Sitede yayın: · Metin ve künye kontrolü: . Karar tarihi yukarıdaki künyede ayrıca gösterilir.
RESMÎ YAYININ ÖZETİ
Resmî yayında kararın konusu
Resmî derginin anahtar kelimeleri: -Hizmet Kusuru, -İntihar, -Psikiyatrik Rahatsızlık
Aktarılan bölüm: Resmî dergi özeti (kararın PDF sayfaları 277-283).
Cezaevinde iken intihar etmesi sonucunda vefat eden şahıs hakkında sağlığında düzenlenen şehir hastanesi hasta sevk formunda, hastanın mahkum koğuşu bulunan psikiyatri kliniğine sevkinin uygun olduğunun belirtildiği, formun ön tanı kısmına ise "madde kullanım bozukluğu mu yoksa ani gelişen intihar olayı mı" olduğu yönünde soru işareti konulduğu, intihara eğilimli müteveffanın hastane dönüşünde tek kişilik oda yerine çoklu odalardan birine yerleştirildiği, idarece ivedi önlemler alınmadığı, takip ve gözlem yükümlülüğünün yerine getirilmediği dikkate alındığında olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu hakkında.
Bu bölüm, kararı yayımlayan resmî kurumun hazırladığı özettir. Kararı veren heyetin gerekçesi ve varsa karşı oy, aşağıdaki tam metinde kendi yerleriyle birlikte okunmalıdır.
Tam metne erişim
Tam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.
Resmî kararın tamamına geçin ↓RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
Bu kayıt resmî kaynak metnini ve künyesini sunar; ayrı bir editoryal içtihat çözümlemesi içermez. Dergideki özet ve anahtar kelimeler resmî yayıncıya aittir. Tam metin, belirtilen sayfa aralığındaki kararın varsa karşı oylarını da kapsar; sayfa üst ve alt bilgileri aktarım dışında tutulmuştur.
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/648 Karar No : 2024/1861 Anahtar Kelimeler: -Hizmet Kusuru, -İntihar, -Psikiyatrik Rahatsızlık Özeti : Cezaevinde iken intihar etmesi sonucunda vefat eden şahıs hakkında sağlığında düzenlenen şehir hastanesi hasta sevk formunda, hastanın mahkum koğuşu bulunan psikiyatri kliniğine sevkinin uygun olduğunun belirtildiği, formun ön tanı kısmına ise "madde kullanım bozukluğu mu yoksa ani gelişen intihar olayı mı" olduğu yönünde soru işareti konulduğu, intihara eğilimli müteveffanın hastane dönüşünde tek kişilik oda yerine çoklu odalardan birine yerleştirildiği, idarece ivedi önlemler alınmadığı, takip ve gözlem yükümlülüğünün yerine getirilmediği dikkate alındığında olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu hakkında. TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- Kendi adına asaleten … … ve … velayeten … 2- … VEKİLİ : Av… KARŞI TARAF (DAVALI) : Adalet Bakanlığı VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesinin 06/11/2019 tarih ve E:2019/1797, K:2019/2074 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava Konusu İstem: Davacılar tarafından; yakınları …'in Kayseri 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak kalmaktayken, 09/07/2018 tarihinde kaldığı koğuşun banyosunda ölü olarak bulunması olayında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğradıkları iddia edilen zararlara karşılık eş için 1.000,00 TL, çocukların her biri için ayrı ayrı 1.000,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL maddi; yine eş için 100.000,00 TL, çocukların her biri için ayrı ayrı 50.000,00 TL ve müteveffanın annesi için de 50.000,00 TL olmak üzere toplam 350.