Kapsam
Tazminat, işçilik, hesap ilişkisi, bilirkişi ihtiyacı, kısmi eda-külli tespit, talep artırım ve ıslah arasındaki fark incelenir. Belirsiz alacak davası, davacının subjektif bilgisizliğine değil dava tarihinde miktarı tam ve kesin belirlemenin objektif olarak imkansız veya kendisinden beklenemez olmasına dayanır. Sonuca giderken işlemin adı değil gerçek hukuki niteliği, tarafların sıfatı ve korunan menfaat belirleyicidir.
Bu çalışma, belirsiz alacak davası ile kısmi dava ayrımı konusunda 31 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla hazırlanmıştır. Kaynakça, Mevzuat Bilgi Sistemi ile resmî karar ve kurum sayfalarına yönelir. Doğrudan resmî tam metni bulunmayan bir kayıt belirli esas-karar numarasıyla emsal gibi sunulmamış; veri tabanı bağlantıları güncel içtihadın somut dosya üzerinden yeniden araştırılması için verilmiştir. Olay tarihinde yürürlükte bulunan metin ayrıca kontrol edilmelidir.
Hukukî Sorunun Çerçevesi ve Ayrımlar
İncelemenin ilk ölçütü “alacağın sırf bilirkişi hesabı gerektirmesi tek başına belirsizlik için yeterli değildir” kuralıdır. Davacı dava dilekçesinde belirsizliğin kaynağını ve asgari talep miktarını göstermelidir. Ayrıca “miktar belirlenebilir hale geldiğinde talep, tahkikat sona ermeden ve karşı tarafa usulüne uygun bildirilerek artırılır” yaklaşımının somut olayda uygulanıp uygulanmayacağı, özel hüküm ve dosya belgeleri üzerinden sınanmalıdır.
Belirsiz Alacak Davası ile Kısmi Dava Ayrımı bakımından maddi hukuk hakkın doğup doğmadığını; usul hukuku ise bu hakkın hangi merci önünde, hangi sürede ve hangi delille korunacağını belirler. Hakimin hukuku kendiliğinden uygulaması, tarafın vakıaları ve talep sonucunu açıkça ortaya koyma yükünü ortadan kaldırmaz. Bu nedenle olay kronolojisi, her çekişmeli vakıanın karşısında dayanak belge ve hukuki sonuç bulunacak şekilde hazırlanmalıdır.
Resmî Mevzuat Haritası
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: m.107/1
Doğrulanmış Kanun Alıntısı
“Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği” — Alıntının yeri: Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.107/1, orta bölüm
Bu alıntı, TBMM, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kabul metni, m.107/1 üzerinden 31.08.2026 tarihinde doğrulanmıştır.
Belirsiz alacak davası ile kısmi dava ayrımı kapsamında m.107/1 hükümleri talep sonucu, dava türleri ve ıslah bakımından önem taşır. Hüküm, yürürlük tarihi ve geçiş kurallarıyla birlikte resmî güncel metinden okunmalıdır. Olayın hükmün varsayımına neden girdiği, yaptırımın hangi koşulda doğduğu ve Türk Borçlar Kanunu ile ilişkinin özel-genel norm mu yoksa tamamlayıcı uygulama mı olduğu dilekçede açıklanmalıdır.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu: m.117 ve Devamı, 146 ve Devamı
Belirsiz alacak davası ile kısmi dava ayrımı kapsamında m.117 ve devamı, 146 ve devamı hükümleri temerrüt ve zamanaşımı bakımından önem taşır. Hüküm, yürürlük tarihi ve geçiş kurallarıyla birlikte resmî güncel metinden okunmalıdır. Olayın hükmün varsayımına neden girdiği, yaptırımın hangi koşulda doğduğu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile ilişkinin özel-genel norm mu yoksa tamamlayıcı uygulama mı olduğu dilekçede açıklanmalıdır.
