İdare Hukuku

13. Daire: Yargı Kararının Uygulanması, Bağlı Yetki, İlk Davadan Feragat, İlk İşlemle İlgili Kararın Bozulması, İdarî İşlemin Hukukî Sebebini Oluşturan Yargı Kararının Ortadan Kaldırılması

Danıştay 13. Daire, 2019/2854 E., 2019/2944 K., 08.10.2019

Kararın tam metnine geçin

Sitede yayın: · Metin ve künye kontrolü: . Karar tarihi yukarıdaki künyede ayrıca gösterilir.

RESMÎ YAYININ ÖZETİ

Resmî yayında kararın konusu

Resmî derginin anahtar kelimeleri: -Yargı Kararının Uygulanması, -Bağlı Yetki, -İlk Davadan Feragat, -İlk İşlemle İlgili Kararın Bozulması, -İdarî İşlemin Hukukî Sebebini Oluşturan Yargı Kararının Ortadan Kaldırılması

Aktarılan bölüm: Resmî dergi özeti (kararın PDF sayfaları 329-337).

Davadan feragatin, salt bir usûl işlemi olmanın ötesinde, mahkeme önünde talep edilen haktan vazgeçmeyi içeren maddî hukuk işlemi olma yönünün de bulunduğu; feragat nedeniyle mahkemelerce verilen kararların davanın reddi yönündeki kararlarla aynı doğrultuda hukukî sonuçlar doğurduğu; feragat iradesinin maddî anlamda kesin hüküm gibi sonuç doğurduğu ve mahkemelerce feragat başvurusu hakkında verilen kararların da kesinleşme ile şeklî anlamda kesin hüküm niteliği kazandığı; dava konusu idarî işlemin, idarenin serbest irade ve tasarrufu ile tesis edilmediği, Mahkeme kararının gereğinin yerine getirilmesini teminen bağlı yetki kapsamında Kurul tarafından karar alındığı; Kurul kararında bu hususa açıkça yer verilip işlemin gerekçesi olarak Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi kararının gösterildiği; ancak, anılan kararın davadan feragat nedeniyle bozulduğu; dolayısıyla idarî işlemin hukukî sebebini oluşturan yargı kararının ortadan kalktığı, başka bir anlatımla, yargı kararının icrası amacıyla tesis edilen işlemin dayanaksız kaldığı anlaşıldığından, yargı kararının uygulanmasını teminen tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı hakkında.

Bu bölüm, kararı yayımlayan resmî kurumun hazırladığı özettir. Kararı veren heyetin gerekçesi ve varsa karşı oy, aşağıdaki tam metinde kendi yerleriyle birlikte okunmalıdır.

Tam metne erişim

Tam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.

Resmî kararın tamamına geçin ↓

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

Bu kayıt resmî kaynak metnini ve künyesini sunar; ayrı bir editoryal içtihat çözümlemesi içermez. Dergideki özet ve anahtar kelimeler resmî yayıncıya aittir. Tam metin, belirtilen sayfa aralığındaki kararın varsa karşı oylarını da kapsar; sayfa üst ve alt bilgileri aktarım dışında tutulmuştur.

T.C. D A N I Ş T A Y Onüçüncü Daire Esas No : 2019/2854 Karar No : 2019/2944 Anahtar Kelimeler : -Yargı Kararının Uygulanması, -Bağlı Yetki, -İlk Davadan Feragat, -İlk İşlemle İlgili Kararın Bozulması, -İdarî İşlemin Hukukî Sebebini Oluşturan Yargı Kararının Ortadan Kaldırılması Özeti : Davadan feragatin, salt bir usûl işlemi olmanın ötesinde, mahkeme önünde talep edilen haktan vazgeçmeyi içeren maddî hukuk işlemi olma yönünün de bulunduğu; feragat nedeniyle mahkemelerce verilen kararların davanın reddi yönündeki kararlarla aynı doğrultuda hukukî sonuçlar doğurduğu; feragat iradesinin maddî anlamda kesin hüküm gibi sonuç doğurduğu ve mahkemelerce feragat başvurusu hakkında verilen kararların da kesinleşme ile şeklî anlamda kesin hüküm niteliği kazandığı; dava konusu idarî işlemin, idarenin serbest irade ve tasarrufu ile tesis edilmediği, Mahkeme kararının gereğinin yerine getirilmesini teminen bağlı yetki kapsamında Kurul tarafından karar alındığı; Kurul kararında bu hususa açıkça yer verilip işlemin gerekçesi olarak Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi kararının gösterildiği; ancak, anılan kararın davadan feragat nedeniyle bozulduğu; dolayısıyla idarî işlemin hukukî sebebini oluşturan yargı kararının ortadan kalktığı, başka bir anlatımla, yargı kararının icrası amacıyla tesis edilen işlemin dayanaksız kaldığı anlaşıldığından, yargı kararının uygulanmasını teminen tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı hakkında. Temyiz Eden (Davacı) : … Radyo Televizyon A.Ş. Vekili : Av. … Karşı Taraf (Davalı) : Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Vekili : Av. …

