Sitede yayın: · Metin ve künye kontrolü: . Karar tarihi yukarıdaki künyede ayrıca gösterilir.
RESMÎ YAYININ ÖZETİ
Resmî yayında kararın konusu
Resmî derginin anahtar kelimeleri: -Tecil Faizi, -Yargı Kararı, -Tahsil
Aktarılan bölüm: Resmî dergi özeti (kararın PDF sayfaları 427-431).
Davacı tarafından, 2002 yılına ilişkin yapılan tarhiyata yönelik yargılama devam ederken 03/12/2009 tarihinde yapılan ödeme için tahsil tarihinden iade tarihine kadar geçen süre için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da yer alan tecil faizi oranında faiz hesaplanması gerektiği hakkında.
Bu bölüm, kararı yayımlayan resmî kurumun hazırladığı özettir. Kararı veren heyetin gerekçesi ve varsa karşı oy, aşağıdaki tam metinde kendi yerleriyle birlikte okunmalıdır.
Tam metne erişim
Tam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.
Resmî kararın tamamına geçin ↓RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
Bu kayıt resmî kaynak metnini ve künyesini sunar; ayrı bir editoryal içtihat çözümlemesi içermez. Dergideki özet ve anahtar kelimeler resmî yayıncıya aittir. Tam metin, belirtilen sayfa aralığındaki kararın varsa karşı oylarını da kapsar; sayfa üst ve alt bilgileri aktarım dışında tutulmuştur.
T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2016/15694 Karar No : 2020/3752 Anahtar Kelimeler : -Tecil Faizi, -Yargı Kararı, -Tahsil Özeti : Davacı tarafından, 2002 yılına ilişkin yapılan tarhiyata yönelik yargılama devam ederken 03/12/2009 tarihinde yapılan ödeme için tahsil tarihinden iade tarihine kadar geçen süre için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da yer alan tecil faizi oranında faiz hesaplanması gerektiği hakkında. TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) : … İnşaat Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. … 2- (DAVALI) : Sarıgazi Vergi Dairesi Müdürlüğü VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : İstanbul 13. Vergi Mahkemesinin 26/05/2016 tarih ve E:2015/1220, K:2016/1466 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava Konusu İstem : Davacı tarafından, 2002 yılı için adına yapılan tarhiyata dair yargılama devam ederken yaptığı ödemenin yargı kararı uyarınca idarece iade edilen kısmının, tahsil tarihinden iade tarihine kadar geçen süre için faiz işletilerek ödenmesi talebiyle yapılan başvurunun, tarhiyatın kısmen kaldırılmasına dair kararda faiz ödenmesine yönelik hüküm bulunmaması nedeniyle reddi yolunda tesis edilen 18/09/2015 tarih ve 31945 sayılı işlemin iptali istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinin 6. fıkrasında; tazminat ve vergi davalarında idarece, mahkeme kararının tebliğ tarihi ile ödeme tarihi
arasındaki süre için 21/07/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48. maddesine göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faizin ödeneceği, ancak mahkeme kararının davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçecek süre için faiz işlemeyeceği hükmüne yer verildiği, davacı tarafından ödenmiş olan vergi ve cezaların iadesi sonucunu doğuran İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin 06/03/2015 tarih ve E:2014/935, K:2015/729 sayılı kararının davacıya 27/05/2015 tarihinde tebliğ edildiği, geri ödemenin 01/07/2015 tarihinde davacı hesabına yapıldığı, davacı tarafından banka hesap numarasının 10/02/2010 tarihinde bildirildiği, bu durumda kararın tebliğ edildiği 27/05/2015 tarihinden geri ödemenin gerçekleştiği 01/07/2015 tarihine kadar faiz işletilmesinin gerektiği, bunun dışındaki faiz isteminin reddinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, sözü geçen Mahkeme kararının tebliğ tarihi olan 27/05/2015 tarihinden iadenin yapıldığı 01/07/2015 tarihine kadar, iade tutarı olan 424.570,68 TL üzerinden 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin 6.fıkrası gereğince 6183 sayılı Kanun'un 48. maddesine göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak tutarın davacıya ödenmesine hükmedilmiş, fazlaya ilişkin faiz istemi yönünden ise dava reddedilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, adına yapılan tarhiyata karşı açılan davada ilk derece mahkemesinin kararı sonrası davalı idarenin haczi üzerine 03/12/2009 tarihinde 612.000 TL ödeme yapıldığı, Danıştay Dokuzuncu Dairesinin bozma hükmünden sonra bozulan kısma ilişkin iade yapılması için 10/12/2010 tarihinde hesap numarasının vergi dairesine bildirildiği, aynı taleple Mayıs 2015 tarihinde yapılan başvuru üzerine davalı idarece 424.570,68 TL nın iadesinin gerçekleştirildiği, iade edilen bu tutarın idarenin uhdesinde kaldığı süreye ilişkin faiz talebinin reddinde hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülerek aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir. Davalı idare tarafından, savunma dilekçesinde belirtilen hususlar dikkate alınarak kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ YEŞİM KILINÇARSLAN MUTLU'NUN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kabulü ile, fazla ve yersiz olarak tahsil edildiği mahkeme kararıyla ortaya konulan verginin iadesinde, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin 4.
bendi uyarınca, iade edilen tutara, tahsil tarihinden iadenin yapıldığı tarihe kadar 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faizin ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığından, Vergi Mahkemesi kararının redde ilişkin hüküm fıkrasının bozulması, davalı idare temyiz isteminin ise bu nedenle reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacının, 2002 yılı için yapılan tarhiyata karşı açılan davanın reddi üzerine 03/12/2009 tarihinde 612.000 TL ödemede bulunduğu, bu karara yöneltilen temyiz istemi sonucunda Danıştay Dokuzuncu Dairesinin bozma hükmüne uyularak İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin 06/03/2015 tarih ve E:2014/935, K:2015/729 sayılı kararıyla tarhiyatın bir kısmının kaldırıldığı, söz konusu karar uyarınca tarhiyatın kaldırılan kısmı için yapılan ödemenin iadesine ilişkin başvuru üzerine davalı idarece 01/07/2015 tarihinde 424.570,68 TL'nin banka hesabına iadesinin gerçekleştirildiği, davacı tarafından iade edilen tutara ödeme tarihi ile iade tarihi arasında işletilecek faizin ödenmesi talebiyle yapılan başvurunun, iadeye dayanak olan kararda faiz ödenmesine dair hüküm bulunmaması nedeniyle reddi yönünde tesis edilen işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğu belirtilmiş, 125. maddesinin birinci fıkrasında; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, son fıkrasında ise idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde de, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları ile idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davalarının idari dava türlerinden olduğu belirlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Ekonomilerde bir değişim vasıtası olan para, çeşitli ticari, sınai, zirai ve benzeri faaliyetlerde kullanılmakla, sahibine, kazanç, kira, nema gibi ekonomik yararlar sağlayan ekonomik bir değerdir. Paranın, sahibi dışındaki kişi ve kuruluşlarca kullanılması, sahibinin bu ekonomik değerden mahrum bırakılması sonucunu yaratması yanında, enflasyonist ekonomilerde, paranın değerini, yani alım gücünü enflasyon oranı ölçüsünde yitirmesine neden olur. Buna göre; faiz, paranın sahibinden başkası tarafından kullanılmasının sahibine vermiş olduğu zararın karşılığı; yani, "tazminat"tır. İdarenin hukuka aykırı işlem ve eylemlerinden dolayı idare edilenlerin uğrayacakları her türlü zararın tazmini, "idarenin sorumluluğu" ile ilgili kurallarla sağlanır. Kuruluş, görev ve yetkileri bakımından bir kamu idaresi olan vergi idarelerinin de hukuka aykırı olduğu mahkeme kararıyla saptanan işlemleri nedeniyle ortaya çıkan zararı tazmin etmesi yukarıda