İdare Hukuku

13. Daire: Fiilin Sabit Olup Olmadığı, Fiil Tarihi, İşlem Tarihi, Lehe Kural, İdari Yaptırımlar Yönetmeliği

Danıştay 13. Daire, 2021/191 E., 2021/1160 K., 01.04.2021

Kararın tam metnine geçin

Sitede yayın: · Metin ve künye kontrolü: . Karar tarihi yukarıdaki künyede ayrıca gösterilir.

RESMÎ YAYININ ÖZETİ

Resmî yayında kararın konusu

Resmî derginin anahtar kelimeleri: -Fiilin Sabit Olup Olmadığı, -Fiil Tarihi, -İşlem Tarihi, -Lehe Kural, -İdari Yaptırımlar Yönetmeliği

Aktarılan bölüm: Resmî dergi özeti (kararın PDF sayfaları 371-379).

Uyuşmazlık konusu fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 5809 sayılı Kanun'un 60. maddesi ve (mülga) Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari Para Cezaları ile Diğer Müeyyide ve Tedbirler Hakkında Yönetmelik’in 34. maddesi kapsamında uygulanacak idari para cezasının üst sınırı, işletmecinin bir önceki takvim yılındaki net satışlarının % 3'ü olup, dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 7. maddesi ile uyuşmazlık konusu fiil için öngörülen üst sınırın, işletmecinin bir önceki takvim yılındaki net satışlarının % 1'i olması nedeniyle, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nde yer alan kuralların davacı şirketin lehine olduğu sonucuna ulaşıldığı; bu itibarla, idare mahkemesince fiilin sabit olup olmadığı hususunda bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, bu değerlendirme yapılmaksızın, davacı şirketin lehine olduğu hâlde fiil tarihi itibarıyla yürürlükte olmayan bir yönetmeliğe göre ceza verilemeyeceği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı hakkında.

Bu bölüm, kararı yayımlayan resmî kurumun hazırladığı özettir. Kararı veren heyetin gerekçesi ve varsa karşı oy, aşağıdaki tam metinde kendi yerleriyle birlikte okunmalıdır.

Tam metne erişim

Tam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.

Resmî kararın tamamına geçin ↓

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

Bu kayıt resmî kaynak metnini ve künyesini sunar; ayrı bir editoryal içtihat çözümlemesi içermez. Dergideki özet ve anahtar kelimeler resmî yayıncıya aittir. Tam metin, belirtilen sayfa aralığındaki kararın varsa karşı oylarını da kapsar; sayfa üst ve alt bilgileri aktarım dışında tutulmuştur.

T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2021/191 Karar No : 2021/1160 Anahtar Kelimeler : -Fiilin Sabit Olup Olmadığı, -Fiil Tarihi, -İşlem Tarihi, -Lehe Kural, -İdari Yaptırımlar Yönetmeliği Özeti : Uyuşmazlık konusu fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 5809 sayılı Kanun'un 60. maddesi ve (mülga) Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari Para Cezaları ile Diğer Müeyyide ve Tedbirler Hakkında Yönetmelik’in 34. maddesi kapsamında uygulanacak idari para cezasının üst sınırı, işletmecinin bir önceki takvim yılındaki net satışlarının % 3'ü olup, dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 7. maddesi ile uyuşmazlık konusu fiil için öngörülen üst sınırın, işletmecinin bir önceki takvim yılındaki net satışlarının % 1'i olması nedeniyle, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nde yer alan kuralların davacı şirketin lehine olduğu sonucuna ulaşıldığı; bu itibarla, idare mahkemesince fiilin sabit olup olmadığı hususunda bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, bu değerlendirme yapılmaksızın, davacı şirketin lehine olduğu hâlde fiil tarihi itibarıyla yürürlükte olmayan bir yönetmeliğe göre ceza verilemeyeceği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı hakkında. KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN (DAVALI) : Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … Telekomünikasyon A.Ş. VEKİLLERİ : Av. …, Av. …

