İdare Hukuku

10. Daire: Destekten Yoksun Kalma Tazminatı, Bakiye Ömür, Destek Payları

Danıştay 10. Daire, 2019/6037 E., 2019/5660 K., 16.09.2019

Kararın tam metnine geçin

Sitede yayın: · Metin ve künye kontrolü: . Karar tarihi yukarıdaki künyede ayrıca gösterilir.

RESMÎ YAYININ ÖZETİ

Resmî yayında kararın konusu

Resmî derginin anahtar kelimeleri: -Destekten Yoksun Kalma Tazminatı, -Bakiye Ömür, -Destek Payları

Aktarılan bölüm: Resmî dergi özeti (kararın PDF sayfaları 253-261).

Muhtemel bakiye yaşam süresinin belirlenmesinde “TRH 2010” tablosunun esas alınması, destek paylarının yerleşik içtihatlara uygun olarak belirlenmesi hakkında.

Bu bölüm, kararı yayımlayan resmî kurumun hazırladığı özettir. Kararı veren heyetin gerekçesi ve varsa karşı oy, aşağıdaki tam metinde kendi yerleriyle birlikte okunmalıdır.

Tam metne erişim

Tam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.

Resmî kararın tamamına geçin ↓

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

Bu kayıt resmî kaynak metnini ve künyesini sunar; ayrı bir editoryal içtihat çözümlemesi içermez. Dergideki özet ve anahtar kelimeler resmî yayıncıya aittir. Tam metin, belirtilen sayfa aralığındaki kararın varsa karşı oylarını da kapsar; sayfa üst ve alt bilgileri aktarım dışında tutulmuştur.

T.C. D A N I Ş T A Y Onuncu Daire Esas No: 2019/6037 Karar No: 2019/5660 Anahtar Kelimeler : -Destekten Yoksun Kalma Tazminatı, -Bakiye Ömür, -Destek Payları Özeti : Muhtemel bakiye yaşam süresinin belirlenmesinde “TRH 2010” tablosunun esas alınması, destek paylarının yerleşik içtihatlara uygun olarak belirlenmesi hakkında. Temyiz Eden (Davacılar) : Kendi Adlarına Asaleten … ve …'a Velayeten … ve … Vekilleri : Av. … Temyiz Eden (Davalı) : Sağlık Bakanlığı Vekili : Av. … Temyiz Eden (Davalı Yanında Müdahil): … Vekili : Av. … İstemin Konusu : Çorum İdare Mahkemesinin 12/03/2014 tarih ve E:2013/277, K:2014/154 sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Yargılama Süreci: Dava Konusu İstem: Davacılar tarafından, oğulları/kardeşleri olan küçük …'ın 24/09/2011 tarihinde yüksekten düşmesi üzerine götürüldüğü Çorum Devlet Hastanesinde başlayan tedavi sürecinde yaşanan ihmaller ve hayati tehlikesinin olmasına rağmen Çorum Devlet Hastanesinden Kırıkkale Tıp Fakültesi Hastanesine ambulans ve sağlık görevlisi olmadan sevk edilmesi nedeniyle hayatını kaybettiği, ambulans temininin zaman alacağı, kendi imkanlarıyla çocuğu götürmelerinin daha uygun olacağı belirtilerek, ambulans istemediklerine dair kendilerinden imzalı beyan alınmışsa da, bu beyanın idareyi sorumluluktan kurtarmayacağı, olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık toplam 300.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Çorum İdare Mahkemesinin 12/03/2014 tarih ve E:2013/277, K:2014/154 sayılı kararıyla; olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespitine yönelik olarak Adli Tıp Kurumundan alınan rapora göre, müteveffa …'ın Çorum Devlet Hastanesi KBB Polikliniğinde muayenesinin yapılıp sevk kararı alınmasının uygun olduğu, ancak hava yolunun açıklığının sağlanması amacıyla çocuğun sevk edilmeden önce entübe edilmesi ya da trakeostomi açılması, stabil hale geldikten sonra ambulans ile sağlık personeli eşliğinde sevk edilmesi gerektiği, bunların yapılmamasının eksiklik olduğu, Çorum Devlet Hastanesinde yapılan tetkik ve muayenelerde bir eksiklik olmadığı kabul edilse bile bir üst basamak sağlık kuruluşuna sevk işlemlerinde ve ambulans hizmetlerinde yaşanan aksaklıkların idarenin sağlık hizmetlerini kusurlu yürüttüğünü gösterdiği, davacılar yakının ölümünde idarenin kusurlu olduğunun kabulü gerektiği sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile, anne … için 50.876,51 TL maddi , 50.000,00 TL manevi, baba … için 40.496,36 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, kardeşleri … ve …'ın her biri için 10.000,00 manevi tazminat olmak üzere toplam 211.372,87 TL tazminatın 15/10/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir. Temyiz Edenlerin İddiaları: Davacılar tarafından, olay nedeniyle uğranılan maddi zararların Mahkemece hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda belirlenen maddi zararlardan daha fazla olduğu, müteveffanın kardeşleri için takdir edilen manevi tazminat miktarının yaşanılan acıyı hafifletmekten uzak olduğu, lehlerine hükmedilen tutar üzerinden

