Sitede yayın: · Metin ve künye kontrolü: . Karar tarihi yukarıdaki künyede ayrıca gösterilir.
RESMÎ YAYININ ÖZETİ
Resmî yayında kararın konusu
Resmî derginin anahtar kelimeleri: -Sahte Belge, -Hizmet Kusuru, -El Koyma
Aktarılan bölüm: Resmî dergi özeti (kararın PDF sayfaları 264-269).
Aracın sahte belgelerle trafik siciline tescil edilmesinde idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, iyiniyetli 3. kişi durumunda bulunan davacının satın aldığı bu araca el konulmasının idari işlem niteliğinde olduğu, el konulan aracın ancak kesinleşmiş bir müsadere veya mülkiyetinin kamuya geçirilmesi kararı ile davacının mülkiyetinden çıkacağı ve ancak bu hallerde davacının zararının tam ve kesin olarak ortaya çıkacağı hakkında.
Bu bölüm, kararı yayımlayan resmî kurumun hazırladığı özettir. Kararı veren heyetin gerekçesi ve varsa karşı oy, aşağıdaki tam metinde kendi yerleriyle birlikte okunmalıdır.
Tam metne erişim
Tam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.
Resmî kararın tamamına geçin ↓RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
Bu kayıt resmî kaynak metnini ve künyesini sunar; ayrı bir editoryal içtihat çözümlemesi içermez. Dergideki özet ve anahtar kelimeler resmî yayıncıya aittir. Tam metin, belirtilen sayfa aralığındaki kararın varsa karşı oylarını da kapsar; sayfa üst ve alt bilgileri aktarım dışında tutulmuştur.
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/3613 Karar No : 2024/1736 Anahtar Kelimeler : -Sahte Belge, -Hizmet Kusuru, -El Koyma Özeti : Aracın sahte belgelerle trafik siciline tescil edilmesinde idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, iyiniyetli 3. kişi durumunda bulunan davacının satın aldığı bu araca el konulmasının idari işlem niteliğinde olduğu, el konulan aracın ancak kesinleşmiş bir müsadere veya mülkiyetinin kamuya geçirilmesi kararı ile davacının mülkiyetinden çıkacağı ve ancak bu hallerde davacının zararının tam ve kesin olarak ortaya çıkacağı hakkında. TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … TEMYİZ EDEN (DAVALI) : Ticaret Bakanlığı VEKİLİ : Av. … DİĞER DAVALILAR : 1- İçişleri Bakanlığı VEKİLİ : Hukuku Müşaviri … 2- Hazine ve Maliye Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. …, Av. … İSTEMİN KONUSU : İzmir Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesinin 09/03/2020 tarih ve E:2020/388, K:2020/615 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava Konusu İstem : Davacının 28/12/2016 tarihinde … isimli şahıstan satın aldığı … plakalı Audi A8 Long model/marka araca kaçakçılık soruşturması kapsamında Bakırköy 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/05/2017 tarih ve 2017/2378 Değişik İş sayılı kararına istinaden el konulduğundan
bahisle uğranıldığı ileri sürülen toplam 487.964,61 TL maddi, 250.000,00 TL manevi zararın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İzmir 6. İdare Mahkemesinin 21/11/2019 tarih ve E:2019/676, K:2019/1347 sayılı kararıyla; davacının uğradığını ileri sürdüğü zarar ile idari işlem/eylem (hizmet kusuru) arasındaki illiyet bağı kesildiğinden, davacının söz konusu zararın tazmini istemiyle aracı kendisine satan şahıs aleyhine adli yargı mahkemeleri nezdinde dava açması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti: İzmir Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İzmir 6. İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı ile davalı Ticaret Bakanlığı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvuruları reddedilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: 1- Davacı tarafından, iyiniyetli 3. kişi olarak zarara uğradığının sabit olduğu, olayda idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu, emsal nitelikte birçok Danıştay kararı varken Bölge İdare Mahkemesince dikkate alınmadığı, aracına el konulması nedeniyle uğradığı zararının tazminine karar verilmesi gerektiği ve Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğu ileri sürülerek bozulmasına karar verilmesi istenmektedir. 