Doktrindeki Yaklaşımlar
Aşağıdaki doktrin görüşü bağlayıcı değildir; doğrulanmış bibliyografik kaydından, eserin bağlamı korunarak aktarılmıştır.
Aybüke Basım: Kısmi Dava, Belirsiz Alacak Davası ve Manevi Tazminat Taleplerinin Bu Davalara Konu Olup Olamayacağı Sorunu
Belirsiz alacak davası ile kısmi dava aynı kurum değildir; talep türü, başlangıçta belirlenebilirlik, faiz ve zamanaşımı sonuçları gözetilerek seçilmelidir. Bu yaklaşım, somut uyuşmazlık içinde somut vakıa ve yürürlükteki hükümle birlikte değerlendirilmelidir.
“Kısmi dava, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 109.; belirsiz alacak davası ise 107. maddesinde ilk kez yasal olarak düzenlenmiştir.” — Alıntının yeri: Öz
Belirsiz alacak davası ile kısmi dava ayrımı konusunda yararlanılan eser: Aybüke Basım, “Kısmi Dava, Belirsiz Alacak Davası ve Manevi Tazminat Taleplerinin Bu Davalara Konu Olup Olamayacağı Sorunu”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2016, C. 65, S. 4, s. 2685-2723. Doğrulama tarihi: 31.08.2026.
Somut Dosyada Usul ve Delil Notu
Alacak miktarının davacıdan beklenebilir ölçüde belirlenip belirlenemediği dava açılış tarihindeki bilgi ve belgelere göre açıklanmalı; sırf bilirkişi incelemesi yapılacak olması belirsiz alacak davasını otomatik olarak haklı kılmaz. Asgari miktar, hukuki ilişki ve tüm alacak kalemleri dava dilekçesinde gösterilmeli; talep artırımı, harç, faiz başlangıcı ve zamanaşımı etkisi seçilen dava türüne göre planlanmalıdır. Dava şartı arabuluculuk varsa arabuluculuk son tutanağındaki uyuşmazlık ve talep kalemleriyle dava dilekçesi uyumu korunmalıdır. Resmî MBS PDF bağlantısı belirlenmiştir; mevzuat alıntısı aşağıda gösterilen TBMM kabul/değişiklik metniyle kelimesi kelimesine karşılaştırılmıştır. Ancak MBS PDF bu araştırma turunda satır düzeyinde açılamadığından doğrulama, güncel konsolide metin veya yürürlük doğrulaması değildir; güncel metin, yürürlük ve olay tarihi ayrıca kontrol edilmelidir. m.107/1 kabul metni esas alınmıştır; 7251 sayılı Kanunla yapılan değişiklik ve talep artırımının güncel usul sonuçları ayrıca karşılaştırılmalıdır.
Uyuşmazlığın Hukuki Analiz Omurgası
Belirsiz Alacak Davası ile Kısmi Dava Ayrımı dosyasında önce çözülmesi gereken ana mesele, “Alacağın miktarı hangi durumda objektif olarak belirlenemez kabul edilir ve yanlış dava türü seçiminin usuli sonuçları nelerdir?” sorusudur. Bu soru tek bir kanun maddesine indirgenmemelidir. İlk olarak tarafların hukuki sıfatı, hakkı doğurduğu ileri sürülen işlem veya olay, karşı tarafın itirazı ve istenen hüküm ayrı satırlarda gösterilmelidir. Ardından “Alacağın sırf bilirkişi hesabı gerektirmesi tek başına belirsizlik için yeterli değildir.” ölçütü kurucu vakıalarla eşleştirilmeli; “Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekir; saklı tutma beyanının etkisi güncel HMK hükümleriyle değerlendirilir.” kuralının iddiayı sınırlandırıp sınırlandırmadığı incelenmelidir. Böyle bir mesele haritası, maddi hukuk tartışmasını görev, süre ve ispat sorunlarından ayırır; dilekçenin hem vakıa hem talep bölümünde aynı hukuki tezin izlenebilmesini sağlar.
