Sitede yayın: · Metin ve künye kontrolü: . Karar tarihi yukarıdaki künyede ayrıca gösterilir.
RESMÎ YAYININ ÖZETİ
Resmî yayında kararın konusu
Resmî derginin anahtar kelimeleri: -Türk Telekom, -2942 Sayılı Kanun’un 30’uncu Maddesi, -İncelenmeksizin Ret
Aktarılan bölüm: Resmî dergi özeti (kararın PDF sayfaları 43-54).
Türk Telekoma ait taşınmazın 2942 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesi kapsamında olmadığı hakkında.
Bu bölüm, kararı yayımlayan resmî kurumun hazırladığı özettir. Kararı veren heyetin gerekçesi ve varsa karşı oy, aşağıdaki tam metinde kendi yerleriyle birlikte okunmalıdır.
Tam metne erişim
Tam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.
Resmî kararın tamamına geçin ↓RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
Bu kayıt resmî kaynak metnini ve künyesini sunar; ayrı bir editoryal içtihat çözümlemesi içermez. Dergideki özet ve anahtar kelimeler resmî yayıncıya aittir. Tam metin, belirtilen sayfa aralığındaki kararın varsa karşı oylarını da kapsar; sayfa üst ve alt bilgileri aktarım dışında tutulmuştur.
T.C. D A N I Ş T A Y BİRİNCİ DAİRE Esas No : 2023/1476 Karar No : 2023/1249 Anahtar Kelimeler : -Türk Telekom, -2942 Sayılı Kanun’un 30’uncu Maddesi, -İncelenmeksizin Ret Özeti : Türk Telekoma ait taşınmazın 2942 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesi kapsamında olmadığı hakkında. K A R A R Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi (TEDAŞ) Genel Müdürlüğü ile Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi (Türk Telekom) arasında çıkan uyuşmazlığın 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 30’uncu maddesi hükmüne göre çözümlenmesi istemine ilişkin TEDAŞ Genel Müdürlüğünün 15.8.2023 tarihli dilekçesinde aynen; KONU: İstanbul İli Pendik İlçesi, Dolayoba Mah. … ada, … parsel sayılı taşınmazın 36,88 m2'lik kısmının mülkiyet hakkının bedeli karşılığında, bir adet trafo binası ve kablo geçiş güzergahı olarak kullanılmak üzere, 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 30. maddesi gereği müvekkil Genel Müdürlüğüne devrine karar verilmesi talebi hakkındadır. AÇIKLAMALAR: 1. Müvekkil kurum 233 sayılı KHK hükümlerine göre kurulmuş, özel hukuk hükümlerine tabi kamu tüzel kişiliği sıfatına sahip bir iktisadi Devlet Teşekkülüdür. Elektrik enerjisinin tüketicilere, sürekli, kesintisiz, verimli ve kaliteli bir şekilde ulaştırılmasına yönelik kamu hizmetinin yerine getirilmesi amacı ile tüm ülke genelinde faaliyet göstermektedir. 2. 4046 Sayılı Özelleştirme Kanunu ve ilgili yasal düzenlemeler kapsamında 2013 yılında tamamlanan elektrik dağıtım hizmetinin özelleştirilmesiyle, 21 dağıtım bölgesinde elektrik tesislerinin işletme hakkı, 24.07.2006 tarihli İşletme Devir Sözleşmelerine dayalı olarak hisse satış sözleşmeleriyle işletme hakkını alan şirketlere devredilmiştir.