İSTEMİN KONUSU: Ankara 5. İdare Mahkemesi'nin 04/02/2016 tarih ve E:2014/1782, K:2016/423 sayılı kararının onanmasına dair Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 21/10/2020 tarih ve E:2016/3972, K:2020/2678 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem: GSM operatörü olarak faaliyet gösteren davacı şirkete numara taşıma yükümlülüğüne ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle 267.735,87-TL para cezası uygulanmasına ilişkin 08/08/2014 tarih ve 50479 sayılı yazı ile bildirilen idari para cezası karar tutanağının ve dayanağı 23/07/2014 tarih ve 2014/DK-SDD/386 sayılı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu kararının 2. maddesinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 5. İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; şikâyet üzerine, davalı idarece davacı şirket merkezinde yapılan incelemeler sonucunda 01/01/2013-30/10/2013 tarihleri arasında 2377 numaraya ilişkin taşıma işleminde verici işletmeci konumunda olan davacı şirket tarafından 3 numaralı mesajın gönderilmediği ve söz konusu taşımaların gerçekleşmeyerek sonuçsuz kaldığının tespit edilmesi üzerine, davacı şirketin savunması da alınmak suretiyle 2012 yılı net satış tutarının %0,0006 (yüzbinde altı)'sı oranında para cezası uygulandığı, dava konusu idari para cezasına konu eylemin 01/01/2013-30/10/2013 tarihleri arasında işlendiği, para cezasının ise eylem tarihinden sonra 15/02/2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Yönetmeliğe göre verildiği, bu durumda, eylem tarihi itibarıyla henüz yürürlüğe girmemiş olan Yönetmelik kuralına göre para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir. Daire Kararının Özeti: Davalının temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onüçüncü Dairesince, temyize konu karar hukuk ve usule uygun bulunmuş ve kararın onanmasına karar verilmiştir. KARAR DÜZELTME TALEP EDENİN İDDİALARI : Davalı tarafından, Numara Taşınabilirliği Yönetmeliği'nin 2009 yılında yürürlüğe girdiği ve Yönetmeliğin 31. maddesinde 5809 sayılı Kanun'un 60. maddesi uyarınca getirilen yükümlülüklere aykırı davranılması durumunda yaptırım uygulanacağının düzenlendiği, İdare Mahkemesi kararı ile dava konusu

ihlalin varlığının teyit edildiği, Kurul kararının verildiği tarihte yürürlükte olan ve karara hukukî dayanak teşkil eden Yönetmeliğin ilgili maddelerinin davacı işletmecinin lehine olduğu ve bu durum göz önünde bulundurularak işlemin tesis edildiği ileri sürülerek Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce verilen kararın düzeltilmesi istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Düzeltilmesi istenen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, işlendiği iddia edilen fiil tarihinde, söz konusu fillin tecziye edilmesine dönük bir hukuki düzenleme olmadığı, aksinin kabulünün hukuk güvenliği ilkesiyle bağdaşmayacağı, karar düzeltme başvurusunda ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı Kanun'un 54. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ İBRAHİM ALTINDAĞ'IN DÜŞÜNCESİ: Anayasa Hukuku'nun ve Modern Ceza Hukuku'nun en çok önem verdiği prensiplerden olan kanunilik ilkesinin unsurlarından biri de geçmişe yürüme yasağıdır. Geçmişe yürüme yasağının tek istisnası, hem doktrin hem de milli ve milletlerarası kaza mercilerince üzerinde ittifak edilen, fikri temelleri kadim, beynelmilel hukuk prensiplerinden olan lehe hüküm ilkesidir. "Malvarlığı, şerefi veya hayatı söz konusu olduğunda bir kural vatandaşın aleyhine yorumlanamaz (Montesquieu, Kanunların Ruhu Üzerine, s. 73.)". Hukuk kurallarının önemi, önceden biliniyor olmalarından ve olay sırasında değişmeyecek olmalarından kaynaklanmaktadır. Hukuk güvenliğinin, içtimai düzende hayat bulabilmesi, hukuk kurallarının zikredilen mütemayiz vasıfları sayesinde mümkündür. Kabahatler Kanunu'nun 5. maddesi ve yaptığı atıf ile Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi lehe hüküm ilkesinin pozitif temellerini teşkil etmektedir ve gerek dava konusu fiil tarihinde gerek idari işlemin tesis edildiği tarihte yürürlüktedir. Ayrıca, idari para cezalarının cezai karakteri haiz olduğu konusunda Anayasa Mahkemesi ve Danıştay'ın yerleşik içtihatları ile tereddüt bulunmamaktadır. İşbu dava da ise, dava konusu ihtilafın nüvesi olan idari para cezasının azami had oranı, mevzuat değişikliği ile düşürülmüştür. Hal böyle iken lehe hüküm ilkesi göz ardı edilerek verilen Bidayet Mahkemesi kararı ve gerekçesi hukuken kabule şayan değildir. Açıklanan nedenlerle karar düzeltme talebinin kabulü ile Bidayet Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği müzakere edildi: Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 21/10/2020 tarih ve E:2016/3972, K:2020/2678 sayılı kararı kaldırılarak uyuşmazlık yeniden incelendi: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dosyanın incelenmesinden; … İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin, davacı şirketin verici işletmeci olduğu numara taşıma işlemlerini haksız gerekçelerle reddettiği ve numara taşıma işlemlerinde davacı şirketten kaynaklı gecikmeler nedeniyle abone mağduriyeti yaşandığı yönündeki şikâyeti üzerine, davalı idarece 08/10/2013 sayılı onay alınarak beş denetçi görevlendirildiği, denetçiler tarafından davacı şirket merkezinde yapılan incelemeler sonucunda 31/10/2013 ve 26/02/2014 tarihli denetim tutanaklarının tutulduğu, anılan tutanaklar ile 01/01/2013-30/10/2013 tarihleri arasında 2377 numaraya ilişkin taşıma işleminde verici işletmeci konumunda olan davacı şirket tarafından 3 no.lu mesajın gönderilmediği ve söz konusu taşımaların gerçekleşmeyerek sonuçsuz kaldığının tespit edilmesi üzerine, davacı şirketin savunması da alınmak suretiyle 2012 yılı net satış tutarının %0,0006 (yüzbinde altı)'sı oranında para cezası uygulanması üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanun'un amacı; elektronik haberleşme sektöründe düzenleme ve denetleme yoluyla etkin rekabetin tesisi, tüketici haklarının gözetilmesi, ülke genelinde hizmetlerin yaygınlaştırılması, kaynakların etkin ve verimli kullanılması, haberleşme alt yapı, şebeke ve hizmet alanında teknolojik gelişimin ve yeni yatırımların teşvik edilmesi ve bunlara ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir."; "Numara taşınabilirliği" başlıklı 32. maddesinin 1. fıkrasında ise, "İşletmeciler, Kurum düzenlemeleri çerçevesinde işletmeci numara taşınabilirliğini sağlamakla yükümlüdür. Kurum bu yükümlülüğün uygulanmasına ilişkin usul ve esasları işletmecilerin de görüşünü alarak belirler..." kuralına yer verilmiştir.