Belirsiz Alacak Davası ile Kısmi Dava Ayrımı bakımından ispat planı, dosyadaki belgelerin yalnız listesinden ibaret tutulmamalıdır. Sözleşme ve hesap belgeleri hakkın doğumuna, kapsamına veya ihlaline ilişkin hangi vakıayı kanıtlıyorsa bu bağlantı açıkça yazılmalıdır. Zarar kalemleri ise ilk kaydın tarihini, tarafını ya da içeriğini doğrulayan bağımsız kayıt olarak değerlendirilmelidir. Belgenin aslı, düzenleyeni, oluşturulma zamanı ve sonraki değişiklikleri belirlenmeden yalnız ekran görüntüsüne veya taraf anlatımına dayanılması sağlıklı değildir. Karşı tarafın ileri sürebileceği aidiyet, kapsam, sahtelik, ödeme, zamanaşımı ya da yetki itirazı için ayrıca karşı delil sütunu açılmalı; ispat yükü her çekişmeli vakıa yönünden bağımsız belirlenmelidir.
Belirsiz Alacak Davası ile Kısmi Dava Ayrımı uyuşmazlığında usul takvimi dava tarihindeki belirlenebilirlik testi ile başlatılmalıdır. Dava veya başvuru öncesi zorunlu yol, görevli ve yetkili merci, harç, tebligat, kesinleşme ve kanun yolu tarihleri aynı çizelgede fakat ayrı hukuki nitelikleriyle tutulmalıdır. Zamanaşımının hangi miktar yönünden kesildiği dava türüne göre değerlendirilir. Bu uyarı uygulanırken yalnız son gün hesaplanmamalı; sürenin hangi olayla başladığı, bildirimin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı ve adli tatil ya da özel süre hükmünün etkisi de yazılı biçimde gerekçelendirilmelidir. Harç ve tebliğ işlemleri aşamasında verilecek kararın infaza veya fiilî uygulamaya elverişli olması için hüküm sonucunun kişi, işlem, dönem ve tutar bakımından tereddüt doğurmayacak açıklıkta kurulması gerekir.
Belirsiz Alacak Davası ile Kısmi Dava Ayrımı yönünden talep stratejisi hazırlanırken belirsiz alacak ile kısmi eda aynı hukuki sonucun farklı anlatımlarıymış gibi üst üste yazılmamalıdır. Her talebin dayandığı vakıa, kanun hükmü, ispat aracı, faiz veya feri sonuç ve kabul hâlinde kurulması istenen hüküm ayrı gösterilmelidir. Talepler birbirini dışlıyorsa terdit sırası; birlikte hükmedilebiliyorsa yığılma ilişkisi; miktar başlangıçta tam belirlenemiyorsa bunun maddi ve usuli nedeni açıklanmalıdır. Geçici koruma istenmesi, esas talebin peşinen kabulü anlamına gelmeyecek biçimde güncel tehlike ve orantılılıkla sınırlandırılmalıdır. Böylece mahkeme, tarafın gerçekte hangi hukuki korumayı istediğini yorum yoluyla tamamlamak zorunda kalmaz.
Belirsiz Alacak Davası ile Kısmi Dava Ayrımı hakkında karşı görüş analizi yapılmadan hazırlanan metin, dosyanın güçlü tarafını gösterse bile kararın bozulma veya reddedilme riskini yeterince karşılamaz. Özellikle her bilirkişilik dosyayı belirsiz saymak ihtimali; karşı tarafın en güçlü savunması kabul edilerek test edilmelidir. Bu savunmanın hangi maddi vakıaya ve hangi kanuni sonuca dayandığı ayrıştırıldıktan sonra, cevabın kanun alıntısı, delil ve içtihatla ayrı ayrı desteklenmesi gerekir. Yargıtay kararının esas ve karar numarasının doğru olması tek başına yeterli değildir; kararın olayları, uygulanan kanun metninin tarihi, inceleme türü ve sonucu eldeki dosyayla karşılaştırılmalıdır. Farklı belirleyici vakıa varsa karar emsal diye değil, ayrıştırılarak kullanılmalıdır.