hesaplanan nispi harcın davada haksız çıkan idareden alınması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, davanın süresinde açılmadığı, Çorum Devlet Hastanesinde yapılan sevk sırasında müteveffanın babasının kendi imkanlarıyla gitmek istediği, buna dair beyanı ve imzasının bulunduğu, olayla ilgili olarak Adli Tıp Kurumundan alınan raporda sevki yapan doktor ve babanın ifadeleri arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğinin belirtilmesine rağmen buna yönelik araştırma yapılmadan karar verildiği, Çorum'dan Kırıkkale'ye 2 saatte gidilmesi mümkün iken yaklaşık 5 saatte gittikleri, olayda ailenin ihmali olduğu, idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı ileri sürülmektedir. Davalı yanında müdahil tarafından; olayla ilişkin olarak Adli Tıp Kurumundan alınan raporda sevki yapan doktor ve müteveffanın babasının ifadeleri arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğinin belirtilmesine rağmen buna yönelik araştırma yapılmadan karar verildiği, olayla ilgili açılan ceza davasında dosyanın yeniden bilirkişiye gönderildiği, İdare Mahkemesi tarafından ceza davasının sonucunun beklenmesi gerektiği, Çorum Devlet Hastanesinde yapılan sevk sırasında müteveffanın babasının kendi imkanlarıyla gitmek istediği, buna dair beyanı ve imzasının bulunduğu, kendisi ve görevli hemşireler tarafından tutulan tutanakta da küçüğe trakeostomi yapılmasının ailesi tarafından istenilmediğinin açıkça belirtildiği, olayda kusurunun bulunmadığı ileri sürülmektedir. Savunmalar: Taraflarca ve davalı yanında müdahil tarafından savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hâkimi Birsen Tamkoç İrak'ın Düşüncesi: Mahkeme kararının, maddi tazminata ilişkin kısmının bozulmasına, manevi tazminat ilişkin kısmının onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten işin gereği görüşüldü: Temyiz istemine konu mahkeme kararının, manevi tazminat isteminin kısmen kabul kısmen reddine ilişkin kısmı yönünden incelenmesinde; Hukuki Değerlendirme; İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen kararın, davacılardan müteveffanın anne ve babasının manevi tazminat istemlerinin kabulüne, kardeşlerinin manevi tazminat istemlerinin kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın manevi tazminata ilişkin kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Temyiz istemine konu mahkeme kararının, maddi tazminat isteminin kısmen kabul kısmen reddine ilişkin kısmı yönünden incelenmesinde; İnceleme ve Gerekçe: Maddi Olay : Dava dosyasında bulunan kayıtlara göre; Müteveffa … 24/09/2011 tarihinde yüksekten düşmesi nedeniyle Çorum Göğüs Hastalıkları Hastanesine, oradan ambulansla Çorum Devlet Hastanesine götürülmüştür. Çorum Devlet Hastanesinde yapılan tetkikler sonucunda larinks subglottik düzeyde duvar bütünlüğünün bozulduğu tespit edilmiş, kendiliğinden solunumu olan küçük, hava yolu güvenliği için entübe edilerek yoğun bakım servisine alınmıştır. Ertesi gün vokal kord ve larinks paralizisi tanısı ile 112 ambulansı ile larinks açıklığının değerlendirilmesi ve onarımı için Samsun Özel … Hastanesine sevk edilmiş, sevk edildiği hastanede bir gün yoğun bakım ünitesinde kaldıktan sonra KBB servisine alınmış, takiplerinde genel durumunun iyi olduğu görülmüş, onarım operasyonu yapılmamış ve 29/09/2011 tarihinde taburcu edilmiştir. 17/10/2011 tarihinde solunum sıkıntısı ile Çorum Devlet Hastanesine getirilen küçüğün 17:12 sıralarında yapılan muayenesinde pasaj açıklığının 4-4,5 mm. olduğu belirlenmiş, acilen Kırıkkale Tıp Fakültesi Hastanesine sevk kararı alınmış, ilaç tedavisi verilmiş, solunum sıkıntısında gerileme gözlenmiştir. Poliklinik kayıt defterinde, küçüğün babasının "kendi aracımla gitmek istiyorum, hastane ambulansını beklemek istemiyorum." şeklinde beyanı ve imzası alınmıştır. 17/10/2011 tarihli hasta sevk evrakında sevk gerekçesi olarak ileri tetkik ve tedavi, sevk vasıtası olarak rutin vasıta yazılmıştır. Küçük, ailesi ile özel araçla yola çıkmış, 22:49 sıralarında Kırıkkale Özel … Tıp Merkezine solunum ve kardiyak arrest halinde getirilmiş, müdahale ile kalp atımı sağlanmış, entübe edilerek Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesine ambulansla götürülmüş, ancak anılan hastaneye eks duhul olarak ulaştırılmıştır.

