İdare Hukuku

3. Daire: Tüzel Kişilik, Hukuk Devleti, Terkin

Danıştay 3. Daire, 2021/341 E., 2023/1014 K., 27.03.2023

Kararın tam metnine geçin

Sitede yayın: · Metin ve künye kontrolü: . Karar tarihi yukarıdaki künyede ayrıca gösterilir.

RESMÎ YAYININ ÖZETİ

Resmî yayında kararın konusu

Resmî derginin anahtar kelimeleri: -Tüzel Kişilik, -Hukuk Devleti, -Terkin

Aktarılan bölüm: Resmî dergi özeti (kararın PDF sayfaları 522-525).

Tasfiye edilmeksizin tüzel kişiliği sona eren şirketlerin kanuni temsilcileri adına, tüzel kişiliğin sona ermesinden önceki dönemlere yönelik olarak vergi salınması ve ceza kesilmesine 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinin 6. fıkrasıyla olarak sağlanmış ise de sözü edilen yasal düzenlemenin 27/03/2018 tarihinde yürürlüğe girdiği dikkate alındığında, bu tarihten öncesine ait vergi borçları için değinilen fıkranın uygulanmasının hukuk devleti ve kanunların geriye yürümezliği ilkesi uyarınca mümkün olmadığı hakkında.

Bu bölüm, kararı yayımlayan resmî kurumun hazırladığı özettir. Kararı veren heyetin gerekçesi ve varsa karşı oy, aşağıdaki tam metinde kendi yerleriyle birlikte okunmalıdır.

Tam metne erişim

Tam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.

Resmî kararın tamamına geçin ↓

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

Bu kayıt resmî kaynak metnini ve künyesini sunar; ayrı bir editoryal içtihat çözümlemesi içermez. Dergideki özet ve anahtar kelimeler resmî yayıncıya aittir. Tam metin, belirtilen sayfa aralığındaki kararın varsa karşı oylarını da kapsar; sayfa üst ve alt bilgileri aktarım dışında tutulmuştur.

T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2021/341 Karar No : 2023/1014 Anahtar Kelimeler : -Tüzel Kişilik, -Hukuk Devleti, -Terkin Özeti : Tasfiye edilmeksizin tüzel kişiliği sona eren şirketlerin kanuni temsilcileri adına, tüzel kişiliğin sona ermesinden önceki dönemlere yönelik olarak vergi salınması ve ceza kesilmesine 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinin 6. fıkrasıyla olarak sağlanmış ise de sözü edilen yasal düzenlemenin 27/03/2018 tarihinde yürürlüğe girdiği dikkate alındığında, bu tarihten öncesine ait vergi borçları için değinilen fıkranın uygulanmasının hukuk devleti ve kanunların geriye yürümezliği ilkesi uyarınca mümkün olmadığı hakkında. TEMYİZ EDEN (DAVALI) : Gaziantep Vergi Dairesi Başkanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : Gaziantep 2. Vergi Mahkemesinin 23/06/2020 tarih ve E:2019/1189, K:2020/427 sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin Gaziantep Bölge İdare Mahkemesinin 2. Vergi Dava Dairesinin 07/10/2020 tarih ve E:2020/1405, K:2020/937 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Davacı adına, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılarak mal varlığı hazineye intikal ettirilen, ticaret sicil kaydı terkin edilen … Tıp Merkezi Özel Sağlık Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin aldığı yatırım teşvik belgesinin iptal edilmesi üzerine söz konusu belge kapsamında haksız olarak yararlanılan katma değer vergisi istisnasına yönelik olarak düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla 2016 yılının Ocak, Şubat, Nisan, Mayıs ve Temmuz dönemleri için re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Yatırım teşvik belgesinin iptaline ilişkin işlemin, Ankara 8. İdare Mahkemesinin 27/02/2020 tarih ve E:2019/624, K:2020/487 sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine oluşan hukuki durum ve söz konusu kararın gerekçesi dikkate alındığında, dava konusu tarhiyatın yasal dayanağı ortadan kalktığından olayda re'sen tarh nedeninin bulunduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle cezalı vergi kaldırılmıştır. Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Yatırım teşvik belgesi kapsamında katma değer vergisinden istisna olarak makina ve teçhizat alındığı ancak yatırım teşvik belgesi sonrasında iptal edildiğinden katma değer vergisi beyannamelerinin gerçeği yansıtmadığı ve zamanında alınamayan vergiler nedeniyle vergi ziyaı oluştuğu, bu sebeple davacı adına salınan cezalı vergide hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ BAHAR ELKILIÇ KANER'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan ve 27/09/2016 tarihinde ticaret sicilinden re'sen terkin edilen şirketin aldığı yatırım teşvik belgesinin iptal edilmesi üzerine söz konusu belge kapsamında haksız olarak yararlanılan katma değer vergisi istisnasına ilişkin olarak düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla 03/12/2019 tarihli ihbarnamelere konu tarhiyatın yapıldığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni temsilcilerin ödevi" başlıklı 10. maddesinde tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu

olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi veya buna bağlı alacakların, kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı, aynı maddeye 7103 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle eklenen (Öncesinde 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 17. maddesine 5904 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle eklenen ve 03/07/2009 tarihinde yürürlüğe giren 9. fıkrada) 5. fıkrada, tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin, tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin her türlü vergi tarhiyatı ve ceza kesme işleminin, müteselsilen sorumlu olmak üzere, tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden, tasfiye dönemi için tasfiye memurlarından herhangi biri adına yapılacağı, 6. fıkrada ise beşinci fıkra kapsamına girmeyen tüzel kişilerin tüzel kişiliklerinin veya tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin sona ermesi halinde, sona erme tarihinden önceki dönemlere ilişkin her türlü vergi tarhiyatı ve ceza kesme işleminin, müteselsilen sorumlu olmak üzere, tüzel kişiliği olanların kanuni temsilcilerinden, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenler (adi ortaklıklarda ortaklardan herhangi biri) ve varsa bunların temsilcilerinden herhangi biri adına yapılacağı hükme bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bir şirketin borçlu kılınabilmesi ancak tüzel kişilik kazandığı tarih ile bu kişiliğin sona erdiği tarih arasındaki zaman diliminde olanaklıdır. Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre şirketlerin tüzel kişilikleri ticaret sicilinden silinmesiyle sona ermektedir. Ticaret sicilinden kaydı silinen ve hukuksal varlığı sona eren bir kurumun bu tarihten sonra haklara sahip olması, borçlu kılınması, temsili, yargı yerlerinden koruma istemesi mümkün değildir. Bu nedenle tasfiye edilerek tüzel kişilikleri sona eren kurumlar vergisi mükellefleri adına, tasfiyeye giriş tarihinden önceki dönemlerle ilgili olsa dahi vergilendirme yapılması mümkün bulunmamaktadır. Tüzel kişiliği sona eren ve bu nedenle borçlandırılmasına hukuken imkan bulunmayan kurumların hukuksal varlığının devam ettiği dönemlere ait olup, sona erme tarihinden önceki dönemlere ilişkin her türlü, vergi tarhiyatı ve ceza kesme işleminde uygulanacak düzenleme eksikliği, 213 sayılı Vergi Usul Kanun'nun 10. maddesine 7103 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile eklenen ve 27/03/2018 tarihinde yürürlüğe giren fıkra ile giderilmiştir. Ancak, davacının kanuni temsilcisi olduğu … Tıp Merkezi Özel Sağlık Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin 667 sayılı Kanun

Hükmünde Kararname ile kapatıldığı ve 27/09/2016 tarihinde Türkiye Ticaret Sicilinden re'sen terkin edildiği, dava konusu tarhiyatın ise 2016 yılının Ocak, Şubat, Nisan, Mayıs ve Temmuz dönemlerine ilişkin olduğu görülmektedir. Bu durumda, tasfiyeye girmeksizin tüzel kişiliği sona eren şirketlerin kanuni temsilcileri adına tüzel kişiliğin sona ermesinden önceki dönemlere ilişkin vergi salınması ve ceza kesilmesine imkân sağlanmış ise de yukarıda sözü edilen fıkranın 27/03/2018 tarihinde yürürlüğe girdiği dikkate alındığında, bu tarihten öncesine yönelik vergi borçları için uygulanması hukuk devleti ve kanunların geriye yürümezliği ilkeleri uyarınca mümkün olmadığından davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla yapılan ve hukuka uygunluk görülmeyen tarhiyatı yazılı gerekçeyle kaldıran Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddi yönündeki Vergi Dava Dairesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Vergi Dava Dairesi kararına yöneltilen TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 27/03/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Kararın kaynağı

Resmî PDF içindeki yeri
T.C. Danıştay Kararlar Dergisi · Sayı 13 (2023) · PDF sayfa 522–525
Resmî metnin alındığı tarih
Metin ve künye kontrolü

Bu kayıtta künye, kaynak metni ve metinden yapılan aktarım sunulmaktadır. Editoryal içtihat analizi veya makaleyle karşılaştırma yapılmış olduğu anlamına gelmez.

Kaynak bütünlük bilgisi

Seçilen karar metni SHA-256: 6751e0c3be4f7d285316db214d0e911969ad10c76f4be81944e51357e2892675

Özgün dergi PDF dosyası SHA-256: f04134273ed44ed59e6af5560a5985c4589dc1756a1f91dccae85668d33b7b7d

← İçtihat arşivine dönün