Sitede yayın: · Metin ve künye kontrolü: . Karar tarihi yukarıdaki künyede ayrıca gösterilir.
Kaynak kaydında kesinleşme: KESİNLEŞMEDİ. Bu bilgi kaynağın alındığı tarihteki kaydı gösterir.
RESMÎ METİNDEN AKTARIM
Kaynak metninden konu bilgisi
Resmî metindeki dava konusu açıklaması bilgisi: Dava, trafik kazası sonucunda oluşan cismani zarar nedeniyle kalıcı iş göremezlik ve geçici iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Aktarılan bölüm: Resmî tam metnin 7. paragrafından tam cümleler.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının sevk ve idaresindeki elektrikli bisiklet ile sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen bir motosikletin 24.05.2022 tarihinde çarpışması sonucu davacının yaralanarak malul kaldığını, bu nedenle maddi zarara uğradığını, kazanın meydana gelmesinde tespit edilemeyen motosiklet sürücüsünün kusurlu, zararın tazmininden ise davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek belirsiz maddi alacağın tespiti ile geçici iş göremezlik zararından kaynaklı 2.830,00-TL ve sürekli maluliyetten kaynaklı 15.000,00-TL olmak üzere toplam 17.830,00-TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davadan önce müvekkili olan sigorta şirketine zorunlu başvuru evrakları ile müracaat etmediğini, davacının kazaya karıştığını ileri sürdüğü ve plakası tespit edilemeyen motosikletin varlığını ispatla mükellef olduğunu, müvekkilinin poliçe teminat limiti, tespit edilemeyen araç sürücüsünün kusuru oranında zarardan sorumlu olabileceğini, tarafların kusur durumunun ve davacının maluliyet oranının kaza tarihindeki ilgili yönetmeliğe göre ATK tarafından tespitini, tazminatın poliçe genel şartlarında belirlenen usul ve esaslara göre hesaplanmasını, geçici iş göremezlik zararının poliçe teminatı kapsamında olmadığını, davacının kask, dizlik gibi koruyucu ekipman kullanmaması nedeniyle zarardan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini savunarak neticede davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Yukarıdaki aktarım için ayrıca editoryal gerekçe özeti hazırlanmamıştır; taraf iddiası, alt mahkeme gerekçesi ve kararı veren mahkemenin değerlendirmesi tam metindeki yerleriyle birlikte okunmalıdır.
Tam metne erişim
Tam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.
Resmî kararın tamamına geçin ↓RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
Bu kayıt resmî kaynak metnini ve künyesini sunar; ayrı bir editoryal içtihat çözümlemesi içermez. Kaynak metnin anonimleştirmeleri korunmuştur. Yayın kopyasında UETS adresi gizlenmiş, kaynak dosya korunmuştur.
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/386 - 2026/2727 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/386 KARAR NO : 2026/2727
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ... Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2023/68 Esas, 2024/1393 Karar TARİHİ : 11/12/2024
DAVACI : VEKİLLERİ : Av. DAVALI : ... - [UETS adresi gizlendi] UETS VEKİLİ : Av. DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ : 27/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/10/2026
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/12/2024 tarih 2023/68 Esas, 2024/1393 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının sevk ve idaresindeki elektrikli bisiklet ile sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen bir motosikletin 24.05.2022 tarihinde çarpışması sonucu davacının yaralanarak malul kaldığını, bu nedenle maddi zarara uğradığını, kazanın meydana gelmesinde tespit edilemeyen motosiklet sürücüsünün kusurlu, zararın tazmininden ise davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek belirsiz maddi alacağın tespiti ile geçici iş göremezlik zararından kaynaklı 2.830,00-TL ve sürekli maluliyetten kaynaklı 15.000,00-TL olmak üzere toplam 17.830,00-TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davadan önce müvekkili olan sigorta şirketine zorunlu başvuru evrakları ile müracaat etmediğini, davacının kazaya karıştığını ileri sürdüğü ve plakası tespit edilemeyen motosikletin varlığını ispatla mükellef olduğunu, müvekkilinin poliçe teminat limiti, tespit edilemeyen araç sürücüsünün kusuru oranında zarardan sorumlu olabileceğini, tarafların kusur durumunun ve davacının maluliyet oranının kaza tarihindeki