İdare Hukuku

10. Daire: Destek Zararı, Farazi Destek, Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Danıştay 10. Daire, 2019/6133 E., 2019/6464 K., 09.10.2019

Kararın tam metnine geçin

Sitede yayın: · Metin ve künye kontrolü: . Karar tarihi yukarıdaki künyede ayrıca gösterilir.

RESMÎ YAYININ ÖZETİ

Resmî yayında kararın konusu

Resmî derginin anahtar kelimeleri: -Destek Zararı, -Farazi Destek, -Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Aktarılan bölüm: Resmî dergi özeti (kararın PDF sayfaları 261-269).

Anne karnında iken vefat eden bebeğin hukuk aleminde kişilik kazanmadığı ve dolayısıyla hak ehliyeti bulunmayan ceninin ileride davacılara destek olacağının kabul edilmesine hukuki olanak bulunmadığı hakkında.

Bu bölüm, kararı yayımlayan resmî kurumun hazırladığı özettir. Kararı veren heyetin gerekçesi ve varsa karşı oy, aşağıdaki tam metinde kendi yerleriyle birlikte okunmalıdır.

Tam metne erişim

Tam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.

Resmî kararın tamamına geçin ↓

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

Bu kayıt resmî kaynak metnini ve künyesini sunar; ayrı bir editoryal içtihat çözümlemesi içermez. Dergideki özet ve anahtar kelimeler resmî yayıncıya aittir. Tam metin, belirtilen sayfa aralığındaki kararın varsa karşı oylarını da kapsar; sayfa üst ve alt bilgileri aktarım dışında tutulmuştur.

T.C. D A N I Ş T A Y Onuncu Daire Esas No : 2019/6133 Karar No : 2019/6464 Anahtar Kelimeler : -Destek Zararı, -Farazi Destek, -Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Özeti : Anne karnında iken vefat eden bebeğin hukuk aleminde kişilik kazanmadığı ve dolayısıyla hak ehliyeti bulunmayan ceninin ileride davacılara destek olacağının kabul edilmesine hukuki olanak bulunmadığı hakkında. Temyiz Eden (Davacılar) : 1- …, 2- … Vekilleri : Av. … Karşı Taraf (Davalı) : Sağlık Bakanlığı Vekili : Av. …

İstemin Konusu : Van 3. İdare Mahkemesinin 09/05/2014 tarih ve E:2013/119, K:2014/748 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Yargılama Süreci: Dava Konusu İstem: 02/03/2011 tarihinde doğum sancısı şikayetiyle Erciş Devlet Hastanesi Doğum Servisine başvuran davacılardan …'a görevli doktor ve personel tarafından zamanında müdahale yapılmayıp çocuğu ölü doğmasına sebebiyet verildiği iddiasıyla, 10.000,00 TL defin ve cenaze gideri ile her bir davacı için 10.000,00 TL maddi 75.000,00 TL manevi zarar olmak üzere toplam 30.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi zararın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Van 3. İdare Mahkemesince verilen 09/05/2014 tarih ve E:2013/119, K:2014/748 sayılı kararla; Adli Tıp Kurumunun 19/02/2014 tarih ve 678 sayılı Raporunda özetle; davacılardan …'ın 02/03/2011 tarihli ölü doğum yapması olayında, tıbbi belgelerde bebeğin travmatik bir tesirle öldüğüne dair delillerin bulunmadığı, …'ın ikisi doğumdan hemen sonra ölüm ile sonlanan 9 normal doğum yaptığı, hastaneye başvurudan hemen sonra saat 09:00 sıralarında yapılan muayenede çocuğun sağ olduğu ve gerekli tedavilere görevli doktor gözetiminde başlandığı, gebelik USG tetkiki yapıldığı, saat 9:30'da NST tetkiki yapıldığı, saat 09:45'te doktor tarafından indüksiyonun başlatıldığı, aralıklı monitör takibine, fetal monitörde bozulma olduğundan doğumun sezaryen ile yapılmasına ve gebeliğin oral alımının kesilmesine karar verildiği, sancıların sıklaşması üzerine hastanın doğumhaneye alındığı, doğumhaneye kabulünden yaklaşık iki buçuk saat sonra hastanın fetal monitöre bağlandığı ve kalp atışlarının duyulmadığı, hastanın tekrar ultrasyona alındığı USG ve fetal kalp atımlarının görülmediği, gebe ve yakınlarıyla görüşülerek bebeğin normal doğumla ölü olarak doğduğu, ilk USG tetkikinde biyofizik profilinin (fetal kalp atımları, amniotik sıvı miktarı, fetal solunum hareketleri, fetusun extremite hareketleri) normal olması, görevli doktorun aralıklı monitör takibi yapması, fetal monitörde bozulma olduğundan doğumun sezaryen ile yapılmasına ve gebeliğin oral alımının kesilmesine karar verilmesi, NST tetkikinde kısa süre sonra bebeğin ex olması, doğum olayının kısa sürmesi dikkate alındığında görevli doktor ve yardımcı sağlık personeline atf-ı kabil bir kusurun bulunmadığı hususlarına yer verildiği; olayda, yukarıda yer verilen raporda belirtilen hususlar ile dava dosyasında bulunan tüm bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, doğum sancısı ile hastaneye başvuran davacıya