İstemin Konusu: Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi'nin 29/05/2019 tarih ve E:2019/1280, K:2019/1292 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Yargılama Süreci : Dava Konusu İstem: Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi'nin 08/12/2017 tarih ve E:2017/629, K:2017/1022 sayılı kararının uygulanması kapsamında, davacı şirkete ait … logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 23/10/2015 tarihinde saat 18.00'de yayınlanan "Akşam Haberleri" isimli yayında, 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan “kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez.” ilkesinin ihlal edildiğinden bahisle, davacıya 14.160,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin 28/02/2018 tarih ve 2018/09 sayılı toplantıda alınan 22 numaralı Radyo Televizyon Üst Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 15. İdare Mahkemesi Hakimliği'nce verilen 27/12/2018 tarih ve E:2018/927, K:2018/2544 sayılı kararda; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) içtihatlarına göre, ülkelerin yetkili mercilerince ifade özgürlüğünün kullanımına getirilen müdahalenin, yasalarda öngörülmüş olması, sözleşmenin 10. maddesinin 2. fıkrasında sayılan çıkar veya değerlerden birini veya birkaçını korumaya yönelik olması ve demokratik bir toplumda gerekli olması koşullarının hepsi birden yerine geldiği takdirde meşru olacağı; bu konuda yargı yerince yapılacak irdelemelerde, ifade özgürlüğünün kullanımında yazılı, işitsel ve görsel yayınların demokratik ülkelerde gördüğü merkezi işlev göz önünde bulundurularak, ifade özgürlüğünün çatıştığı diğer korunan değerler karşısındaki durumu ve yapılan sınırlamanın elde edilmek istenen amaçla orantılı olup olmadığı hususlarının değerlendirileceği; AİHM'nin Lingens v. Avusturya içtihadında da belirtildiği üzere, ifade özgürlüğünün demokratik bir toplumun asli temellerinden olduğu, buna karşın, AİHM'nin Times Newspapers Limited No:1-2 v. Birleşik Krallık kararında belirtildiği üzere, Sözleşmenin 10. maddesinin, basının halkın yararına olan ciddi meseleleri işlemesinin söz konusu olduğu durumlarda dahi, hiçbir sınırlama içermeyen bir ifade özgürlüğünü güvenceye almadığı, basının ifade özgürlüğünü kullanırken, görev ve sorumluluklarına uygun davranmak durumunda olduğu, bu görev ve sorumlulukların, görülmekte olan davada olduğu gibi, basının yayımladığı haberlerin bireylerin şeref ve hakları üzerinde ağır etkiler yaratma riski taşıdığı durumlarda, özellikle önem arz ettiği;