ilgili yönetmeliğe göre ATK tarafından tespitini, tazminatın poliçe genel şartlarında belirlenen usul ve esaslara göre hesaplanmasını, geçici iş göremezlik zararının poliçe teminatı kapsamında olmadığını, davacının kask, dizlik gibi koruyucu ekipman kullanmaması nedeniyle zarardan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini savunarak neticede davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN 11/12/2024 TARİHLİ KARARI: mahkemece davacının davasının kabülü ile; Davacının talep arttırım dilekçesi doğrultusunda 105.170,94 TL daimi iş göremezlik tazminatı, 13.319,16 TL geçici iş göremezlik tazminatından oluşan toplam 118.490,10 TL maddi tazminatın 27/10/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili; başvuru konusu trafik kazasına sebebiyet verdiği iddia edilen plakası tespit edilemeyen aracın varlığının ve trafik kazasına plakası tespit edilemeyen aracın sebebiyet verdiğinin davacı tarafından ispatı gerektiğini, dava konusu iddia edilen kazaya ilişkin olarak zarar görenin beyanı ve çelişkili tanık beyanları dışında hiçbir delil bulunamadığını, olayın ve zararın tespit edilemeyen araçtan kaynaklandığı ispatlanmış gibi tazminata hükmedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, keşif mahallinde dinlenen tanıkların her ikisi de davacının kollukta vermiş olduğu beyan ve dava dilekçesi ile tamamen çelişkili beyanlarda bulunduğunu, mahkemece bakiye geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, aktüer raporuna göre 22.09.2014 tarihi son geçici iş göremezlik günü olmasına rağmen aynı gün hem geçici iş göremezlik hem sürekli iş göremezlik zararı hesaplanmış olup, hesaplamanın mükerrer olduğunu, arabuluculuk ücretinden ... sorumlu olmadığını, müvekkili kuruma yönelik usulune uygun şekilde başvuru mevcut olmadığını, hesaplanan tazminat miktarından müterafik kusur indirimi yapılmamasının hatalı olduğunu, hükme esas alınan maluliyet raporunun usul ve yasalara aykırı olduğunu belirterek mahkemece verilen hükmün kaldırılmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası sonucunda oluşan cismani zarar nedeniyle kalıcı iş göremezlik ve geçici iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekilinin kazanın varlığının ispatına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Dosya kapsamı incelendiğinde, davacının 24.05.2022 tarihinde elektrikli bisikletiyle giderken plakasını tespit edemediği bir motosikletin kendisine çarptığını iddia etmiş olup; kolluk tarafından düzenlenen olay tarihli tutanakta; 21:30 sıralarında ... Hastanesi'ne (Acil bölümüne) trafik kazası nedeniyle gelen davacı ...'ın tanımadığı ve plakasını alamadığı motosiklet sürücüsünün kendisine çarpıp kaçtığı ve yaralandığı, 112 ekiplerince acil bölümüne getirildiğini beyan ettiğinin belirtildiği görülmüş, davacının ... Hastanesi'ne 24.05.2022 tarihinde Acil Servis bölümüne "trafik kazası şikayetiyle 112 tarafından acile getirilen hasta" notuyla kaydedilmiş olduğu görülmüş, mahkemece olay mahallinde yapılan keşifte beyanları tespit edilen tanıklar ... ve ...'in olay günü mavi renkli, ... markalı, 125 cc'nin üzerinde bir motosikletin davacıya çarptığını gördüklerini, motosiklet sürücüsünün hemen kaçtığını, kendilerinin de yaralı davacıya yardım ettiklerini belirttikleri görülmüş, davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Davalı vekilinin kusur oranlarına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Mahkemece olay mahallinde keşif yapılarak alınan 12.02.2024 tarihli kusur bilirkişi raporunda, dinlenen tanık beyanlarına göre sürücü ve plakası tespit edilemeyen motosikletin Yeni Mahallede bulunan 127 nolu sokak üzerinde İlçe Emniyet Müdürlüğü istikametinden Gençlik merkezine doğru yolun sol tarafında bulunan yolun kenar kısmında yürüdüğü sırada yayaya çarptığı; Kaza olan noktanın Mahalle içi ve Mahalleleri birbirine bağlayan Sokak ve ikametlerin yoğun olarak olması sebebiyle günün her saatinde yol üzerinde araç ve yaya hareketliliği bulunacağından sürücüler bu tür mahalle içerisindeki sokaklarda seyir halinde iken yol hakkı kendisinde olsa da yol ve çevre durumuna göre motosikletini sevk ve idare etmesi gerekirken dikkatsiz ve tedbirsiz davrandığı, bu haliyle plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen motosiklet sürücüsünün 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52/1-b maddesinde açıklandığı şekli ile "sürücüler; Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar" kuralını ihlal ettiği, buna göre; Elektrikli Bisiklet sürücüsü ...’