2- Davalı Ticaret Bakanlığı tarafından, davanın reddi nedeniyle idareleri lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFLARIN SAVUNMALARI: Davalı idarelerce davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: Tanju Başkök DÜŞÜNCESİ: Davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren 2577 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca Danıştay Onuncu ve Sekizinci Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: … şase numaralı 2015 model Audi A8 Long marka araç 24/09/2016 tarihinde … yabancı plaka ile Edirne Kapıkule Sınır Kapısından Türkiye'ye giriş yaparak karayolu ile İstanbul iline getirilmiş ve sahte evrak ile ilk olarak 03/11/2016 tarihinde … plaka ile … isimli şahıs adına tescil edilmiştir. Daha sonra ise dava konusu araç sırasıyla 09/11/2016 tarihinde …'e devredilmiş ve plakası bir gün sonra … olarak değiştirilmiş, 11/11/2016 tarihinde …'a devredilmiş, 16/11/2016 tarihinde …'e devredildiği, son olarak adı geçen kişi tarafından 28/12/2016 tarihinde davacı …'a devredilmiştir. Dava konusu araç davacının mülkiyetinde iken Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Bakırköy 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/05/2017 tarih ve 2017/2378 Değişik İş sayılı kararına istinaden 08/02/2018 tarihinde el konulmuştur. Bununla birlikte Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 26/04/2018 tarihli ve 2016/112802 soruşturma numaralı kararı ile davacı hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Bunun üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa’nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. İdareler, yasalarla kendisine verilen kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak örgütü kurmak, araç, gereç ve personeli o hizmetin gereklerine uygun biçimde hazırlamakla yükümlü olup, hizmetin işleyişi ve
yerine getirilişi sırasında gerekli önlemlerin alınmaması, hizmetin iyi işlememesi, kusurlu işlemesi nedeniyle kişilere verilen zararların idarece giderilmesi zorunludur. 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun "Kaçakçılığı önleme, izleme ve araştırmakla görevli olanlar" başlıklı 19. maddesinin 1. fıkrasında, mülkî amirler, Gümrük Müsteşarlığı personeli ile Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı personelin, bu Kanunla yaptırım altına alınan fiilleri önleme, izleme ve araştırmakla yükümlü olduğu hüküm altına alınmıştır. 4458 Sayılı Gümrük Kanunu'nun 10/A maddesinde, "1. Gümrük idareleri, mevzuatın belirlediği şartlar çerçevesinde, Türkiye Gümrük Bölgesi ile diğer ülkeler arasında taşınan eşyanın giriş, çıkış, transit, aktarma ve nihai kullanımını ve serbest dolaşımda bulunmayan eşyanın durumunu düzenleyen gümrük mevzuatı ve diğer mevzuatın doğru uygulanmasını sağlamak için gerekli görülen gümrük kontrollerini yerine getirir." hükmü; 65. maddesinin 1. fıkrasında ise, "Gümrük idareleri, beyanın doğruluğunu araştırmak üzere; a) Beyanname ile ilgili ve beyannameye ekli belgeleri kontrol edebilir ve beyannamenin içerdiği bilgilerin doğruluğunu araştırmak amacı ile beyan sahibinden diğer belgeleri de vermesini isteyebilir, b) Eşyayı muayene edebilir ve ayrıntılı muayene veya tahlil amacıyla numune alabilirler." hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Motorlu araçların trafiğe tescilinden amaçlanan, bu araçlar üzerinde tasarruf güvenliğinin sağlanmasıdır. İdarenin bu hizmeti yerine getirirken, kayıtların düzenli tutulması, taşıtların model, motor ve şasi numaraları ile tescili istenen aracın karşılaştırılması ve bunun yanında sunulan belgelerin doğruluğunun araştırılması önem taşımaktadır. Uyuşmazlıkta, yurt dışından ülkeye kaçak eşya sokulmasını önleme, izleme ve araştırmakla yükümlü olan davalı idarelerin, dava konusu aracın sahte belgelerle trafik siciline tescilinin yapılmasında üzerlerine düşen dikkat ve özeni göstermeyerek, yükümlü oldukları hizmeti kusurlu işlettikleri anlaşılmaktadır. Bu itibarla; aracın sahte belgelerle trafik siciline tescil edilmesinde herhangi bir ilgisi ve kusuru bulunmayan, yurda giriş yaparak trafik siciline tescil edilen aracı satın alan iyiniyetli 3. kişi durumunda bulunan davacının, aracı yurda getiren kişilerin sahte belgelerle bu aracı tescil ettirdiklerinden bahisle araca yargı kararının uygulanması suretiyle el konulması nedeniyle uğradığı zararının kusurlu sorumluluk ilkesi gereğince tazmin edilmesi gerekmektedir.