Davacılar tarafından, küçük …'ın 24/09/2011 tarihinde yüksekten düşmesi üzerine götürüldüğü Çorum Devlet Hastanesinde başlayan tedavi sürecinde yaşanan ihmaller ve hayati tehlikesinin olmasına rağmen Çorum Devlet Hastanesinden Kırıkkale Tıp Fakültesi Hastanesine ambulans ve sağlık görevlisi olmadan sevk edilmesi nedeniyle hayatını kaybettiği ileri sürülerek uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık toplam 300.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. İlgili Mevzuat: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'un, 53. maddesinde ölüm halinde uğranılan zararlar; " 1. Cenaze giderleri, 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar." olarak belirlenmiş, ölüm ve bedensel zararların belirlenmesine ilişkin 55. maddesinde; "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz. Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır." hükmü yer almıştır.

Hukuki Değerlendirme: Anne ve babanın çocukları kaç tane olursa olsun, maddi durumları ne derecede bulunursa bulunsun, hatta gelecekleri, müesseselerce garanti altına alınmış bile olsa, bir gün zarurete düşüp düşmeyecekleri, çocuklarına muhtaç olmayacakları önceden kestirilemeyeceğinden, küçük yaşta ölen çocuk dahi, ana - babasının farazi (varsayım) bir desteği olarak kabul edilmektedir. İdare Mahkemesince hükme esas alınan, davacı anne ve babanın destekten yoksun kalma zararının tespitine ilişkin 27/01/2014 tarihli hesap bilirkişi raporu incelendiğinde; bakiye ömür belirlenmesinde PMF 1931 Hayat Tablosunun esas alındığı görülmektedir. PMF 1931 Hayat Tablosu, Fransız nüfus verileri/istatistikleri kullanılarak 1931 yılında hazırlanmış bir tablodur. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmıştır. Destekten yoksun kalma zararı, özü itibarıyla varsayımsal verilere dayanılarak hesaplanmakta ise de; bilirkişi raporunun ilgililerin gerçek maddi zararlarını göstermesi için raporda gerçeğe en yakın ve güncel verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle, tazminat hesabına esas bakiye ömrün belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 tablosunun esas alınması gerekir. 27/01/2014 tarihli hesap bilirkişi raporunda; küçüğün anne ve babasının destek oranları ayrı ayrı, küçük evleninceye kadar %25, evlendikten sonra %20, birinci çocuğu olduktan sonra %17,5, ikinci çocuk olduktan sonra %15 olarak alınıp hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. Yerleşik yargı uygulamalarında, küçük yaşasaydı evleninceye kadar gelirinden anne ve babanın her birine %25, evlendikten