Uygulanacak Ölçütler
Alacağın Sırf Bilirkişi Hesabı Gerektirmesi Tek Başına Belirsizlik İçin Yeterli Değildir.
Bu kuralın olayda karşılık bulması için sözleşme ve hesap belgeleri ile maddi vakıa arasında açık bağ kurulmalıdır. “Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/9347, K. 2026/864 yönünden alacağın sırf bilirkişi hesabı gerektirmesi tek başına belirsizlik için yeterli değildir” değerlendirmesi, ilgili usul adımındaki kayıtlarla doğrulanmadıkça soyut kabul olarak bırakılamaz.
Davacı Dava Dilekçesinde Belirsizliğin Kaynağını ve Asgari Talep Miktarını Göstermelidir.
“Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/9347, K. 2026/864 yönünden davacı dava dilekçesinde belirsizliğin kaynağını ve asgari talep miktarını göstermelidir” ölçütünün değerlendirilmesinde belirleyici nokta, taraf anlatısından çok zarar kalemleri ile ortaya çıkan fiilî durumdur. Usul planı kurulurken kuralın istisnası ve asgari miktarı göstermemek savunması da ayrıca incelenmelidir.
Miktar Belirlenebilir Hale Geldiğinde Talep, Tahkikat Sona Ermeden ve Karşı Tarafa Usulüne Uygun Bildirilerek Artırılır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/9347, K. 2026/864 yönünden miktar belirlenebilir hale geldiğinde talep, tahkikat sona ermeden ve karşı tarafa usulüne uygun bildirilerek artırılır. Bu ölçüt özellikle karşı tarafın elindeki kayıtlar üzerinden sınanır. Dava türünün açık nitelendirilmesi tamamlanmadan sonuca gidilmesi, artırım ile ıslahı karıştırmak ihtimalini güçlendirebilir.
Kısmi Dava Açılabilmesi İçin Talep Konusunun Bölünebilir Olması Gerekir; Saklı Tutma Beyanının Etkisi Güncel HMK Hükümleriyle Değerlendirilir.
Bu kuralın olayda karşılık bulması için bilirkişi hesabına esas veriler ile maddi vakıa arasında açık bağ kurulmalıdır. “Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/9347, K. 2026/864 yönünden kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekir; saklı tutma beyanının etkisi güncel HMK hükümleriyle değerlendirilir” değerlendirmesi, ilgili usul adımındaki kayıtlarla doğrulanmadıkça soyut kabul olarak bırakılamaz.
İspat Planı ve Deliller
Sözleşme ve Hesap Belgeleri.
Bu delil öncelikle “alacağın sırf bilirkişi hesabı gerektirmesi tek başına belirsizlik için yeterli değildir” iddiasını sınamak için kullanılır. “Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/9347, K. 2026/864 yönünden sözleşme ve hesap belgeleri” tek başına bütün uyuşmazlığı değil, bağlı olduğu çekişmeli vakıayı kanıtlayabilir.
Zarar Kalemleri.
“Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/9347, K. 2026/864 yönünden zarar kalemleri” değerlendirilirken kaydın kim tarafından, hangi amaçla ve ne zaman oluşturulduğu açıklanmalıdır. İlgili usul adımı yürütülürken zarar kalemleri ile çelişen kayıtlar da dosyaya getirtilmelidir.
Karşı Tarafın Elindeki Kayıtlar.
“Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/9347, K. 2026/864 yönünden karşı tarafın elindeki kayıtlar” kaydı, “Miktar belirlenebilir hale geldiğinde talep, tahkikat sona ermeden ve karşı tarafa usulüne uygun bildirilerek artırılır” ölçütünün ispat alanına girer. Kaydın kişi, işlem ve tarih bağlantısı kurulmalı; özgünlük ve bütünlük karşı kayıtlarla sınanmalıdır.