Uyuşmazlık konusu olayda, … ve medyasına yönelik basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü kapsamında meşru görülebilecek eleştirel ifadelerin yanı sıra, kanıtı olmayan suçlayıcı ifadelerin de kullanıldığı, özellikle haber programı sunucusu tarafından ve dış ses olarak verilen haberlerde yer alan; "POAŞ'taki akaryakıt kaçakçılığı tescillenen, Fethullahçı Terör Örgütü ile işbirliği deşifre olan …'a PKK, DHKP-C ve DAİŞ terör örgütlerine destek vermekten soruşturma açıldığı, son olarak …'ın 3 milyar dolarlık rant elde etmek için …'daki 1056 ağacı kesme planının da ortaya çıktığı, …'ın, …'ın kirli ilişkilerini ve terör örgütleri ile bağlantılarını deşifre edince, …'in hemen harekete geçtiği, her fırsatta yalan ve iftira dolu haberlerle … Ailesi ve … Medya Grubuna saldıran …'ın 28 Şubat'ta Refah-Yol hükümetini "Gerekirse silah bile kullanırız" manşeti ile düşürdüğü, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 28 Şubat'a destek mesajı yollayan … Medyasını mercek altına aldığı, soruşturmanın önümüzdeki günlerde daha da derinleştirilmesinin beklendiği" şeklindeki ifadelerin basın ve ifade özgürlüğünün ulusal ve milletlerarası hukuktan kaynaklanan sınırlarını aştığı, program içinde …'a ve … ismi üzerinden şahsına ait medya organlarına yönelik küçük düşürücü ve aşağılayıcı nitelikte ifadelerin bulunduğu, bu söylemlerin ifade özgürlüğü ve ifade özgürlüğünün doğal bir sonucu olan basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla idare tarafından tesis edilen cezai işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı; Öte yandan, davacı tarafından dava konusu işleme dayanak teşkil eden yargı kararının feragat nedeniyle ortadan kalktığı ve davanın konusuz kaldığı iddia edilmişse de, feragatin hukuka aykırılığı ortadan kaldırmayacağı, işlemin tesis edildiği andaki hukuki duruma uygun olduğu, ayrıca, idarece tesis edilen dava konusu işlemin bir başka işlemle geri alınmadığı göz önünde bulundurulduğunda davacının bu iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usule ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Temyiz Edenin İddiaları: Davacı tarafından, dava dışı …'ın davadan feragati üzerine Kurul kararının dayanağı olarak gösterilen Bölge

İdare Mahkemesi kararının temyiz incelemesi sonucunda bozulduğu, davalı idarenin şikâyetçinin ilk başvurusunu yayında kişilik haklarını ihlâl edici bir unsur bulmayarak reddettiği, muhatabın feragat dilekçesinin kişilik haklarının ihlâl edilmediğinin kabulü anlamına geldiği, Kurul'un mahkeme kararı kesinleşmeden işlem tesis ettiği, programda kullanılan ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, kamuya mal olmuş kişilerin daha ağır eleştirilere katlanma yükümlülüğünün bulunduğu, yargılama sürecinde uzman bilirkişilerce değerlendirme yapılmadığı ileri sürülmektedir. Karşı Tarafın Savunması: Davalı idare tarafından, temyiz edilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. Danıştay Tetkik Hâkimi Abdullah Atay'ın Düşüncesi: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: İnceleme ve Gerekçe: Esas Yönünden: Maddi Olay : Dava dışı … Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş. ve … tarafından, davacı şirkete ait … logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 23/10/2015 tarihinde saat 18.00'de yayınlanan "Akşam Haberleri" isimli programda, kişilik haklarını ihlâl edici nitelikte ve 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinde düzenlenen yayın ilkelerine aykırı yayın yapıldığı ve idari yaptırım uygulanması gerektiği iddiasıyla idareye başvurulmuş; 23/03/2016 tarih ve 2016/17 sayılı toplantıda alınan 33 numaralı Kurul kararıyla, anılan başvurunun reddine ve idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin 09/03/2017 tarih ve E:2016/2746, K:2017/1180 sayılı kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptaline ilişkin Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi’nce verilen 08/12/2017 tarih ve

E:2017/629, K:2017/1022 sayılı kararı üzerine, yargı kararının uygulanması kapsamında, söz konusu yayında 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan “kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez.” ilkesinin ihlâl edildiğinden bahisle, davacı hakkında 14.160,00- TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin 28/02/2018 tarih ve 2018/09 sayılı toplantıda alınan 22 numaralı Kurul kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. Diğer taraftan, dava konusu Kurul kararının gerekçesini oluşturan, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi’nce verilen 08/12/2017 tarih ve E:2017/629, K:2017/1022 sayılı kararına karşı davalı idarece temyiz başvurusunda bulunulmuş, temyiz incelemesi devam ederken 12/04/2018 tarihli dilekçeyle davacılar tarafından davadan feragat edildiğinin bildirilmesi üzerine, Dairemizin 24/05/2018 tarih ve E:2018/824, K:2018/1837 sayılı kararıyla, feragat başvurusu hakkında karar verilebilmesini teminen anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi’nce bozma kararına uyularak, 21/09/2018 tarih ve E:2018/1750, K:2018/997 sayılı kararla, davadan feragat nedeniyle Ankara 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 09/03/2017 tarih ve E:2016/2746, K:2017/1180 sayılı kararın kaldırılmasına ve feragat nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır. İlgili Mevzuat: Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrasında, "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." kuralına yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararların sonuçları" başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrasında, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." kuralı yer almış; 31. maddesinin birinci fıkrasında ise, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; feragat hâlinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde, feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış; 310. maddesinde, feragatin, hüküm kesinleşinceye