3. Elektrik dağıtım hizmetlerinde kullanılan tesis ve kaynakların mülkiyet, irtifak, kira hakları 6446 sayılı Enerji Piyasası Kanunu'nun 19. maddesi gereği müvekkil kamu kurumuna aittir. Anılan nitelikteki yeni hakların sağlanmasına dağıtım şirketlerinden gelen talepler hakkında, müvekkil kamu kurumu her bir dağıtım bölgesinde bulunan Bölge Müdürlükleri koordinasyonuyla gerekli inceleme ve hukuki değerlendirmeyi yaparak Yönetim Kurulundan aldığı kararlar ile karar vermektedir. 6446 sayılı Enerji Piyasası Kanunu’nun 19. maddesinin "(2) Elektrik piyasasında dağıtım faaliyetlerine ilişkin taşınmaz temini işlemleri ile ilgili olarak; a) Dağıtım faaliyetinde bulunan lisans sahibi özel hukuk tüzel kişilerinin lisansa konu faaliyetlerine ilişkin taşınmaz temini taleplerine yönelik işlemler, 2942 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine göre TEDAŞ tarafından yürütülür. Taşınmaz temini talepleri TEDAŞ tarafından değerlendirilir ve uygun görülmesi halinde TEDAŞ tarafından karar alınır. Bu kapsamda alınan kararlar, kamu yararı kararı yerine de geçer ve herhangi bir makamın onayına tabi değildir. b) Temin edilen taşınmazların mülkiyeti ve/veya üzerindeki sınırlı ayni haklar TEDAŞ adına tescil edilir. Bu taşınmaz ve hakların kullanımı, lisans süresi ve dağıtım faaliyeti ile sınırlı olmak üzere, ilgili lisans sahibi özel hukuk tüzel kişisine aittir... ". Anılan hüküm kapsamında, müvekkil İdare Yönetim Kurulu, 09.06.2022 tarih ve 18-1533 sayılı kararı ile Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş.(AYEDAŞ)'nin elektrik dağıtım faaliyetleri kapsamında, dava konusu, davalı İdareye ait İstanbul İli, Pendik İlçesi, Dolayoba Mah., … ada, … parsel sayılı taşınmazın 103,84 m2'lik kısmının bir adet trafo binası ve kablo geçiş alanı olarak kullanılmak üzere kamu yararı için, davalı idareden devrine yönelik işlemlerin gerçekleştirilmesi yönünde karar almıştır. Anılan Yönetim Kurulu kararına dayalı olarak, müvekkil tarafından 02.12.2022 tarih e 537874 sayılı yazı ile taşınmazın bedeli karşılığında devri talep edilmiştir. Yazıya cevaben Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü tarafından 907776 sayılı yazı ile devre konu taşınmazın malikinin Türk Telekominikasyon A.Ş. olduğunun beyan edilmesi üzerine, müvekkil tarafından 23.01.2023 tarih ve 591379 sayılı yazıyla davalı kamu Şirketine idari başvuru ile dava konusu taşınmaz için 1.381.072,30 TL karşılığında mülkiyetin devrinin sağlanması talep edilmiştir. Davalı İdare tarafından yazıya cevap verilmemiştir.
Bunun üzerine davalı kamu şirketinden dava konusu taşınmazın mülkiyet hakkının devrine yönelik karar alınması için müvekkil TEDAŞ Genel Müdürlüğü tarafından, Danıştay nezdinde dava açılması için 09.08.2023 tarih ve 754081 sayılı dava açma “olur”u alınmıştır. 5. Müvekkil kurumun varlık haklarına sahip olduğu elektrik tesislerinden biri olan dava konusu taşınmazdaki trafo yeri için Kamulaştırma Yasası'na uygun şekilde devrin gerçekleştirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Zira kamu idaresi olan müvekkilin, davalı idarenin ecr-i misil bedeli talebi ile karşılaşması söz konusu olabileceğinden, trafo yeri bakımından fuzuli şagil konumunda bulunmaması gerekmektedir. Ayrıca trafonun bölgenin elektrik ihtiyacını karşılaması nedeniyle, kamu hizmeti olan elektriğin kesintisizliği kamu hizmetinin sürekliliği bakımından da hukuki statüsünün sağlanması gerekmektedir. Müdahalenin men'i ve ecr-i misil taleplerine konu edilmemesi ve elektrik dağıtım şirketi olan AYEDAŞ (Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş.) tarafından da yasal dayanağı bulunan bir trafo olarak işletilmesi gerekmektedir. Belirttiğimiz süreçler neticesinde davalı ile devirde anlaşma sağlanamamıştır. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 30. maddesinde, kamu tüzel kişilerinin ve kurumlarının sahip oldukları taşınmaz mal, kaynak ve irtifak haklarının, diğer bir kamu tüzel kişisi ya da kurumunca kamulaştırılmayacağı, bunlara ihtiyacı olan idarenin 8. maddeye göre tespit edilen bedeli ödeyeceğini de belirterek mal sahibi idareye yazılı olarak başvuracağı, mal sahibi idarenin devre muvafakat etmemesi veya 60 gün içinde cevap vermemesi halinde anlaşmazlığın alıcı idarenin başvurusu üzerine Danıştay ilgili idari dairesince incelenerek kesin karara bağlanacağı hükmü yer almaktadır. Bahsi geçen yasal yükümlülük nedeniyle Daireniz Başkanlığına başvurma zarureti hasıl olmuştur. HUKUKİ NEDENLER : 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Danıştay Kanunu ve ilgili mevzuat. HUKUKİ DELİLLER : l. TEDAŞ Yönetim Kurulunun, 09.06.2022 tarih ve 18-1533 sayılı kararı 2. Türk Telekominikasyon A.Ş.'ye yapılan 23.01.2023 tarih ve 591379 sayılı idari başvuru 3. TEDAŞ Genel Müdürlüğü başvurusu ile güncel emsal değerler de gözetilerek Kamulaştırma Kanunu gereği trafo yeri bedel tespit raporu 4. TEDAŞ Genel Müdürlüğünün 09.08.2023 tarih ve E-97487896 - 752.01.01-754081 sayılı, Danıştay devir talebi başvurusu dava olur evrakı.