Bilirkişi Hesabına Esas Veriler.
Bu delil öncelikle “kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekir; saklı tutma beyanının etkisi güncel hmk hükümleriyle değerlendirilir” iddiasını sınamak için kullanılır. “Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/9347, K. 2026/864 yönünden bilirkişi hesabına esas veriler” tek başına bütün uyuşmazlığı değil, bağlı olduğu çekişmeli vakıayı kanıtlayabilir.
Talep Artırım ve Islah Dilekçeleri.
“Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/9347, K. 2026/864 yönünden talep artırım ve ıslah dilekçeleri” değerlendirilirken kaydın kim tarafından, hangi amaçla ve ne zaman oluşturulduğu açıklanmalıdır. İlgili usul adımı yürütülürken talep artırım ve ıslah dilekçeleri ile çelişen kayıtlar da dosyaya getirtilmelidir.
Görevli Merci ve Başvuru Sırası
Dava Tarihindeki Belirlenebilirlik Testi.
Bu aşamanın amacı yalnız şekli tamamlamak değildir; sözleşme ve hesap belgeleri ile talep arasındaki bağlantıyı doğru mercie taşımaktır. “Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/9347, K. 2026/864 yönünden dava tarihindeki belirlenebilirlik testi” adımından sonra bir sonraki işlem için ayrıca süre kaydı açılmalıdır.
Asgari Miktarın Gösterilmesi.
“Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/9347, K. 2026/864 yönünden asgari miktarın gösterilmesi” işlemi yürütülürken görev, yetki ve yalnız kanunun açıkça aradığı dava şartları kadar istenen hükmün uygulanabilirliği de denetlenir. Eksik zarar kalemleri, kısmi eda talebinin kapsamını doğrudan etkileyebilir.
Dava Türünün Açık Nitelendirilmesi.
“Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/9347, K. 2026/864 yönünden dava türünün açık nitelendirilmesi” işlemi, başvurunun ayrı bir aşamasıdır. Karşı tarafın elindeki kayıtlar dosyaya alınmalı ve külli tespit talebinin görevli merci önündeki somut sonucu açıklanmalıdır.
Miktarın Belirlenme Anının Saptanması.
Bu aşamanın amacı yalnız şekli tamamlamak değildir; bilirkişi hesabına esas veriler ile talep arasındaki bağlantıyı doğru mercie taşımaktır. “Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/9347, K. 2026/864 yönünden miktarın belirlenme anının saptanması” adımından sonra bir sonraki işlem için ayrıca süre kaydı açılmalıdır.
Harç ve Tebliğ İşlemleri.
“Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/9347, K. 2026/864 yönünden harç ve tebliğ işlemleri” işlemi yürütülürken görev, yetki ve yalnız kanunun açıkça aradığı dava şartları kadar istenen hükmün uygulanabilirliği de denetlenir. Eksik talep artırım ve ıslah dilekçeleri, faiz ve feriler talebinin kapsamını doğrudan etkileyebilir.
Sürelerin Hesabı
Zamanaşımının Hangi Miktar Yönünden Kesildiği Dava Türüne Göre Değerlendirilir.
“Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/9347, K. 2026/864 yönünden zamanaşımının hangi miktar yönünden kesildiği dava türüne göre değerlendirilir” takvim kuralında önce süreyi başlatan belge tespit edilmelidir. Dava tarihindeki belirlenebilirlik testi yapılırken zamanaşımı, hak düşürücü süre ve usul süresi birbirine karıştırılmamalıdır.
Talep Artırım, Tahkikat Sona Ermeden Yapılmalıdır.
“Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/9347, K. 2026/864 yönünden talep artırım, tahkikat sona ermeden yapılmalıdır” uyarısının uygulanması, başlangıç ve son günün ayrı ayrı hesaplanmasını gerektirir. Elektronik gönderim, tebligat ve başvuru alındıları dosyada korunmalıdır.