açıklanan Anayasa kuralının ve hukuk devleti ilkesinin gereğidir. İdari Yargı, idare edilenlerin, kamu idaresinin idari nitelikteki eylem ve işlemlerinden doğan zararlarını, açık yasa hükmüne ihtiyaç duymaksızın, sorumluluk ilkelerine göre, giderme olanağına sahiptir. Aksine anlayış; Anayasa'nın ve 2577 sayılı Kanun'un yukarıda belirtilen hükümlerle bağdaştırılamaz. İdareyi, eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü tutan Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrası, yargı yeri kararı uyarınca iadesi gereken bir miktar paranın, idarenin tasarrufunda kalan sürede ilgilisi tarafından tasarruf edilmemesinden doğan zararın giderilmesini de kapsamaktadır. Olayda davacı adına yapılan tarhiyatın bir kısmının hukuka aykırılığının yargı kararıyla ortaya konulduğu açıktır. Yargı kararıyla kaldırılan vergilendirmeler nedeniyle tahsil edilmiş tutarların ilgililere iadesi sırasında, tahsil tarihi ile iade tarihi arasında geçen süre için tasarrufundan yoksun bırakılmaktan dolayı faiz ödenmesi gerektiği de tartışmasızdır. İade edilen tutara hangi oranda faiz yürütüleceği hususuna gelindiğinde ise; haksız yere alınan verginin mükelleflere iadesi ile ilgili olarak, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesine 01/01/2009 tarihinde yürürlüğe giren 4369 sayılı Yasa'nın 2. maddesiyle eklenen fıkra ve bu fıkranın Anayasa Mahkemesince iptali sonrasında 6322 sayılı Kanun'la yapılan düzenleme uyarınca yerleşik hale gelen yargı içtihatları dikkate alınarak, dava konusu uyuşmazlıkta, değinilen fıkrada öngörüldüğü biçimde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a göre belirlenen tecil faizi oranının uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Buna göre, tarhiyatın bir kısmının yargı kararıyla kaldırılması üzerine davacıya iade edilen tutara, tahsil tarihinden iade tarihine kadar geçen süre için, 6183 sayılı Kanun'da belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faizin ödenmesine karar verilmesi gerekirken, faiz talebinin 27/05/2015 - 01/07/2015 tarihleri arası dışında kalan kısmını reddeden Vergi Mahkemesi kararının sözü edilen hüküm fıkrasının bozulması gerekmiştir. Davalı idare tarafından, Mahkeme kararının tebliğ tarihi olan 27/05/2015 tarihinden iadenin yapıldığı 01/07/2015 tarihine kadar iade tutarı olan 424.570,68 TL üzerinden 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin 6.fıkrası gereğince 6183 sayılı Kanun'un 48. maddesine göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak tutarın davacıya ödenmesine dair hüküm fıkrasına yöneltilen temyiz isteminin ise bu gerekçeyle reddi gerekmiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVACI TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE, 2. İstanbul 13. Vergi Mahkemesinin 26/05/2016 tarih ve E:2015/1220, K:2016/1466 sayılı kararının; davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA, 3. Davalı idare temyiz isteminin REDDİNE, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 5. Yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 6. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 14/10/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Temyiz istemlerinin reddi ile Vergi Mahkemesi kararının aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Resmî PDF içindeki yeri
- T.C. Danıştay Kararlar Dergisi · Sayı 7 (2021) · PDF sayfa 427–431
- Resmî metnin alındığı tarih
- Metin ve künye kontrolü
Bu kayıtta künye, kaynak metni ve metinden yapılan aktarım sunulmaktadır. Editoryal içtihat analizi veya makaleyle karşılaştırma yapılmış olduğu anlamına gelmez.
Kaynak bütünlük bilgisi
Seçilen karar metni SHA-256: 3f00df35904c3298e9b728317e8d40ed23ae8bcefaee5b220239b80ba351186b
Özgün dergi PDF dosyası SHA-256: 5c7cc7688e01243c4f3f135a614ab8d483bf7d9dd0bdb9e2926ff71c34f8b606
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← İçtihat arşivine dönün