5. Tapu Kaydı, ilgili Mercilere yazılacak yazı cevapları, emsal kararlar ve sair yasal delillerimiz. SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan ve re'sen gözetilecek nedenlerle müvekkil Kurum ile davalı Türk Telekominikasyon A.Ş. arasında dava konusu, İstanbul İli, Pendik İlçesi, Dolayoba Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın 103,84 m2'lik kısmının mülkiyet hakkının devrinde anlaşma sağlanamamış olması nedeniyle; anılan taşınmazın bir adet trafo binası ve kablo geçiş güzergahı olarak kullanılmak üzere, 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 30. maddesi gereği müvekkil TEDAŞ Genel Müdürlüğüne mülkiyet hakkının devrinin sağlanması şeklinde uyuşmazlığın sona erdirilmesine karar verilmesini sayın Daireniz Başkanlığından saygılarımızla arz ve talep ederiz." denilmekte olduğundan konu incelenerek; Gereği Görüşülüp Düşünüldü: 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 30’uncu maddesinde, kamu tüzel kişilerinin ve kurumlarının sahip oldukları taşınmaz mal, kaynak veya irtifak haklarının diğer bir kamu tüzel kişisi veya kurumu tarafından kamulaştırılamayacağı, taşınmaz mala, kaynağa veya irtifak hakkına ihtiyacı olan idarenin 8’inci madde uyarınca bedelini tespit edeceği, bu bedel esas alınarak ödeyeceği bedeli de belirterek mal sahibi idareye yazılı olarak başvuracağı, mal sahibi idare devire muvafakat etmez veya altmış gün içinde cevap vermez ise anlaşmazlığın, alıcı idarenin başvurusu üzerine Danıştayın ilgili idari dairesince incelenerek kesin karara bağlanacağı hükmü yer aldığından, uyuşmazlığın karara bağlanabilmesi için bu taşınmaz mala hangi kamu tüzel kişisinin veya kurumunun daha fazla ihtiyacı olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu’nun 1’inci maddesinde, posta ve telgraf tesis ve işletilmesine ilişkin hizmetlerin Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğünce (PTT), telekomünikasyon hizmetlerinin ise yetkilendirilen işletmeciler tarafından yürütüleceği, Türk Telekomun, bu Kanun çerçevesinde her türlü telekomünikasyon hizmetlerini yürütmeye ve telekomünikasyon altyapısı işletmeye yetkili özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirket olduğu hükme bağlanmış, aynı Kanun’un Ek 17’nci maddesi gereğince 2005 yılında özelleştirilen Türk Telekomun %61,68 hissesinin 31.3.2022 tarih itibarıyla Türkiye Varlık Fonuna devredildiği belirlenmiştir.