Islah Kural Olarak Tahkikat Bitene Kadar ve Bir Kez Kullanılabilir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/9347, K. 2026/864 yönünden ıslah kural olarak tahkikat bitene kadar ve bir kez kullanılabilir. Başlangıç anı varsayımla değil tebligat, öğrenme, ödeme veya işlem kaydıyla belirlenir; sürenin hukukî niteliği ayrıca gösterilir.
Talep Sonucunun Kurulması
Belirsiz Alacak.
Mahkemeden veya yetkili merciden istenen sonuç Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/9347, K. 2026/864 yönünden belirsiz alacak olarak belirlenecekse, kabul hâlinde uygulanacak hüküm kişi, dönem ve miktar yönünden açık olmalıdır. Dayanak delil sözleşme ve hesap belgeleri, temel ölçüt ise “alacağın sırf bilirkişi hesabı gerektirmesi tek başına belirsizlik için yeterli değildir” olacaktır.
Kısmi Eda.
“Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/9347, K. 2026/864 yönünden kısmi eda” isteminin diğer taleplerle asli, ferî veya terditli ilişkisi açıklanmalıdır. Zarar kalemleri bulunmadığında talebin kapsamı varsayımla genişletilmemelidir.
Külli Tespit.
“Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/9347, K. 2026/864 yönünden külli tespit” talebi, “Miktar belirlenebilir hale geldiğinde talep, tahkikat sona ermeden ve karşı tarafa usulüne uygun bildirilerek artırılır” koşuluyla ve karşı tarafın elindeki kayıtlar deliliyle ilişkilendirilmelidir. Asıl talep ile faiz, gider ve geçici koruma ayrı kurulmalıdır.
Talep Artırımı.
Mahkemeden veya yetkili merciden istenen sonuç Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/9347, K. 2026/864 yönünden talep artırımı olarak belirlenecekse, kabul hâlinde uygulanacak hüküm kişi, dönem ve miktar yönünden açık olmalıdır. Dayanak delil bilirkişi hesabına esas veriler, temel ölçüt ise “kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekir; saklı tutma beyanının etkisi güncel hmk hükümleriyle değerlendirilir” olacaktır.
Faiz ve Feriler.
“Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/9347, K. 2026/864 yönünden faiz ve feriler” isteminin diğer taleplerle asli, ferî veya terditli ilişkisi açıklanmalıdır. Talep artırım ve ıslah dilekçeleri bulunmadığında talebin kapsamı varsayımla genişletilmemelidir.
Resmî Karar ve Kurum Uygulaması
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/9347, K. 2026/864, 05.02.2026 — Resmî Tam Metin ve Doğrulanmış Alıntı
Doğrulanmış Karar Alıntısı
“Talep edilen fark ücret, kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacakları bakımından davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.” — Alıntının yeri: Gerekçe; alacak kalemleri bakımından HMK m.107 hukuki yarar değerlendirmesi
Alıntı, resmî tam metin üzerinden 31.08.2026 tarihinde doğrulanmıştır. Kararın sonucu: bozma.
Belirsiz alacak davası ile kısmi dava ayrımı bağlamında resmî karar kaynağı üzerinden doğrulanan hukuki ilke şöyle özetlenebilir: Davacının dava tarihinde belirleyebileceği işçilik alacakları belirsiz alacak davasına konu edilemez; her alacak kaleminin belirlenebilirliği ayrı incelenmelidir. Bu özet doğrudan alıntı değildir; yukarıdaki kısa pasaj karar metninden kelimesi kelimesine alınmıştır. Karar, maddi olayı ve sonucu ile birlikte okunmalıdır.
Somut olayla benzerlik: Aynı davadaki farklı işçilik alacaklarının hangileri yönünden miktarın dava tarihinde belirlenebilir olduğu ve belirsiz dava açılmasında hukuki yarar incelenmiştir.
Kararın uygulanma sınırı: Karar işçilik alacaklarının somut hesaplanabilirliğine ilişkindir; her kısmi davayı veya başka hukuk alanlarındaki alacakların belirsizlik ölçütünü kendiliğinden aynı sonuca bağlamaz.
