Sözleşmeler ve Borçlar Hukuku

Belirsiz Alacak Davası ile Kısmi Dava Ayrımı

Bu makalede belirsiz alacak davası ile kısmi dava ayrımı, güncel mevzuat, içtihat ve uygulama ölçütleriyle incelenmektedir.

Sorumlu yazarAv. Ali Armağan KILIÇ
Yayın tarihi
Son güncelleme
Okuma süresi946 kelime · 5 dk

31 Temmuz 2026 Değişikliği

Belirsiz alacak davası ile kısmi dava ayrımı artık davanın açıldığı tarih esas alınarak ele alınmalıdır. 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesi HMK’nın 107. maddesini yürürlükten kaldırmış; 20. maddesi kısmi davayı düzenleyen 109. maddeye yeni bir dördüncü fıkra eklemiştir. Değişiklikler 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle bugün açılacak bir dava için eski HMK 107’ye dayanılarak belirsiz alacak davası önerilemez.

Önceden açılmış dosyalar ayrıca korunmuştur. 7589 sayılı Kanun’un geçici 1/10. maddesine göre, HMK 107 yürürlükten kaldırılmadan önce açılan davalarda uygulanmaya devam eder. Eski bir belirsiz alacak dosyasında miktarın belirlenmesi ve talebin artırılması ile yeni bir kısmi davadaki artırım birbirine karıştırılmamalıdır.

Hangi Dosyada Hangi Yol Uygulanır?

31 Temmuz 2026’dan önce açılmış belirsiz alacak davası: Davanın açıldığı tarihteki objektif belirsizlik, başlangıçtaki hukuki yarar ve eski HMK 107’nin talep belirleme usulü önemini korur. Bilirkişi raporunun değişiklikten sonra gelmesi, tek başına bu dosyayı yeni bir dava türüne dönüştürmez.

31 Temmuz 2026 ve sonrasında açılan alacak davası: Miktarı belirlenmiş alacağın tamamı dava edilebilir. Talep konusu bölünebiliyorsa bir kısmı HMK 109 uyarınca dava konusu yapılabilir. Yeni 109/4, aynı davada bir defa olmak üzere tahkikatın sona ermesine kadar miktar artırılmasına imkân verir. Bu artırım, iddianın genişletilmesi yasağına tabi değildir; artırılan kısım için de zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılır.

Değişiklik tarihinde devam eden kısmi dava: HMK 107’ye ilişkin geçiş hükmü, belirsiz alacak davalarının korunmasına yöneliktir. Yeni 109/4’ün yürürlükten sonra yapılacak usul işlemine uygulanması, HMK 448’deki derhâl uygulama ve tamamlanmış işlemlerin korunması ilkeleriyle değerlendirilmelidir. Önceden yapılmış artırım, sona ermiş tahkikat veya kesinleşmiş hüküm, değişiklikle kendiliğinden yeniden açılmaz.

Yeni Kısmi Davada Artırım

Kısmi dava dilekçesi, istenen tutarın hangi alacağın hangi bölümüne ait olduğunu göstermelidir. Örneğin aynı sözleşmeden doğan hizmet bedeli, cezai şart ve farklı dönem alacakları tek belirsiz toplam içinde bırakılmamalıdır. Davacının hangi vakıalara dayanarak ne istediği başlangıçtan anlaşılmalıdır.

Yeni HMK 109/4’ün sağladığı imkân, aynı talebin miktarını artırmaktır. Başka bir sözleşmeden doğan yeni alacağı, başka dönemi veya başka kişiye yöneltilecek istemi yalnızca “artırım” başlığıyla davaya eklemek farklı usul sorunları doğurur. Yeni talebin görev, dava şartı arabuluculuk, harç, taraf ve zamanaşımı koşulları ayrıca incelenir.