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Kayseri 2. İdare Mahkemesinin 27/06/2019 tarih ve E:2018/900, K:2019/520 sayılı kararıyla; dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile maddi olayın birlikte değerlendirilmesinden; davacılar murisinin intihar sonucu hayatını kaybettiğinin sabit olduğu anlaşılmakla birlikte, cezaevi personeli hakkında başlatılan adli ve idari soruşturma evrakının ve bu kapsamda ifadesine başvurulanların beyanları birlikte incelendiğinde, davacılar murisinin hükümlü kaldığı sürede intihar eğilimi göstermediği, intihar edeceğini ima edecek hal ve davranışlar sergilemediği ve bu yönde söylemlerinin olmadığı, intihar olayının aniden geliştiği ve büyük bir sessizlik ve gizlilik içinde gerçekleştiği, cezaevi personeli hakkında yapılan adli ve idari soruşturma sonucu idarenin kendisine düşen gözetim ve bakım görevini yerine getirdiği ve bu konuda ihmal ve kusurunun bulunduğundan söz edilemeyeceği anlaşılmış olup, bu itibarla da olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunmadığından davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin karşılanmasına hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu Kayseri 2. İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, müteveffanın 05/04/2018 tarihinde jiletle kesikler oluşturarak kendine zarar verdiği, tedavi altına alındığı, ilerleyen zamanlarda iki kez psiko-sosyal serviste görüşmeye alındığı, 08/07/2018 tarihinde 20 adet ağrı kesici aldığı ve bu nedenle tedavi altına alındığı, bütün bunlar dikkate alındığında müteveffanın kalacağı yerin buna göre hazırlanması, ek ve özel tedbirler alınması gerektiği, idarenin kusursuz sorumluluğunun da bulunduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : Naile Baytemir DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya uygun olmayan Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dosyada bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde; müteveffanın Kayseri 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna, Batman M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan 31/01/2018 tarihinde zorunlu nedenlerle (kapasite aşımı nedeni ile) nakil geldiği, tanılı bir psikolojik rahatsızlığının bulunmadığı, Kayseri 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu süre içerisinde 05/04/2018 tarihinde kalmış olduğu odada vücudunun bazı bölgelerine jilet ile kesikler oluşturarak kendisine zarar verdiği, olay sonrasında müteveffanın Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevkinin yapıldığı, gerekli tetkik ve tedavileri yaptırıldıktan sonra Kayseri 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna geri getirildiği, ilerleyen zamanlarda müteveffa ile iki kez psiko-sosyal servisine çıkarılarak görüşme yaptırıldığı, 08/07/2018 tarihinde de bulunduğu oda içerisinde 20 adet (…) ağrı kesici tablet içtiği ve ivedi olarak kurumun bulunduğu Bünyan ilçesindeki Bünyan Devlet Hastanesine sevk edildiği, gerekli tedavisi yapıldıktan sonra Kayseri Şehir Hastanesine sevk edildiği, ancak müteveffanın Kayseri Şehir Hastanesine tedavisi için götürüldüğünde tedaviyi kabul etmediği, bunun üzerine Kayseri Şehir Hastanesinde bir gün yatışının yapıldığı ve sonrasında Kayseri Şehir Hastanesinin 09/07/2018
tarih ve 1187 prt. No'lu raporlarında müteveffanın mahkum koğuşu bulunan psikiyatri kliniğine (Adana Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi'ne) acil olmamakla beraber sevkinin uygun olduğu bildirilerek ön tanıda, "madde bağımlılığı mı yoksa ani gelişen intihar olayı mı olduğu" yönünde soru işareti konulduğu, 5275 sayılı Kanun'un hastalık nedeni ile nakil alt başlıklı 168/2. maddesinde yer alan, "hükümlülerin başka yerlerdeki tam teşekküllü devlet veya üniversite hastanelerine sevki, sağlık kurulu raporuyla, acil ve yaşamsal tehlikesi bulunması halinde varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafindan verilip, başhekim tarafindan onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavi gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkün olduğu, bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir." hükmü gereğince müteveffanın sevk raporunda sadece bir doktorun sevk yazısı olmasına rağmen davalı idarece Adana Dr. Ekrem Tok Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde tedavisi için sevk işlemlerinin başlatıldığı, müteveffanın 09/07/2018 tarihinde Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesinden dönüşünde kalmış olduğu çoklu odalardan C-1 odasına yerleştirildiği, aynı gün (hastane dönüşünde) ailesi ile telefon ile görüştüğü ve yapmış olduğu telefon görüşmesinde ölmek istediğini ve iyi olmadığını ifade eden cümleler sarf ettiği, müteveffanın 09/07/2018 tarihi itibarıyla bulunduğu odanın banyo kısmında kendi ayakkabı bağcığı ile intihar ettiği, Kayseri Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 15/10/2018 tarihli raporunda adı geçenin Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesinin 09/10/2018 tarih ve 602 sayılı raporu ile Kimya İhtisas Dairesinin 05/10/2018 tarih ve 5304 sayılı raporundan bahsedilerek, mütevefanın kanında, mide içeriğinde, safrada ve idrarında ilaç etkin maddelerinden parasetamol bulunduğu belirtilerek, “ası sonucu" öldüğünün tespit edildiği görülmektedir. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmakta olup, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasının f bendinde, "Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur." hükmü; "Kapalı ceza infaz kurumları" başlıklı 8. maddesinde, "(1) Kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlileri bulunan, firara karşı teknik, mekanik, elektronik veya fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasın olanaklı bulunduğu, yeterli düzeyde güvenlik sağlanmış ve hükümlünün gereksinimine göre bireysel, grup hâlinde veya toplu olarak iyileştirme yöntemlerinin uygulanabileceği tesislerdir." hükmü yer almaktadır. Dava konusu olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan, 06/04/2006 tarih ve 26131 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün "Müdürün görevlerini" düzenleyen 19. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde, “Hükümlülerin iyileştirilmesi, bilgilerinin artırılması, atölye çalışmaları, kişisel uğraşlarının düzenlenmesi ve geliştirilmesinin sağlanması bakımından mevzuat hükümlerini uygulamak ve sağlık durumlarıyla yakından ilgilenmek"; “Güvenlik ve Gözetim Servisi” başlıklı 22. maddesinin 5. fıkrasında, "İnfaz ve koruma memuru, kurumun
güvenlik, düzen ve disiplininin sağlanması, hükümlülerin kurum içindeki hareketlerinin takip ve kontrolü ile gözetimi ve kurumun temiz tutulması ile hükümlülerin iç yönetmeliklere uygun surette hareket etmelerini sağlamakla görevli olup, müdür ve ikinci müdür veya bunların bulunmadığı yerlerde idare memuru ile infaz ve koruma başmemuru tarafından verilen görevleri yapar.”; “Psiko-sosyal Yardım Servisi” başlıklı 24. maddesinin 1. fıkrasında, “Psiko sosyal yardım servisi personel ve hükümlülerin ruh ve beden sağlığı ve bütünlüğüne ilişkin koruyucu, geliştirici programları araştıran, uygulayan ve gerektiğinde tedavi sürecine katılarak psikolojik destek ve müdahalede bulunan, ayrıca hükümlülerin bireysel özelliklerini, yaşam koşullarını ve suç işleme nedenlerini belirleyerek bireysel gelişmelerine yardımcı olan, kurum yaşamına uyumlarını ve toplumsal yaşamla uyumlaşmalarını sağlayan ve bireyin yeniden suç işlemesini engelleyecek önlemleri alan ve bu amaçla gerektiğinde kurum en üst amirinin bilgisi dahilinde, aileler ve sosyal çevreyle görüşme yapan servistir. Psiko-sosyal yardım servisinde, psikolog, sosyal çalışmacı, sosyolog ve çocuk gelişimi uzmanı görev yapar.”; “Sağlık Servisi” başlıklı 25. maddesinde, “(1) Kurumda koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetlerini cezaevi tabibinin başkanlığında yerine getiren servistir. Sağlık servisinde cezaevi tabibi, diş tabibi, eczacı, veteriner, diyetisyen, sağlık memuru ve hayvan sağlık memuru görev yapar. (2) Cezaevi tabibinin görevleri: a) Kurumun