığı da açıktır. Bu durumda, Kanunda belirtilen sürelerde mal bildiriminde bulunmayan davacıya bildirimlerin verileceği mercice ihtarda bulunulması ve ihtarın kendisine tebliğinden itibaren otuz gün içinde mazeretsiz olarak bildirimde bulunmaması halinde ceza verilebileceğinden, belirtilen usule aykırı olarak tesis edildiği anlaşılan dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Karar Sonucu: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un, 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu Mardin İdare Mahkemesinin 11/06/2014 tarih ve E:2014/1743, K:2014/1343 sayılı kararının bozulmasına, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 10/10/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 657 sayılı Kanunun “Mal bildirimi” başlıklı 14’üncü maddesinde; Devlet memurlarının, kendileriyle, eşlerine ve velayetleri altındaki çocuklarına ait taşınır ve taşınmaz malları, alacak ve borçları hakkında, özel kanunda yazılı hükümler uyarınca, mal bildirimi verecekleri hükmü yer almaktadır. Bu düzenleme ile mal bildiriminde bulunmak memurun ödev ve sorumlulukları arasında sayılmıştır. Anılan maddede belirtilen özel kanun ise, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunudur. 3628 sayılı Kanunun “Bildirimin zamanı” başlıklı 6’ncı maddesinde mal bildirimlerinin hangi süreler içinde idareye bildirilmesi gerektiği
belirtilmiş olup, 7’nci maddesinde ise sonu (0) ve (5) ile biten yılların en geç şubat ayı sonuna kadar bildirimlerin yenileneceği kurala bağlanmıştır. Anılan Kanunun ceza hükümlerinin düzenlendiği üçüncü bölümünde yer alan 10’uncu maddesinde ise “6’ncı maddede belirtilen sürelerde mal bildiriminde bulunmayana bildirimlerin verileceği mercilerce ihtarda bulunulur. İhtarın kendisine tebliğinden itibaren otuz gün içinde mazeretsiz olarak bildirimde bulunmayana üç aya kadar hapis cezası verilir.” hükmüne yer verilmiştir. 3628 sayılı Kanunun 10. maddesinde ilgilisine ihtarda bulunulmasının disiplin uygulamasına ilişkin bir zorunluluk olarak değerlendirilmesini gerektirecek bir hüküm içermediği, aksine ihtara rağmen mal bildiriminde bulunmayanlar hakkında hapis cezasına hükmedileceğinin kurala bağlandığı, dolayısıyla bu durumun ilgili Kanun hükümleri kapsamında ceza kovuşturmasına ilişkin bir uygulama olduğu anlaşılmaktadır. Mahkeme kararında, davacının mal bildiriminde bulunması için kendisine ihtarda bulunulmamasının işlemin iptalini gerektirdiği sonucuna varılmış ise de, ilgilisine ihtarda bulunulmasının disiplin uygulamasına ilişkin bir zorunluluk olarak değerlendirilmesini gerektirecek bir hüküm içermediği, aksine ihtara rağmen mal bildiriminde bulunmayanlar hakkında hapis cezasına hükmedileceğinin kurala bağlandığı, dolayısıyla bu durumun ilgili Kanun hükümleri kapsamında ceza kovuşturmasına ilişkin bir uygulama olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, 3628 sayılı Kanunun “Bildirimin zamanı” başlıklı 6’ncı maddesi incelendiğinde, maddenin (d) bendi haricindeki (a) ila (g) bentlerinde sayılan durumların bildirimlerin verileceği mercilerce bilinebilecek durumlar olup, anılan mercilerin (d) bendinde yer alan “mal varlığında önemli bir değişiklik olduğu” hususunu bilmeleri çoğunlukla mümkün olmadığı hususu gözönüne alındığında, Kanunun 10’uncu maddesinde belirtilen ihtarın, "mal varlığında meydana gelen değişiklikler" dışında 6’ncı maddede yer alan diğer durumlar ile 7’nci maddede belirtilen yıllar için aranması, Kanunun, "rüşvet ve yolsuzluklarla mücadele" olarak belirlenen amacına daha uygun bir değerlendirme olacaktır. Belirtilen nedenlerle, davacı ve eşi tarafından edinilen taşınmazların süresi içinde bildirilmemesi sebebiyle davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Resmî PDF içindeki yeri
- T.C. Danıştay Kararlar Dergisi · Sayı 3 (2020) · PDF sayfa 168–174
- Resmî metnin alındığı tarih
- Metin ve künye kontrolü
Bu kayıtta künye, kaynak metni ve metinden yapılan aktarım sunulmaktadır. Editoryal içtihat analizi veya makaleyle karşılaştırma yapılmış olduğu anlamına gelmez.
Kaynak bütünlük bilgisi
Seçilen karar metni SHA-256: 4b986bda05eb80518423ba9f993439dcc2783539b99831c12ef4f1ee3ad8b48e
Özgün dergi PDF dosyası SHA-256: a20a7d2a7ec4635687dd1d096086ad4ef64834024e631f2c12d45581e3e78862
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← İçtihat arşivine dönün