Artırım dilekçesinde başlangıçtaki tutar, eklenecek tutar ve yeni toplam ayrı yazılmalıdır. Birden çok alacak varsa bu ayrım her kalem için yapılmalıdır. Artan miktara ilişkin harç ve karşı tarafa bildirim işlemleri tamamlanmalı; faiz türü ve başlangıcı da talep sonucunda gösterilmelidir. Zamanaşımının dava tarihinde kesilmesi, faiz başlangıcının otomatik olarak aynı tarih olması anlamına gelmez.

Korunan Eski Belirsiz Alacak Davaları

Geçiş hükmü kapsamındaki eski dosyalarda temel soru, davacının dava açarken miktarı tam ve kesin biçimde belirlemesinin kendisinden beklenip beklenemeyeceğidir. Hesabın bilirkişi eliyle yapılması tek başına objektif belirsizlik değildir. Davacının elindeki sözleşme, ödeme kayıtları, ücret ve çalışma bilgileriyle hesap yapabilmesi ile hesabın karşı tarafın münhasıran elindeki verilere bağlı olması farklı durumlardır.

Her alacak kalemi ayrı değerlendirilir. Aynı dilekçedeki bir alacağın belirlenebilir olması, başka bir alacağın da mutlaka belirlenebilir olduğu sonucunu doğurmaz. Buna karşılık sadece uyuşmazlık bulunması veya davalının miktara itiraz etmesi de belirsiz dava için yeterli değildir.

Bu eski dosyalarda miktar tam belirlenebilir hâle geldiğinde, uygulanmaya devam eden HMK 107’nin mahkemece verilecek süre ve tahkikat sonu sınırı gözetilmelidir. Yeni kısmi dava artırım hükmü gerekçe gösterilerek eski dosyanın dava türü, başlangıçtaki kapsamı veya geçmiş işlemleri varsayımla değiştirilemez.

Zamanaşımı ve Faiz Ayrı Hesaplanır

Yeni HMK 109/4, koşullarına uygun miktar artırımında artırılan bölüm için dava tarihinden itibaren zamanaşımının kesildiğini kabul eder. Dolayısıyla yeni düzenleme kapsamındaki her artırım için “zamanaşımı yalnız artırım tarihinde kesilir” biçiminde genel bir kural kullanılamaz.

Bu sonuç, dava açılmadan önce tamamlanmış bir zamanaşımını ortadan kaldırmaz. Alacağın muacceliyeti, uygulanacak süre, arabuluculuk sırasında durma ve önceki kesilme sebepleri yine belirlenmelidir. Dava tarihinden önceki dönem hesabı ile davadan sonraki miktar artırımının etkisi ayrı satırlarda gösterilmelidir.

Faiz ise temerrüt, ihtar, özel kanun, talebin kapsamı ve alacak türüne göre incelenir. Bir kısmi dava artırımının zamanaşımına etkisinden hareketle bütün alacaklar için tek faiz başlangıcı çıkarılamaz. Hesap raporu da anapara, dönem, oran ve faiz başlangıcını birbirinden ayırmalıdır.

Önceki Kararın Tarihsel Önemi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 5 Şubat 2026 tarihli E.2025/9347, K.2026/864 sayılı kararı, eski HMK 107 döneminde bazı işçilik alacaklarının başlangıçta belirlenebilirliği ve hukuki yarar sorununa ilişkindir. Karar kaydındaki sonuç bozmadır. Makalede kullanılan kısa pasaj şöyledir:

“Talep edilen fark ücret, kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacakları bakımından davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.”

Kararın resmî tam metin bağlantısı. Bu karar 7589 sayılı Kanun’dan önce verilmiştir. Geçiş hükmüyle korunan eski dosyalarda belirsizliğin kalem bazında incelenmesine yardımcı olur; 31 Temmuz 2026’dan sonra açılan davalarda yürürlükten kalkmış bir dava türüne dayanak oluşturmaz. Kararın işçilik alacaklarına ilişkin maddi koşulları, başka alacaklara kendiliğinden taşınamaz.

