İdare Hukuku

10. Daire: Merciine Tevdii, Eylemin İdariliği, Süre Aşımı

Danıştay 10. Daire, 2019/5972 E., 2023/2109 K., 13.04.2023

Kararın tam metnine geçin

Sitede yayın: · Metin ve künye kontrolü: . Karar tarihi yukarıdaki künyede ayrıca gösterilir.

RESMÎ YAYININ ÖZETİ

Resmî yayında kararın konusu

Resmî derginin anahtar kelimeleri: -Merciine Tevdii, -Eylemin İdariliği, -Süre Aşımı

Aktarılan bölüm: Resmî dergi özeti (kararın PDF sayfaları 562-567).

Merciine tevdii kararında dava dilekçesine cevap verme süresi içinde cevap verilmemesi halinde nasıl bir süreç işleyeceğine, davanın kaldığı yerden devam edip etmeyeceğine dair herhangi bir açıklama yapılmamasının dava açma süresinin kaçırılmasına neden olduğu, bu hukuki sonucun davacılara yükletilmesinin hakkaniyete aykırı bulunduğu hakkında.

Bu bölüm, kararı yayımlayan resmî kurumun hazırladığı özettir. Kararı veren heyetin gerekçesi ve varsa karşı oy, aşağıdaki tam metinde kendi yerleriyle birlikte okunmalıdır.

Tam metne erişim

Tam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.

Resmî kararın tamamına geçin ↓

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

Bu kayıt resmî kaynak metnini ve künyesini sunar; ayrı bir editoryal içtihat çözümlemesi içermez. Dergideki özet ve anahtar kelimeler resmî yayıncıya aittir. Tam metin, belirtilen sayfa aralığındaki kararın varsa karşı oylarını da kapsar; sayfa üst ve alt bilgileri aktarım dışında tutulmuştur.

T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2019/5972 Karar No : 2023/2109 Anahtar Kelimeler : -Merciine Tevdii, -Eylemin İdariliği, -Süre Aşımı Özeti : Merciine tevdii kararında dava dilekçesine cevap verme süresi içinde cevap verilmemesi halinde nasıl bir süreç işleyeceğine, davanın kaldığı yerden devam edip etmeyeceğine dair herhangi bir açıklama yapılmamasının dava açma süresinin kaçırılmasına neden olduğu, bu hukuki sonucun davacılara yükletilmesinin hakkaniyete aykırı bulunduğu hakkında. TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …, 2- … VEKİLLERİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : İçişleri Bakanlığı VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. … İSTEMİN_KONUSU : Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin 29/05/2018 tarih ve E:2018/1335, K:2018/3197 sayılı kararının, davacılar tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem: 20/07/2015 tarihinde, Şanlıurfa ili, Suruç ilçesinde gerçekleştirilen terör eylemi sonucunda çocukları …'ın hayatını kaybettiğini iddia eden davacılar tarafından, olayda idarenin genel hükümler kapsamında sorumluluğunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık ayrı ayrı 250.000,00 TL manevi, 30.000,00 TL maddi olmak üzere toplam 560.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesinin 01/12/2017 tarih ve E:2017/1396, K:2017/1509 sayılı