Anılan Kanun'un "Kurumun yetkisi ve idarî yaptırımlar" başlıklı 60. maddesinin 1. fıkrasında, Kurum'un; mevzuata, kullanım hakkı ve diğer yetkilendirme şartlarına uyulmasını izleme ve denetlemeye, aykırılık hâlinde işletmecilere bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde üçüne kadar idarî para cezası uygulamaya, millî güvenlik, kamu düzeni veya kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi ve kanunlarla getirilen hükümlerin uygulanması amaçlarıyla gerekli tedbirleri almaya, gerektiğinde tesisleri tazminat karşılığında devralmaya, belirlediği süre içerisinde yetkilendirme ücretinin ödenmemesi ya da ağır kusur hâlinde verdiği yetkilendirmeyi iptal etmeye yetkili olduğu belirtilmiş; 2. fıkrasında, Kurum'un, işletmecinin faaliyete yeni başlamış olması hâlinde, ihlâlin niteliği, ihlâl neticesinde herhangi bir ekonomik kazanç elde edilip edilmemesi, iyi niyet ve gönüllü bildirim gibi ölçütleri de dikkate alarak önceden belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde bin liradan bir milyon liraya kadar idarî para cezası ile bu Kanun'da belirtilen diğer idarî yaptırımları uygulamaya yetkili olduğu kuralına yer verilmiş; 8. fıkrasında, bu maddedeki idarî para cezalarının Kurum tarafından verileceği düzenlenmiş; 9. fıkrasının, fiilin işlendiği ve dava konusu Kurul kararının alındığı tarihte yürürlükte bulunan hâlinde ise, bu maddenin uygulanmasına ve bu Kanun'da öngörülen yükümlülüklerin işletmeciler tarafından yerine getirilmemesi hâlinde uygulanacak idarî para cezalarına ilişkin hususların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği kurala bağlanmıştır. Uyuşmazlık konusu fiilin işlendiği tarihte yürürlükte bulunan (mülga) 05/09/2004 tarih ve 25574 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari Para Cezaları İle Diğer Müeyyide ve Tedbirler Hakkında Yönetmelik’in "İdari Para Cezalarının Uygulanmasında Göz Önünde Bulundurulacak Ölçütler" başlıklı 32. maddesinde; “Kurul idari para cezasının belirlenmesinde aşağıda sayılan unsurların varlığını da göz önünde bulundurarak kararını verir. a) İhlalin niteliği, b) Zararın büyüklüğü, c) İhlal neticesinde herhangi bir ekonomik kazanç elde edilip edilmemesi ve bu kazancın büyüklüğü, d)Tekrarlanan veya devam eden ihlalin varlığı, e) Geçmişte kurallara uyum, f) İyiniyet ve gönüllü bildirim."; "Hüküm Bulunmayan Hâller" başlıklı 34. maddesinde, "Bu Yönetmelikte düzenlenmemiş olmakla birlikte, İşletmecilerin faaliyetlerinin mevzuat ve yetki belgesi şartlarına aykırı durumlarının tespit edildiği diğer hâllerde Kurul Kararına göre işlem yapılır." kurallarına yer verilmiştir. Dava konusu Kurul kararının alındığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan ve 15/02/2014 tarih ve 28914 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak

yürürlüğe giren Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği’nin "Numara taşınabilirliğine ilişkin ihlâller" başlıklı 7. maddesinde, "... a) İşletmecinin; 1) Verici konumda iken, numara taşınması konusunda alıcı işletmeciden gelen talebi yerine getirmemesi ve/veya Kurum düzenlemelerine aykırı bir şekilde reddetmesi... hâlinde işletmecinin bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde birine (%1) kadar idari para cezası uygulanır."; "Yaptırım ölçütleri" başlıklı 44. maddesinde, "Bu Yönetmelikteki cezaların belirlenmesinde ağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak aşağıda sayılan unsurlar göz önünde bulundurulur. a) Zararın varlığı, b) Haksız ekonomik kazancın varlığı, c) Tekerrürün varlığı, ç) Aynı madde ihlâline ilişkin olarak işletmeciye son beş yılda uygulanan idari yaptırımlar, d) İyi niyetin varlığı." kuralına yer verilmiştir. Öte yandan, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun "Genel kanun niteliği" başlıklı 3. maddesinde, bu Kanun'un; idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde; diğer genel hükümlerinin ise, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; "Kanunilik ilkesi" başlıklı 4. maddesinde, hangi fiillerin kabahat oluşturduğu kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriğinin, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabileceği, kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarının ancak kanunla belirlenebileceği kurala bağlanmıştır. Anılan Kanun'un "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı belirtilmiş, maddede atıf yapılan 5237 sayılı Kanun'un "Zaman Bakımından Uygulama" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasında ise, "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından idarî para cezaları alanında yapılacak düzenlemelerde ve verilen idarî para cezalarında, 5326 sayılı Kanun’un genel hükümlerinde yer alan düzenlemelerin dikkate alınması gerektiği açıktır. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun ikincil düzenleme yetkisi 5809 sayılı Kanun’un belirlediği çerçeve ve 5326 sayılı Kanun’un genel

hükümler bölümünde yer alan kural ve ilkelerle sınırlandırılmış bulunmaktadır. İdarî yaptırımlar konusunda genel kanun niteliğine haiz Kabahatler Kanunu, hangi fiillerin kabahat oluşturduğuna yönelik kanunda bir çerçeve hükme yer vermek suretiyle idareye kısmî takdir yetkisi tanımakta, ancak yaptırımın türü, süresi ve miktarı bakımından mutlak olarak kanunilik ilkesini benimsemiş bulunmaktadır. Aktarılan kuralların birlikte değerlendirilmesinden, kanunda çerçevesi çizilmiş olmak ve kanuna aykırı olmamak şartıyla düzenleyici işlemler ile kabahat oluşturan fiili belirlenebilir. İdare, suç ve ceza alanında düzenleme yapabilir. Anayasa'da bir alanın kanunla düzenleneceğinin belirtilmesi o alanın yürütme organına kapatıldığı anlamına gelmez. Mühim olan, yönetmelikle yapılan düzenlemenin kanuna dayanması ve kanuna aykırı olmamasıdır (KEMAL GÖZLER, Anayasa Hukuku, s. 628.). Verilecek cezanın yukarı sınırı kanunda belli edilmelidir. İdare olsa olsa yukarı sınırı geçmeyen küçük cezalar koyabilir. Bu da vatandaşlar için yeni bir yüküm olarak yorumlanamayacaktır (TURAN GÜNEŞ, Türk Pozitif Hukukunda Yürütmenin Düzenleyici İşlemleri, s. 113.). Her ne kadar, İdare Mahkemesi'nce, davacı şirket tarafından uyuşmazlık konusu fiilin 03/01/2013 tarihinde işlendiği, idari para cezasının ise 15/02/2014 tarih ve 28914 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 7. maddesi uyarınca verildiği; bu durumda, fiil tarihi itibarıyla henüz yürürlüğe girmemiş olan Yönetmelik hükmüne göre idari para cezası uygulanmasına ilişkin işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılarak dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmişse de, 5809 sayılı Kanun'un 32. maddesi, işletmecilerin numara taşıma mükellefiyetini ihtilafa mahal bırakmayacak fasih biçimde tanzim etmiştir. Diğer taraftan, uyuşmazlık konusu fiilin işlendiği tarihte yürürlükte bulunan (mülga) 05/09/2004 tarih ve 25574 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari Para Cezaları İle Diğer Müeyyide ve Tedbirler Hakkında Yönetmelik'in 34. maddesinde, bu Yönetmelikte düzenlenmemiş olmakla birlikte, işletmecilerin faaliyetlerinin mevzuat ve yetki belgesi şartlarına aykırı durumlarının tespit edildiği diğer hallerde Kurul kararına göre işlem tesis edileceği belirtilmiştir. Bu bilgiler ışığında fiil tarihinde eylemin, sübut bulması hâlinde bir idari para cezası tatbik edilecek kabahat olarak tavsif edildiği sonucuna ulaşılmaktadır.