Bununla birlikte, uyuşmazlıkta, davacı üzerine kayıtlı araca kaçak olduğu gerekçesiyle yapılan el koyma, bir idari işlem niteliğinde olmakla birlikte bu idari işlemin davacının zararına doğrudan yol açmayacağı, yapılan tahkikatın ardından açılan ceza davası sonucunda aracın kaçak olduğunun mahkeme kararı ile sabit olması ve müsadere kararı verilmesi veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yönünde bir karar alınması durumunda zararın ortaya çıkacağı, aksi durumda ise aracın davacıya iade edileceği ve bu durumda da ortada bir zarardan bahsedilemeyeceği açıktır. Dosyanın incelenmesinden; davacının mülkiyetinde bulunan … plakalı araca, Bakırköy 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/05/2017 tarih ve 2017/2378 Değişik İş sayılı dosyası ile el koyma kararı verildiği, karar gereğince araca 08/02/2018 tarihli Araç Tespit ve Teslim - Tesellüm Tutanağı ile el konulduğu görülmektedir. Davada, tazminat olarak aracın satın alma değerinin talep edildiği de göz önüne alındığında; el konulan aracın ancak kesinleşmiş bir müsadere veya mülkiyetinin kamuya geçirilmesi kararı ile davacının mülkiyetinden çıkacağı ve davacının mal varlığında bir azalma olacağı açıktır. Davaya konu araç ile ilgili olarak devam eden ceza yargılaması sonucunda müsadere kararı verilmemesi halinde aracın davacıya iade edileceği tartışmasızdır. Bu durumda, Mahkemece araç hakkında kesinleşmiş bir müsadere veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilip verilmediği hususları araştırılarak, zararın tam ve kesin olarak oluştuğunun tespitinden sonra bir karar verilmesi gerektiği tabiidir. Öte yandan, İdare Mahkemesince, her ne kadar davacının adli yargıda aracı satın aldığı kişilere karşı dava açması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacı tarafından zararının tazmini için, idarenin hizmet kusurundan kaynaklı tazminat sorumluluğu ilkelerine istinaden idari yargıda dava açılabileceği gibi, aracı kendisine satan kişiye karşı özel hukuktan (zapta karşı tekeffül) kaynaklı sorumluluk ilkeleri kapsamında adli yargıda da dava açılabilmesi mümkündür. Bu durumda, idarenin hizmet kusuru bulunduğu iddiasıyla açılan işbu davada, Mahkemesince davanın esası incelenmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiğinden, davanın reddi yönündeki İzmir 6. İdare Mahkemesi kararına yönelik davacının istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu İzmir Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Davalı Ticaret Bakanlığının Temyiz İsteminin İncelenmesi : Yukarıda yazılı gerekçe doğrultusunda, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiğinden ve bozma
kararı uyarınca Mahkemece verilecek kararda vekalet ücreti yönünden yeniden hüküm kurulacağından, bu aşamada davalı idarenin vekalet ücreti yönünden temyiz istemi hakkında ayrıca bir karar verilmesine gerek bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE, 2. Davanın reddine ilişkin İzmir 6. İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu İzmir Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesinin 09/03/2020 tarih ve E:2020/388, K:2020/615 sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İzmir Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 02/05/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Resmî PDF içindeki yeri
- T.C. Danıştay Kararlar Dergisi · Sayı 17 (2024) · PDF sayfa 264–269
- Resmî metnin alındığı tarih
- Metin ve künye kontrolü
Bu kayıtta künye, kaynak metni ve metinden yapılan aktarım sunulmaktadır. Editoryal içtihat analizi veya makaleyle karşılaştırma yapılmış olduğu anlamına gelmez.
Kaynak bütünlük bilgisi
Seçilen karar metni SHA-256: dc8a7c97ce7346d4454c751d8496ea96fa294252f8a029604e16b87c24435f10
Özgün dergi PDF dosyası SHA-256: 586095cda1a8ade4310416b8b68dd5839295020dbcb611b1ae758295b75c6f7a
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← İçtihat arşivine dönün