kararıyla, davacılar tarafından aynı istemle daha önce Mahkemelerinde açılan dava sonucunda Mahkemelerinin 17/05/2017 tarih ve E:2016/1436, K:2017/666 sayılı merciine tevdii kararı ile dava dilekçesinin İçişleri Bakanlığı'na başvuru yerine geçmek üzere tevdii edildiği bildirilmesine rağmen, davacı tarafından zımni ret süresinin bittiği tarihten itibaren işlemeye başlayan altmış günlük dava açma süresi içinde, en son 26/10/2017 tarihine kadar dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 07/11/2017 tarihinde açılan işbu davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesi olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti: Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, mahkemece verilen merciine tevdi kararının davalı idareye ne zaman tebliğ edildiği hususu kendilerine bildirilmediğinden dava açma süresinin başlangıcında bu tarihin esas alınamayacağı, vekilleri Av. …'ın 19/10/2017 tarihinde göz altına alınarak daha sonra tutuklanmasının kendileri açısından mücbir sebep kabul edilerek dava açma süresi hesabında bu durumun da göz önünde bulundurulması gerektiği iddialarıyla kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : Muhammet YILDIZ DÜŞÜNCESİ : Zımni ret işleminin oluştuğu tarihten itibaren 60 günlük süre geçtikten sonra bakılan dava açılmış ise de; merciine tevdi kararının davalı idareye ne zaman tebliğ edildiğinin davacılara bildirilmediği ve davanın açıldığı tarih ile davanın açılması gereken tarih arasında geniş bir zaman aralığı bulunmadığı dikkate alındığında, davanın süre aşımı yönünden reddi yolundaki karara karşı davacıların yapmış oldukları istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacıların duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Suriye Arap Cumhuriyeti'nin Ayn El Arap (Kobani) şehrinin yeniden inşası ve 19-24 Temmuz Rojova devriminin sözde yıldönümü dolayısıyla MLKP (Marksist Leninist Komünist Parti)’nin gençlik yapılanması olan SGDF'nin (Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu) organizasyonuyla, SGDF üyesi şahıslar ile birlikte DBP (Demokratik Bölgeler Partisi) ve HDP (Halkların Demokratik Partisi) üyesi olan yaklaşık 300 şahıs, sosyal medyadan yapılan çağrılar üzerine 20/07/2015 tarihinde sabah saatlerinde ülkemizin çeşitli illerinden Suruç ilçesine gelmiştir. Topluluk saat 12.00 sıralarında, Cumhuriyet Mahallesi, 11 Nisan Caddesi üzerinde yer alan Suruç Belediyesi'ne bağlı Amara Kültür Merkezi bahçesinde toplanmış ve "Kobaniyi Birlikte Savunduk, Birlikte İnşa Edelim" konulu basın açıklamasına başlamıştır. Bu esnada, … isimli şahıs üzerindeki bombaları patlatmış, meydana gelen patlamada davacıların çocuğu …'ın da aralarında yer aldığı 34 kişi hayatını kaybetmiş, 70 kişi ise yaralanmıştır. Davacılar tarafından, olay nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık genel hükümlere göre maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle 18/11/2016 tarihinde İçişleri Bakanlığı'na karşı açılan davada, İstanbul 12. İdare Mahkemesince verilen yetkisizlik kararı üzerine dosyanın gönderildiği Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesinin 17/05/2017 tarih ve E:2016/1436, K:2017/666 sayılı kararı ile, genel hükümler kapsamında açılan davada davacıların 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca idareye yapmış oldukları bir başvurunun bulunmadığı gerekçesiyle "dava dilekçesinin davalı İçişleri Bakanlığı'na tevdii"ne karar verilmiştir. Anılan karar, 28/06/2017 tarihinde, davalı İçişleri Bakanlığı'na tebliğ edilmiş ve taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Bu arada, olayın meydana gelmesinde ihmali bulunduğu şüphesiyle kamu görevlileriyle ilgili olarak yürütülen soruşturmada, Suruç Asliye Ceza Mahkemesinin 09/01/2017 tarih ve E:2016/302, K:2017/2 sayılı kararıyla, Emniyet Müdürü …'nin "... görev ve sorumluluğunda olmasına rağmen olay tarihinde patlamanın meydana geldiği Amara Kültür Merkezi önünde