6741 sayılı Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketinin Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 2’nci maddesinde, Cumhurbaşkanlığına bağlı, ana faaliyet konusu bu Kanunla Belirtilen Türkiye Varlık Fonu ve alt fonların kurulması ve yönetimi olan, profesyonel yönetim ilkelerine göre yönetilen, özel hukuk hükümlerine tabi Türkiye Varlık Fonu Yönetim Anonim Şirketinin kurulduğu, Kanunun 7’nci maddesinde, Türkiye Varlık Fonunun mal varlığı ile Şirkete yönetilmek üzere devredilen varlık ve hakların, Şirketin mal varlığından ayrı olduğu hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden, TEDAŞ Genel Müdürlüğünün Dairemize hitaplı 15.8.2023 tarihli dilekçesinde, TEDAŞ Yönetim Kurulunun 9.6.2022 tarih ve 18-1533 sayılı kararı ile Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş. (AYEDAŞ)'nin elektrik dağıtım faaliyetleri kapsamında ihtiyaç duyulan Türk Telekoma ait İstanbul İli, Pendik İlçesi, Dolayoba Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın 103,84 m2'lik (36,88 m2'lik) kısmının trafo binası ve kablo geçiş güzergahı olarak kullanılmak üzere Genel Müdürlüğe devrine ilişkin işlemlerin gerçekleştirilmesine karar verildiği, TEDAŞ Genel Müdürlüğünün 23.1.2023 tarih ve 591379 sayılı yazısıyla taşınmazın 1.381.072,30 TL karşılığında mülkiyetinin devrinin talep edildiği, Türk Telekom tarafından bu isteme cevap verilmediği, bunun üzerine söz konusu taşınmazın 2942 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesi gereğince TEDAŞ Genel Müdürlüğüne devri talebiyle Dairemize başvurulduğu anlaşılmıştır. Ancak 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununda özel hukuk hükümlerine tabi anonim şirket statüsünde olduğu hükme bağlanan Türk Telekomun, Türk Ticaret Kanunu ve özel hukuk hükümleri gereğince ticari faaliyette bulunduğu, buna göre Türk Telekomun, 2942 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesi kapsamında kalan kamu tüzel kişisi veya kurumu olmadığı, bu nedenle Türk Telekoma ait istem konusu taşınmazın 2942 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesi gereğince TEDAŞ Genel Müdürlüğün devrine olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, Türk Telekoma ait İstanbul İli, Pendik İlçesi, Dolayoba Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın ihtiyaç duyulan kısmının TEDAŞ Genel Müdürlüğüne devrine ilişkin istemin incelenmeksizin reddine ve dosyanın Danıştay Başkanlığına sunulmasına 27.9.2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 30’uncu maddesinde, kamu tüzel kişilerinin ve kurumlarının sahip oldukları taşınmaz mal, kaynak veya irtifak haklarının diğer bir kamu tüzel kişisi veya kurumu tarafından kamulaştırılamayacağı, taşınmaz mala, kaynağa veya irtifak hakkına ihtiyacı olan idarenin 8’inci madde uyarınca bedelini tespit edeceği, bu bedel esas alınarak ödeyeceği bedeli de belirterek mal sahibi idareye yazılı olarak başvuracağı, mal sahibi idare devire muvafakat etmez veya altmış gün içinde cevap vermez ise anlaşmazlığın, alıcı idarenin başvurusu üzerine Danıştay’ın ilgili idari dairesince incelenerek kesin karara bağlanacağı hükmü yer aldığından, uyuşmazlığın karara bağlanabilmesi için bu taşınmaz mala hangi kamu tüzel kişisinin veya kurumunun daha fazla ihtiyacı olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, TEDAŞ Genel Müdürlüğünün Dairemize hitaplı 15.8.2023 tarihli dilekçesinde, TEDAŞ Yönetim Kurulunun 9.6.2022 tarih ve 18-1533 sayılı kararı ile Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş. (AYEDAŞ)'nin elektrik dağıtım faaliyetleri kapsamında ihtiyaç duyulan Türk Telekom’a ait İstanbul İli, Pendik İlçesi, Dolayoba Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın 103,84 m2'lik (36,88 m2'lik) kısmının trafo binası ve kablo geçiş güzergâhı olarak kullanılmak üzere devrine ilişkin işlemlerin gerçekleştirilmesine karar verildiği, TEDAŞ Genel Müdürlüğünün 23.1.2023 tarih ve 591379 sayılı yazısıyla taşınmazın 1.381.072,30 TL karşılığında mülkiyetinin devrinin talep edildiği, Türk Telekom tarafından bu isteme cevap verilmediği, söz konusu taşınmazın 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 30’uncu maddesi gereği TEDAŞ Genel Müdürlüğüne mülkiyet hakkının devrinin sağlanması şeklinde uyuşmazlığın sona erdirilmesine karar verilmesi talebiyle Dairemize başvurulduğu anlaşılmıştır. 