Tarihsel Kanun ve Doktrin Kaynakları

Eski HMK 107/1’in miktarın davanın açıldığı tarihte tam belirlenememesine ilişkin bölümü, yalnız geçiş hükmü kapsamındaki dosyaların açıklanması için önemlidir:

“Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği”

TBMM 6100 sayılı Kanun kabul metni, tarihsel HMK 107. Kabul metni güncel konsolide kanun yerine kullanılmamalıdır.

Aybüke Basım’ın “Kısmi Dava, Belirsiz Alacak Davası ve Manevi Tazminat Taleplerinin Bu Davalara Konu Olup Olamayacağı Sorunu” başlıklı çalışması, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2016, C.65, S.4, s.2685–2723’te yayımlanmıştır. Çalışma iki kurumun eski düzenlemedeki ayrımını açıklar; 2026 değişikliğinden sonraki dava seçimi doğrudan bu esere dayandırılamaz.

Dosyada İzlenecek Sıra

  1. Dava açılış tarihini UYAP kaydından belirleyin; eski HMK 107 geçiş rejimine girip girmediğini gösterin.
  2. Her alacağın dayandığı vakıayı, dönemini, talep edilen bölümünü ve hesap belgelerini ayırın.
  3. Artırımın eski HMK 107, yeni HMK 109/4 veya ıslah hükümlerinden hangisine dayandığını açıkça belirtin.
  4. Tahkikatın devam edip etmediğini, önceki artırım ve ıslah işlemlerini kontrol edin.
  5. Artan miktar, yeni toplam, harç, faiz ve karşı tarafa bildirim işlemlerini birlikte tamamlayın.

Kaynakça ve Resmî Dayanaklar

7589 sayılı Kanun: m.19, m.20, geçici m.1/10 ve m.26. TBMM kanun kaydı: 31 Temmuz 2026 tarihli, 33326 sayılı Resmî Gazete bilgisi.

Sözleşmeler ve Borçlar Hukuku4 mevzuat, içtihat ve doktrin bağlantısıYayın ilkelerimiz
Belirsiz Alacak Davası ile Kısmi Dava Ayrımı konulu makale görseli
Makale görseli
AYNI ALANDA
Sözleşmeler ve Borçlar HukukuMilletlerarası Yetki Sözleşmesinin Geçerliliği

Milletlerarası Yetki Sözleşmesinin Geçerliliği; Yabancılık unsuru taşıyan ve Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen borç ilişkisinde taraflar belirli bir yabancı devlet mahkemesini yazılı anlaşmayla yetkili kılabilir; seçilen mahkemenin veya hukuki ilişkinin belirlenebilir olması ve davalının Türk mahkemesinde süresinde itirazı gerekir. Delil, başvuru sırası, süre ve karşı görüşlerle birlikte incelenmektedir.

İncele →
Sözleşmeler ve Borçlar HukukuKredi Sözleşmesinde Hesap Özeti ve Noter İhtarı

Kredi Sözleşmesinde Hesap Özeti ve Noter İhtarı; Genel kredi sözleşmesinde borcun muaccel kılınması ve hesap katı, sözleşmedeki koşullara uygun irade açıklaması ve borçluya usulüne uygun bildirim gerektirir; noter aracılığıyla gönderilen hesap özeti belirli koşullarda alacağın likit ve takip edilebilir tutarını ispatta özel önem taşır. Delil, başvuru sırası, süre ve karşı görüşlerle birlikte incelenmektedir.

İncele →
Sözleşmeler ve Borçlar HukukuYabancı Para Borcunda Aynen Ödeme Kaydı ve Kur

Yabancı Para Borcunda Aynen Ödeme Kaydı ve Kur; Yabancı para borcunda sözleşmede aynen ödeme kararlaştırılmışsa alacaklı kural olarak borcun kararlaştırılan para cinsinden ifasını isteyebilir; aynen ödeme kaydı yoksa ve borç gününde ödenmezse kanundaki seçimlik kur hesapları gündeme gelir. Delil, başvuru sırası, süre ve karşı görüşlerle birlikte incelenmektedir.

İncele →