gerekli tedbirleri almayarak Kültür Merkezi içerisine giren şahısların kimlik kontrolü ve üst aramasını yaptırmayarak görevinin gereklerini yapmakta ihmal gösterdiği.." gerekçesiyle görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verilmiş, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesince 04/01/2018 tarih ve E:2017/1633, K:2018/14 sayılı karar ile esastan reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir. Ardından, davacılar tarafından çocuklarının vefatında idarenin genel hükümlere göre sorumluluğunun bulunduğundan bahisle, uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık genel hükümlere göre tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle 07/11/2017 tarihinde bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın "Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" başlıklı 11. maddesinde, "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır." hükmü; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." düzenlemesi; "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesinin ikinci fıkrasında ise, "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." kuralı yer almaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Dilekçeler üzerine ilk inceleme” başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasında, dilekçelerin, …, idari merci tecavüzü, …, husumet, …yönlerinden sırasıyla inceleneceği kural altına alınmıştır. Kanun’un “İlk inceleme üzerine verilecek karar” başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde de, dilekçeler üzerine yapılan ilk incelemede, dava açılmadan önce ilgili idari merciine başvuruda bulunulmadığının anlaşılması halinde dilekçelerin görevli idare merciine tevdiine karar verileceği kuralına; "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinin 1. fıkrasında (ön karar başvurusu tarihinde yürürlükte olan haliyle) ise, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemelerinin gerektiği, bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceği kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesinin, dava dilekçesinin hasım olarak gösterilen İçişleri Bakanlığı'na tevdiine ilişkin 17/05/2017 tarih ve E:2016/1436, K:2017/666 sayılı kararında; davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, tebliğ edilen dava dilekçesine altmış günlük yasal cevap verme süresi içerisinde cevap verilmemesi halinde nasıl bir süreç işleyeceğine, davanın kaldığı yerden devam edip etmeyeceğine dair herhangi bir açıklama yapılmadığı gibi, davacı tarafından hangi usulün takip edilmesi gerektiği konusunda da izahatta bulunulmadığı, başka bir ifadeyle dilekçenin idareye tebliği ile yargısal sürecin sona ererek idari başvuru (ön karar başvurusu) sürecinin başlamış olacağı ve bu başvuru (dilekçenin tebliği) üzerine yeniden dava açma prosedürünün izlenmesi gerektiği, bu nedenle dilekçenin idareye tebliği tarihinin dosya üzerinden takip edilmesi ve dava açma süresinin buna göre hesaplanması gerektiği hususlarında hak arama hürriyetinin kullanımı sağlayıcı bir açıklamaya yer verilmediği görülmektedir. Bahse konu eksikliklerin, hukuk devleti ilkesi ve hak arama özgürlüğüne aykırılık teşkil ettiği ve davacılar tarafından dava açma süresinin kaçırılmasına neden olduğu, ancak bu hukuki sonucun davacılara yükletilmesinin hakkaniyete aykırı bulunduğu şüphesizdir. Buna göre, davacılar tarafından, dava açma süresinin sona ermesinin (26/10/2017) hemen ardından makul süre içerisinde (07/11/2017) bakılan dava açılarak davaya devam etme iradesinin açıkça ortaya konulduğu da dikkate alındığında, davanın süre aşımı yönünden reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı davacıların yapmış oldukları istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında yukarıda aktarılan gerekçelerle hukuki isabet görülmemiştir. Öte yandan, davacıların Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesinde 18/11/2016 tarihinde genel hükümler kapsamında açtıkları (E:2016/1436) davanın olayın gerçekleştiği 20/07/2015 tarihinden itibaren 1 yıllık süre geçtikten sonra açıldığı, bu yönüyle de davanın süresinde olmadığı düşünülebilir ise de; olayda Suruç Asliye Ceza Mahkemesinin 09/01/2017 tarih ve E:2016/302, K:2017/2 sayılı kararıyla kamu görevlisi …'nin görevi kötüye kullanma suçundan mahkum olduğu ve bu kararın istinaf incelemesinden de geçerek 04/01/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşıldığından, eylemin idariliğinin ve idarenin sorumluluk sebebinin davacılar tarafından en erken 09/01/2017 tarihli ceza mahkemesi kararı ile öğrenilebilmesinin mümkün olduğu dikkate alındığında, belirtilen tarihten itibaren 1 yıllık süre içinde açılan davada bu yönüyle de süre aşımı bulunmamaktadır.

Bu itibarla, Bölge İdare Mahkemesince, uyuşmazlığın esasının incelenmesini teminen davacıların yapmış oldukları istinaf başvurusu hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE, 2. Davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin 29/05/2018 tarih ve E:2018/1335, K:2018/3197 sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 13/04/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Kararın kaynağı

Resmî PDF içindeki yeri
T.C. Danıştay Kararlar Dergisi · Sayı 14 (2023) · PDF sayfa 562–567
Resmî metnin alındığı tarih
Metin ve künye kontrolü

Bu kayıtta künye, kaynak metni ve metinden yapılan aktarım sunulmaktadır. Editoryal içtihat analizi veya makaleyle karşılaştırma yapılmış olduğu anlamına gelmez.

Kaynak bütünlük bilgisi

Seçilen karar metni SHA-256: ac0d333ee78e082de6220acd120c372ff1875c1ba4d17005cf72a27ce798af5b

Özgün dergi PDF dosyası SHA-256: c9cd66bc8d991aa21345774eae68009a84d999fd3dcb24bbb4f53bcede4931ea

← İçtihat arşivine dönün