Diğer taraftan, uyuşmazlık konusu fiilin işlendiği tarih ile dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuatın hangisinin "lehe" olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi, müteaddit defalar vermiş olduğu kararlarıyla kabahatlerin ve özellikle de idari para cezalarının cezai karakterli olduğu yönündeki görüşünü içtihat hâline getirmiştir (AYM, E.2007/115, 11/06/2009, E:2016/8342, 17/06/2020). Dolayısıyla Anayasa’nın 38. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen kanunilik ilkesinin sonuçlarından biri olarak 5237 sayılı Kanun’un 7. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan "lehe kuralın geriye yürümesi" kuralının uygulanması gerekir. Lehe kuralın geçmişe uygulanması hukuk devletiyle bağlantılı olarak adalet ve hakkaniyet ilkelerinin de bir gereğidir. 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un "Lehe olan hükümlerin uygulanmasında usûl" başlıklı 9. maddesinin 3. fıkrasında, lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kuralların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirleneceği kurala bağlanmıştır. Uyuşmazlık konusu fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 5809 sayılı Kanun'un 60. maddesi ve (mülga) 05/09/2004 tarih ve 25574 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari Para Cezaları İle Diğer Müeyyide ve Tedbirler Hakkında Yönetmelik’in 34. maddesi kapsamında uygulanacak idari para cezasının üst sınırı, işletmecinin bir önceki takvim yılındaki net satışların % 3'ü (yüzde üçü) olup, dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 15/02/2014 tarih ve 28914 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 7. maddesi ile uyuşmazlık konusu fiil için öngörülen üst sınırın, işletmecinin bir önceki takvim yılındaki net satışların % 1'i (yüzde biri) olması nedeniyle, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nde yer alan kuralların davacı şirket lehine olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, idare mahkemesince ihtilaf konusu fiilin sabit olup olmadığı hususunda bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, bu değerlendirme yapılmadan, fiil tarihi itibariyle yürürlükte olmayan bir yönetmeliğe göre ceza verilemez gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yönündeki kararda hukuka uyarlık görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin kabulüne; 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Ankara 5. İdare Mahkemesinin 04/02/2016 tarih ve E:2014/1782, K:2016/423 sayılı kararının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine 01/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kararın kaynağı

Resmî PDF içindeki yeri
T.C. Danıştay Kararlar Dergisi · Sayı 7 (2021) · PDF sayfa 371–379
Resmî metnin alındığı tarih
Metin ve künye kontrolü

Bu kayıtta künye, kaynak metni ve metinden yapılan aktarım sunulmaktadır. Editoryal içtihat analizi veya makaleyle karşılaştırma yapılmış olduğu anlamına gelmez.

Kaynak bütünlük bilgisi

Seçilen karar metni SHA-256: bd6081db1991473289c16e4b3b0ab63c646300e19477204939de6472d6dce92b

Özgün dergi PDF dosyası SHA-256: 5c7cc7688e01243c4f3f135a614ab8d483bf7d9dd0bdb9e2926ff71c34f8b606

← İçtihat arşivine dönün