uygulanan tedavi tetkik ve müdahalelerin tıp kurallarına uygun olduğu hususunun Adli Tıp Kurulunca belirlenmesi karşısında, olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı, bu nedenle de maddi ve manevi tazminat isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz Edenin İddiaları: Davacılar tarafından, saat 7:00 de hastaneye başvurulmasına rağmen 9:10'a kadar hastaya müdahale edilmediği, girişinin yapılmadığı; doktor ve sağlık görevlilerinin zamanında müdahalede bulunmayarak bebeğin ölümüne sebep oldukları; idare tarafından yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen 29/07/2011 tarihli ön inceleme raporuyla doktorun kusurlu olduğunun kanıtlandığı belirtilerek Mahkeme Kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Karşı Tarafın Savunması: Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hâkimi Çiğdem Doğan Düşüncesi: Temyiz isteminin kısmen kabulü ile Mahkeme Kararının defin giderlerine ilişkin maddi tazminat ve manevi tazminata ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ''Adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder.'' hükmü gereği, İdare mahkemesince davacının adli yardım isteminin kabulü yolunda verilen 06/02/2013 tarih ve E:2013/119 sayılı karar temyiz aşamasında da geçerli olduğundan bu konuda yeni bir karar verilmeyerek işin esasına geçildi, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Temyiz istemine konu mahkeme kararının, her bir davacı için 10.000,00 tl destekten yoksun kalma tazminatı isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden; Hukuki Değerlendirme; İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın destekten yoksun kalma tazminatının reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Temyiz istemine konu mahkeme kararının, defin masraflarına ilişkin maddi tazminat ve manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden; İnceleme ve Gerekçe : Maddi Olay : Davacılardan … 02/03/2011 tarihinde saat 08:00 sıralarında miadında ağrılı gebe olarak Erciş Devlet Hastanesi'ne başvurmuş, ebe tarafından yapılan gebelik muayenesinde: TA:120/80, ÇKS:(+) olduğu, rahim ağzı açıklık multipar açıklığında su kesesi negatif olduğu, suları kalın mekonyumlu geldiği kayıt altına alınmış; saat 08:45 civarı gebe doğumhaneye alınmış; gebenin ikisi doğumdan hemen sonra ölüm ile sonlanan 9 normal doğum yaptığı, saat 09:10’da yapılan gebelik muayenesinde kollum açıklığı 2 cm, silinme %50, su kesesi negatif olduğu, suları mekonyumlu olduğu kaydedilmiş; saat 09:15-09:30 arası NST çekilmiş, Kadın Hastalıları ve Doğum Uzmanı Dr. Cengiz Sağıroğlu’na gösterilmiş, "reaktif, yer yer hafif deselerasyonlar görülmekte" şeklinde değerlendirilmiş; saat 09:45’de Doktor oxytocin ile indüksiyonu başlatmış, normal vajinal doğumun denenmesine, aralıklı monitor takibine, fetal monitorde bozulma olduğunda doğumun sezaryen ile yapılmasına ve gebenin oral alımının kesilmesine karar verilmiş, saat 10:15’de yapılan muayenede ÇKS(+) olduğu tespit edilmiş, doğumhaneye kabulünden 2,5 saat sonra saat 11:15’de fetal monitöre bağlandığında fetal kalp atım seslerinin duyulmaması nedeni ile ultrasona alınmış, USG de fetal kalp atımları görülmemiş, oxytocin indüksiyonu ile fetusun vajinal yolla doğurtulmasına karar verilmiş; saat 14:30'da 2840 gr, yaşam belirtileri olmayan erkek bebek doğurtulmuş; olayda davalı idare çalışanlarının kusurlu olduğu iddiasıyla uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle davacılar tarafından 20/07/2011 tarihinde davalı idareye başvurulmuş, başvurunun reddi üzerine bakılan dava açılmıştır. Hukuki Değerlendirme: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru,

özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan doğruya ve asli nedenini oluşturmaktadır. Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır. İdare hukukunun ilkeleri ve Danıştayın yerleşik içtihatlarına göre, zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı hallerde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için, zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. İdarenin hukuki sorumluluğu, kamusal faaliyetler sonucunda, idare ile yönetilenler arasında yönetilenler zararına bozulan ekonomik dengenin yeniden kurulmasını, idari etkinliklerden dolayı bireylerin uğradığı zararın idarece tazmin edilmesini sağlayan bir hukuksal kurumdur. Bu kurum, kamusal faaliyetler nedeniyle yönetilenlerin malvarlığında ortaya çıkan eksilmelerin ya da çoğalma olanağından yoksunluğun giderilebilmesi, karşılanabilmesi için aranılan koşulları, uygulanması gereken kural ve ilkeleri içine almaktadır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem ve eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Bakılan uyuşmazlıkta İdare Mahkemesince hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunun 19/02/2014 tarihli raporunda dava konusu olayda görev alan doktor ve yardımcı sağlık personeline atfı kabil

kusur bulunmadığı belirtilmiş ise de, Erciş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, Van Adli Tıp Şube Müdürlüğü Adli Tıp Uzmanları Uz. Dr. … ve Adli Tıp Uzmanı Uz. Dr. … ile Yüzüncü Yıl Üniversitesi Kadın Doğum Uzmanları Prof. Dr. …, Doç. Dr. …, Doç. Dr. … ve Yrd. Doç. Dr. …'tan oluşan heyete hazırlattırılan 07/05/2013 tarihli bilirkişi raporunda, "...… isimli hastanın dosyasının incelenmesi sonucunda amniyon mayi mekonyumlu olarak geldiği ve doğum kararının verilmiş olduğu ve doğumu hızlandırmak için indüksiyon başlandığının anlaşıldığı, bu durum yüksek riskli bir durum olup takibinin bir ekip tarafından yapılması ve ayrıca adı geçen hastanın o günkü nöbetçi ekip tarafından sürekli monitorize edilmesinin gerektiği, bu imkan yoksa 15-20 dakikada bir kontraksiyon sonrasında ÇKS (çocuk kalp sesi)'nin düzenli olarak dinlenmesi ve not edilmesinin gerektiği, hemşire gözlem formunda mevcut verilere göre 10:15'de ÇKS: (+) iken 11:15' de ÇKS:(-) olarak izlendiği, bu süreçte ÇKS takibine dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, ÇKS de bozulma olduğunda hastanın sezaryene alınmasının gerektiği, bu durumla ilgili herhangi bir bilgi ve belgenin dosyada mevcut olmadığının görüldüğü, hastanın takibinin ebe, hemşire ve doktorun içinde bulunduğu bir ekip tarafından sık aralıklarla yapılmasının gerektiği, bu takip düzenli yapılmadığından öncesinde çocuk kalp sesleri alınmasına rağmen sıkıntıya girmesi halinde doğumun doğal yolla ya da sezeryan ile yapılmasıyla ilgili doktorun karar vermediği, böyle bir durumun önüne geçmek için doktorun hasta ile ilgilenen personeli yönlendirmesi, takipleri konusunda gereken telkinlerde bulunması ve hastasının her durumundan bilgisinin olması gerekirken bu hususlarda yetersiz kaldığı anlaşıldığından, …'ın takip ve tedavisinden sorumlu içinde Dr. …'nun da olduğu o günkü nöbetçi ekibin sorulduğu üzere gerekli dikkat ve özeni göstermediğinin anlaşıldığı" yönünde görüş bildirilmiştir. 29/07/2011 tarihli Uz. Dr. … tarafından hazırlanan Ön İnceleme Raporunda, "...annenin Erciş Devlet Hastanesi doğum servisine başvurduğunda doğumun başlamış olduğu, muayenesinde 2 cm dilatasyon %50 effesman baş geliş posh negatif (-) ve koyu mekonyumlu olduğu, çocuk kalp sesinin pozitif olduğu, çekilen NST sinin nonreaktif olduğu, Dr. …'nun talimatları ile ebe … ve Dr. … tarafından doğum sürecinin takip edildiği, bu süreçte nonreaktif olmasına rağmen nst nin tekrarlanmadığı, ifadede belirtilen biofizik profil ile ilgili bir kaydın dosyada olmadığı, çocuk kalp sesinin 1 saat sonra tekrar bakıldığı ve pozitif olarak değerlendirildiği, NST nin 2 saat sonra bakılmak istendiğinde bebeğin kalp atım seslerinin alınamaması üzerine gebenin ultrasona alınarak bebeğin ölmüş olduğunun