sağlık koşullarını düzenleyerek, hükümlülerin ve kurum personelinin muayene ve tedavilerini yapar.” düzenlemeleri yer almaktadır. Yine, anılan Tüzüğün “Hapis Cezalarının İnfazında Gözetilecek İlkeler “ başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasının “f” bendi, ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınmasını zorunlu kılmaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Her ne kadar olayla ilgili olarak, kurum personeli hakkında yapılan adli ve idari soruşturma sonucunda, idari yönden Kayseri 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Amirliğinin 10/09/2018 tarih ve K:2018/38 sayılı kararı ile personelin olayda herhangi bir kusur ve ihmalinin olmadığı gerekçesiyle "disiplin cezası verilmesine yer olmadığına" karar verilmiş, yine konu hakkında Bünyan Cumhuriyet Başsavcılığınca Ceza İnfaz Kurumu personeli hakkında "Görevi Kötüye Kullanmak Suçundan" yürütülen adli soruşturmada 30/05/2019 tarih ve 2019/58 Soruşturma, 2019/412 sayılı karar ile Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verilmiş ise de, müteveffanın vefat ettiği 09/07/2018 tarihine kadar geçen süreçte 05/04/2018 tarihinde vücuduna jiletle kesikler oluşturarak ve
08/07/2018 tarihinde yirmi tane ağrı kesici ilaç içerek intihara kalkıştığı, ayrıca intihar olayının gerçekleştiği gün müteveffanın annesi ile yapmış olduğu telefon görüşmesinde ölmek istediğinden bahsettiği, bütün bunlar dikkate alındığında müteveffanın intihara meyilli olduğu anlaşılmıştır. Öte yandan, Mahkeme kararında müteveffanın psiko-sosyal servisle yapılan görüşmelerde intihar edebileceği yolunda herhangi bir tespite yer verilmediği belirtilse de, Kayseri Şehir Hastanesinin 08/07/2018 tarihli hasta sevk formunda müteveffanın mahkum koğuşu bulunan psikiyatri kliniğine sevkinin uygun olduğunun bildirilerek ön tanıda "madde kullanım bozukluğu mu yoksa ani gelişen intihar olayı mı" olduğu yönünde soru işareti konulduğu, intihara eğilimli müteveffanın 09/07/2018 tarihinde Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesinden dönüşünde tek kişilik oda yerine çoklu odalardan birine yerleştirildiği, idarece ivedi önlemler alınmadığı, sevk sürecinde daha dikkatli takip ve gözlem yükümlülüğünün yerine getirilmediği görülmektedir. Tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde somut olayda, idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin gereği olarak gözetim ve koruması altında bulunan hükümlünün yaşam hakkı ile beden ve ruh bütünlüğünü korumaya yönelik gerekli önlemleri almayarak, gözlem, inceleme, değerlendirme ve takip yükümlülüğünü yerine getirmeyerek, yeterli dikkat ve özeni göstermeyerek hizmeti kusurlu işlettiği sonucuna varılmakta olup, Bölge İdare Mahkemesince hizmet kusuru nedeniyle davalı idarenin tazminle sorumlu tutulması gerekmektedir. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki Kayseri 2. İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE, 2. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesinin 06/11/2019 tarih ve E:2019/1797, K:2019/2074 sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 13/05/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Resmî PDF içindeki yeri
- T.C. Danıştay Kararlar Dergisi · Sayı 17 (2024) · PDF sayfa 277–283
- Resmî metnin alındığı tarih
- Metin ve künye kontrolü
Bu kayıtta künye, kaynak metni ve metinden yapılan aktarım sunulmaktadır. Editoryal içtihat analizi veya makaleyle karşılaştırma yapılmış olduğu anlamına gelmez.
Kaynak bütünlük bilgisi
Seçilen karar metni SHA-256: d3c19d1ecfb0f4b447b21331cac750bb5e4f0938b760714e5b874f70eec701e8
Özgün dergi PDF dosyası SHA-256: 586095cda1a8ade4310416b8b68dd5839295020dbcb611b1ae758295b75c6f7a
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← İçtihat arşivine dönün