sonra %16'şar, ilk çocuk olduktan sonra %14'er, ikinci çocuk olduktan sonra %12,5'ar pay verilmesi kabul edilmiş olup, destek paylarının yerleşik içtihatlara uygun olarak hesaplanması gerekmektedir. Bu durumda; Mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle davacı anne ve babanın destekten yoksun kalma zararlarının yukarıda belirtilen şekilde belirlenmesi gerekirken, hükme esas alınacak yeterlilik ve nitelikte bulunmayan bilirkişi raporuna dayanılarak davacı anne ve babanın maddi tazminat istemlerinin kısmen kabul, kısmen reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, konusu belli bir miktarı içeren davalarda, yargılama gideri içinde yer alan kalemlerden nispi karar harcı dışındaki harç, posta gideri ve bilirkişi ücretinin haklılık oranına göre davanın taraflarına yükletilmesi; hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden hesaplanacak nispi karar harcının ise, hükmedilen miktar yönünden haksız çıkmış olan davalı idareye yükletilmesi gerektiğinden, Mahkemece, bozma kararına uyularak yeniden verilecek kararda bu hususun gözetilerek yargılama giderlerinin belirlenmesi gerektiği açıktır. Karar Sonucu: Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, 2. Çorum İdare Mahkemesi'nin 12/03/2014 tarih ve E:2013/277, K:2014/154 sayılı kararının, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmının oyçokluğuyla, kısmen reddine ilişkin kısmının oybirliğiyle onanmasına, maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmının esasta oybirliği gerekçede oyçokluğuyla, kısmen reddine ilişkin kısmının oyçokluğuyla bozulmasına, 3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 16/09/2019 tarihinde karar verildi. KARŞI OY X- İdare Mahkemesince, olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu'ndan alınan 30/10/2013 tarihli raporda özetle; çocuğun 24/09/2011 tarihinde götürüldüğü Çorum Devlet Hastanesinde KBB doktoru tarafından muayenesinin yapılmasının, boyun yumuşak doku BT'sinin ve diğer beyin CT, vertabra CT gibi tetkiklerinin istenmesinin uygun olduğu, larinkste subglottik bölgede hasar tespit edilmesi üzerine hava yolu güvenliği için çocuğun yoğun bakıma alınmasının, entübe edilip mekanik ventilatöre bağlanmasının uygun olduğu, 26/09/2011 tarihinde bir üst merkeze sevk kararının uygun olduğu, çocuğun sevk edildiği Samsun Özel Medicana Hastanesinde yoğun bakıma alınmasının ve takiplerinin yapılmasının uygulanan ilaç tedavilerinin yerinde olduğu, hastaneden taburcu olduktan sonra 17/10/2011 tarihinde nefes almakta zorlanma şikayeti ile başvurduğu