ın 2918 Sayılı Karayolları Trafik Yönetmenliğinin 109/a-c1-3 maddesini ihlal ettiği ve aynı Kanunun 84 maddesinde yer alan sürücülere ait Aslı Kusur sayılan (h) "Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama" kuralını ihlal ettiği; yaya olarak kabulü halinde ise 2918 Sayılı Karayolları Trafik Yönetmenliğinin 138/1-a maddesini ihlal ettiğinden %75 oranında kusurlu olduğu, Plakası tespit edilemeyen motosikletin sürücüsünün ise 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52/1-a-b maddesini ihlal ettiğinden %25 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece aldırılan raporun dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin kusur oranına ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatının teminat dışı olduğuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili her ne kadar davacı tarafından talep edilen geçici iş göremezlik tazminatının teminat dışı olduğunu ileri sürmüş ise de, 09/10/2020 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı dikkate alındığında davacının zararının belirlenmesinde 01/06/2015 günlü ZMSS genel şartlarının tümü ile dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davacının tedavi sürecinde uğramış olduğu geçici iş görmezlik zararının davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı ... tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği anlaşıldığından bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.(Aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/6271 esas ve 2020/8104 karar sayılı 03/12/2020 günlü kararı) Davalı vekilinin usulüne uygun başvuru şartının sağlanmamış olduğuna ve faiz başlangıcına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili dava tarihinden önce davacının usulüne uygun bir şekilde başvuruda bulunmadığını ileri sürmüş ise de, davacının davalı güvence hesabına usulüne uygun şekilde 19.10.2022 tarihli başvuru dilekçesi ekindeki olay yeri araştırma tutanağı, alkol raporu, adli kati hekim raporu, tahkikat evrakı, ifade tutanakları ve savcılık KYOK kararı ile başvuru yaptığı, buna ilişkin başvuru dilekçesi ve eklerinin 27.10.2022 tarihinde davalıya tebliğ edildiğine dair tebligat belgesinin dosyaya sunulmuş olduğu ve davalı kurumunda 01.11.2022 tarihli cevabi yazısı ile ödeme yapılamayacağının bildirilmiş olduğu anlaşılmakla, buna göre güvence hesabının sorumlu olduğu tazminatı başvurunun yapıldığı tarih itibariyle ödemesi gerektiği, bu sürede ödeme yapılmaz ise bu tarih itibariyle güvence hesabının temerrüde düştüğünün kabul edileceği, davacı tarafın davadan önce 27.10.2022 tarihinde davalıya başvuruda bulunduğu anlaşılmakla 27.10.2022 tarihi itibariyle temerrüte düştüğünün kabulü yerinde görülmüş, davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile asgari ücret baz alınarak davacının zararının belirlendiği anlaşılmakla raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü iptali kararından sonra dahi vermiş olduğu yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre, 11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 01/09/2013 ile 01/06/2015 tarihleri arasındaki kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, (ATK tarafından bu yönetmelik hükümlerine göre rapor düzenlenmesi olasılığının bulunmadığının bildirilmesi durumunda ise yine bu dönemde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu), 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/6247 E - 2021/9135 K; 2021/5898 E - 2021/8467 K; 2021/4501 E - 2021/7401 K sayılı kararları) Açıklamalar ışığında eldeki dosyaya baktığımızda, kaza tarihi 24.05.2022 olup mahkemesince hükme esas alınan 26.06.2024 tarihli ve 9260 sayılı İstanbul Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen maluliyet raporunun, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde düzenlendiği, davacının son film- grafileri ile tedavi evrakları incelenmek sureti ile raporun hazırlandığı, davacının kalıcı maluliyetinin % 4 olduğu ve 9 aya kadar iyileşme süresinin bulunduğu anlaşılmakla rapor yerinde görülmüş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.