saptanarak doğumun bu şekilde gerçekleştirildiği, gebeliğin koyu mekonyumlu suların gelmesinden dolayı riskli gebelik olmasına rağmen sık aralıklarla takip edilmediği (esas olan sürekli fetal monitorizasyondur ancak hastane şartlarında bu sağlanamadığında sık aralıklarla takip yapılmalıdır.), nonreaktif nst ile bebeğin iyilik halinin değerlendirilmesinin yapılamayacağından dolayı NST nin mutlaka tekrar edilmesi ve sonucuna göre bebek sıkıntıda ise sezaryen açısından gecikmeden değerlendirilmesi gerektiği, riskli doğum grubunda olan bu doğumu takip ederken sürekli doğumhanede olan ve talimatları veren Dr. …'nun hastaya gereken dikkat ve özeni göstermediği"nin belirtildiği görülmüştür. Dava dosyasındaki belgeler ve raporların incelenmesinden, 02/03/2011 tarihinde saat 08:00 sıralarında doğum sancılarının başlaması nedeniyle Erciş Devlet Hastanesi'ne başvuran davacılardan … hastaneye geldiğinde bebeğinin canlı olduğu, Dr. …'nun ifadesinde belirttiği biyofizik profil (fetal kalp atımları, amniyotik sıvı miktarı, fetusun extremite hareketleri ve fetal solunum hareketleri)'nin normal olduğu ile ilgili bir kaydın dosyada bulunmadığı, aksine su kesesinin negatif olduğu, sularının kalın mekonyumlu geldiği, NST çekildiğinde sonucun "reaktif, yer yer hafif deselerasyonlar (yavaşlama) görülmekte" olarak değerlendirildiği sadece ÇKS sinin pozitif olduğu kaydının bulunduğu, yukarıda yer verilen raporlardan anlaşıldığı üzere bu durumun yüksek riskli doğum kabul edildiği, 09:10 ve 10:15'deki kayıtlarda ÇKS'nin pozitif olduğu ancak 11:15'de negatife döndüğü ve ultrasona alındığında da fetal kalp atımlarının görülmediği anlaşılmaktadır. …'ın hastaneye başvurduğunda canlı olan bebeğinin yaklaşık 3,5 saat sonra anne karnında öldüğü, yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı durumu yüksek riskli doğum kabul edilen gebenin sürekli monitörize edilmesi, bu imkan yoksa 15-20 dakikada bir ÇKS'nin düzenli olarak dinlenmesi, not edilmesi ve sonucuna göre bebek sıkıntıda ise sezaryen açısından gecikmeden değerlendirilmesi gerekirken sık aralıklarla takip edilmediği açıktır. Açıklanan nedenlerden dolayı davalı idarenin maddi (Defin Masrafı) ve manevi zarardan sorumlu olduğu ve tazminat şartlarının oluştuğu görülmüştür. Ancak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 8. maddesinde; "Her insanın hak ehliyeti vardır. ", 28. maddesinde ise; "Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer. Çocuk hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder." hükümleri yer almaktadır. Yasa koyucu anılan hükümlerle, çocuğun hak ehliyetini sağ ve tam doğmak koşuluyla anne rahmine düştüğü