2942 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinin uygulanabilmesi için her iki tarafın da kamu idaresi olması gerekmekte olup, bu açıdan TEDAŞ Genel Müdürlüğünün bir kamu tüzel kişisi olduğu açıktır. Dolayısıyla uyuşmazlığın çözümü için Telekom’un bir kamu tüzel kişisi olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmalıdır. Hak sahibi ve yükümlülüğe ehil olan yani hukuki ilişkilerde taraf olabilen özneler hukukumuzda kişi olarak tanımlanmaktadır. Gerçek ve tüzel kişiler olarak gruplandırılan bu kişi kümelerinden tüzel kişilerin bir bölümünü kamu tüzel kişileri oluşturmaktadır. Kamu tüzel kişisi kısaca bir kamu hizmetinin yürütülmesi için kurulan kişi veya mal topluluğu olarak
tanımlanabilir. Uygulamada Anayasa’nın 123’üncü maddesine göre kamu tüzel kişiliği kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulabilir. Ancak bizzat Anayasayla düzenlenen Devlet tüzel kişiliği, mahalli idareler, TRT ve kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları gibi kamu tüzel kişilerinin yanında 2017 tarihindeki Anayasa değişikliğinden önce idari kararla kurulmuş kamu tüzel kişileri de bulunmaktadır. Kuruluş mevzuatında tüzel kişinin niteliği başka bir deyişle kamu tüzel kişisi olup olmadığı belirtilmemişse, tüzel kişinin aşağıda belirtilen iki ölçüte göre değerlendirilmesi hukukumuzda genel kabul görmüş bulunmaktadır. 1. Tüzel kişinin Devlet tarafından (Anayasa, kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi) kurulması, 2. Kurulan tüzel kişinin kamu gücü ayrıcalıkları ile donatılmış olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gereklidir. Dolayısıyla özel kişiler tarafından kurulan tüzel kişiler, kanunla bazı kamu gücü ayrıcalıklarıyla donatılsa ya da Devlet tarafından kurulmuş bir tüzel kişi olmakla birlikte kamu gücü ayrıcalıklarıyla yetkilendirilmeyen tüzel kişiler kamu tüzel kişisi sayılamazlar. Kamu tüzel kişileri kamu gücü ayrıcalıklarına sahip olmanın yanında bazı kamusal yükümlülükler altında faaliyetlerini yürütürler. Özel hukukta olmayan ayrıcalıklara örnek olarak, tek yanlı işlemler yapma, işlemlerin hukuka uygunluk hazinesinden yararlanması, malların kamu malı sayılması, icra ve iflastan muaf olma, yürüttüğü hizmete kamu hizmeti ilkelerinin uygulanması hususlar gösterilebilir. Yükümlülükler ise irade serbestisinin kuruluş mevzuatıyla sınırlı olması, ihale kanunlarına tabi olma, personelin kamu hukukuna tabi olması, idare organlarının Devlet tarafından atanması ve benzeri durumlardır. Yukarıda açıklanan ölçütler ve diğer bazı özellikler çerçevesinde Türk Telekom'u değerlendirdiğimizde şu hususları görmekteyiz. Türk Telekom’un, 23 Ekim 1840 tarihinde posta ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Posta Nezareti olarak kurulduğu, 1909 yılında telefon hizmetlerinin de eklenmesi ile kurumun adı PTT Nezareti olarak değiştirildiği, 10 Haziran 1994 tarih ve 4000 sayılı kanun ile PTT İşletmesi Genel Müdürlüğünün, T.C. Posta İşletmesi Genel Müdürlüğü ve Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi şeklinde yeniden yapılandırılarak 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun 1 inci maddesinde, Türk Telekom’un, bu Kanun çerçevesinde her türlü telekomünikasyon hizmetlerini yürütmeye ve telekomünikasyon altyapısını işletmeye yetkili özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirket
olduğunun hükme bağlandığı, Türk Telekom’un, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından bir anonim şirket olarak kurulduğu, 30 Haziran 1994 tarihinde Ankara Ticaret Siciline tescil edildiği ve bu itibaren Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi adıyla özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirket olarak faaliyetlerine devam ettiği, 24 Nisan 1995 tarihinden itibaren iki kurumun birbirinden ayrı olarak çalışmaya başladığı, 14 Kasım 2005 tarihinde özelleştirme çalışmaları kapsamında, %55 hissesinin özelleştirme yoluyla devredildiği, süreç içinde meydana gelen değişikliklerden sonra mevcut durumda, Türk Telekom’un %60 hissesinin Türkiye Varlık Fonuna, %25 hissesinin Hazine ve Maliye Bakanlığına ait olduğu, kalan hissenin halka arz edildiği, bu kısımda da %1,68 hissenin Türkiye Varlık Fonuna ait bulunduğu, Türkiye Varlık Fonunun %61,68 hisse sahibi olarak Türk Telekom’da hakim hissedar olduğu belirlenmiştir. 6741 sayılı Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketinin Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 2’nci maddesinde, Cumhurbaşkanlığına bağlı, ana faaliyet konusu bu Kanun’la belirtilen Türkiye Varlık Fonu ve alt fonların kurulması ve yönetimi olan, profesyonel yönetim ilkelerine göre yönetilen, özel hukuk hükümlerine tabi Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketinin kurulduğu, Şirketin, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın ticaret siciline resen tescil olunacağı; Kanun’un 3’üncü maddesinde, Şirketin yapısına ve işleyişine ilişkin usul ve esasların Cumhurbaşkanı tarafından belirleneceği, Şirket tarafından hazırlanan Türkiye Varlık Fonu İçtüzüğünün ticaret siciline tescili ile Türkiye Varlık Fonunun kurulacağı…, Şirket ve bağlı şirketleri ile Türkiye Varlık Fonu ve Türkiye Varlık Fonu bünyesinde kurulacak alt fonları kapsayan üç yıllık stratejik yatırım planının yönetim kurulu tarafından hazırlanacağı ve Cumhurbaşkanının onayı ile yürürlüğe gireceği, Kanun’un 4’üncü maddesinde…, Türkiye Varlık Fonunun, bu madde kapsamındaki tescil işlemleri ile sınırlı olmak üzere tüzel kişiliği haiz addolunduğu; Kanun’un 6’ncı maddesinde, Şirketin, Şirket tarafından kurulacak diğer şirketlerin, Türkiye Varlık Fonu ve Türkiye Varlık Fonu bünyesinde kurulacak alt fonların bağımsız denetimden geçmiş yıllık mali tabloları ile faaliyetlerinin, Cumhurbaşkanı tarafından görevlendirilecek sermaye piyasaları, finans, ekonomi, maliye, bankacılık, kalkınma alanlarında uzman en az üç merkezi denetim elemanı tarafından bağımsız denetim standartları çerçevesinde denetleneceği, denetim sonucunda hazırlanacak raporun her yıl Ağustos ayı sonuna kadar Cumhurbaşkanına sunulacağı; Şirketin, Şirket tarafından kurulacak diğer şirketlerin, Türkiye Varlık Fonu
ve Türkiye Varlık Fonu bünyesinde kurulacak alt fonların bir önceki yıla ait mali tabloları ile faaliyetlerinin, her yıl Ekim ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından, birinci ve ikinci fıkralar kapsamında hazırlanan ve Cumhurbaşkanlığı tarafından gönderilen denetim raporları üzerinden görüşülerek denetleneceği; Kanun’un 7’nci maddesinde, Türkiye Varlık Fonunun mal varlığının, Türkiye Varlık Fonu hesabına olması şartıyla para ve sermaye piyasalarından finansman temin etmek dâhil Türkiye Varlık Fonu ve alt fonların yapmaya yetkili olduğu faaliyetlere ilişkin iş ve işlemler haricinde teminat gösterilemeyeceği ve rehnedilemeyeceği, başka bir amaçla tasarruf edilemeyeceği, kamu alacaklarının tahsili amacı da dâhil olmak üzere haczedilemeyeceği, üzerine ihtiyati tedbir konulamayacağı ve iflas masasına dâhil edilemeyeceği, Şirketin üçüncü kişilere olan borçları ve yükümlülükleri ile Türkiye Varlık Fonunun aynı üçüncü kişilerden olan alacaklarının birbirlerine karşı mahsup edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Bu bağlamda, Anayasa Mahkemesinin 18.1.2018 tarih ve E:2016/180, K:2018/4 kararında, Türkiye Varlık Fonu ve Şirketin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi ancak bir Devlet şirketi formunda, birçok konuda muafiyet ve istisnalara sahip olarak özel bir statüde kurulduğu, Kanun koyucunun Türkiye Varlık Fonu ile anonim şirket statüsünü haiz kendine özgü bir kuruluş olan Şirket hakkında söz konusu hedef ve beklentileri yerine getirirken klasik yöntemlerin dışında farklı bir çalışma ve denetim usulü benimsediği belirtilerek Türkiye Varlık Fonunun, Anayasanın 165’inci maddesi içinde sayılan bir kamu kuruluşu olduğu kabul edilmiştir. Ayrıca, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10.2.2022 tarih ve E:2021/3617, K:2022/389 sayılı kararıyla onanan Danıştay Altıncı Dairesinin 12.10.2021 tarih ve E:2020/4518, K:2021/11245 sayılı kararında da, İstanbul Uluslararası Finans Merkezinin tamamlanması amacıyla davaya konu taşınmazın tapuda Türkiye Varlık Fonu Yönetimi A.Ş. adına tescil edilmek üzere Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27’nci maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 20.4.2020 tarih ve 2444 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istemiyle açılan davanın reddine karar verildiği ve anılan Anayasa Mahkemesi kararından hareketle Türkiye Varlık Fonunun, Anayasa’nın 165’inci maddesi kapsamında bir kamu kuruluşu olarak kabul edildiği görülmektedir. Buna göre, 6741 sayılı Kanun’un 7’nci maddesinde, Türkiye Varlık Fonunun mal varlığı ile Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketine
yönetilmek üzere devredilen varlık ve hakların, Şirketin mal varlığından ayrı olduğu, Türkiye Varlık Fonunun mal varlığının, Fon hesabına olması şartıyla para ve sermaye piyasalarından finansman temin etmek dâhil Fon ve alt fonların yapmaya yetkili olduğu faaliyetlere ilişkin iş ve işlemler haricinde teminat gösterilemeyeceği ve rehnedilemeyeceği, başka bir amaçla tasarruf edilemeyeceği, kamu alacaklarının tahsili amacı da dâhil olmak üzere haczedilemeyeceği, üzerine ihtiyati tedbir konulamayacağı ve iflas masasına dâhil edilemeyeceği, Şirketin üçüncü kişilere olan borçları ve yükümlülükleri ile Fonun aynı üçüncü kişilerden olan alacaklarının birbirlerine karşı mahsup edilemeyeceği hüküm altına alınarak, Kanun’un 8’inci maddesinde de, Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi ve Türkiye Varlık Fonu ile Şirket veya Fon tarafından hakim hissedar olarak kurulacak şirketler ve alt fonlar hakkında birtakım muafiyetler ve istisnalar tanınarak Fonun ve Şirketin, Fon tarafından hakim hissedar olarak kurulacak şirketlerin kamu kurum ve kuruluşlarına ait bazı ayrıcalıklarla donatıldığı, bu yasal düzenlemelerden ve yargı kararlarından hareketle Türk Telekom’un %60 hissesinin Türkiye Varlık Fonuna, %25 hissesinin Hazine ve Maliye Bakanlığına ait olduğu, kalan hissenin halka arz edildiği, bu kısımda da %1,68 hissenin Türkiye Varlık Fonuna ait bulunduğu, Türkiye Varlık Fonunun %61,68 hisse sahibi olarak Türk Telekom’da hakim hissedar olduğu ve Türk Telekom’daki kamu payının %50’nin üzerinde olduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca, 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu’nun Ek 17’nci maddesinde, Türk Telekom’un, yetkili kurullarında alınacak kararlarda, ekonomi ve güvenlik ile ilgili olarak milli yararların korunması amacıyla Devlete söz ve onay hakkı verecek bir adet imtiyazlı hisse bulunacağı, imtiyazlı hisse, milli yararların korunması amacıyla ana sözleşme değişiklikleri, yönetim kontrolünü etkileyecek oranlardaki nama yazılı hisselerin devri ve nama yazılı hisselerin devrinin pay defterine işlenmesi konularındaki söz ve onay yetkisine sahip olduğu, Türk Telekom yönetim kurulunda imtiyazlı hisseyi temsilen bir üye bulundurulacağı, bu üyenin Ulaştırma Bakanlığınca atanacağı, imtiyazlı hisse sahibinin Genel Kurula katılma ve konuşma hakkı olduğu…, anılan maddenin (a) bendinde Personelin statüsünün, (b) bendinde ücret rejimi ve (c) bendinde ise emekliliğine ilişkin hükümlerin yer aldığı, (a) bendinde, Türk Telekomdaki kamu payı %50’nin altına düşünceye kadar, Türk Telekom Yönetim Kurulu üyeliklerine atanacaklarda Devlet memurluğuna atanabilme genel şartlarına sahip olma ve en az dört yıllık yüksek öğrenim görme şartlarının