Karşı Görüşler ve Ret Riskleri
Her Bilirkişilik Dosyayı Belirsiz Saymak.
Bu risk, karşı tarafın en güçlü savunmalarından biri olarak ele alınmalıdır: “Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/9347, K. 2026/864 yönünden her bilirkişilik dosyayı belirsiz saymak”. Bu savunmaya verilecek cevap, sözleşme ve hesap belgeleri delili ve “Alacağın sırf bilirkişi hesabı gerektirmesi tek başına belirsizlik için yeterli değildir” ölçütü üzerinden somutlaştırılmalıdır.
Asgari Miktarı Göstermemek.
“Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/9347, K. 2026/864 yönünden asgari miktarı göstermemek” riski gerçekleşirse kısmi eda talebi bütünüyle veya kısmen etkisiz kalabilir. Bu nedenle usul işlemleri yürütülürken olay kronolojisi ve karşı deliller birlikte incelenmelidir.
Artırım ile Islahı Karıştırmak.
“Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/9347, K. 2026/864 yönünden artırım ile ıslahı karıştırmak” riski hem maddi hakkı hem başvurunun dinlenebilirliğini zayıflatabilir. Dava türünün açık nitelendirilmesi aşamasında karşı tarafın elindeki kayıtlar kontrol edilmeli; eksiklik giderilemiyorsa iddianın kapsamı daraltılmalıdır.
Faiz Başlangıcını Dava Türünden Bağımsız Değerlendirmek.
Bu risk, karşı tarafın en güçlü savunmalarından biri olarak ele alınmalıdır: “Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/9347, K. 2026/864 yönünden faiz başlangıcını dava türünden bağımsız değerlendirmek”. Bu savunmaya verilecek cevap, bilirkişi hesabına esas veriler delili ve “Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekir; saklı tutma beyanının etkisi güncel HMK hükümleriyle değerlendirilir” ölçütü üzerinden somutlaştırılmalıdır.
Dava Dilekçesindeki Hukuki Yararı Açıklamamak.
“Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/9347, K. 2026/864 yönünden dava dilekçesindeki hukuki yararı açıklamamak” riski gerçekleşirse faiz ve feriler talebi bütünüyle veya kısmen etkisiz kalabilir. Bu nedenle usul işlemleri yürütülürken olay kronolojisi ve karşı deliller birlikte incelenmelidir.
Avukat İçin Dosya Hazırlık Kontrol Listesi
- sözleşme ve hesap belgeleri
- zarar kalemleri
- karşı tarafın elindeki kayıtlar
- bilirkişi hesabına esas veriler
- talep artırım ve ıslah dilekçeleri
- dava tarihindeki belirlenebilirlik testi
- asgari miktarın gösterilmesi
- dava türünün açık nitelendirilmesi
- miktarın belirlenme anının saptanması
- harç ve tebliğ işlemleri
- Süre çizelgesinde Zamanaşımının hangi miktar yönünden kesildiği dava türüne göre değerlendirilir. Talep artırım, tahkikat sona ermeden yapılmalıdır. Islah kural olarak tahkikat bitene kadar ve bir kez kullanılabilir.
Sık Sorulan Uygulama Soruları
Alacağın Miktarı Hangi Durumda Objektif Olarak Belirlenemez Kabul Edilir ve Yanlış Dava Türü Seçiminin Usuli Sonuçları Nelerdir?
Belirsiz alacak davası, davacının subjektif bilgisizliğine değil dava tarihinde miktarı tam ve kesin belirlemenin objektif olarak imkansız veya kendisinden beklenemez olmasına dayanır. Dosyanın ilk işleminde görev, süre ve delil koruma planı kurulmalı; sözleşme ve hesap belgeleri ise mümkünse doğrudan düzenleyen kurum veya özgün kaynaktan alınmalıdır.
Hangi Kayıtlar Sözleşme ve Hesap Belgeleri ile Karşılaştırılmalıdır?