andan itibaren kazanacağını belirterek anne karnındaki cenine koşullu olarak hak ehliyeti tanımıştır. Buna göre ceninin kişiliğinden ve hak ehliyetinden bahsedebilmek için sağ ve tam doğmak koşullarının birlikte sağlanması gerekmektedir. Kişiliğin hangi anda kazanılacağı, kişinin hak ve yükümlülüklere sahip olması ve hukuk düzenince korunması yönünden önem taşır. Çocuğun hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde edeceği belirtilerek, cenine de koşullu olarak hak ehliyeti tanınmasına ilişkin Medeni Kanun'un 28/2. maddesindeki yasal düzenlemenin amacı, miras hukuku ve özel hukuk bakımından açılacak davalar yönünden önem taşımaktadır. Miras hukuku yönünden sağ olarak doğmayan cenin mirasçı olamaz. Destekten yoksun kalma zararına ilişkin istemlerin yasal dayanağını oluşturan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca, ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin zararının karşılanması gerektiği hususunda kuşku bulunmamaktadır. Destek kavramı, gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi umulan bir bakım ilişkisini gösterir. Eylemli ve düzenli olarak bir kimsenin geçiminin bir bölümü veya tümünü sağlayacak biçimde ona yardım eden veya olayların olağan akışına göre eğer ölüm meydana gelmeseydi az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kişi destek sayılır. Dava konusu olayda, davacılardan …'ın hamile olduğu, dosyadaki belgelerin tetkikinden davacıların bebeğinin henüz anne karnında iken vefat ettiği, ceninin daha doğmadan öldüğü, yukarıda yer verilen Kanun hükümleri uyarınca sağ olarak doğmadığı anlaşılmaktadır. Bu hale göre, yukarıdaki açıklamalar ışığında, desteğinden yoksun kalındığı iddia edilen bebeğin tam ve sağlıklı olarak doğmuş olmadığı, anne karnında iken vefat ettiği, bu nedenle hukuk aleminde kişilik kazanmadığı anlaşıldığından, kişilik kazanamayan ve hak ehliyeti de bulunmayan ceninin ileride davacılara destek olacağının düşünülmesine hukuken imkan bulunmadığından, Mahkeme Kararının, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin reddine dair kısmında hukuka aykırılık bulunmasa da, defin masraflarına ilişkin maddi tazminat ve manevi tazminat istemleri yönünden davanın reddi kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. Karar Sonucu: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu Van 3. İdare Mahkemesinin 09/05/2014 tarih ve E:2013/119, K:2014/748 sayılı kararının, defin masraflarına ilişkin maddi tazminat ve manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının bozulmasına,

3. Destekten yoksun kalma tazminatı isteminin reddine ilişkin kısmının onanmasına, 4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un (geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 09/10/2019 tarihinde onanan kısım yönünden oybirliği, bozulan kısım yönünden oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Bakılan uyuşmazlıkta İdare Mahkemesince hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunun 19/02/2014 tarihli raporu ile Van Adli Tıp Şube Müdürlüğü adli tıp uzmanları ve Yüzüncü Yıl Üniversitesi kadın doğum uzmanı öğretim üyelerinden oluşan heyet raporu ve uzman doktor imzalı muhakkik bilirkişi raporları arasında çelişkiyi gidermek için dava konusu olayda görevli doktor hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan açılan kamu davasında, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda, Erciş 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/247 Esas sayılı dosyasında Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan alınan 09/03/2017 tarihli raporda, dava konusu olayda görev alan doktor ve yardımcı sağlık personeline atfı kabil kusur bulunmadığının belirlenmesi karşısında maddi ve manevi tazminat şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, temyize konu Kararın defin masraflarına ilişkin maddi tazminat ve manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının da onanması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Kararın kaynağı

Resmî PDF içindeki yeri
T.C. Danıştay Kararlar Dergisi · Sayı 3 (2020) · PDF sayfa 261–269
Resmî metnin alındığı tarih
Metin ve künye kontrolü

Bu kayıtta künye, kaynak metni ve metinden yapılan aktarım sunulmaktadır. Editoryal içtihat analizi veya makaleyle karşılaştırma yapılmış olduğu anlamına gelmez.

Kaynak bütünlük bilgisi

Seçilen karar metni SHA-256: 3fe6d02d0f091619755b16cc377a5a4530566302c792f46dc8686c13c66349cb

Özgün dergi PDF dosyası SHA-256: a20a7d2a7ec4635687dd1d096086ad4ef64834024e631f2c12d45581e3e78862

← İçtihat arşivine dönün