aranacağı…, Türk Telekom çalışanlarının istihdamında mevcut mevzuat hükümlerine göre güvenlik soruşturması yaptırılacağı, (c) maddesinde ise, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte T.C. Emekli Sandığına tabi olarak çalışmakta olan personelin İş Kanunu’na göre istihdam edilmeyi tercih etmeleri halinde isteyenlerin T.C. Emekli Sandığı ile irtibatlarının devam edeceği, bu durumda ilgililerin hizmet sürelerinin değerlendirilmesinin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre yapılacağı, bu personelin emeklilik işlemlerinde, Genel İdare Hizmetleri sınıfında görev yapan genel müdürler için belirlenen ek gösterge rakamını geçmemek üzere, ifa ettikleri görevler itibariyle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre girebilecekleri sınıflardaki benzeri görevlerin aynı kadro, unvan ve dereceler için belirlenmiş ek göstergeler ve makam tazminatlarının uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Hukukumuzda kamu idarelerinin yaptıkları işlemlerin bir kısmının veya yürüttükleri faaliyetlerden bazılarının özel hukuka tabi olması durumunda dikkate alındığında bir kamu tüzel kişisinin ve kamu kurumunun özel hukuka tabi kılınması başka bir deyişle özel hukuka tabi bir tüzel kişilik şeklinde örgütlenmesi onun kamusal niteliğini ortadan kaldırmaz. Yukarıda yapılan açıklamalar ve söz konusu edilen mevzuat çerçevesinde bakıldığında, Türk Telekomun Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından yani devlet tarafından kurulduğu, 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu çerçevesinde her türlü telekomünikasyon hizmetlerini yürütmeye ve telekomünikasyon altyapısı işletmeye yetkili kılındığı, özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirket olmakla birlikte, kendisine kanunlarla özel hukuku aşan çok sayıda ayrıcalık tanındığı ve yükümlülük getirildiği görülmektedir. Böylece Türk Telekom’un bir kamu tüzel kişisi olma şartlarını taşıdığı anlaşılmaktadır. Türk Telekom, her ne kadar özel hukuka tabi olduğu açıklanmış ancak tüzel kişiliğinin ne olduğu belirtilmemişse de; kamu payının %50’nin üzerinde %86,68 oranında olması (%25 hissesinin Hazine ve Maliye Bakanlığına ve %61,68 hissesinin Türkiye Varlık Fonununa ait olduğu), Devlet tarafından kurulması, bazı hizmetlerde tekel yetkisine sahip olması, personelin kısmen kamu hukukuna tabi olması gibi yukarıda belirtildiği üzere özel hukuku aşan birçok kamu gücü ayrıcalığı ile donatılmış ve kamusal yükümlülüklere tabi kılınmıştır. Sermayesinin tamamı Hazineye ait olan klasik kamu kişilerinden farklılaşma gösterse de ağırlık olarak bir kamu tüzel kişisi özelliği taşımaktadır. Bu durumda,
Türkiye Varlık Fonunun ve Türk Telekom Anonim Şirketinin, 2942 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesi kapsamında olduğu sonucuna varılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, TEDAŞ Genel Müdürlüğünün 2942 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesi kapsamında yaptığı başvurunun Dairemizce incelenmesi gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Resmî PDF içindeki yeri
- T.C. Danıştay Kararlar Dergisi · Sayı 16 (2024) · PDF sayfa 43–54
- Resmî metnin alındığı tarih
- Metin ve künye kontrolü
Bu kayıtta künye, kaynak metni ve metinden yapılan aktarım sunulmaktadır. Editoryal içtihat analizi veya makaleyle karşılaştırma yapılmış olduğu anlamına gelmez.
Kaynak bütünlük bilgisi
Seçilen karar metni SHA-256: 61f001f6f9e74d351dac765f26234e47771bf24d831c1a00292a27e1155aaff0
Özgün dergi PDF dosyası SHA-256: d9ee6d7206544c0063df977b702c50f9c24688d611d6fb707c0ee6498bab9d4f
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← İçtihat arşivine dönün