kadar her zaman yapılabileceği; 311. maddesinde, feragatin, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı; 312. maddesinde, feragat beyanında bulunan tarafın, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceği kural altına alınmıştır. Hukuki Değerlendirme: Anayasa'da ve 2577 sayılı Kanun'da yer alan kurallar çerçevesinde, mahkemeler tarafından verilen kararların uygulanıp uygulanmaması konusunda idareler herhangi bir takdir yetkisine sahip bulunmamaktadır. Yargı kararlarının doğruluğunu tartışma yetkisi olmayan, idarelerin bu konudaki yetkileri "bağlı yetki" niteliğindedir. Öte yandan, feragat, uyuşmazlığı sona erdirmesi yönüyle, bir usul işlemidir. Bununla birlikte, davadan feragat ile birlikte aynı zamanda maddi hukuk işlemi de yapılmakta, davacı aynı zamanda dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde istemiş olduğu haktan da vazgeçmektedir. Bu itibarla davadan feragat, karma karakterli bir işlem olarak nitelendirilebilir. Davadan feragat dava konusu edilen haktan da feragat anlamına gelir. Bu nedenle feragat edilen hak, yeniden dava konusu edilemez (KURU Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, İstanbul, 2001, s.3546; ATALI Murat, Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, 15. Bası, İstanbul, 2017, s.2012). Davacının davasından feragat etmesi üzerine, bu feragatin geçerli olduğu ve bununla dava konusu uyuşmazlığın son bulduğu kanısına varan mahkeme, davadan feragat nedeniyle davanın reddine karar verir. Mahkeme, ancak feragat nedeniyle davanın reddine ilişkin bu kararı ile davadan elini çeker (KURU Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, İstanbul, 2001, s.3618). Kanun düzenlemesi uyarınca, feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur (Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 311/1; mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, m. 95/1). Bu maddedeki kesin hüküm kavramından maksat, şeklî anlamda kesin hüküm olamaz. Çünkü dava feragat ile kendiliğinden son bulmamakta, ancak mahkemenin feragat nedeniyle davanın reddine ilişkin kararının kesinleşmesi ile son bulmaktadır. İsviçreli yazarlar da, mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na kaynak olan Nöşatel Usul Kanunu'nun konuyla ilişkin 89. maddesinde geçen "jugement definitif" terimini "maddi anlamda kesin hüküm" olarak anlamaktadırlar (KURU Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, İstanbul, 2001, s.3632). Aktarılan yasal kurallar ve yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, yargılamanın taraflarınca gerçekleştirilen davadan feragatin, salt bir usûl işlemi olmanın ötesinde, mahkeme önünde talep edilen haktan

vazgeçmeyi içeren maddî hukuk işlemi olma yönünün de bulunduğu; feragat nedeniyle mahkemelerce verilen kararların davanın reddi yönündeki kararlarla aynı doğrultuda hukukî sonuçlar doğurduğu; feragat iradesinin maddî anlamda kesin hüküm gibi sonuç doğurduğu ve mahkemelerce feragat başvurusu hakkında verilen kararların da kesinleşme ile şeklî anlamda kesin hüküm niteliği kazandığı anlaşılmaktadır. Kanun koyucu, usulüne uygun olmak kaydıyla davaya son veren taraf işlemlerini de mahkeme kararlarına tanınan ayrıcalıklardan yararlandırmaktadır. Bu çerçevede, davaya son veren taraf işlemlerinden birisi ile neticelenmiş bir dava tekrar açılır veya başka bir davada kesin delil olarak ileri sürülürse, mahkeme kesin hüküm varmış gibi hareket etmelidir (ATALI Murat, Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, 15. Bası, İstanbul, 2017, s.2009). Hukuk mahkemeleri tarafından verilen kararların gereklerinin yerine getirilmesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İlamların İcrası" başlıklı İkinci Babında yer alan kurallar çerçevesinde gerçekleşmektedir. İdari yargı yerlerince verilen kararların uygulanması için farklı bir yöntem benimsenmiştir. Nitekim idari davalarda davanın tarafları eşit konumda bulunmayıp, taraflardan biri kamu gücünün temsilcisi olan ve uyuşmazlığın çözümü için mahkemece verilen karar doğrultusunda gerekli işlemi tesis edecek idari yetkiye sahip olan idaredir. Bu itibarla, adli yargıdan niteliği itibarıyla ayrılan idari yargı kararlarının icrası için 2577 sayılı Kanun'da özel bir düzenlemeye yer verilmiş, kararın gereklerinin idarece gecikmeksizin yerine getirilmesi yasal bir zorunluluk olarak öngörülmüştür. İdare mahkemelerinin kararlarının icrasına ilişkin hukukî meselelerin yorumlanmasında, usûlde kıyasın mümkün olduğuna ilişkin usûl hukukunun genel ilkesi gereğince 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesi ile atıfta bulunulan Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca yapılan yargılama neticesinde hukuk mahkemelerince verilen kararların icrasına yönelik usûle ilişkin ilke ve kurallardan kıyasen yararlanılmasında bir sakınca bulunmamaktadır. Konu bu bağlamda ele alındığında icraya konulmuş bir ilâm temyiz edilmiş, fakat, gerek istenmemiş gerek reddedilmiş olması nedeniyle icranın (yürütmenin) durdurulmasına karar verilmemiş olabilir. İlâmın icrası devam ederken veya sonuçlandıktan sonra, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay'ın hükmü bozması durumunda ne olacağı İcra ve İflas Kanunu'nun 40. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin birinci fıkrasına göre, bir ilâmın temyizen bozulması icra muamelelerini olduğu yerde durdurur. Maddenin ikinci fıkrasında ise, bir ilâm hükmü icra edildikten sonra Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç

veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icranın tamamen veya kısmen eski hâline iade olunacağı, kurala bağlanmıştır. Buna göre, bir ilâm tamamen icra edildikten sonra, hüküm Yargıtay'ca bozulursa, icra hemen eski hâline iade edilmez. Bunun için, hükmü veren mahkemenin bozma kararına uyarak davanın reddine karar vermesi ve bu kararın kesinleşmiş olması gerekir. Böylece kesinleşen yeni hüküm ile, borçlunun borcu olmadığı tespit edilince, icra, eski hâline iade olunur. Yani, icra dairesi alacaklıya ödemiş olduğu parayı veya teslim etmiş olduğu malı alacaklıdan geri alır ve borçluya verir (KURU Baki / ARSLAN Ramazan / YILMAZ Ejder, İcra ve İflas Hukuku Ders Kitabı, Genişletilmiş 15. Baskı, Ankara, 2002, s.428-429; ÖZEKES Muhammet, Pekcanıtez / Atalay / Sungurtekin Özkan / Özekes İcra ve İflas Hukuku, 10. Bası, Ankara, 2012, s.450 vd). Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu idarî işlemin, idarenin serbest irade ve tasarrufu ile tesis edilmediği, mahkeme kararının gereğinin yerine getirilmesini teminen bağlı yetki kapsamında Kurul tarafından karar alındığı, Kurul kararında bu hususa açıkça yer verilip işlemin gerekçesi olarak Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi'nin 08/12/2017 tarih ve E:2017/629, K:2017/1022 sayılı kararının gösterildiği, ancak, anılan kararın davadan feragat nedeniyle bozulduğu, dolayısıyla idarî işlemin hukukî sebebini oluşturan yargı kararının ortadan kalktığı, başka bir anlatımla kararın icrası amacıyla tesis edilen işlemin dayanaksız kaldığı anlaşıldığından, anılan yargı kararının uygulanmasını teminen tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmamaktadır. Karar Sonucu : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi'nin 29/05/2019 tarih ve E:2019/1280, K:2019/1292 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca bozulmasına, 3. Kullanılmayan 73,10-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,

4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 08/10/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kararın kaynağı

Resmî PDF içindeki yeri
T.C. Danıştay Kararlar Dergisi · Sayı 3 (2020) · PDF sayfa 329–337
Resmî metnin alındığı tarih
Metin ve künye kontrolü

Bu kayıtta künye, kaynak metni ve metinden yapılan aktarım sunulmaktadır. Editoryal içtihat analizi veya makaleyle karşılaştırma yapılmış olduğu anlamına gelmez.

Kaynak bütünlük bilgisi

Seçilen karar metni SHA-256: b4162ceb02233831bf2e0ff08d51adff3ff13cacafc02036beb0d1f0b98b63aa

Özgün dergi PDF dosyası SHA-256: a20a7d2a7ec4635687dd1d096086ad4ef64834024e631f2c12d45581e3e78862

← İçtihat arşivine dönün