Sözleşme ve hesap belgeleri, zarar kalemleri, karşı tarafın elindeki kayıtlar birlikte okunmalıdır. Her kayıt yalnız bağlantılı olduğu çekişmeli vakıa bakımından kullanılır; düzenleyeni, tarihi ve bütünlüğü ayrıca denetlenir.
Belirsiz Alacak Davası ile Kısmi Dava Ayrımı Bakımından Doğru Merci ve Usul Yolu Hangi Verilerle Belirlenir?
Dava tarihindeki belirlenebilirlik testi; asgari miktarın gösterilmesi; dava türünün açık nitelendirilmesi; miktarın belirlenme anının saptanması; harç ve tebliğ işlemleri. Görev, yetki, taraf sıfatı, harç ve yalnız kanunun açıkça aradığı hâllerde zorunlu ön başvuru esas incelemesinden önce tamamlanmalıdır.
Belirsiz Alacak Davası ile Kısmi Dava Ayrımı Bakımından Hangi Başlangıç Olayı Süreyi Başlatır?
Zamanaşımının hangi miktar yönünden kesildiği dava türüne göre değerlendirilir. Talep artırım, tahkikat sona ermeden yapılmalıdır. Islah kural olarak tahkikat bitene kadar ve bir kez kullanılabilir.
Belirsiz Alacak İstemi Mahkemeden veya Yetkili Merciden Nasıl İstenmelidir?
Belirsiz alacak, kısmi eda, külli tespit, talep artırımı, faiz ve feriler somut olayın elverdiği ölçüde gündeme gelebilir. Taleplerin asıl veya yardımcı niteliği ile uygulanabilecek ferilerin dayanağı ayrı gösterilmelidir.
Sonuç
Somut uyuşmazlık bakımından güvenilir sonuç, tek belgeye veya soyut bir karar özetine dayanmaz. “Alacağın miktarı hangi durumda objektif olarak belirlenemez kabul edilir ve yanlış dava türü seçiminin usuli sonuçları nelerdir” sorusu, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu ile olay tarihindeki resmî uygulama birlikte değerlendirilerek cevaplanır. Belirsiz alacak davası, davacının subjektif bilgisizliğine değil dava tarihinde miktarı tam ve kesin belirlemenin objektif olarak imkansız veya kendisinden beklenemez olmasına dayanır.
Dosyanın ilk önceliği dava tarihindeki belirlenebilirlik testi, delil omurgası ise sözleşme ve hesap belgeleri ile zarar kalemleri arasındaki doğrulamadır. Takvimdeki ilk uyarı şudur: Zamanaşımının hangi miktar yönünden kesildiği dava türüne göre değerlendirilir. Belirsiz alacak talebi açık ve uygulanabilir kurulmalı; her bilirkişilik dosyayı belirsiz saymak riski başvuru yapılmadan önce giderilmelidir.
Kaynakça ve Karar Doğrulaması
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/9347, K. 2026/864, 05.02.2026 — resmî tam metin ve doğrulanmış alıntı — künye, karar sonucu ve kısa alıntı 31.08.2026 tarihinde resmî tam metinden doğrulandı; araştırma ölçütü: Davacının dava tarihinde belirleyebileceği işçilik alacakları belirsiz alacak davasına konu edilemez; her alacak kaleminin belirlenebilirliği ayrı incelenmelidir.
- 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m.107/1
- TBMM, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kabul metni, m.107/1 — alıntı yeri: Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.107/1, orta bölüm
- 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu — m.117 ve devamı, 146 ve devamı
- Aybüke Basım, “Kısmi Dava, Belirsiz Alacak Davası ve Manevi Tazminat Taleplerinin Bu Davalara Konu Olup Olamayacağı Sorunu”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2016, C. 65, S. 4, s. 2685-2723
- Yargıtay Karar Arama
- Yargıtay İçtihat Merkezi Hakkında Resmî Duyuru

Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