Davalı vekilinin müterafik kusur indirimine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekilince davacının koruyucu ekipman takıp takmadığı hususunun araştırılması ve bu nedenlerle hükmedilen tazminat miktarından müterafik kusur sebebiyle indirim yapılması gerektiği iddia edilmiş, mahkemece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52.maddesi (818 sayılı BK 44) gereğince davacının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı ve tazminattan indirim yapılıp yapılmaması gerektiği hususu tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususun değerlendirilmemiş olduğu anlaşılmıştır. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve trafik mevzuatı uyarınca sürücü ve yolcuların araçların kullanılması sırasında koruyucu tertibatları kullanması zorunludur. Yargıtay 4. H.D'nin 20.02.2023 tarihli 2021/23184 E. 2023/2035 K. Sayılı ilamı ile; "2918 sayılı Kanun'un "Sürücülerin ve yolcuların koruyucu tertibat kullanma zorunluluğu" kenar başlıklı 78 inci maddesi şöyledir; "Belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur. Kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir." Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 150/1-a bendi gereğince; motosikletle gerek sürücü gerekse de yolcu olarak seyir halinde iken zorunlu olan koruyucu ekipmanların kullanılmaması zararın doğmasına veya artmasına sebebiyet veren etkenlerdendir. Özellikle de motosiklet/ elektrikli bisiklet gibi bir araçla seyir halinde iken mevzuata göre yolcuların takmak zorunda olduğu koruma başlağı (kask) hayati öneme sahiptir. Bu nedenle davacının kaza anında kaskının bulunup bulunmadığı, buna göre müterafik kusuru olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir. Dosya kapsamı incelendiğinde, davacının kask takıp takmadığı tespit edilememiş ise de, alınan maluliyet raporuna göre yaralanmasının sağ diz ve sağ ayak bileğinde kırıktan kaynaklandığı anlaşılmakla kask takıp takmamanın sonuca etkisinin bulunmayacağı, yasal olarak bisikletli/ motorsikletli sürücünün dizlik kullanımını zorunlu kılan bir düzenlemenin de bulunmadığı değerlendirilmekle davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Davalı vekilinin SGK ödemesinin rücu ve arabuluculuk ücretine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili SGK tarafından davacıya kaza nedeniyle herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmamış olmasının hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, mahkemece yapılan araştırma neticesinde ... SGK İl Müdürlüğü'nün 27.01.2023 tarihli cevabi yazısında dava konusu edilen trafik kazasından kaynaklı olarak davacıya rücuya tabi herhangi bir ödeme yapılmamış ve gelir bağlanmamış olduğunun bildirildiği görülmekle davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Diğer yandan davalı vekili arabuluculuk ücretinden sorumlu olmadıklarını ileri sürmüş ise de; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca zorunlu arabuluculuk giderleri yargılama giderlerinden sayıldığından arabuluculuk tutanağının düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına yönelik kurulan hüküm yerinde görülmüş, davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun da reddi gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.094,06-TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 2.023,50-TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 6.070,56-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade, harç iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 27/10/2026
Başkan Üye Üye Katip ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Resmî metnin alındığı tarih
- Metin ve künye kontrolü
Bu kayıtta künye, kaynak metni ve metinden yapılan aktarım sunulmaktadır. Editoryal içtihat analizi veya makaleyle karşılaştırma yapılmış olduğu anlamına gelmez.
Kaynak bütünlük bilgisi
Kaynak metni SHA-256: bede0fd35173f6718c527dc678bb5b89b94264046d5b8cefd2f42f149ad7b0d5
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← İçtihat arşivine dönün