Çorum Devlet Hastanesi KBB Polikliğinde muayenesinin yapılıp sevk kararı alınmasının uygun olduğu ancak hava yolunun açıklığının sağlanması amacıyla çocuğun sevk edilmeden önce entübe edilmesi ya da trakeostomi açılması, stabil hale geldikten sonra ambulans ile sağlık personeli eşliğinde sevk edilmesi gerektiği, bunların yapılmamasının eksiklik olduğu, ancak hekimin ifadesinde, çocuğun ambulans ile sağlık personeli eşliğinde sevkinin zorunlu olduğunun ailesine bildirildiği, ailesinin imza karşılığı hastaneden ayrıldıklarının beyan edildiği, hasta yakınlarının ise, hekimin kendi aracınızla götürebilirsiniz dediğini beyan ettikleri, hekimin hastanın kritik durumunu ayrıntılı bir şekilde hasta yakınlarına anlatması durumunda hasta yakınlarının imza karşılığı hastaneden ayrıldığı da dikkate alındığında KBB uzmanına kusur atfedilemeyeceği, hasta yakınlarının beyanının doğru olması halinde ise sevk kararını veren KBB uzmanının kusurlu olduğu, ancak ifadeler arasında çelişki bulunduğundan olayın adli tahkikatla aydınlatılması gerektiği" yönünde görüş verilmiştir. KBB uzmanı hakkında Çorum Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmada alınan Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu'nun 20/03/2013 tarihli raporunda da aynı yönde görüş bildirilmiştir. Doktor hakkında Çorum 1. Asliye Ceza Mahkemesinin E:2013/298 sayılı dosyasında açılan ceza davasında katılan (müteveffanın babası), sevki yapan KBB uzmanı ve tanıklar dinlenmiş, Hacettepe Üniversitesinde görevli KBB uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. 30/06/2014 tarihli raporda özetle; KBB uzmanının ifadesinde, sevk edilmeden önce hava yolu güvenliğinin sağlanması amacıyla hasta yakınlarına trakeostomi açılmasını tavsiye ettiğinin belirtildiği, bu ifadenin hasta yakınlarının ifadeleriyle çelişki yarattığı, ancak tanık sıfatıyla bilgilerine başvurulan Acil Serviste görevli doktor ve iki hemşire tarafından da bu durumun teyit edildiği, bu bilgilerle durumun gerekliliğinin hasta yakınlarına anlatıldığının anlaşıldığı, ayrıca, hasta yakınının, ambulans beklemek istemediği, kendi aracıyla gitmek istediğini beyan ederek hastane defterini imzaladığının görüldüğü, KBB uzmanının, 24/09/2011 tarihinde hastanın ilk gelişinde solunum yolunun güvenliğinin sağlanması amacıyla entübe ederek özel hastaneye uygun şartlarda sevkini sağlamış olduğu, bu durumun doktorun, olayın ciddiyetine vakıf olduğunu gösterdiği, belirtilen nedenlerle KBB uzmanının olayda kusurunun olmadığı yönünde görüş verilmiştir. Ceza Mahkemesince tüm dosya kapsamı ve sözü edilen rapor birlikte değerlendirilerek KBB uzmanının olayda kusurunun bulunmadığı kabul edilerek hakkında beraat kararı verilmiş, karar, Yargıtay 12. Ceza Dairesi tarafından onanarak kesinleşmiştir.

Dosyadaki bilgi, belgeler, ceza davasında alınan ifadeler, Hacettepe Üniversitesinden alınan rapor ve kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı birlikte değerlendirildiğinde olayda idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı anlaşılmakta olup davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne dair temyize konu Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı, kararın belirtilen gerekçe ile bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum. KARŞI OY XX- Manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracı olup, manevi tazminat ile, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabın kısmen de olsa hafifletilmesi amaçlandığından, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde ve ölçülülük ilkesi de gözetilerek belirlenmesi gerekmektedir. Küçük …'ın hayatını kaybetmesi olayının meydana geliş şekli dikkate alındığında, mahkemece davacı baba için takdir edilen manevi tazminat miktarının fazla olduğu, manevi tazminatın amaç ve niteliği dikkate alınarak manevi tazminat tutarının yeniden belirlenmesi gerektiği, bu nedenle, İdare Mahkemesi kararının, davacı baba için manevi tazminatın tamamının kabulüne ilişkin kısmının da bozulması gerektiği oyu ile Daire kararına katılmıyorum.

Kararın kaynağı

Resmî PDF içindeki yeri
T.C. Danıştay Kararlar Dergisi · Sayı 3 (2020) · PDF sayfa 253–261
Resmî metnin alındığı tarih
Metin ve künye kontrolü

Bu kayıtta künye, kaynak metni ve metinden yapılan aktarım sunulmaktadır. Editoryal içtihat analizi veya makaleyle karşılaştırma yapılmış olduğu anlamına gelmez.

Kaynak bütünlük bilgisi

Seçilen karar metni SHA-256: eae205fcab52dea92adb3945b332fe799c8e5d78fff4bc3aad99c656607fa573

Özgün dergi PDF dosyası SHA-256: a20a7d2a7ec4635687dd1d096086ad4ef64834024e631f2c12d45581e3e78862

← İçtihat arşivine dönün